Siyasetteki çirkin üslup, birlik ve beraberliği sarsar hale geldi

22.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM uzmanlara “Ülke, içte ve dışta zor bir süreç geçirir ve büyük sorunlarla uğraşılırken, siyasetin tepelerinde bu acı tablo sürdükçe birlik ve beraberlik nasıl sağlanacak?” sorusunu sordu. İşte görüşler…

Türk siyasetinin tavanında konuşma ve eleştiri yarışı, üslubun giderek bozulmasıyla bugün “kabul edilemez” hâle geldi. Türkiye'nin yakıcı iç ve dış meselelerle karşı karşıya olduğu bir dönemde, siyasetteki “hakareti de çok aşan” üslup, ülkede gerilimi arttırıyor ve tabana da yayılıyor.

Siyasetçiler birbirlerine demediklerini bırakmazken, siyasetin vizyonu, “bu çirkin polemik üslubu içinde” daralıyor, toplum psikolojisi olumsuz yönde etkileniyor, enerji ve zaman kaybediliyor.

Televizyon ekranlarında, mitinglerde, açılışlarda, partilerin grup toplantılarının yapıldığı salı günleri Meclis'te, parti başkanlarının ve mensuplarının birbirlerine ağza alınmayacak sözler sarf etmesi vatandaşı da üzüyor ve “Bu edep dışı kavgalar bitmezse, ne olacak bu işin sonu” sorusunun bütün yurdu dolaşmasına yol açıyor.

Siyasetçilerin kullandığı üslubun giderek 'yüz kızartıcı' bir hâl aldığı, siyasi nezaketin kalmadığı bir süreçte, ülkenin içte ve dışta büyük sorunların çözümü için de aralıksız “birlik ve beraberlik çağrıları” yapılıyor.

Ne var ki, siyasetçilerin “hakaretten de öteye geçen çirkin sıfatlar yağmuru altında, tabanda birlik ve beraberliğin nasıl sağlanacağı” sorusunun cevabını da siyaset arenasında kimse veremiyor. GÖZLEM bu soruya cevap aradı ve uzmanlara sordu.

 

'KUTUPLAŞMALAR BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR'

 

Hikmet Sami Türk (Adalet eski Bakanı):Siyasette tartışma düzeyi çok düştü. Gerek AKP'nin Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylediği sözler, gerekse iktidar mensuplarının muhalefet hakkında söylediği sözler şimdiye kadar Türk siyasetinde duyulmamış sözlerdir. Siyasetin centilmence yürütülmesi gerekir. Üslup bu bakımdan son derece önemlidir. Bu, toplumda siyasi kutuplaşmayı artıracak bir tutumdur. Cumhuriyet tarihinde her zamankinden daha fazla olarak bugün ulusal birliğimizi korumak durumundayız. Toplumdaki kutuplaşmalar bölünmeye götürür. Siyasi tartışma yapıyoruz, savaş yapmıyoruz, kavga yapmıyoruz. O nedenle siyasi tartışmadaki düzeyi korumak zorundayız, üslubumuza dikkat etmek zorundayız. Bunu en başta siyasi parti genel başkanı kimliğini taşıyan cumhurbaşkanı olmak üzere, iktidar partisi mensuplarının dikkatle göz önünde bulundurması gerekiyor.

 

 

'ON KEZ DÜŞÜNÜP BİR KEZ KONUŞMALILAR'

 

