Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enflasyon, kronik hâle mi geliyor?

8.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunuyor ama uzmanlar “alınan tedbirlerin yetersizliğine” dikkat çekiyor. İşte görüşler…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılda kaydedilen en yüksek seviyeye ulaşırken, kasım ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 1,49; yurt içi üretici fiyat endeksi de yüzde 2,02 artış gösterdi. Böylece 2017 yılının “çift haneli” enflasyon rakamı ile kapanacağı ortaya çıktı.

Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefi ise son beş yıldır olduğu gibi yüzde beş civarında. Hükümet ise 2018 -2020 arasında öngördüğü hedefler konusunda geçen eylül ayında açıkladığı orta vadeli programda 2017 sonundaki enflasyon oranını yüzde 9,5 olarak tahmin etmişti.

Tüketici fiyatlarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 18,56 ile ulaştırma sektöründe gerçekleşirken, bunu gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 15,78 ile takip etti. Ana harcama grupları ise aylık bazda giyim ve ayakkabı kaleminde kaydedildi. Bu grubun aylık bazda enflasyon değeri yüzde 3,77 iken, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık artış yüzde 2,11 ve ulaştırma aynı dönemde yüzde 2,01 olarak kayda geçti.

Yeni zirveyi gördü

Anketlerde aylık TÜFE değişim beklentileri yüzde 0.4-1.5 bandında yer alırken, yılsonu TÜFE tahmini ise yüzde 10.5-12.6 bandında bulunuyordu. Yüzde 12.98'lik enflasyon son 14 yılın en yüksek oranı olarak kayda geçti. Böylece 2017 tüketici fiyatları endeksinin yüzde 10’un üzerinde gerçekleşmesi kesinleşti. Aralık ayında fiyatlar hiç artmasa dahi yıllık enflasyon yüzde 11.15 seviyesinde gerçekleşecek. Kasımda giyim ve gıda fiyatları gruplarındaki artış ve kur geçişkenliğinin etkisi görüldü.  Kasım'da artış bütün harcama grupları geneline yayıldı.

Çekirdek enflasyon da 12’nin üstünde

TÜİK verilerine göre kasımda çekirdek enflasyon yüzde 12.08 ile 2004 Ocak ayından bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Verinin ayrıntılarına bakıldığında aylık en yüksek artış yüzde 3.77 ile giyim ve ayakkabı grubunda oldu. Kasımda endekste yer alan gruplardan, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 2.11, ulaştırmada yüzde 2.01, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1.84 ve konutta yüzde 1.25 artış gerçekleşti. Endekste düşüş gösteren grup olmazken, alkollü içecekler ve tütün yüzde 0.01 ile en az artan grup oldu. Yıllık en fazla artış yüzde 18.56 ile ulaştırma grubunda gerçekleşti. TÜFE’de ise bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 15.78, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 13.39, ev eşyası yüzde 12.85 ve sağlık yüzde 12.38 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.

 

ÜFE yüzde 2,02 arttı

 

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2017 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,02, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 13,91 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,30 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,38 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 2,70, imalat sanayi sektöründe yüzde 2,41, su sektöründe yüzde 0,93 artış ve elektrik ve gaz sektöründe yüzde 3,73 düşüş olarak gerçekleşti.

 

 

 

MB: “GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÖNEMLİ ROL OYNADI”

 

 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kasım ayı enflasyonundaki artışta işlenmemiş gıda fiyatlarının önemli bir rol oynadığını bildirdi. Açıklamada, kasım ayında tüketici fiyatlarının yüzde 1,49 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun 1,08 puan yükselerek yüzde 12,98'e çıktığı belirtilerek, şu değerlendirmeye yer verildi: "Bu yükselişe en belirgin katkı işlenmemiş gıda fiyatlarından gelmiştir.

 

Döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki yükseliş enerji enflasyonunu olumsuz etkilemeye devam etmiştir. Temel mal enflasyonu Türk lirasındaki birikimli değer kaybına bağlı olarak dayanıklı tüketim malları öncülüğünde artış eğilimini sürdürmüştür. Diğer taraftan, hizmet grubunda yıllık enflasyon gerilemiştir. Bu çerçevede, çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonu temel mal grubu kaynaklı olarak yükselmiş, ana eğilimi ise yüksek seviyesini korumuştur."

 

 

“EKONOMİ YÖNETİMİ BAŞARISIZDIR”

 

Esfender Korkmaz (Prof. Dr)

Enflasyonun bugüne kadar yapısal nedenlerle arttığını, ekonomide düşük verimlilik, kamuda yüksek bürokrasi, piyasada oligopol yapıların var olmasından ileri geldiğini uzun zamandır söylüyorduk. Enflasyonun yapısal nedenlerden yükseldiğini bugünkü rakamlar açıklıyor. Zira 2004’ün Kasım ayında enflasyon oranı yüzde 9.79’du. Bugün 12.98. Demek ki 2004’ten bu yana enflasyon yüzde 10’un altında gidiyor.

