OVP’den yeni vergiler çıktı

29.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Orta Vadeli Program (OVP), Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan'ın katılımı ile açıklandı. Şimşek, 2020 yılı sonunda işsizliğin yüzde 9.6, enflasyonun ise yüzde 5 olarak hedeflendiğini söyledi. Şimşek, cari açığın milli gelire oranının da yüzde 3.9'a gerileyeceğini tahmin ettiklerini kaydetti. Bu yıl için yüzde 5,5 büyüme hedeflendiğini belirten Şimşek, “2018-2020 döneminde uygulayacağımız reformlar sayesinde yüzde 5,5 düzeyinde daha dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcılığını artırdığımız bir büyüme patikası hedefliyoruz" ifadesini kullandı. Maliye Bakanı Naci Ağbal ise daha çok gelir artırıcı kalemlerle ilgili düzenlemeleri açıkladı. Bu kapsamda en önemli düzenlemelerden biri binek otomobillerin vergisine yüzde 40 zam yapılacağını açıkladı. GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu:

“MTV ARTIŞI İTHALATI AZALTMA AMAÇLI OLABİLİR”

Uğur Civelek (Gazeteci-Yazar)

Açıklanan Orta Vadeli Programa (OVP) baktığımızda 14 yıldan farklı bir yenilim var. Mehmet Şimşek daha çok büyüme, enflasyon ve makro ekonomik gelişmeler üzerinde açıklamalar yaparken, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın açıklamalarında başka bir şey görüyoruz. Daha çok gelir artırıcı tedbirleri açıkladı. Kabine içinde de sanki farklı sesler var. Kamu harcamalarını kısmadan geliri artırma hedefi var. OVP’ye baktığımızda harcamalarda bir kısıntıya gidilmiyor, gelir artırıcı tedbirler ön plana çıkıyor.  

 OVP’de açıklanan vergi artışlarına iki boyutlu bakmakta fayda var. Artan vergiler vatandaşı etkiler. Artış oranları oldukça yüksek. Özellikle MTV yüzde 40 olan artış hem vatandaşı hem de sektörü etkilemesi bekleniyor. MTV’deki artışa başka bir pencereden bakılırsa ithal araç girişini azaltabilir, ancak resmin bütününü görmemiz gerekiyor. Türkiye Gümrük Birliği’nde (GB) bir revizyon istedi. Almanya başta olmak üzere AB’nin bazı üyeleri buna yanaşmadı. GB’de iki tarafta da şu anda bir bekleme, bir belirsizlik var. MTV’deki artışın ithal araç girişini azaltma amaçlı olduğunu düşünüyorum. Cari açığın büyümesini önleme amaçlı görüyorum. Kurdaki hareketlilik, MTV’deki artış ithal araç girişini azaltabilir.

“ORTA VADELİ PROGRAM VERGİ ARTIŞLARI VE TRUMP’IN VERGİ REFORMU”

Mustafa Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir) : Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sn. Mehmet Şimşek “Orta Vadeli Program’ı” açıklamış bulunuyor.

Bu programın ana hedefleri; daha dengeli, sürdürebilir ve kapsayıcı büyüme politikası, etkin kamu harcaması, verimli kamu yatırımı ve atıl kamu taşınmazlarının (lojmanlar dahil) kiralanması veya satışı.

Programın ayrıntılarına girmeden önce 2017 ve 2018 yıl sonu hedeflerinin revize edildiğini görüyoruz. Ana makro hedeflerin önceki ve revize sonuçları aşağıya çıkarılmıştır.

                                                 2017                                        2018

                                               Önceki – Revize                     Önceki - Revize

Büyüme (%)                             4.4          5.5                         5.0          5.5

Enflasyon (%)                           5.5          9.5                         5.0          7.0

İşsizlik (%)                               10.2       10.3                       10.1       10.5

Cari Açık (Milyar Dolar)             (-)32       (-)39.5                    -31.7     -40

Bütçe Açığı (Milyar TL)              (-)46.9   (-)61.7                     -44.3     -65.9

 

Görüldüğü üzere %5.5’lik sürekli bir büyüme hedeflenirken Enflasyon ve işsizlikte ciddi iyileşme görülemiyor. 2018 hedefi olan %7’lik hedefin çok gerçekçi olmadığını nedenleriyle aşağıda açıklamaya çalışacağız.