Ali Naili Erdem (Milli Eğitim eski Bakanı):Siyaset bir ülkenin yetişmiş insanlarının terbiye ortamı içerisinde ülkenin sorunlarını çözmek ve dünyanın içinde bulunduğu durumu irdelemek suretiyle, ülkesinin lehine sonuçlar çıkarmaktır. Üslup çok önemlidir. Söylenen çok güzel olup da, söyleyiş çok çirkin olursa, söylenenin güzelliği kaybolur. Öyleyse söyleyiş, ne söylendiğinden çok daha önemlidir. Devleti yönetme mevkiinde olanlar on düşünüp bir konuşmalıdır. Bu konuşmalarda edep ön planda olmalıdır. Edepten yoksun olunur ise o toplum millet olmaktan çıkar, rastgele bir araya elmiş yığınlar haline dönüşür... İnsanlar barışa değil, kavgada yarışa ilerlerler. Öyleyse devleti yöneten insanların her birisi hem terbiyenin, hem zarafetin, hem nezaketin zemininde olmalıdır ve bunun sonucunda milletin birliği ve bütünlüğü sağlanmalıdır. Siyasette üslup böylesine yüz kızartıcı bir hâl almışken, tabanda birlik ve beraberlik ne yazık ki sağlanamaz.

 

 

 

 '2018'İ ŞİDDETTEN ARINMIŞ YIL İLAN EDELİM'

 

Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti kurucusu eski Başbakan Yardımcısı):Sadece siyasette değil, özel hayatta da üslubun adabın Türkiye'deki seviyesine bakalım... Üslup, adap ve nezakete dikkat edilmeden TBMM'de yapılan konuşmaları bir araştırırsak binlerce sonuca ulaşırız. Bunun yanı sıra TBMM'de nezaket, zarafet, nükte diye bir araştırma yapsak bunun karşılığı son derece sınırlıdır. Toplumda şiddet artıyor.  Bunun artmasında siyasetteki şiddetin de rolü var. Toplumdaki şiddet siyaseti, siyasetteki şiddet toplumu etkiliyor. Bizim toplum olarak nezakete, nazik devlete ihtiyacımız var.  Bugün bir eleştiriyi hemen hakaret diye algılayan bir siyaset anlayışı var. Bu anlayış cumhurbaşkanlığı makamından başlamak üzere en alta kadar yayılıyor. O zaman sizin hoşgörü, nezaket, zarafet anlayışını bir gözden geçirmeniz gerekiyor. Toplumun buna ihtiyacı var. Eğer siyasette şiddet artıyorsa; bu aynı zamanda evde de, sokakta da, toplumda da şiddeti artırıyor. Nazik devlet, nazik kamu kurumları, nazik vatandaş projelerini hayata geçirmediğimiz takdirde şiddet her geçen gün artacaktır. Her türlü şiddetten arınmış meclise, aileye, ülkeye ihtiyacımız var. Kötü söze, kötü sözle karşılık vermek yerine iyi sözle karşılık verme erdemine erişebilmektir önemli olan. Ama ne yazık ki toplum bu erdemlerden uzaklaştı. Bunda siyasilerin büyük rolü var. Gelin “2018'i Türkiye'de her türlü şiddetten arınmış bir yıl, nezaket yılı” ilan edelim. 2023'e doğru bu nezaketi daha da yaygınlaştıralım.

Gülçin KARAEGEMEN SOYLU

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Kara harekatı yapılacak bölgeyi, önce savaş uçaklarının taraması gerektiğini, ama bunun Rusya’nın iznine bağlı olduğunu” belirten uzmanlar, Genel Kurmay Başkanı ile Mİ...

Anayasacılar başta olmak üzere hukukçuların, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından tutuklu gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verilen “hak ihlali kararına c...

Dünyada ülkeler arası su savaşları, yerelde bölge ve kent su kavgaları gündemde ve Türkiye “su tasarrufunu her yönüyle devlet politikası hâline getirmek zorunda”; işte...

İstatistikler ve araştırmalar “nereden nereye gelindiğini” ortaya koyuyor. İşte uzman görüşleri…

Prof. Dr. Fevzi Demir, seçim sisteminden sonra demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler sistemini yazdı. Demir’in yazısının ilk bölümü: “Yönet...

Prof. Dr. Fevzi Demir, seçim sisteminden sonra demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler sistemini yazdı. Demir’in yazısının ikinci bölümü: “Li...