Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomide “Yüzde 11.1’lik büyüme” mucizesi nasıl oldu?

15.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tartışma sürüyor; uzmanlar, “Ekonomi gerçekten bu oranda büyüdü mü”, yoksa “Ne sihirdir, ne keramet, TÜİK’te midir, marifet” sorularına cevap arıyor. İşte görüşler…

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüdü. Türkiye'nin bu oranla Hindistan ve Çin'i geride bıraktığı bildirildi. Büyümenin çift haneli gelmesinde 2016’nın üçüncü çeyreğinde 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan yıllık daralmanın sonucu oluşan baz etkisi ile birlikte Kredi Garanti Fonu (KGF) ile sağlanan krediler ve teşvikler etkili oldu. KGF ile gelen büyüme enflasyonu da yüzde 13’e taşıdı.

Gayrisafi yurtiçi hasılayı (GSYH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 2,8, sanayi sektörü yüzde 14,8 ve inşaat sektörü yüzde 18,7 arttı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise yüzde 20,7 arttı.

Büyümeye en yüksek katkı hizmetler sektöründen geldi. Hizmetler sektörü yüzde 20.7 büyüdü, ikinci sırada yüzde 18.7 ile inşaat sektörü geldi. Kredi genişlemesi, vergi indirimleri inşaat sektörünün büyümesine yol açtı. Üçüncü çeyrekte sanayi sektöründe büyüme de yüzde 14.8 oldu. Sanayi sektöründe büyüme imalat sanayiinde kapasite kullanım oranını artırmadı. Zira 2016 yılının aynı üç aylık dönemine göre 2017 yılında imalat sanayiinde kapasite kullanım oranını ortalama yüzde 1.1 arttı. Harcamalar yönünden bakıldığında hane halkı tüketimi yıllık yüzde 11.9 arttı. Bu da hane halkının büyümeye katkısını 7 puana çıkardı. Devletin tüketim harcamaları ikinci çeyrekteki küçülmenin aksine üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 2.8 artışla büyümeye 0.3 puanlık bir katkı sağladı. Yatırımlar üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 12.4 büyüyerek son 9 çeyreğin en güçlü artışını gösterdi ve büyüme oranına 3.6 puan katkı sağladı. Yıllık bazda inşaat yatırımları yüzde 12 artarken, önceki bir yıllık dönemde sürekli olarak daralan makine-teçhizat yatırımları üçüncü çeyrekte yüzde 15.3 artış kaydetti.

İkinci çeyrekte 1.8 puan olan net dış talebin (ihracat eksi ithalat) büyümeye katkısı 0.3 puana geriledi. İhtalattaki hızlanma bunda etkili oldu. Üçüncü çeyrekte zincirlenmiş hacim endeksi bazında ihracat yüzde 17.2, ithalat yüzde 14.5 (ikinci çeyrek: yüzde 1.8) arttı.

                                                                       Ekonomik Göstergeler

                                                                      2016    2017    Değişim-Puan

Yıllık Enflasyon (Eylül %)                            7,28     11,20         3,9

İşsizlik (III. Çeyrek %)                                11,30      10,60         -0,7

İşgücü Ödemeleri (GSYH deki Payı %)      35,60       32,7         -2.9

Kapasite Kullanım Oranı (%)                      78,3         79,2            0,9

Dış Borç Stoku (Milyar $)                          416,7      440,0          24

Cari Açık (Ocak-Eylül / Milyar $)              -24,8        39,3            8,7

Bütçe Açığı (Milyar TL)                               12,0        31,6         19,6

(Kaynak: Esfender KORKMAZ)

 

İkinci çeyrek ne olmuştu?

Türkiye ekonomisinin 2017 yılı ikinci çeyrek büyümesi yüzde 5,1'den yüzde 5,4'e revize edildi. Yılın birinci çeyrek büyümesi ise yüzde 5,2'den 5,3'e çıkarıldı. Reuters'ın düzenlediği ankette 2017 büyümesinin yüzde 6,1 olarak kaydedilmesinin beklendiği aktarıldı. Hükümetin resmi beklentisi ise yüzde 5,5. 2016 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 3,2 büyümüştü.

