Kışlalı; “Türkiye geri adım atamaz!..”

22.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Kuzey Irak / Barzani Referandumu, “yeni” Diyanet İşleri Başkanı’nın “sekülerizme cihat açışı” başta olmak üzere gündemdeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – Barzani’yi ve Kuzey Irak’taki Kürt Referandumu olayını “bugün geldiği noktadan geri döndürmek” mümkün mü? “Ok yaydan çıktı” ve “Referandum bugün ertelense bile yakın bir süre sonra yeniden gündeme girecektir” diyenler, “Erteleme için Barzani’nin alacağı tavizlerle yeni bir referandum için güç ve mesafe kazanacağını” söyleyenler var. Sizin görüşünüz?..

KIŞLALI – Bundan sonra Türkiye'nin mevcut tutumundan geri dönmesi mümkün değil. Gerek açıklamalar, gerek son uygulamaya konan tanklı toplu askeri tedbirler Türkiye'nin referanduma seyirci kalmayacağını gösteriyor. Bu sadece Türkiye için değil benzer sertlikte açıklamalar yapan Irak ve İran için de geçerli. Öte yandan Barzani de geri adım atacakmış gibi gözükmüyor. Muhakkak bunun arkasında bir şey var. O da bizim yıllardan beri ifade ettiğimiz, bu referandumun, Amerika'nın Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurmak ile ilgili planının bir parçası olduğudur.

GÖZLEM – “Barzani’nin arkasında ABD’nin ve İsrail’in olduğu” konusunun gerçek olduğunun işaretleri dünden bugüne görülüyor. Böyle bir tabloda Barzani’nin “Kuzey Irak’ta federe de olsa bir Kürt Devleti kurulması” iddiasından vazgeçmesi mümkün müdür?..    

KIŞLALI – Vazgeçmesi çok zor. Çünkü çok fazla angaje oldu. Dediğiniz gibi arkasında da başta Amerika var. Buna karşın bence burada en kesin olduğu intibaını veren şey Türkiye'nin buna razı olmayacağı düşüncesidir. Geçmişe bakıldığında burada bağımsızlık arayan Kürtlerin son dakikada güvendiği büyük güçlerin desteğini çekmesiyle hüsrana uğradıkları da görülmüştür.

GÖZLEM – Kuzey Irak konusunda Türkiye “nerelerde hata yaptı” ve bugün tek başına Barzani’nin adımlarını önleyebilir mi; “önlerse” nasıl önleyebilir?..

KIŞLALI – Öncelikle Suriye'ye savaş açma hedefiyle Amerika gibi büyük bir gücün burada mevcudiyetinin gerekçesini meşru kıldı. Bu nedenle sadece Kuzey Irak'ta değil Suriye'de de bir yığın sıkıntıyla karşı karşıya kalındı. Ayrıca yıllarca Barzani'ye, sözde PKK'ya karşı mücadeleye destek vereceği beklentisiyle ki, aslında bu fazla saf bir beklentiydi, gereğinden fazla müsamaha gösterildi. Ayrıca Barzani'ye, özellikle petrol başta olmak üzere çeşitli konularda ekonomik rant sağlama amacıyla yeterince ve zamanında müdahale edilmedi.

GÖZLEM – AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı’nın ve Dışişleri Bakanı’nın, yani Türkiye’nin görüşlerine “tam ters” açıklamalar yaparak “Barzani Referandumunu savundu” ve “Referanduma karışmamız yanlış” dedi. Dahası, “Kerkük’e Arapların yerine Kürtlerin hakim olmasının Türklerin ve Türkiye lehine olacağını” açık açık söyledi; ne diyorsunuz?..

KIŞLALI – Ensarioğlu’nun bütün bu ilan edilen politikalara ve alınmış olan tedbirlere aykırı bir söylemde bulunması Türkiye'nin çıkarlarına ve bugüne kadar uygulamaya çalıştığı politikalara tamamıyla ters. Erdoğan'ın son referandum karşıtı açıklamalarından ve bununla beraber alınan önlemlerden geri adım atacağını düşünmüyorum. Bu durumda kendi partisinden Kürt kökenli bir milletvekilinin bu ifadelerine herhalde bir açık ve kesin tavırda bulunacaktır.

GÖZLEM – Ensarioğlu’nun “Referandum konusunda Amerika’ya rest çeken Barzani, Türkiye’den korkar mı” sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz?..

KIŞLALI – Bu durumda, her ne kadar referandumun zamanlaması konusunda uyarıda bulunmuş gözükse de, aslında bölgede bir Kürt devleti oluşmasını esas olarak ABD'nin istediğini dikkate aldığımızda, Barzani'nin referandum konusunda ABD'ye rest çektiğini düşünmüyorum. Barzani böyle bir kararı ABD'nin desteği olmadan ve muhalefetine karşı alamaz diye düşünüyorum. Ama yine de bu kararı ilginç. ABD desteği olsa da Barzani çok ileri gitti. Neye güvenerek bu kadar ileri gitti? ABD diyoruz ama daha önce de dediğim gibi, geçmişte de görüldü, ABD'nin kendisine bu kadar her türlü desteği vereceğini düşünmek tuhaf.