Son iki yıllık artış gösteriyor ki enflasyon kronik yapıya kavuştu. Yaşanan yüksek enflasyon sadece ekonomik verilerle açıklanamaz. Enflasyonu artıran nedenlerden biri de bugünkü Merkez Bankası ve ekonomi yönetimine olan güvenin azalmasıdır. MB, 2006 yılından bu yana enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Bu hedefleri bugüne kadar da hiç tutturamadı. MB, enflasyon hedeflemesinin yanı sıra birde enflasyon tahmini yapması bir başarısızlık göstergesidir. Bu da kırılganlığı artırmıştır. Ekonomi yönetimi başarısızdır, ekonomi yönetimine karşı bir güven bunalımı oluşmuştur. Günlük politikalar uyguluyor. Ekonominin dümeninde olan bakanlar ile Cumhurbaşkanının ekonomi danışmanları arasında çelişkili açıklamalar var. Bu da güvensizliğe yol açıyor.

Ayrıca, ekonomi yönetimi bir bütün olarak yalnızca günübirlik politikalar uyguluyor. Orta ve uzun vadeli programlar uygulanmıyor. Her gün yeni kararların alınması güven bunalımını artırıyor. Bugünkü siyasi iktidarın bundan sonra güven oluşturamayacağı anlaşılmıştır. Yüksek enflasyon da kronik hale geldi.

 

 

 

“KEMİKLEŞMİŞ ENFLASYONU SADECE PARASAL ÖNLEMLER ÇÖZEMEZ!”

 

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)

Kasım 2017 enflasyon oranları açıklanmış bulunuyor. Kasım 2017 Tüketici fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 12.98 olarak gerçekleşti. Bu oran 2004 yılında başlayan yeni hesaplama döneminin en yüksek oranıdır. Ayrıca 2016 Kasımındaki yüzde 7’lik artış oranından beri, çok sınırlı kısmi dalgalanma dışında,  sürekli ve doğrusal bir artış trendi gösteriyor. Yurtiçi üretici fiyat endeksinin artış hızı ise yüzde 17.30 değerine yükseldi. Buradaki artışlar ise 15 ay süresince, yine çok sınırlı bir dalgalanma dışında, sürekli olarak daha yüksek bir ivme içinde artış trendi gösteriyor. Yurt içi üretici endeksindeki son bir yılda gündeme gelen aylık artış değerleri, 2006’dan beri sadece 2008 krizi döneminin Mayıs-Haziran-Temmuz ayı değerlerinde aşılmış gözüküyor.  Bunun dışında tüm dönem boyunca en yüksek değerlere bu yıl içinde ulaşılmış bulunuyor. Nihayet İmalat  Sanayii’ndeki fiyat artışlarını gösteren çekirdek enflasyon da Ekim ve Kasım aylarında 2004 yılından beri en yüksek değerleri alarak kasım ayında 12.08’lik oranda  gerçekleşti.  Görüldüğü gibi, TÜFE, ÜFE ve Çekirdek enflasyon alanlarının hepsinde yeni rekorlar kırılmış bulunuyor. Daha da kötüsü hepsinde, geçmiş yıllardaki dalgalanmaların aksine, yukarı yönlü bir ivme söz konusu. Böylece son yılın enflasyon verileri, enflasyonun kemikleşme sürecine girdiğini gösteriyor.

 

Sorun bunlarla da sınırlı değil, yaşanan bu enflasyonist açık yanında,  ekonominin diğer ikiz açığı olan dış açık ve bütçe açıkları da olumsuz yönde artış trendi içinde bulunuyor. Böylece Ekonomi Politikasının gözetmek zorunda olduğu, üç temel denge bozulma sürecine girmiş olup ve “üçlü açık sarmalı” ekonomiyi tehlikeli bir viraja doğru sürüklemektedir. Üstelik buna son günlerde yaşanan, iç ve dış siyasetteki gerilim ve gelişmeleri de dikkate aldığınızda sorunun ciddiyeti daha da büyüyor. Kısacası Enflasyon sorunu, Sadece Merkez Bankası’na tanınmış olan sınırlı para politikası araçları ile çözülebilir olmaktan uzak gözüküyor. Kaldı ki, Merkez Bankasının, faiz silahını kullanmakta daha tutuk davrandığı herkesçe bilinmektedir.  Ayrıca kemikleşme trendindeki enflasyon ve bunun ötesindeki dengesizlik ve açıklarda gözlenen eğilimler ile siyasi trendler, konuya çok daha kapsamlı bir bakış açısı içinde, bütüncül önlemler alınması gereğini gündeme taşıyor. Bu açıkların büyüme trendini besleyen kaynaklar en başta şunlardan oluşuyor: döviz kurundaki ve petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü dalgalanmalar; terörle mücadele ve Suriye ile sınır güvenliği sorunları ile nihayet gelişmiş ülkelerle yaşanan tatsız gelişmeler söz konusu açıkların hepsine olumsuz olarak yansıma potansiyeli taşıyor.