Fazla hormon ters keser

Ekonomist Prof. Dr. Esfender Korkmaz, Yeniçağ Gazetesi’ndeki köşesinde “Büyüme kimin cebine çalıştı?” diye yazdı. Türkiye’yi dünya şampiyonu yapan büyümenin sevindirici olduğunu belirten Korkmaz, şu değerlendirmede bulundu: “Eğer bu büyüme hukukun üstünlüğü, demokrasi, basın özgürlüğü ortamı içinde olsaydı, daha çok sevinirdik. İktisat politikaları iki tarafı kesen bıçak gibidir. Büyüme için fazla hormon verirseniz ters tarafı daha fazla keser. Söz gelimi geçen sene 3. çeyrekte GSYH, yüzde 1.8 daraldı. Bu sene yüzde 11.1 arttı. Bu durum büyümenin aşırı hormonlu olduğunu gösteriyor. Bir yılda 12.9 büyüme farkı da bizzat istikrarsız büyüme yaşadığımızı gösteriyor.”

Şimşek: Sanayileşerek büyüyoruz

Büyüme rakamlarını değerlendiren Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin sanayileşerek büyüdüğünü, bunun çok önemli olduğunu söyledi. Şimşek, “İlk 9 ayda 7,4 gibi çok güçlü bir büyüme söz konusu, 4. çeyrekte de devam ediyor. Yılın tamamında yüzde 5,5 hedefinin epey üzerinde bir büyüme olabilir. Rakamlar yüzde 6,5 bir büyümeye işaret ediyor. Büyüme hem yüksek, hem kapsayıcı, istihdam yaratan bir büyüme. Tarımın büyümeye katkısı sınırlı, dolayısıyla Türkiye sanayileşerek büyüyor, bu da çok önemli. 3. çeyrekte dış talebin katkısı oldukça düştü, bir tek olumsuz bu görülebilir, bu da iç talebin güçlü olmasından kaynaklanıyor” ifadesini kullandı.

 

Zeybekci: Haklılığımız ortaya çıktı

Büyüme rakamını sosyal medya hesabından değerlendiren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise ekonomideki büyüme performansının söylemlerindeki haklılığı ortaya koyduğunu bildirdi. Zeybekci, “Nisan ayından bu yana iki noktayı vurguluyoruz. Birincisi uluslararası kuruluşlar tahminlerini bir bir artıracak. İkincisi Türkiye 3. çeyrekte G-20 ülkeleri içinde en hızlı büyüyen ülke olacak. Türkiye, 3. Çeyrekte yüzde 11,1’lik rekor büyüme performansıyla söylemlerimizdeki haklılığı ortaya koydu” değerlendirmesini yaptı.

“Başarı hikayesi yazıldı”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, Türk müteşebbisinin, karşısına çıkarılan her olumsuzluğa, dışarında gelen ekonomik ve siyasal engellere rağmen neler yapabileceğini gösterdiğini ifade etti. Hisarcıklıoğlu, şu değerlendirmeleri yaptı: “Tüccarımız, sanayicimiz, üreticimiz olumsuz tezviratlara kulağını tıkadı, ileriye bakarak yeni bir başarı hikâyesi yazdı. Hükümetimizin iş dünyamızla istişare ederek hayata geçirdiği finansman, istihdam ve üretim desteklerinin doğru adımlar olduğu, piyasaya güven verdiği, çarkların yeniden dönmesini sağladığı da ortaya çıktı. Geçen sene Türkiye’ye güvenen kazanır demiştik. Gerçekten de güvenip yatırıma ve üretime devam eden kazandı. Türk iş dünyası olarak hedefimiz 2017’de yüzde 7 büyümeye ulaşmak ve sonrasında da bu büyümeyi daha çok üretim, yatırım ve ihracatla devam ettirmek.”

 

“Süreklilik önemli”

 

 BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Levent Akgerman: “Büyümemizi sürekli hâle getirmemiz gerekiyor. Bu anlamda büyümenin üçüncü çeyrekte çift haneli rakamlara ulaşarak yüzde 11.1 seviyesine ulaşması olumlu. Dış sermaye akımlarının azaldığı bu dönemde yüksek büyüme yüksek enflasyonu beraberinde getirme riski var. Bu yüzden hukuk ve idari alanda yapısal reformlarla birlikte dışarıdaki algımızı kuvvetlendirmemiz şart. Türkiye özgür, çağdaş ve rekabetçi olduğu algısını oluşturamadığı sürece büyümenin sürdürülebilir olması olanaksız. Büyümenin niteliği de önemli. Gelişmekte olan ülkeler ne kadar büyürse büyüsün; ne kadar gelişiyor, uluslararası rekabette eğitimde, teknolojide, hizmetlerde niteliğimizi ölçen endeksler daha anlamlı hale geliyor.

