Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tarikatlar ve cemaatler Milli Eğitimde etkin hâle gelirken, “Özel Halk Harekatı” da sokaklara indi

15.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, “Milli Eğitim’deki dini eğitime gidişi” ve “iç barış için” riskler getiren “Özel Halk Harekatı” oluşumunu masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri…

Toplumsal yaşamın birçok alanında gündeme getirilen uygulamalar endişe yaratıyor. Toplumun en önemli yapı taşlarından olan milli eğitim başta olmak üzere etkisini gösteren ve ülkenin iç barışını tehlikeye sokan uygulamalar ile kaygılar daha da derinleşiyor... Üst üste atılan yeni adımlar “laik bir hukuk devleti olan” Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını tedirgin ederken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kurulan “Halk Özel Harekatı” gibi sivil yapılanmaların da ülkenin geleceği için risk oluşturduğu ifade ediliyor.

 

Yap-boz tahtasına dönüştürüldüğü ifade edilerek sıkça eleştirilen milli eğitim sistemini dinileştirme projelerine her gün bir yenisi eklenirken, bir takım yapılaşmalar ile toplum adeta bir ayrışma ve kaosun içine çekiliyor... Bunun son örneklerinden biri İstanbul'da Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından Aralık ayı başında okullara gönderilen genelge ile ortaya çıktı. Okullarda 'öğretmen sohbetleri' adlı başlatılan proje ile din bilgisi öğretmenlerinin “öğrencilerle okul dışında veya evlerde dini sohbetler” yapılması istendi. Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Faik Kaptan imzası taşıyan genelgeye göre öğrencilerle öğretmen, bir öğrencinin evinde ya da belirlenen başka bir mekanda bir araya gelecek. Öğretmenlerin anlatacağı konular ve yapacakları sohbet başlıklarından bazıları, şöyle belirlendi: 'Tevhid ve şirk', 'Allah sevgisi ve kulluk', 'İmanın yansımaları', 'Vahiyle ilk buluşma', 'Yıldız sahabeler'...

 

Okul dışı bu uygulamaları yapacak din öğretmenlerinin çoğunun “tarikat ve cemaatlere mensup olduğu” da bilinirken, genelgede projenin okula ilgiyi artırmak ve eksikleri gidermek için yapıldığı iddia ediliyor.

 

Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitimi dinselleştirme çalışmaları anaokuluna kadar indi. Eğitimi din görevlilerine teslim eden protokoller kapsamında, MEB il il müftülüklerle protokol imzalayarak bu derslerin seviyesini 4 yaşına indiriyor. Eğitim sisteminin cumhuriyetin ve Anayasamızın önemli ilkelerinden biri olan 'laiklik' kavramından giderek uzaklaştırıldığı ifade ediliyor.

 

Bu arada, tarikat ve cemaatlerin hakim olduğu bir çok dini vakıfla da protokoller yapılarak “din eğitimi ve uygulamaları için destek ve yardımlar” alınmaya başlandıının da altı çiziliyor.

 

İç barış tehlikede

 

Eğitim sistemi böylesine bir kaosun içindeyken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kurulan Halk Özel Harekatı yapılanması da gelecek nesiller için endişeleri derinleştiriyor. Darbe girişiminin ardından Osmanlı armalı, Halk Özel Harekatı (HÖH) yazılı bazı araçlar kamuoyunun gündemine gelmiş ve soru işaretlerine yol açmıştı. Türkiye'nin iç barışının ve esenliğinin bu tür yapılanmalar ile tehlikeye atıldığını belirten uzmanlar, bu tür oluşumların ülkemizde özgürlük alanlarını daralttığına, farklı arayışların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğine dikkat çekiyor.

 

 

NEDİR BU “HALK ÖZEL HAREKATI?

