Büyüme için, dışarıda “iyimser” ve “kabullenilen” bir hava var…

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine (nisan-haziran) ilişkin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, Yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüyen Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5.1 büyüdü. TÜİK’in bir süre önce değiştirdiği hesaplama yöntemine göre belirlenen rakamlara, yerli uzmanlar şüphe ile bakarken,  uluslararası yatırım bankaları, Türkiye’ye ilişkin büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettiler.

TÜİK’in yeni serisi ile yaptığı hesaplamaya göre GSYH bu yılın ilk yarısında yüzde 5.14 oranında büyüdü. İlk yarıdaki yüzde 5.14’lük büyümeye rağmen, milli gelir düşmeye devam ediyor. TÜİK’in yeni hesabıyla 2013 yılında 950 milyar dolara kadar çıkan yıllık toplam GSYİH, ilk yarı sonunda 834 milyar dolara indi. Kişi başına gelirde de düşüş devam ediyor. 2013’te 12 bin 480 dolara çıkan kişi başına gelir, bu yıl haziran sonu itibariyle 10 bin 520 dolarda kaldı.

Verilerin ayrıntıları incelendiğinde büyümeye en büyük katkının geçen yılların aksine sabit sermaye oluşumundan geldiği görülüyor. Yüzde 5.1’lik büyümeye yatırımlar 2.9 puan katkı yaptı. Bu kalemi 1.9 katkı ile hanehalkı tüketimi ve 1.7 puan ile net ihracat izledi. Devletin tüketim harcaması 0.6 stok değişimleri ise büyümeyi 0.8 puan aşağı çekti.

Geçen yıl üçüncü çeyrekte yaşanan daralma sonrası ekonomideki yavaşlamanın önüne geçmek için bu yıl inşaat, beyaz eşya ve mobilya sektörlerine yönelik uygulanan vergi indirimlerinin yanı sıra istihdama ve üretime yönelik de bu yıl birçok teşvik verildi. Yetkililer Kredi Garanti Fonu'nun (KGF) 2017'de büyümeye tek başına 1-1.5 puan destek sağlayacağını öngörüyor.

Bankacılar çift haneli enflasyon ve güçlü büyümenin birlikte düşünüldüğünde verilerin Merkez Bankası'nın sıkı duruşuna devam etmesi anlamına geldiğini de belirttiler. Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2017 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim değeri olarak; tarım sektörü yüzde 4.7, sanayi sektörü yüzde 6.3, inşaat sektörü yüzde 6.8 arttı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise yüzde 5.7 arttı.

Verilere göre nihai tüketim harcamaları, ikinci çeyrekte yüzde 3.2 artarken devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 4.3 azaldı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 9.5 artış gösterdi.

Büyüme sonrası revizyonlar peş peşe geldi

İkinci çeyrek büyüme verilerinin ardından uluslararası yatırım bankaları, Türkiye’ye ilişkin büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettiler. Uluslararası yatırım bankalarından JPMorgan, Morgan Stanley ve Nomura da Türkiye’ye yönelik büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. JP Morgan, Türk ekonomisi için 2017 GSYH büyüme tahminini yüzde 4,6'dan 5,3'e yükseltirken, 2018 için büyüme tahminini yüzde 3,1 olarak devam ettirdi.

Morgan Stanley, Türkiye için 2017 yılı GSYH büyüme tahminini güçlü kredi büyümesinin etkisiyle ilk 6 ayda yaşanan güçlü büyümenin ardından yüzde 3,3'den yüzde 4,3'e çıkardı. Morgan Stanley yaptığı değerlendirmede, "Kaldıraç, istihdam ve güven göstergeleri, özel sektör tüketiminde büyümenin 2017'nin ikinci yarısında da büyük oranda güçlü olmaya devam edeceğine işaret ediyorlar.

Nomura ise Türk ekonomisi için 2017 GSYH büyüme tahminini 3. çeyrekte büyümenin baz etkisiyle daha da hızlanacağı görüşü çerçevesinde yüzde 4,2'den yüzde 5,5'e çıkardı. Nomura, 2018 için büyüme tahminini yüzde 3 olarak tekrarladı.

Goldman Sachs, baz etkisine bağlı güçlü büyümenin 3. çeyrekte de devam etmesinin beklendiğini bildirdi. 3. çeyrekte ekonominin baz etkisinin yardımıyla yıllık bazda yüzde 7'ye varan bir büyüme gösterebileceğini ifade eden Goldman Sachs, 4. çeyrekte büyümenin yavaşlayacağı beklentisini ve 2017'in tamamı için yüzde 5 olan büyüme tahminlerini değiştirmediklerini vurguladı.