 

“TÜKETİME DAYALI ENFLASYONLU MODEL”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr): “Türkiye ekonomisindeki bu hızlı büyüme performansı şüphesiz olumlu bir gelişme. Ama bu büyüme oranı çeşitli endişeleri de beraberinde getiriyor. Çünkü Türkiye ekonomisinin bu sürekli gerçekleştireceği bir büyüme değil. Madem icraatla bu büyüme sağlanıyorsa neden daha önce yapılamadı. Neden 2018 büyüme tahmini yüzde 5’lerde. Neden son çeyrek düşük gelecek deniyor, diye sorular sorulabilir.

En ağırlıklı değişken olan ve enflasyonu da körükleyen döviz kuru endeksi mevcut model ile büyüme trendinin sonuna gelindiğinin habercisi olmuyor mu? Üçüncü çeyrekteki yüksek büyüme hızı tıpkı 6 yıl öneki gibi hızlı dış borç artışı ile gerçekleştirilirken, şimdi de içeride hazine garantili kredi politikası, teşvikler ve baz etkisinden kaynaklandığı unutulmamalıdır.

2011 yılında da dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olarak sevinirken, bu yüksek büyümenin ekonomide yaşattığı yapısal tahribat ile sonraki yıllardaki yüzde 3’lük düşük büyümeler, işsizlik, yüksek cari açık, yüksek dış borç, yüksek kur ve enflasyon açmazını getirmiş ve ekonomiyi soğutucu tedbirler alındığı unutulmamalıdır.

Dolayısıyla hızlı iç ve dış borç artışına dayalı bu büyümenin sürdürülebilirliği uzun süre yoktur. Tüketim ve inşaata dayalı bu modelden, ülke kaynaklarına ve yatırıma dayalı modele geçmemiz gerekir.”

 

“BÜYÜME ARTIŞINI DOĞRU OKUMAK”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr): 2017 yılı üçüncü çeyrek büyüme hızımız yüzde 11.1 olarak açıklandı. Gerçekten moral yükselten bir oran. Ancak bu büyüme hızı doğru okunmaz ise, ekonomi politikasında yanlış, algı, karar ve uygulamalar gündeme gelir ve birçok gerçeğin göz ardı edilmesine yol açar. Her şeyden önce yüzde 11.1’lik büyüme oranı, geçen yılın baz etkisi ile, görece yüksek bir hızdır. Geçen yılın üçüncü çeyreği, FETÖ darbesi nedeni ile eksi 0.8 oranında küçülme ile sonlanmıştı. Bu baz etkisi nedeniyle bu yılın üçüncü çeyreği görece yüksek bir oran olarak ortaya çıkmıştır. Kanımca baz etkisi taşıyan yüzde 11.1’lik büyüme hızından daha da önemli olanı,  bu yılın ikinci çeyreğine göre ekonominin büyüme trendini sürdürüyor olmasıdır. Zira mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre, yani yüzde 5.4’lük artış hızına göre; yüzde 1.2 artış göstermiştir. Diğer yandan büyümede olumlu görülecek bir başka nokta, toplam yatırımlarda ve inşaattaki yüzde 12 dolayındaki artış hızları üzerinde gerçekleşen makine ve teçhizat yatırımındaki yüzde 15.3’ lük artıştır. Ancak bunun ne kadarının yenileme yatırımları olduğu ayrıca incelemeye değer bir konudur. Bu arada tarım sektörü, yüzde 2.8’lik büyüme hızı ile düşük düzeyde kalırken; sanayi yüzde 14.8; İmalat sanayi yüzde 15.2 ve İnşaat yüzde 18,7 ve Hizmet sektörü ise yüzde 20.7 oranında artış göstermiştir.

Diğer yandan 3. Çeyrekteki büyümenin talep genişlemesi tarafından uyarılmış olduğu görülmektedir. Tüketimdeki artış yüzde 11.7 olarak, büyüme hızını aşmış bulunuyor. Yüzde 11.1’lik büyüme hızının 7 puanı özel tüketimden kaynaklanmıştır. Üretim yönünden konuya bakıldığında sanayi’nin katkısı 2.6 puan; imalat sanayinin katkısı ise 2.2 puan olarak gerçekleşmiştir.  Tüketim ve beyaz eşyadaki patlamada,  istisnai olarak uygulanan vergi indirimlerinin önemli bir payı olduğu görülür. Zira beyaz eşyada ve dayanıklı tüketim mallarındaki artış oranı yüzde 30’u aşmıştır.