 

Darbe girişiminin ardından Osmanlı armalı, Halk Özel Harekatı (HÖH) yazılı bazı araçlar kamuoyunun gündemine gelmiş ve soru işaretlerine yol açmıştı. CHP'nin "paramiliter bir oluşum mu?" diyerek Meclis gündemine taşıdığı HÖH'ün, İçişleri Bakanlığı'na kayıtlı bir dernek olduğu ve 22 ilde aktif olduğu ortaya çıktı. Derneğin Ankara'da Kızılay'da da şube açtığı ortaya çıktı. Derneğin başkanının, Suriye'de Türkmen Dağında savaştığı ve "Tim Komutanlığı" yaptığı ve "Hainler şunu iyi bellesin; bize sadece 'sokaklara inin' denildi, bizlere 'sokaklara inin de sokakları onlardan temizleyin' denmeseydi şu an Afrika'da olurduk. Bizler Elhamdülillah Osmanlı'nın torunlarıyız" sözleri basına yansımıştı.

 

Derneğin Trabzon merkezli bir dernek olduğu belirtiliyor. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kurulduğu belirtilen Halk Özel Harekatı Derneği’ni Facebook hesabından yapılan bir duyuruda derneğin Türkiye geneli ve yurt dışında 22 İl ve birçok ilçede kurulumunu tamamladığı ifade ediliyor. Derneğe ait sosyal medya hesaplarından Türkiye’nin birçok ilinde derneğin şubelerinin açıldığı da görülüyor. Derneğin kurucusu ve başkanının Fatih Kaya isimli bir kişi olduğu görülüyor. Kaya bir haber sitesine verdiği röportajda şunları söylüyor: “Bunun bir cihad olduğunu insanların bilmesi gerekiyor. Baş komutan Recep Tayyip Erdoğan bizlere meydanlarımızı terk etmememizi söyledi. İster 1 hafta ister 1 sene ister hiç fark etmez normal yaşantımıza da devam ederek buradaki tüm arkadaşlarımızla birlikte nöbetimize devam ediyoruz. Allah ömür verdiği sürece de devam edeceğiz. Keşke herkes bunun bilincine varabilse. Cihad kolay kolay ilan edilmez. Devletimizin başı, başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan bizlere cihad ilan etti. Bizler bunun farkındayız Rabbime şükürler olsun. Şunu da o gafiller, o hainler şunu iyi bellesin; bize sadece sokaklara inin denildi, bizlere sokaklara inin de sokakları onlardan temizleyin denmeseydi biz şu an sizinle Afrika'da röportaj yapıyor olurduk. Bunun bilincine varmaları lazım. Bizler Elhamdülillah Osmanlı'nın torunlarıyız.”

 

 

 

'GİDİŞATTAN ENDİŞE DUYANLAR BİR ARAYA GELMELİDİR'

 