                Orta Vadeli Programın 2018-2020 dönemi varsayımları da şu şekildedir.

                                               2017                      2018                      2019                      2020

 

Milli Gelir (Dolar)                    852.2                     930.2                     997.6                     1.0744

Ort. Kur Varsayımı                 3.56                       3.70                       3.88                       4.02

Enflasyon %                          9.5                         7.0                         6.0                         5.0

Büyüme (%)                         5.5                         5.5                         5.5                         5.5

İşsizlik (%)                          10.8                       10.5                       9.9                         9.6

Cari Açık                              4.6                         4.3                         4.1                         3.9

Program dönemi sonunda kişi başı gelirimizin yukarıda varsayılan kurlarla 13.000 doları aşacağı tahmin ediliyor. 2017 sonu itibariyle Merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranının %2’ye yükselmesi öngörülüyor. Bu oranın program sonunda %1.6’ya düşürülmesi hedeflenmektedir. Program dönemi sonunda Kamu kesimi borçlanma gereği hedefi %2.3, AB tanımlı borç stokunun milli gelire oranı ise %27.5 seviyesi öngörülüyor.

Programın Özeti

Orta vadeli Programda 5 politika alanı da önceliklendirilmiştir. Bunlar;

  • Makro ekonomik istikrarın sürdürülmesi,
  • Beşeri sermaye ve işgücü kalitesinin arttırılması, yüksek katma değerli üretimin yaygınlaştırılması,
  • İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi
  • Ve kamuda kurumsal kalitenin arttırılmasıdır.

Bunlardan her birinin ayrıntıları Sn. Bakan’ca açıklanmış bulunmaktadır. Bunlara bu yazı kapsamında giremiyoruz.

Programın hazırlanmasında iki ana unsurun dikkate alındığını görüyoruz. Bunlar: 2016 yılında başlayan vergi indirimleri, teşvik ve kredi garanti fonu kefaletlerinin bütçe açığını arttıracağı gerçeği ve savunma harcamalarının jeopolitik nedenlerle (Suriye ve Kuzey Irak sorunu) artacağı ve nu kredi genişlemesinin enflasyon yaratacağı hususları. Daha önceki yazılarımızda defalarca bu konuda uyarılarda bulunmuştuk.

İşte hükümet bu sakıncaları ortadan kaldırmak için bir taraftan sürdürülebilir  %5.5’lik büyüme ve diğer taraftan %9.5’a ulaşan enflasyonu aşağılara çekmek için piyasaların şu anda beklemediği bir vergi artırım çalışmasını torba yasayla devreye soktu.

Amaçlanan hem büyüme sağlamak ve diğer taraftan düşük enflasyon hedefine ulaşmak.

Vergi Düzenlemeleri:

        Getirilmek istenen vergi artışlarını başlıklar halinde özetleyerek olursak:

  • Gelir Vergisi dilimlerinin üçüncü dilimi %27’den %30’a çıkarılıyor. Bu uygulama 2017 yılı kazançlarına da uygulanacak.
  • Finansa sektöründeki kurumların kurumlar vergisi oranı %20’den %22’ye yükseltiliyor.
  • Gayrimenkul satış kazanç istisnasındaki %75’lik oran %50’ye, gayrimenkul sermaye iratlarına ait gelir vergisi uygulamasındaki götürü gider oranı %25’ten %15’e indiriliyor.
  • Otomobillere ait motorlu taşıt vergileri %40 arttırılıyor.
  • Cep telefonu, sabit telefon ve data hizmetlerine uygulanan farklı vergi artı uygulaması kaldırılarak %7.5 tek oranı uygulanıyor.
  • Şans oyunlarındaki vergi kesintisi oranı %10’dan %20’ye çıkarılarak, meyveli gazozlara %25 vergi getiriliyor.
  • Dağıtılmayan kar payları %1 vergilenecek.

Toplam 28 milyarlık bu vergi paketinin 8 milyarlık kısmı Savunma Sanayiine aktarılacaktır. Ayrıca Savunma Sanayii Fonunu desteklemek amacıyla gelir, kurumlar, motorlu taşıtlar vergisi ve veraset ve intikal vergilerinin hasılatlarından doğrudan savunma sanayii fonuna aktarım yapılacağı öngörülmektedir.

Programın hazırlanmasındaki küresel varsayımların oldukça iyimser olduğu görülmektedir.