“VATANDAŞA YANSIYAN TARAFI YOK, KÂĞIT ÜZERİNDE BİR BÜYÜMEDİR”

Esfender Korkmaz (Ekonomist)“İkinci çeyrekte yaşanan yüzde 5.1’lik büyümede vatandaşı ilgilendiren yönlerinden birisi işsizlik. Büyüme var ama işsizlik azalıyor mu. Büyüme demek işsizliğin azalması demektir. İşsizlik azalmıyorsa büyümenin bir anlamı yok. Bu anlamda işsizliğin azalmadığını görüyoruz. Bunun nedeni inşaat sektöründeki yüzde 25’lik büyümedir. Buna rağmen makine ve teçhizat yatırımı yüzde 8.5 oranında gerilemiştir. Bu da işsizliğin arttığını, büyümenin geçici olduğunu gösteriyor. İşsizlik ancak makine ve fabrika yatırımı ile azalır. Konut yatırımlarının artmazsı yalnızca yatırım sırasında büyümeyi sağlar konut üretimi bittikten sonra atıl hale gelir ve büyümeyi sağlamaz. Bu demek ki işsizliği önleyen bir büyüme değil.

İkincisi, vatandaşın cebine ne girdiğine bakması lazım. Bunun için de bakmamız gereken önce çalışanların durumu. Emekli, memur ve işçi kesimi yüzde 5 büyümeden pay aldı mı? Bu kesime son zamda enflasyon oranında zam yapıldı. Demek ki büyümeden işçi ve memur zam almadı. İşsiz olan iş bulamadı. İşsiz ve eğitimsiz genç oranı yüzde 32 ye çıktı. Demek ki gençliğe ve işsizliğe de bu büyümenin bir faydası olmadı. Bu büyümenin vatandaşa halka yansıyan bir tarafı yok, yalnızca kâğıt üzerinde bir büyümedir.

Türkiye’nin 2010 yılında fert başına milli gelir 10 bin 560 dolardı, 2017 10 bin 461 geriledi. Bu Türkiye’nin orta gelir tuzağına takıldığını gösteriyor. Senelerce ortalama gelir artmadığına göre demek ki orta gelir tuzağına takıldı. Bir ülkede zenginler daha zengin fakirler daha fakir olursa orta gelir grubu kalmaz. Buna da orta gelir tuzağı diyoruz. Bu şartlarda Türkiye de büyümeden zenginler pay alıyor. Gelir dağılımının bozulması zengin ve fakir sınıfa ayrılması piyasayı da bozuyor.”

“BÜYÜMENİN KALICI OLMASINDA BİR TEREDDÜT VARDIR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist)

“Türkiye’de gelir dağılımlı önemlice bir süredir giderek bozuluyor. İkinci çeyrekte yaşanan 5.1’lik büyüme gerçek olmuş olsa dahi bundan vatandaşa yansıyacak bölüm yok denecek kadar azdır. Bu büyümenin yüzde 2 civarındaki bölümü zaten artan nüfustan kaynaklanıyor. Demek ki büyümenin refah artışı denecek kısmı yüzde 3’tür. Gelir dağılımı geçtiğimiz yıllardan beri bozulmakta olduğundan yüzde 3’lük refah artışının aslında alt gelir gruplarına yansıması yok denecek kadar olacaktır.

Yüzde 5’lik büyüme gerçekleşmiş midir konusunda da bir tereddüt vardır. Milli gelir hesaplaması geçtiğimiz yıl önemli bir biçimde değiştirildi. Zincirleme hacim endeksi denilen metot kullanılmaya başlandı. Bu metodun kullanılmaya başlamasından sonra çok yavaşlamaya başlayan Türk ekonomisi büyüyor şeklinde açıklanmaya başlandı. Bunun akademisyenler tarafından incelenmesi gerekir.

Diğer bir konu büyüme olmakla birlikte makine ve teçhizat sektöründe küçülme gözüküyor. Makine ve teçhizat büyümeden ekonomi büyüyor görünse de kalıcı olmaz. Mevcut boş kapasiteyi doldurmak gibi algılanır. Kapasite belli bir seviyeye geldikten sonra daha fazla üretimi artırmak imkansız olur. Bu nedenle büyümenin kalıcı olmasında bir tereddüt vardır. Türkiye yüzde 5 dahi büyüse bu büyüme artan istihdam ihtiyacını gerçekleştiremez. Türkiye de istihdam arttığı zaman dahi aynı zamanda işsizlikte artabilir. İşgücüne giren nüfusun bir bölümü istihdamı bir bölümü de işsizliği artırabilir. Türkiye de istihdam arttı demek problem kalmadı demek değil, Türkiye de istihdam artan nüfusun artışı kadar artması gerekir.