Mehmet Şakir Örs: Siyasal iktidarın otoriterleşme eğilimi, giderek hayatın daha çok alanında kendini hissettiriyor. Siyasal İslamcı yaklaşımlar öne çıkıyor. ’Dindar ve kindar nesiller yetiştirme’ amacı, her geçen gün kendini daha çok ele veriyor. Başta milli eğitim olmak üzere toplumsal yaşamın birçok alanında gündeme getirilen yeni uygulamalar, var olan endişeleri daha da artırıyor. Tam anlamıyla yaz - boz tahtasına dönüştürülerek, öğrencileri ve velileri çileden çıkaran eğitim sisteminde; gerici, çağdışı uygulamalara, her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak gündeme getirilen, ders dışı zamanlarda okulda ve evlerde ‘dini sohbetler’ düzenlenmesi, ilk ve ortaöğretimde din görevlileri ve dini vakıflarla işbirliği yapılması uygulamalarını da, bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Halkın dini duyarlılıklarından yararlanmayı hedefleyen bu gerici uygulamalar, cumhuriyetin çağdaş uygarlık anlayışıyla ve temel değerleriyle çelişiyor. Başta laiklik olmak üzere, tüm çağdaş ve evrensel değerler göz ardı ediliyor, çiğneniyor. Kısacası, eğitim tüm hızıyla gericileştiriliyor. Eğitimde yapılan bu çağdışı uygulamalarla, yalnız çocuklarımız ve gençlerimiz değil, ülkemizin geleceği de belirsizliklere, bilinmezliklere sürükleniyor. Gündeme getirilen ‘Halk Özel Harekâtı (HÖH)’ türü organizasyonları ise, ‘tek adamlık’ olarak nitelendirilen başkanlık sisteminin özel kuvvetleri olmaya hazırlanan yapılar olarak değerlendiriyoruz. Aynı zamanda bu tür tartışmalı yapılanmaların, ülkenin iç barışını, esenliğini tehlikeye atacağını düşünüyoruz. Demokratik kurallara, kurumlara ve geleneklere sahip ülkelerde, böylesi gelişmeler normal bir gelişme olarak görülemez. Aslında yapılan bu uygulamalar, ülkemize getirilmek istenen sistemin de bir bakıma ön adımlarıdır, ilk hazırlıklarıdır. İşte bunun için de aynı zamanda bir ön uyarıdır!.. Rejim ve sistem değişikliği ile birlikte, ülkemizin siyasal alanının ve toplumsal yaşamının tümden ‘tek tipleştirme’ tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu anlamına gelir. Son dönemde, ülkemizde, özgürlük alanlarının daralmasında, demokratik değerlere sahip insanlarımızın, yaşam sevinçlerini yitirip farklı arayışlara yönelmesinde, bu gelişmelerin önemli payı var. Bütün bu olumsuzlukları ve yanlışlıkları, ancak, cumhuriyetin temel değerlerini ve evrensel çağdaş demokrasiyi savunan güçlerin birlikteliği göğüsleyebilir. İşte bunun için; ülkenin gidişatından endişe duyan bütün kesimler bir araya gelmeli, işbirliği ve güç birliği yapmalıdır.

 

 

 

'İÇ KAVGALARA ZEMİN HAZIRLAYACAK'

 

Soner Aydın (Emekli Albay): Basında ve sosyal medyada zaman zaman yer alan ve geçtiğimiz günlerde bir milletvekili tarafından İçişleri Bakanına sorulduğu haberini okuduğumuz “Halk Özel Harekatı” isimli derneğin adı bile bende ciddi bir endişe yarattı. Özel Harekat; kritik ve özelliği olan hedeflere karşı, özel eğitilmiş personelle, özel silah, mühimmat, araç ve gereçlerle icra edilen örtülü bir harekat türüdür. Sivil amaçla kurulmuş bir derneğe, bir sivil toplum kuruluşuna böyle bir isim verilmesi; maceracı insanları, sorunları kaba kuvvetle çözme yanlısı olanları, devletin güvenlik sistemine güven duymayıp kendisine özel, yandaşlardan oluşan bir güvenlik sistemi arzu edenleri etkileyebilir. İnsanlar; saf, temiz vatan ve millet sevgisiyle ya da kişisel çıkarını düşünerek veya bir yerlere ait olma ihtiyacıyla, belki de bir yerlerden güç almak hevesiyle böyle bir oluşum içinde yer almak isteyebilirler. Her ne sebeple olursa olsun böyle bir oluşum bence son derece tehlikeli ve sakıncalıdır.

 

Bunun yanında, yine basın ve sosyal medyada ifade edilen şekliyle; bu yapılanmanın başkanının, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan aldıkları talimatla hareket ettikleri izlenimi yaratacak ifadelerle beyanatlar vermesi akıl ve mantığın kabul edeceği bir durum değildir. Ülke savunmasında hiçbir yasal görevi olmayan bir derneğin, “devletimizin başı, başkomutanımız bizlere cihad ilan etti” diyerek Cumhurbaşkanını referans göstermesi ülkemizi hem içeride hem de dışarıda son derece güç durumlara düşürecek bir yaklaşımdır.