GÖZLEM – AKP içinde “bu düşüncede olan önemli sayıda Kürt Milletvekilinin olduğu” iddiaları yaygın. Bu durum AKP içinde bir çatlak meydana getirir mi?.. 

Erdoğan'ın bu kesin kararlı tutumu devam ettikçe bir çatlak meydana geleceğini sanmıyorum.

GÖZLEM –  Türkiye’nin Barzani’nin emrivakisine “askeri bir harekat ile mukabele edeceğini” düşünüyor musunuz?..

KIŞLALI – Öncelikle şimdiden açıklanan Habur sınır kapısının kapatılması, petrol taşıması ile ilgili bazı ekonomik tedbirlerin gündeme geleceği görülüyor. Askeri harekatın olup olmayacağını Irak ve İran'ın tutumları, Amerika'nın konumu gibi diğer gelişmeler belirleyecektir. Ancak Türkiye gerçekten silahlı müdahaleyi göze almış ise, bugünkü referandumdan önce ekonomik tedbirleri almış olması gerekirdi. Eğer bu tedbirler alınmışsa askeri müdahale olasılığı çok daha yüksek demektir. Ancak nihai karar, referandumun başlamasıyla Türkiye'nin atacağı adımlarda ortaya konmuş olacak.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı da, Milli Savunma Bakanı da “ABD ve Alman şirketlerinin Türkiye’ye gizli silah ambargosu uygularken, terör örgütlerini silahla beslediklerini” söylediler; yorumunuz?..

KIŞLALI – Bence Türkiye'ye ambargo uygulayanlar silah şirketleri değil bu şirketlerin hükümetleri. Bir devlet ekonomik ilişkilerini böyle kesinkes birtakım beklentiler belli olmadan durdurmuyor. Kendi işlerini devam ettiriyor. Taa ki işler kesinkes ortaya çıkana kadar. Aslında şimdiye kadar Amerika'nın Türkiye'nin güneyinde bir Kürt devleti kurdurma kararında olduğu kaç senedir bin defa yazıldı çizildi. Tabii şimdi dengeler biraz değişti. İşin içine İran girdi, Rusya belki girer. Burada bir kumar oynanıyor. Bu çok tehlikeli kumar. Ortadoğu'da bir harp çıkmasına yol açılabilir. Amerika Erdoğan'ın ne kadar bu işe karşı olduğunu ve kararlı olduğunu düşünüyor. O da mühim. Erdoğan'ın ABD ve Alman şirketleriyle ilgili tespitleri doğru. Ama Almanya ve ABD başta olmak üzere ilişkilerin bu duruma gelmesine Erdoğan'ın kendi direttiği dış politikası neden oldu.

GÖZLEM – Diyanet İşleri’nin yeni başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, göreve başlamasıyla ilgili törende “Allah ve Resulünün ezeli ve ebedi çağrısını sekülerizm ve hiçbir değer tanımama kıskacında debelenen insanlığa ulaştırmak için her zamankinden daha çok çalışmamız gerekiyor” dedi. Ülkemizde “sekülerizm” yaygın olarak “laiklik” anlamına kullanılıyor, “Devletle, din işlerinin ayrılması” anlamına. Dünyada da “uygulama farkı” ile gene “aynı” anlamda.” Durum böyle iken, Yeni Başkan’ın “bu sözlerini nasıl yorumlamamız” gerekiyor?.. 

KIŞLlALI – Bu ifadelerin anlamı, laik (yani seküler), sosyal ve demokrat bir hukuk devleti olan Türkiye'de, laik kurumların en önemlilerinden Diyanet İşleri'nin başına, amacının laiklikle mücadele olduğunu söyleyen, laikliği dine karşı gören bir başkanın atanmış olmasıdır. Laiklik "İster dindar ol, ister olma" özgürlüğünü de düzenleyen bir kavramdır. Ali Erbaş bu özgürlüğe karşı olduğunu, laikliği ortadan kaldırmak amacında olduğunu söylüyor. Bu durumda Türkiye'nin vatandaşlarının, sadece kendisinin anladığı şekilde "Müslüman" olması gerekecek. Kısaca söylemek gerekirse, bu adam Türkiye'nin ana vasıflarından laikliğin çıkartılmasını hedefliyor. Böyle bir adamın bu göreve atanması da iktidarın Türkiye ile ilgili öngördüğü geleceğin bir göstergesi olsa gerek.

