Kışlalı; “3. Dünya Harbi çıkmaz!..”

8.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Kuzey Kore krizi başta olmak üzere, dünyanın ve ülkenin gündeminde olan gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – Kuzey Kore’nin “hidrojen bombası denemeleri” devam ediyor ve “füzelere takılarak” ABD’ye kadar “hedef tayin edilebilecek hâle gelindiği” belirtiliyor. Trump ateş püskürüyor. Japonya ve Güney Kore diken üzerinde. Sizce “3’üncü Dünya Harbi” çıkabilir mi?..  

KIŞLALI – Zannetmiyorum. İşin içinde dünyanın en büyük güçlerine sahip birçok ülke var. Bunların kendi aralarında şimdiye kadar sağlamış oldukları dengenin Kuzey Kore tarafından bozulmasına izin vereceklerini sanmam. Böyle bir harbin ne boyutlara varabileceğini düşündüğünüzde, böyle bir savaşın herhangi bir ülke lehine neticelenebileceğini düşünmüyorum. Kuzey Kore'nin çılgınca bir adım atması için, öncelikle herhalde yakın müttefiki olan Çin'den bir destek alması gerekir. Çin'in de buna izin vereceğini hiç zannetmiyorum. Bence asıl incelenmesi gereken konu, Kuzey Kore'nin bu gerginlik yaratan girişimlerinin parçası olan büyük planının ne olduğunu araştırmaktır. Diğer bir deyişle Kuzey Kore ve lideri bu girişimlerden ne bekliyor, nasıl bir sonuç hedefliyor ki buna devam ediyor. Bunun iyi araştırılması lazım. Şimdiki halde ortaya çıkan görünüm, sadece "Bu iş böyle gider mi?" sorusu ile ilgili değerlendirmeler olabilir. Onların da dünya güçleri nezdinde yapıldığı muhakkak.

GÖZLEM – Siyasi literatürde “Korsan devlet / Terörist devlet” tabirlerine Trump “Haydut devlet” tabirini de ekledi. Kuzey Kore tehdidi nasıl önlenebilir? Böyle küçük bir devlet, BM dahil, bunca kınamaya, karara ve yaptırıma rağmen, “büyük hedefleri ve büyük insan kitlelerini yok edecek” bir silahı nasıl yapabiliyor ve Dünya’nın en büyük ve güçlü devletlerini bile tehdit edecek bir duruma gelebiliyor?..    

KIŞLALI – Bu girişimlerin ilk adımının, Kuzey Kore liderinin ülkesinde tam bir gizlilik yaratmış olmasıyla geldiğini düşünüyorum. Kuzey Kore dünyanın en kapalı ülkesi. Böyle bir ülkeye nasıl yaptırım olabilir? Dünyanın büyük güçleri birleşip ona belli sınırların dışına çıkmaması için kesin bir uyarıda bulunmalarıyla olabilir. Süreç de oraya doğru gidiyor zaten.

GÖZLEM – Çin ve Rusya da “son denemeyi kınadılar”; aslında Kuzey Kore – ABD arasında çıkacak bir nükleer savaş, Çin’e ve Rusya’ya da zarar verecektir. Siz, bu iki büyük devletin Kuzey Kore’yi kınamalarının “samimi olduğuna” inanıyor musunuz? Yoksa “gizli destekleri” olabilir mi? Bu iki ülkeyi yönetenler “İşte ABD buldu belasını” diye düşünüyorlar mıdır?..

KIŞLALI – Böyle bir düşüncede olmak çok basit ve akılsızca olur. Çünkü söylediğiniz gibi bu tarz bir nükleer savaş bu ülkeleri de çok olumsuz etkileyecektir. Bence, bundan sonrasında en güçlü ülkelerin istihbarat araştırmalarının büyük etkisi olacaktır. Eğer içeriden mevcut lidere karşı bir direniş veya muhalif hareket olabileceğine dair istihbarat alırlarsa, bunun gerçekleşmesi yönünde harekete geçmeleri de olasıdır. Kısacası ben bu bunalımdan görünür gelecek içinde olumsuz bir sonuç çıkmasını beklemiyorum.