 

Üçüncü dünya ülkelerinde ve özellikle bütün dünyaya antidemokratik ülkeler olarak tanıtılan Irak ve Suriye’de de bir zamanlar buna benzer yapılanmalar vardı. Bu ülkelerin yönetimleri, kendi geleceklerini garanti altına almak için yakın çevrelerinden, kendi inanç ve mezhep gruplarından, akraba ve aşiretlerinden oluşan yakın güvenlik sistemlerini kurdular. Bunlara “Cumhuriyet Muhafızları” “Devrim Muhafızları” gibi isimler verdiler. Bunlar sivil toplum yapılanması bile değil, bu devletlerin legal savunma güçleriydi. Buna rağmen, bu devletlerin yönetimlerinin antidemokratik uygulamalarının ve toplumları üzerindeki baskı ve şiddetin kanıtı olarak gösterildiler. Bu gerekçe üzerinden hareketle müdahil devletler tarafından; ülkedeki etnik, dini ve mezhebi bütün grupların silahlanmaları meşru kabul edildi. Sözü daha fazla uzatmadan bu güne bakıldığında gelinen aşama herkes tarafından görülmektedir.

 

1970’li yıllarda bizim memleketimizde de benzer yapılanmaların olduğu hatırlanacaktır. Masum dernek ve STK olarak faaliyet gösteren bir takım oluşumların ve bunların karşısındaki görüşe sahip olanların kapalı kapılar ardında nasıl silahlandıkları, sonuçta her gün onlarca vatandaşımızın hayatını kaybettiği yılları, hatta ülkemizin en değerli bilim insanlarının, gazetecilerinin nasıl katledildiğini yakın tarihimizde bizzat yaşadık. Daha birkaç yıl önce, bazı devlet adamlarımız ile bazı basın ve yayın kuruluşlarımız tarafından masum bir sivil toplum kuruluşu, bir hizmet hareketi olduğu ifade edilen bir örgütün, 15 Temmuz 2016 tarihinde nasıl bir hain canavar olduğunun fark edildiğine hepimiz tanık olduk. Bütün bu acı tecrübeleri yaşamış bir millet olarak geçmişten ders almamızın ve benzer hatalara düşmememizin hayati önemi olduğunu düşünüyorum.

 

Kısacası bu tür yapılanmalar; gelecekte devletimizi ve milletimizi büyük sıkıntılara sokabilecek, ülkemizi çağdaş değerlerden uzaklaştırabilecek, dünyada yanlış tanıtabilecek, iç kavgalara zemin hazırlayabilecek, asıl önemlisi; bizi hedefte gören devletler tarafından kolaylıkla istismar edilebilecek ve ülkemizi müdahale edilmesi gereken ülke sınıfına sokabilecek yapılanmalardır.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan seçimle ilgili kararın Meclis’ten çıkmasından hemen sonra, bu soruyu uzmanlara sordu; işte cevapları..

Afrin harekatında haklı ve “insani durum bakımından” çok hassas olan Türkiye’ye karşı, AB’nin 28 ülke imzalı açıklamasını Mehmet Dönmez GÖZLEM için yorumladı.

Çağdaş yerel yönetim anlayışı ile sosyal demokrasi arasında önemli bir yakınlık vardır.

Gözlem Gazetesi yazarı Mali Müşavir I.Burak Oğuz bugünkü yazısında işsizlik konusuna değindi.

Necmettin Erbakan’ın ölümünden sonra “AKP’ye kayan Milli Görüş’ün taban oyunun Temel Karamollaoğlu ile geri dönemeye başladığı” görülüyor. GÖZLEM konuyu uzmanlara sord...

“Doğu Guta’da katliam / Kimyasal Silah / Esad / ABD / Rusya / İran / Türkiye / BM / Fransa / İngiltere / Ceza kesilecek / Füzeler / Uçak gemileri / Denizaltılar / Görü...

Yazarlar
Website Security Test