“BU BÜYÜME SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?”

Ramazan Abay (PROF. DR.)Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yaptığı hesaplamaya göre Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 5.1 büyüdü. Birinci çeyrekteki açıklanan büyüme oranı da yüzde 5.2 olarak revize edildi. Böylece birinci altı aylık büyüme hızı da yüzde 5.14 olarak gerçekleşmiş oldu. 2017 yılı için öngörülen yıllık büyüme oranı yüzde 4.4 olarak öngörülmüştü. Görülen o ki, 2017 yılı sonunda öngörülen yüzde 4.4 oranına ulaşılabilecektir.

Ekonominin ikinci çeyrekte yüzde 5.1 büyümesinde, yılbaşından bu yana sağlanan vergisel destekler örneğin bazı sektörlerde Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yoluyla yapılan desteklerin yanı sıra, Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli krediler önemli bir rol oynamıştır kuşkusuz.

İkinci çeyrekte büyümeyi sürükleyen kalemlerin başında ihracat ve yatırımlar gelmektedir. Mal ve hizmet ihracatı, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.46 arttı. İlk çeyrekte de yüzde 10.68 oranında artış göstermişti. Yatırımlar ikinci çeyrekte yüzde 9.48, birinci çeyrekte de yüzde 6.47 oranında artış göstermişti. Yatırımlardaki artış, inşaat sektöründeki artıştan ileri gelmektedir. İkinci çeyrekte inşaat yatırımları yüzde 24.97 büyümüştür. Ancak ekonomiye dinamosunu kazandıran büyümenin sürdürülebilir olmasını sağlayan Makine ve Teçhizat yatırımları yüzde 9.01 gerilemiştir.

Özel tüketim harcamalarında artış birinci çeyrekte yüzde 3.34 iken ikinci çeyrekte yüzde 3.16’ya düşmüştür. Ancak bütün KGF ve vergisel teşviklere rağmen yalnızca dayanıklı tüketim mallardaki tüketim artışı yüzde 4.76 olmuştur.

Vergi ve istihdama yönelik çok önemli sayılacak teşviklerin yanı sıra, KGF vasıtasıyla sağlanan kredi kolaylıklarına rağmen, özel tüketim bir canlanma gösterememiştir. Büyüme bu dönemde Kamu yatırımlarındaki artışla gerçekleşmiştir. Özel sektör yatırımlarının da harekete geçmesi ve uygulanan politikalara güven duyması gerekir. Aksi halde beklenen hedeflere ulaşmak çok kolay olmayacaktır. Özel sektör, geleceği net görmeden yatırım kararı almada çekimserdir.

2017 yılının ilk yarısında görülüyor ki seçim maratonu nedeniyle cömert önlemlerle sağlanan destekler büyüme üzerinde daha güçlü bir artış etkisi yaratmıştır. Ancak bu dönemde büyüme hızlanırken enflasyonun da düşmemesi, hızlanmaya dev am etmesi ilginç bir durumdur. Bu politikalar büyümenin, ekonominin ısınması pahasına hızlandırıldığı ve vergi ve kredi teşviklerinin de sürekli sürdürülebilir bir politika olamayacağı dikkate alınırsa, izlenen bu politikalarla büyümenin sürdürülebilir olması beklense de yeterli olamayacağını ve bu nedenle ek önlemlerin alınmasını öneriyoruz.

GERÇEK POTANSİYEL BÜYÜME

Mustafa Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir)

Büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde gerek iç tüketim ve gerekse kamu önlemleriyle (kredi teşvikleri, KGF, Vergi indirimleri v.s.) % 5,1 oranında büyüdü. Yılın ilk yarısı büyüme oranı da % 5,1 oranında realize oldu. İkinci çeyrekler itibariyle son üç yıl ortalamasını geçen büyüme oranı, 2010-2013 dönemindeki % 8,6’lık oranın altında kaldı. İç tüketim ve net ihracat artışı ekonomiye olumlu katkı verdi. İnşaat harcamalarındaki yıllık bazda % 25’lik artış da bu büyüme artışında önemli rol oynadı. Hizmet sektörünün bu dönemdeki büyümeye katkısı % 2,7 puan,  sanayi sektörünün katkısı ise % 1,3 oranında kaldı.