GÖZLEM – Bizim Güneyimizde de “Haydut bir devletin kurulması” çabaları son adımına geldi. Barzani’nin “referandum emrivakisi” ya gerçekleşecek ya da “verilecek garantiler ile referandum ertelenecek” ki, “bu garantiler”, referandum gerçekleşmeden, “referandum yapılmış, hatta ötesine geçilmiş” bir durumu ortaya çıkaracak. Yani “Barzani Kürdistanı fiilen gerçekleşmiş, bu durum Irak ve ‘garantör devletler tarafından’ kabul edilmiş olacak”; bu iki adım da Türkiye bakımından “kabul edilemez”; görüşünüz?..

KIŞLALI – Amerika’nın Türkiye'nin güneyinde, Ortadoğu'da bir Kürt devleti oluşturma isteğini gösteren işaretleri yıllardır görüyoruz. Bu Amerika'nın resmi çalışmalarındaki haritalara bile yansımış bir konu. Son olarak da Amerika'nın PKK paralelindeki YPG'nin ordusunu oluşturmada gayret içinde olması ve bunlara büyük miktarlarda silah vermesi Amerika'nın burada bir Kürt devleti kurulmasını istediğini gösteriyor. Bundan şüphe yok. Bunun bir nedeni de Türkiye ile ilişkilerinin kendisi için istediği noktada olmaması. Bundan dolayı da bu Kürt devleti şu veya bu şekilde kurulacak gözüküyor. Türkiye'nin bu aşamadaki gücü ve tehdidi bunu önleyebilir mi? Türkiye, en yetkililerin ağzından böyle bir durum olursa, bunu önlemek için her türlü müdahaleyi yapacağını ilan etti. Bunu yapabilir mi? Yaparsa başarılı olabilir mi? Müdahale ederse karşısında hangi kuvvetleri bulur? Bu çok karmaşık bir mesele. Ama şimdiki halde en azından Kuzey Suriye'ye müdahale ederek, bu Kürt oluşumunun Kuzey Suriye'den geçecek bir koridor marifetiyle Akdeniz'e ulaşmasının önünü kesmiş gözüküyor.

GÖZLEM – Barzani’yi, “Irak sınırındaki bir bölüğümüzün komutanı yüzbaşımızın muhataplığından, cebine pasaport koyduğumuz günlerden” bugünlere Türkiye’yi yöneten siyasetçilerin “yanlış ve hatalı çözüm politikaları” ve “oy kaygıları” getirdi. Onu “devlet törenleri ile karşıladık” ve de Türk Bayrağının yanında “sözde” bayrağını gönderlere çektik. Parti kongrelerimizde Türk insanını, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırttık. Irak Hükümeti’nin itirazlarına rağmen, Kuzey Irak’ta petrol çıkarmasına destek verdik, o petrolün Dünya piyasalarına satılması için yol verdik, yordam verdik. Türkiye’de şirketler kurdurduk, ortaklıklar tesis ettik. O yanı başındaki PKK’ya göz yummaya, Kerkük’e, Musul’a göz koymaya devam etti. Şimdi ABD’ye, Avrupa’ya gürlüyoruz, ama Barzani’ye karşı sesimiz çok cılız çıkıyor; sizce neden?.. 

KIŞLALI – Çok doğru, Bütün bahsettiğiniz bu politikalar AKP döneminde kurgulanmış, son 10 senenin politikaları. Son döneme kadar Barzani'ye karşı sesimizin cılız kalması herhalde bu politikaları kurgulayan yönetimin değerlendirme hatasından mı, yoksa mahcubiyeti ya da suç ortaklığından mı bilemiyorum. Son dönemde sesimizin yükselmesinin de ne kadar işe yarayacağı şüpheli. Eğer buraya müdahale edersek, İran bizle birlikte hareket eder mi? Amerika, YPG unsurları, Rusya, Irak buna ne der? Ortada çok komplike bir durum ve çok sayıda soru işareti var. Yine de bu süreçte Amerika'ya bağlı bir Kürt devletinin oluşmasını sadece İran ve Türkiye değil, Rusya da istemez herhalde.

GÖZLEM –  Türkiye, Kuzey Suriye’deki PYD / YPG oluşumuna karşı gerek askeri, gerek siyasi girişimlerinin onda birini yapmıyor, yapamıyor Kuzey Irak’ta. Sizce, “Yarınlarda, Güney Doğu Anadolu’da da referandum istek ve beklentilerini ateşleyecek böylesine bir haydut devletin göz göre göre kurulmasını önlemek için” ne yapmalıyız?..