Halen gelişmekte olan ülkelere mevcut net sermaye akışının pozitif devam edeceği, petrol fiyatlarında sınırlı artış olacağı, Amerika’nın faiz konusunda güvercin politikasının devam edeceği öngörülmüş. Orta vadeli program açıklanırken aynı anda Amerika’da Trump’ın vergi reformu ilan edilmekteydi.

Trump’ın Vergi Planı

Bu düzenlemelere göre kurumlar vergisi ve küçük şirketlerin vergi yükümlükleri azalıyor. En yüksek gelirli kişilere uygulanan vergi oranı düşürülüyor. Gelir Vergisinde vergi dilim sayısı yediden üçe düşürülüyor. Yurtdışında faaliyet gösteren veya gelirlerinin yurt dışında Amerikalı şirketlerden bir defaya mahsus vergi alınarak Amerikan ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Düşük gelirli ve orta sınıf için evli çiftlerde 24.000 dolarlık kazanç vergi dışı bırakılıyor. (Bu tutar bekarlarda 12.000 dolar uygulanacak) Trump’ın ifadesiyle A.B.D. tarihindeki en büyük vergi indirimi olacağı söyleniyor.

Bu planın uygulanıp başarılı olması halinde Amerikan bütçesi açık verecek ve Amerika daha çok borçlanacak bu da dolar faizinin yükselmesi ve gelişmekte olan ülkelere giden portföy hareketlerinin azalması anlamına gelecek.

Programa ilişkin eleştirilerimiz:

  • Program hem cari açığın hem bütçe açığının milli gelire oranlarının düşmesini öngörüyor.

FED’in faiz politikasında bu yılsonu bir, 2018 de üç kez faiz arttıracağı yönünde gidişi var. Ayrıca ekimde başlayacak bilanço küçültmesinin de başlangıçta küçük rakamlar olsa bile gittikçe tutarlarının arttırılacağı öngörülüyor. İşte bu ortamda daha önce belirttiğimiz üzere küresel sermaye hareketlerinde gelişmekte olan ülkeler ve tabii ki ülkemiz de olumsuz etkilenecek.

Tasarruf oranının çok düşük olduğu ülkemizde büyümenin finansmanı için kuşkusuz yabancı kaynağa ihtiyacımız var. Bu kaynağın daraldığı ve pahalandığı ortamda söz konusu büyüme nasıl gerçekleştirecek.

  • Amerikan dolarındaki kur varsayımları oldukça fazla iyimser bulunmaktadır. Kurun 2018’te %4, 2019 da %4.8, 2020 yılında ise % 3.6 oranında artacağı varsayılıyor. Bu varsayım, kesinlikle gerçekçi değildir. Nedenleri bir önceki açıklamamızda mevcut.

Düşük kurla hesaplanan dolar bazlı milli gelir hesabı da ne kadar gerçekçi olur.

Savunma harcamalarının gittikçe artacağı ve arttığı bir ortamda her yıl aşağı yukarı 200 milyar dolar civarında dış kaynak bulunması gereği de ortada dururken enflasyon tahminlerinin bile altında kalan kur artışları nasıl finanse edilecek.

  • Amerika’nın faiz politikası yanında vergi reformunu da gerçekleştirmesi durumunda yabancı kaynağa ulaşmak hem zorlaşacak ve hem de ulaşılsa bile maliyetler yükselecek. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası’nın da genişlemeyi azaltması söz konusu olursa bu konuda ilave bir negatiflik gelecek.
  • 28 Milyarlık bir ek vergi getirilmesi bütçe açığı açısından olumlu. Ancak daha önce uygulanan vergi barışı tahsilatlarının bu program döneminde azalacağı hesaplamalarda öngörülmüşmüdür? Bilmiyoruz.
  • Bir önceki “Orta Vadeli Program” hedefleri ve gerçekleşmeleri karşılaştırmalı olarak incelenecek olursa (2016 ve 2017 revize rakamlar bunu göstermektedir) hedefler tam olarak realize edilememektedir. Örneğin yıllardır %5 enflasyon hedefliyoruz. Ancak bir türlü bu hedefe ulaşamadık.
  • AB ile ilişkilerin olumsuz seyrettiği, Almanya ile gerginliğin devam ettiği, jeopolitik risklerin katsayısının arttığı, olağanüstü halin devam ettiği ve kalkması için bir tarih öngörülmediği ortamda %5.5’luk büyümenin sürdürülebilirliği tartışma yaratır.
  • Faizlerin düşürülüp, yatırım harcamalarının arttırılacağı gerçeği karşısında finans kesimi vergi yükümlülüğünün artması ve 28 milyarlık ilave vergi salınması kredi kaynağını daraltıp pahalılaştırmayacak mı? Yüksek faiz ile yatırım harcamaları nasıl artırılacak? Bu durumda faizler nasıl düşürülecek? Büyümenin kaynağı tüketim ve inşaat harcamaları mı olacak. Bunların ayrıntılarıprogramın kendisi tam olarak açıklandığında ayrıca değerlendirmeye konu olacak. Eğer tüketim kaynaklı büyüyeceksek enflasyon nasıl düşürülecek?