 

Değinilen ortam ve gelişme trendleri iş dünyasında tedirginlik ve beklemeye girme eğilimini arttırıcı niteliktedir. Bu tavrın ekonomiye yansıması olumsuz olacaktır. Bu nedenle hükümetin ekonomiye öncelik vermesi ve ekonomik sorunlara daha organize ve sistematik politika konseptleri içinde çözüm arayarak, toplum ve iş dünyasında güven yaratması gerekmektedir. Bu güvenin işlevsel olabilmesi; sözden çok reel uygulamalara dayanma ihtiyacı taşıyor.  Hızlı olarak bu güven yaratılmadığı durumda, söz konusu açıkların sonuçları, özellikle enflasyonun yükseliş sürecindeki gelirleri eritme eğilimi, pahalılık, işsizlik ve olumsuz beklentiler, iş dünyası dışındaki diğer sosyal kesimlerde de kendini hızla hissettirecektir. Kısacası, ekonomik sorunlar öncelikli ilgi, kapsamlı, tutarlı ve sorunların çözümü için yeterli uygunlukta konseptlerle ele alınmayı bekliyor.

 

 

“ENFLASYONDA UMUDUMUZ BAZ ETKİSİNE KALDI”

İsmet Özkul (Gazeteci- Yazar):

Enflasyonun ekonominin tüm organlarını sarmış bir kangren haline geldiğini gösteriyor. Önce tablodan başlayalım. Tablo TÜİK’in çekirdek enflasyon sınıflamasını esas alarak enflasyonun 48 noktadan resmini çekiyor.

TÜİK 25 ayrı çekirdek enflasyon göstergesi açıklıyor. Çekirdek enflasyon göstergelerinin ifade ettiği kalemlerin dışında kalan kalemlerin enflasyonunu da biz hesapladık. Mallar ve hizmetler birbirini dışlayan iki gruplama olduğu için sonuçta 50 değil 48 noktadan bir resim elde ediyoruz.

48 noktanın 43’ünde enflasyon çift haneli. Yani nereden bakarsanız bakın çift haneli enflasyon görüyorsunuz. Çift haneli olmayan 5 noktanın 4’ünde de rakamlar yüzde 9.31 ile 9.75 arasında, yani çift hane sınırında.

Bu tablo, yüksek enflasyonun sebebinin meyve ve sebzedeki yüzde 28.50’lik olduğunu iddia edenleri yalanlıyor. Sebze ve meyve dışında kalan kalemlerin enflasyonu da yüzde 12.15 ile çok yüksek ve yüzde 12.98 olan genel enflasyonun çok az altında. Tek başına bu bile azgın enflasyonun tüm harcama kalemlerini sardığını kanıtlıyor.

Başka kalemlerden örnekler vererek yazıyı uzatmanın gereği yok. Herkes hangi kalemi yüksek enflasyonun suçlusu görüyorsa, onun dışında kalan kalemlerdeki enflasyonun suçladığı kalemden farklı olup olmadığını bu tablodan inceleyebilir.

Tablo bize enflasyonun her alanı sarmış, yapısal ve güçlü bir hastalık haline geldiğini anlatıyor. Kah sebze meyveyi bahane ederek, kah et fiyatlarını suçlayarak, kah giyim ve ayakkabıda enflasyon hesap yönteminin değişmesini gerekçe göstererek sorunun boyutunu küçük göstermek artık hiç mümkün değil. Grafiğe baktığımızda enflasyonda geçen yıl bu aylarda başlayan sert çıkışın gücünü hissedebiliyoruz.

 

Çıkışta başı yurtdışı üretici fiyatları çekiyor. Yurtdışı üretici fiyatları, kur hareketlerine en hassas kalem. Kurlardaki çıkışın, enflasyonun ana sürükleyicilerinden birisi olduğunu anlatıyor. Üretim tarafında ara malları enflasyonu üretici fiyatlarındaki genel enflasyondan çok daha yukarıda. Ara mallarındaki fiyat artışı sanayi üretimine yansıyarak genel üretici fiyatları enflasyonunu daha da yukarı çekecek. Bu da maliyet enflasyonu olarak sonunda tüketici fiyatlarına yansıyacak.

Grafikte dikkat çekici bir nokta daha var. Dayanıksız tüketim mallarında enflasyon biraz gerileyerek çift hanenin altına inmesine rağmen tüketici enflasyonunun tırmanışında bir yumuşama bile yaratamamış. Bu da tehlikenin ne kadar büyük olduğunu ifade ediyor. Manzara bu kadar kötü ve köklü iken, hükümet edenler umutlarını enflasyonun baz etkisiyle düşmesine bağladıklarını gösteren açıklamalar yapıyorlar. Enflasyon karşısındaki aczi ifade eder böylesi açıklamalar, manzarayı daha da karartmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor. (05.12.2017 tarihli Dünya Gazetesi’nden alıntı)

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunça...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke için açılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümetli” yeni sayfa ve CHP’deki kavga konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Ana Muhalefet, ülkenin çok kritik bir döneminde, “bölünme işaretleri” veriyor; GÖZLEM durumu uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Uzmanlar, GÖZLEM’in “Kritik eşiğin aşılabilmesi için ne yapılmalı” sorusuna cevap verdiler. İşte görüşleri…

İçişleri Bakanı’nın “Şehit Cenazeleri, parçalanan CHP çelenkleri konusundaki tutumunu” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

Yazarlar
Website Security Test