Geçen yılın aynı dönemi itibariyle (2016 2.çeyrek) 863 milyon dolar olan milli gelir bu yılın aynı döneminde 834 milyon düzeyinde gerçekleşerek kişi başına milli gelir 10.883 dolardan 10,500 USD civarına inmiştir. Kur değişmesi nedeniyle Türk Lirası bazında % 5,1 oranında büyüyen milli gelir, dolar bazında % 3,51 oranında küçülmüştür. (İş Bankası Araştırma Raporu)

Maliye Bakanı Sn Ağbal 2017 büyümesinin Orta Vadeli Program hedefinden daha yüksek olacağını açıkladı. İkinci çeyrek büyümesine iç talep ve kredi büyümesi ile vergi indirimlerinin katkı sağladığını söyleyen Ağbal, üçüncü çeyrekte turizm gelirleri yüksek ihracat ve baz etkisinin katkı vereceğini aktardı.

Başbakan Yrd. Sn. Mehmet Şimşek ise ikinci çeyrek büyümesine önemli katkı veren Kredi Garanti Fonu uygulamasının üçüncü çeyrekte daha yüksek ivmeyle devam edeceğini vurguladı. İkinci çeyrek büyümesine hem iç hem de dış talebin katkı verdiğini ve bu nedenle dengeli bir büyümenin görüldüğünü belirtti.

Genel olarak yılsonu itibariyle 2017 büyümesinin % 5’e yaklaşacağı tahmin edilmektedir. Türk ekonomisinin 1950 den itibaren yıllık potansiyel büyüme oranı % 5’tir. Bu oran sanki yakalanmış gibi görünüyor. Ancak bilindiği gibi TÜİK Milli gelir hesaplama yöntemini değiştirmiş bulunmaktadır. Bu yeni hesaplama yöntemindeki % 5 ile eski yöntemle hesaplanan % 5 aynı nitelik ve nicelikte midir. Bilmiyoruz. Zira yeni hesaplama yönteminin ayrıntı ve detayları açıklanmamıştır.

 Ekonominin bu oranda büyüdüğü ortamda bazı sorular ve çelişkilerin açıklanmasına ihtiyaç var:

- İnşaat dışı yatırım harcamalarında yıllık bazda reel olarak % 9’a yakın daralma var?

- İstihdam (işsizlik) rakamlarında çift haneler halen devam ediyor?

- İkinci çeyrek sanayi üretim endeksindeki artış yaklaşık % 4,5 iken büyüme rakamlarındaki açıklanan katma değer artışı % 6,3.

- Yaklaşık üç milyon Suriyelinin üretime katkıları hesaba girerken kişi başı gelir hesabında dikkate alınmayışı hesaplama farklılığı getiriyor.

Bütün bu soru ve çelişki gibi görünen hususların açıklanması gerekmektedir. Önemli olan, kredi, vergi indirimi ve diğer teşviklerin kaldırıldığı dönemde sürdürülebilir potansiyel büyümeyi sağlamaktır.

 Ülkemizdeki nüfus artış hızı ve mülteci sayısı dikkate alındığında potansiyel büyümeyi 2007-2010 dönemindeki oranlarda gerçekleştirmek gerekir. Küresel risk iştahının artışı nedeniyle gelişmekte olan ülkelere ve bu arada ülkemize hızla para akışının devam ettiği bir ortam söz konusudur. FED’in faiz politikasını değiştirdiği ve bilanço daraltmasına gittiği bir dönemde halen piyasa oyuncuların dikkate almadığı cari açık, katılaşmış yüksek enflasyon ve işsizlik oranları, % 120’leri aşan kredi / mevduat, % 144’leri aşan iç borç çevirme oranları ve 200 milyar doları aşan özel sektör döviz borçları ciddi kırılganlık unsurları olarak karşımıza çıkabilir. İşte nu nedenle sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için yüksek katma değerli üretim, ihracat, sanayi yapısı ile istikrarlı siyasi gidiş ve evrensel standartlarda hukuki güvenceli ortam yaratılmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “Referandum bugün ertelense” de, ABD’nin ve İsrail’in desteklediği “Kuzey Irak Kürt Devleti” konusunun masada kalma ihtimalini uzmanlara sordu, işte yanıtları…

Gözlem, bu çok önemli konuyu ve geleceğe yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Kuzey Irak / Barzani Referandumu, “yeni” Diyanet İşleri Başkanı’nın “sekülerizme cihat açışı” başta olmak üzere gündemdeki i...

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...

İmalat sektörünü güçlendirmek ve rekabeti artırmak amacıyla KOSGEB’in KOBİ’lere sunduğu en önemli desteklerden KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı başvuruları başladı...