KIŞLALI – Amerika'yı ikna etmeliyiz. Amerika'yı ikna edemiyorsak, Rusya'yı bile ikna etsek yeterli olur. Bölgede dengelerin bozulmasından rahatsızlık duyacak Rusya ve Amerika'nın, birinin veya ikisinin birden, ikna edilmesi gerekli gözüküyor. Tabii bu noktada şunu iyi tespit etmek gerekiyor: Bu duruma Erdoğan'ın Suriye'ye müdahale etme yönündeki politikası nedeniyle geldik. Ondan önce Esad ile kol kola dost, kardeş görünümü veren kendisiydi. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir gecede Suriye politikası değiştikten sonra yüzbinlerce Suriyelinin hayatını kaybetmesine, 3.5 milyonunun Türkiye'ye sığınmasına ve işte bu Kürt devletinin kurulma noktasına gelmesine neden olacak ortam yaratıldı.

GÖZLEM – Almanya’da bu ay yapılacak seçimlerde “iktidar adayı olan” iki partinin de “başbakan adayları”, TV kapışmalarında “Türkiye’yi doğrudan hedef alan” sert açıklamalar yaptılar. Adeta “tehdit” yarışına çıktılar. Erdoğan ve AKP iktidarının iç ve dış politikada attığı bazı adımların, Avrupa Birliği ve Almanya başta Batı Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerin gerilmesinde rol oynadığını kabul etsek dahi, “seçim kampanyalarında da olsa”, Türkiye’yi “Avrupa'dan dışlayacak” bazı adımlardan açık açık söz edilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Avrupa’da yorumlar, “Maksatları Erdoğan’ı iyice köşeye sıkıştırıp, öfkelendirerek, onun ‘Biz artık yokuz’ diyerek “Türkiye’nin AB kapısını ona kapattırmak” iddialarına kadar geldi; ne diyorsunuz?..

KIŞLALI – Eğer Türkiye'yi Erdoğan yönetiyorsa, onun yönetimi ve yöntemleri nedeniyle Türkiye'ye dönük politikalarında değişiklikler olabileceğini de kabul etmemiz gerekiyor. Avrupa ülkelerinin diplomatik temsilcilikleriyle Türkiye'deki durumu çok yakından ve hatta yer yer bizden daha yakından izledikleri düşünüldüğünde, Erdoğan eğer gerçekten Türkiye'ye hakim olacaksa, Türkiye'den vazgeçmeyi de göze alabilecekleri neticesini dikkate almak gerekir. Ama Avrupa'nın Türkiye'de olanları çok yakından ve gerçekçi bir gözle izlediklerini ve politikalarını da saptadıkları bu gelişmeleri dikkate alarak belirlediklerini varsayabiliriz. Aslına bakarsanız Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kıl payı da olsa kaybetmesi durumunda her şey önceki durumuna döner.

GÖZLEM – “Ne olduğu, ne olacağı” bile tam olarak henüz netleşmemiş bir Şangay Beşlisi yakınlaşmasında “gereken ilgi ve sıcaklığı görmeyen”, dahası “Katar krizinde Arap ülkelerinin büyük bölümü tarafından dışlanan” bir Türkiye’nin, AB kapısının da kapanmasıyla, sadece lafta kalan “İslam ülkelerinin lideriyiz” masallarıyla yetineceği bir Dünya sahnesine doğru gidiyoruz; ne yapmalıyız?..

KIŞLALI – Bu politikalar yanlış. Bu yanlış politikaların daha doğru ve sağlıklı bir çizgiye oturtulması gerekir. Yoksa bu gidiş devam eder.

GÖZLEM – Sizce, “bütün gelenekleri, adabı, sistemi, çizgisi, tarihi politikası alt üst ve dışarıdan yapılan ‘eğitimsiz’ tayinlerle yapısı delik deşik edilmiş” bir Dışişleri ile “bu gidiş” önlenebilir mi? “Külliye’deki danışmanlarıyla yürütülen ‘tek adam’ yönetimi” Dış Politikamızı içine düşürüldüğü bataktan kurtarabilir mi?

KIŞLALI – Zannetmiyorum çünkü zaman zaman çeşitli televizyon kanallarının söz verdiği emekli diplomatların değerlendirmelerinde Erdoğan'ın politikalarının münasip şekilde eleştirildiği görülüyor. Bu politikaların bu Dışişleri ile değişmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü bir defa Erdoğan dış politikayı sizin de tespit ettiğiniz gibi bakanlıkla değil, uzmanlıkları kendilerinden menkul danışmanlarıyla yönlendiriyor. Dolayısıyla Erdoğan yanlışlarını görmediği sürece bu politikalardan vazgeçilmesi çok zor.