Sonuç olarak,  yüzde 11.1’lik büyüme oranı, ağırlıklı olarak tüketimin tetiklediği,  Hizmet ve inşaat sektörlerinin ağırlık kazandığı; kredi ve teşviklerin yönlendirici olduğu bir büyüme manzarasını yansıtmaktadır. Ekonomiye moral kazandırmak açısından önemli bir gelişme. Ancak değinilen bu özellikleri ile ne yüksek düzeydeki oransal artış; ne de tüketimin kredi ve teşviklerle tetiklendiği talep şişmesi sürdürülebilir değildir. Zira talepteki artışlar enflasyon oranını şimdiden yurt içi üretici fiyatlarında, kasım ayı itibarı ile yüzde17.30’a ve TÜFE oranında yüzde 12.98 ‘e taşımış bulunuyor. Diğer yandan ek istihdam yaratılmasına rağmen işsizliğin hala artış trendi sürmektedir. Üstelik Orta Doğu ve Suriye sorununun yaratacağı siyasi belirsizlik ile iç siyasetteki gelişmeler henüz olumlu bir ortam yaratmıyor. Üstelik Dış açık, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki belirsizlik kendini sürekli hissettiriyor. Bu koşullarda, böylesi bir büyüme hızının sürdürülebilirliği olmadığı gibi; büyümenin bileşiminin reel üretim alanları olan imalata ve özellikle de katma değeri yüksek ürün yelpazesine yönlendirilmesi ile bunun içinde yatırım ve tasarruflara ekonomi politikası olarak ağırlık vermek kaçınılmaz gözüküyor.

 

 

“KGF VE TEŞVİKLERİN ETKİSİ BÜYÜK”

Mustafa Günenç (Emekli Banka Genel Müdürü):  “Türkiye ekonomisinin 2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11.1 oranında büyümesi politik söylemlerde sevindiricidir. Ancak teknik olarak palyatif görünmektedir. Büyüme rakamının yakalanmasında Kredi Garanti Fonu (KGF) garantisiyle verilen krediler, dayanıklı tüketim mallarında indirilen dolaylı vergiler cari açığın büyümesi, bütçe açığının büyümesi neden olarak gösterilebilir. Bu hesaplar teknik seviyede hesaplanıp açıklanması gerekir. Zira TÜİK teknisyenlerden oluşmuş bir kuruluştur. Önümüzde bankaların yurt dışından temin ettiği kredilerin gerek Orta Doğu’daki politik durum gerek batı ülkeleriyle aramızdaki gerilim ya bu kredilerin maliyetlerini artıracak ya da tamamen tekrar geri alınamayacaktır. Bu da faizlerin sıçrayarak yükselmesine neden olabilir. KGF kredilerinin vadeleri ilkbaharda geliyor. Bu durgun piyasada bu krediler nasıl geri dönecektir. Bu da sıkıntı yaratabilir.”

 

“SÜRDÜRÜLEBİLİR POTANSİYEL BÜYÜME”

Mustafa Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir): 2017 üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi dünyada en yüksek oranda %11 1. büyüdü. Mevsimsellik ve takvim etkisinden arındırılmış büyüme oranı ise %9.6 oldu. Bu sonuçlarla yılsonunu % 6.5-7.0 aralığında kapatacağımız gözüküyor. Büyümenin kompozisyonunda hem iç talebin hem de dış talebin ciddi katkısı mevcut. İhracatın artışı ithalattan fazla olduğundan büyümeye pozitif katkı vermiş. Yatırımın katkısı da ikinci çeyreğe göre yükselerek % 12.4 oranında gerçekleşti. İç talep canlı kalmaya devam ediyor. Dayanıklı tüketim malı artışı %31 oranında. Sektörlerin büyüme hızına gelince; imalat sanayii %15.2 inşaat %18.7, hizmetler %20.7 ve tarım %2.8 oranında büyümüş.