GÖZLEM – Milli Eğitimde “Evrimsiz ve Atatürksüz müfredat” hedeflerine, özellikle “az nüfuslu Anadolu kasabaların yaşayan çocukların sadece İmam Hatip Okullarına gitmeleri için yapılan emrivakilere, “TEOG sınavlarının birdenbire kaldırılması ile” büyük kentlerin de tabi tutulması ana babalar tarafından büyük tepki ile karşılandı. İmam Hatip Okullarının “beklenen ilgiyi görmemesi” üzerine, “bu yollarla çocukların zorunlu olarak İmam Hatip Okullarına gönderilmesi yolunun açılması” Milli Eğitim Bakanlığı’nın en büyük görevi hâline geldi; görüşünüz?..

KIŞLALI – Ben gazetecilikte yeteri kadar bilgili olmadığım veyahut eğitim almadığım alanları kesin konuşmak istemem ama, şimdi olduğu gibi cumhuriyetin ana vasıfları ile ilgili söylenenleri gerektiği kadar iyi anlamadan cevap verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Buna rağmen, Cumhuriyetimizin ana vasıflarından biri olan laiklik ile ilgili temel tartışma ve değişiklik sayılacak bu konunun, konunun uzmanlarınca ve bu temele göre kurulmuş CHP gibi partilerce irdelenmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak, benim yapılan değişikliklerden anladığım, bu iktidarın Türkiye'nin geleceğini oluşturacak gençleri, kendi "dini" görüşleri doğrultusunda yapılandırmak istediğidir. Bunun için şimdiden eğitim müfredatını değiştirmeye çalışıyor. Atatürk'ü müfredattan olabildiğince çıkartarak, dini açıklamaları bilimsel açıklamaların önüne geçirecek düzenlemeler yapıyor. Ayrıca pek çok ilçede normal liseleri ortadan kaldırarak, tüm öğrencileri talep görmeyen İmam Hatiplere gitmeye zorluyor. Bunun da ötesinde ortaokuldan liseye geçişlerde iyi okullara gidecek öğrencilerin belirlendiği TEOG sınavını kaldırarak, iyi liselere gidecek öğrencilerin sübjektif yöntemlerle belirlenmesini, böylece belki de kendi yapısında olan öğrencilere daha iyi eğitim alınmasını hedefliyor.

GÖZLEM – “Adalet için” daha sonra “Tarım ve fındık için” yürüyüşler yapan CHP, neden “Milli Eğitimi, Dini eğitim hâline getiren” sistemli düzenlemelere “gereken tepkileri” koymuyor, koyamıyor; asıl “büyük” bir yürüyüşün “bu konuda olması” gerekmiyor mu?.. 

KIŞLALI – CHP'nin bunu fark etmesi için bence öncelikle aydın Atatürkçü, Cumhuriyetçi vasıfları ile tanınmış uzmanların ve yazarların ortaya çıkması gerekir. Şimdi yeni tayin edilen Diyanet İşleri Başkanı'nın açıkça belirttiği "yeni Türkiye" hedefleri arasında eğer "laikliği yok etme" anlamına gelecek bir düzenleme yapıldığını fark etmiyorsanız, bunu fark edecek yetenekteki Atatürkçü, Cumhuriyetçi kimseler bu duruma sahip çıkmıyorlarsa kendilerine bu "yeni Türkiye" hedefini koyanları kim engelleyebilecektir? Eğer CHP bu durumu fark ediyor da öncelikleri arasına koymuyorsa bunun nedeni nedir? Acaba CHP bunu fark ediyor da, acaba kendisine oy verme potansiyeli olan "dindar" seçmenleri ürkütmemek için mi bu konuda bir tepki koyamıyor? Bu sorular insanı edişelendiriyor.

GÖZLEM – ABD Başkanı Trump, Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında “Kuzey Kore’yi tamamen yok etmekten geri durmayız” dedi, yapabilirler mi?..

KIŞLALI – Kuzey Kore'yi yok etmesine edebilir de elindeki silahlarla, böyle bir şey yapsa bu mücadele orada biter mi? Öncelikle bunun cevabını vermek lazım.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tartışma sürüyor; uzmanlar, “Ekonomi gerçekten bu oranda büyüdü mü”, yoksa “Ne sihirdir, ne keramet, TÜİK’te midir, marifet” sorularına cevap arıyor. İşte görüşler…

“İran – Türkiye – Irak – Suriye -İsrail – Filistin – Mısır – Suudi Arabistan - Yemen çemberi” kaynıyor, ABD ile Rusya arasında da “Orta doğu satrancı” oynanıyor. Uzman...

GÖZLEM, “Milli Eğitim’deki dini eğitime gidişi” ve “iç barış için” riskler getiren “Özel Halk Harekatı” oluşumunu masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunu...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Trump’ın iç politikadaki sıkıntılarını ve İslam ülkeleri arasındaki bölünmeleri” işaret ederek, “Kararın Ortadoğu’da gerilimi ...

Suriye'nin Deyrizor kentinin IŞİD'den temizlenmesine ilişkin açıklamayı Rus komutan ve YPG sözcüsünün birlikte yapması, Türkiye’de tepki yaratırken, yetkililerden ses ...