GÖZLEM – 30 Ağustos Resepsiyonunda Genel Kurmay Başkanı’nın eşinin “başı örtülü olarak” verdiği fotoğraf konusunda görüşünüz?

KIŞLALI – Dinin devlet işlerine olduğu gibi orduya da girmemesi, bu kurumun işlevini doğru olarak yürütmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak bu son olayda Genelkurmay Başkanının eşinin dua okunurken başörtüsüyle verdiği fotoğrafı doğru bulmuyorum. Ancak bugünün Türkiye'sinde ve Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nda da bu durumu yadırgamıyorum. Öte yandan bu fotoğraftan çok daha vahimi Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önünde verdiği fotoğrafın ifade ettiği durumdur. Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de, örneğin Ahmet Necdet Sezer olsaydı, bu fotoğraf kamuoyunda aynı tepkiyi ve algıyı yaratır mıydı, bilmiyorum. 

GÖZLEM – 30 Ağustos törenlerinde yaptığı konuşmalarda, Atatürk’ün kurduğu ve başkanlığını da yaptığı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bugünkü Başkanı, “Mustafa Kemal Atatürk’ün adını” bir defa bile ağzına almadı; dahası Türk Kurtuluş Savaşı’nın öncüleri olan “Kuvayi Milliye güçlerinin ilk teşkilatlandığı ve ilk kongresi yaptığı” iki şehirden biri olan Balıkesir’de, Balıkesir’in AKP’li Belediye Başkanı, 30 ağustos törenlerine katılacağına, belediyenin açtığı yeni bir otobüs hattının törenine katılmak için şehirden ayrıldı. 30 Ağustos törenine “devleti temsil eden” Vali de katılmadı. Buna benzer tablolara yıllardan beri alışır olduk. Atatürk ile ilgili kısımlar “Milli” dediğimiz eğitimimizin müfredatlarından, ders kitaplarından birer – ikişer çıkarılırken, yerlerine “din ağırlıklı dersler” konuyor ve “medeni kanunu rafa kaldıran” bölümler ekleniyor. Çare nedir, ne yapılmalı?..

KIŞLALI – Çare bu sözünü ettiğiniz Atatürkçü politikaları yeniden yerleştirip geliştirecek partileri iktidara taşımaktır. Çare bu Atatürkçü ruhu iktidara taşıyabilmektir.

GÖZLEM – Madeni bir liralıklardaki Atatürk resmi de kaldırılmaya başlandı; esnafla halk arasında “Bana Atatürklü 1 lira ver” ve de “Bende kalmadı, piyasada da yavaş yavaş kalmıyor” tartışmalarının haberleri gazetelerde yer alıyor; bu tablo Türkiye’ye yakışıyor mu; nedir bu Atatürk düşmanlığı, neden “sistemli” ve “yaygın” bir uygulamaya dönüştürüldü?..    

KIŞLALI – Atatürk'ün resmini 1 liralıklardan çıkarma konusunu görece önemsiz görülen bir halden alıp, büyütmeye çalışmak da elbette bir şey. Ama bir de bu gibi politikaları, bütün örnekleri ile birer birer toplayıp, bunların bütününü toplu olarak ortaya koyup, iktidarın ne yapmak istediğini açıkça göstermek ve bunun takibini yapmak çok daha önemli; yapılması gereken de budur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...

İmalat sektörünü güçlendirmek ve rekabeti artırmak amacıyla KOSGEB’in KOBİ’lere sunduğu en önemli desteklerden KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı başvuruları başladı...

Kuzey Kore’nin “hidrojen bombası” denemesi ve “geri adım atmayacağını” açıklaması ile Japonya ve Güney Kore’nin “korkulu” tepkilerine şemsiye olan ABD Başkanı Trump’un...

Ortaya dökülen iddialar, fotoğraflar, karşılıklı sert açıklamalar içinde “Adaletin ve yargının varlığı ve tarafsızlığı ile ilgili tartışmaların siyaset çizgisine çekil...

GÖZLEM, ülke gündeminin ilk sıralardan birine oturan bu süreçle ilgili “önemli” soruyu uzmanlara sordu. İşte yanıtları…