Son olarak Orta Vadeli Programlar hazırlanırken hedeflerin tutarlı, varsayımların gerçekçi olması ve konjonktürel parametrelerin dikkate alınması hedeflere ulaşabilmeyi kolaylaştıracaktır.

 

ERTEM: MALİYE TARAFINDA GEREKSİZ BİR TELAŞ VAR

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem, son zamlar sebebiyle Maliye Bakanlığını eleştirdi. "Bütçe açığının milli gelire oranına göre artışı gereksiz" diyen Ertem, 2018-2020 Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi. OVP'nin Türkiye'nin potansiyeline göre hedef koyan bir program olduğunu dile getiren Ertem, "OVP'de popülizm yok, kamu maliyesinden ödün verilmedi" diye konuştu.

"OVP'de maliye tarafında gereksiz bir telaş var. Maliye tarafında bu telaşa gerek olmadığını düşünüyorum. (Bütçe açığı/GSYH) şu anda yüzde 2, gerekirse yüzde 3'e gidebilirdi" diyen Cemil Ertem, şunları söyledi: "Türkiye şu anda GSYH'ya oranla yüzde 2 bütçe açığı ile ek vergiye ihtiyaç kalmaksızın savunma ihtiyaçlarını karşılayabilir. Güvenlik harcamalarının, savunma sanayi harcamalarının giderek arttığı bir ülke. Bu gerekli. Siyasi irade bunu kabul ediyor. Türkiye'nin esasında bütçe harcamalarının yukarı çıkması olağandır. Yüzde 2 bütçe açığıyla bütün bunları yapabilir, ek vergiye ihtiyaç kalmaksızın. Yeni vergiler bütçenin üçte birini karşılıyor. Bu bütçeyi rahatlatacak. Peki olmasaydı, Türkiye'nin ayağı aksar mıydı? Hayır aksamazdı. Peki bir ülke neden vergi artışına gider? Türkiye'de kamu maliyeti iyi durumda. İkincisi de şimdi yapıldığı gibi önlem alır. Şimdi önlem aldılar. Biz vergileri artırıyoruz ama refahımızı daha fazla artıracağız diyorlar. Türkiye buraya başvurmadan yapabilir miydi? Bu rahatlığımız var. Ama buraya başvurdular, onlar rahat olacak, biz biraz vergileri konuşacağız. Teorik olarak böyledir. Vergi gelirlerini siz bir yere kadar artırırsınız, ondan sonra devletin vergi geliri düşmeye başlar."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Piyasalar bu orana pek inanmış görünmüyor. Üstelik TÜİK’in hesaplamada kullandığı yeni metot ile ilgili soru işaretleri ortadan kalkmadı. GÖZLEM, uzmanlara “Büyüme rak...

İkili ilişkilerde giderek artan çelişkiler ve “aylık / haftalık / günlük” önemli değişiklikler, Türk Dış Politikasını tartışılır hâle getirdi. GÖZLEM konuyu masaya yat...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülkenin içinde bulunduğu iç ve dış sorunlar ve gündemdeki başlıca konularla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM, “Dış borç, yüzde 51.8 ile milli gelirin yarısını geçince ve yüksek risk ortaya çıkınca” konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

ABD’nin Türk vatandaşlarını cezalandıran “vize” kararına tepki gösteren uzmanlar, krizin 'geçici' olduğunda birleşirlerken, “ilişkilerin giderek zayıfladığı” noktasına...

GÖZLEM; “ekonomik göstergelerdeki olumsuz tabloyu” uzmanlara sordu, işte görüşler…