Bu rakamların neler ifade ettiğine girmeden önce bazı hususları tekrarlamamızda yarar var. Öncelikle 2016’da TÜİK milli gelir hesaplanmasında yeni seriye geçti (Zincirleme hacim endeksi) 2009 yılını baz alarak yapılan revizyonda eski seri ile farklılığın alt detaylarını bilmiyoruz. Dolayısıyla ülkemizin elli yıllık ortalama potansiyel büyüme oranı olan %5 in yeni hesaplamadaki karşılığı belli değil. Diğer yandan 2016 üçüncü çeyreği menfur darbe girişimi nedeniyle küçülme (-%0.8) göstermişti. Bu baz etkisi de 2017 üçüncü çeyreğine yansımış oldu.

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde teşvik, vergi indirimleri, kredi garanti fonu destekli kredi genişlemesi de bu yılın ikinci ve üçüncü çeyreğindeki büyümeleri izah ediyor.

Bu büyümenin kompozisyonunda yatırımların artışı olumlu. Ancak makine teçhizat yatırımları yıllık bazda hala yeterince artmıyor.

Büyümeyi analiz ederken finansmanı da çok önemli. Finansman kalitesinde portföy hareketlerinin (sıcak para diye ifade edilen) oranı %70 lere dayandı. Bu da cari açık oranımızı etkiliyor. Cari açığımız %4.8lere ( yılsonu 41 milyar dolar) geldi. Doğrudan sermaye girişimlerimiz yetersiz. Bu sonuçlar uluslararası piyasalarda kırılganlık unsuru olarak değerlendiriliyor.

Türkiye 2007-2010 arasında toplam % 17 büyürken 132 milyar dolar cari açık verdi. 2011-2014 arasındaki dönemde ise büyüme %18.6 iken verilen cari açık tutarı 229 milyar dolar. Tasarruf oranımızın yetersizliği bizi dış kaynağa zorluyor. Bu da cari açığımızı ve toplam borçluluğumuzu arttırıyor, 2011 yılında ülkemizin brüt dış borç stokunun milli gelire oranı %36.5lara kadar inmişken 2017 ikinci çeyreği itibarıyla 2002 seviyesinde %51.8’lere yükseldi.

Büyümenin bu oranda gerçekleştiği dönemde enflasyonumuz %13, cari açığımız %4.8, bütçe açığımız % 2.4, işsizliğimiz % 10.6 ve faizlerimiz %13.40’larda ise üretim yapımız, dış kaynak bağımlılığımız, tasarruf oranlarımız ve para ve kur politikamız üzerinde durmamız gerekiyor. İhracat girdilerimizin çoğunluğu ithal girdilerden oluşuyor. Bu yapıyı değiştirmeliyiz. Sürekli dilimize pelesenk ettiğimiz yapısal reformları süratle realize etmeliyiz.

Makro ekonomik dengelerin tümünde (enflasyon, bütçe, faiz, cari açık, işsizlik) uyumlu ve dengeli politikalar üretmeliyiz. Aksi halde daha önceki yıllarda olduğu gibi bir inen bir çıkan büyümelerle karşılaşırız. Önemli olan %1.6 nüfus artışına iş ve aş bulacak ve refahı arttıracak istikrarlı, potansiyelin üstünde ve finansmanı kaliteli bir büyümeyi sürdürebilmek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan seçimle ilgili kararın Meclis’ten çıkmasından hemen sonra, bu soruyu uzmanlara sordu; işte cevapları..

Afrin harekatında haklı ve “insani durum bakımından” çok hassas olan Türkiye’ye karşı, AB’nin 28 ülke imzalı açıklamasını Mehmet Dönmez GÖZLEM için yorumladı.

Çağdaş yerel yönetim anlayışı ile sosyal demokrasi arasında önemli bir yakınlık vardır.

Gözlem Gazetesi yazarı Mali Müşavir I.Burak Oğuz bugünkü yazısında işsizlik konusuna değindi.

Necmettin Erbakan’ın ölümünden sonra “AKP’ye kayan Milli Görüş’ün taban oyunun Temel Karamollaoğlu ile geri dönemeye başladığı” görülüyor. GÖZLEM konuyu uzmanlara sord...

“Doğu Guta’da katliam / Kimyasal Silah / Esad / ABD / Rusya / İran / Türkiye / BM / Fransa / İngiltere / Ceza kesilecek / Füzeler / Uçak gemileri / Denizaltılar / Görü...

Yazarlar
Website Security Test