Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomiyi en çok kurlar etkileyecek

5.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CEO'ların yüzde 81,6'lık çok büyük bir bölümü, 2017 yılında ekonominin hızlı büyümesinde önemli bir rol oynayan KGF kredilerinin 2018 yılında da devam etmesini istiyor

Ekonomist Dergisi 2018 yılında ekonominin neler getirebileceğini CEO Club üyelerine sordu. Ankete katılan 76 CEO 10 kritik mesaj verdi. CEO'lar “2018 yılında ekonomiyi en çok döviz kurlarının etkileyeceğini” söylüyor ve “gündemin ilk sırasını erken seçimin almasını” bekliyorlar.

 

Ekonomi ve kurlar…

 

2017'de döviz kurlarındaki yükseliş ekonomiyi büyük ölçüde etkiledi. Geçen yıla kurlardaki yükseliş sürecinin ortasında girmiştik. Sonbahar aylarında bir kez daha döviz kurlarında hızlı yükseliş yaşadık. Döviz kurlarındaki bu tırmanış enflasyonun kasım ayında yüzde 13'e kadar çıkmasına ve faizlerin yükselmesine neden oldu CEO'lara göre, döviz kurlarındaki yükseliş 2018'de de ekonomiyi etkileyecek konuların başında yer alacak. Ankete katılan CEO'ların "2018'de ekonomiyi en çok nelerin etkileyeceğini düşünüyorsunuz" sorusuna verdiği yanıtların yüzde 24,3'ü "döviz kurlarının yükselmeye devam etmesi" şıkkına işaret ediyor. CEO'lara göre 2018'de ekonomiyi en çok etkileyecek ikinci faktör enflasyonun çift hanede kalması, üçüncü faktör ise ABD ile ilişkilerin daha da gerginleşmesi olacak.

 

 

 

Gündemde erken seçim olacak

 

 

 

Mevcut takvime göre Türkiye, 2019 yılında üç seçim birden yaşayacak. 2019'da hem yerel seçimler, hem genel seçim hem de cumhurbaşkanlığı seçimi var. Ancak bu üç seçimin hepsinin ya da en azından genel seçim ile cumhurbaşkanlığı seçiminin erkene alınıp 2018'de yapılması ihtimali de konuşuluyor. Bu nedenle CEO'lar 2018 yılında Türkiye'nin gündeminde ilk sırada erken seçim olasılığının yer alacağını söylüyor. Bu konuya ilişkin soruda "erken seçim olasılığı" şıkkının işaretlenme oranı yüzde 39,5'i buluyor. CEO'lara göre 2018 yılında gündemde ikinci sırada döviz kurlarındaki yükseliş, üçüncü sırada ise ABD ile ilişkiler yer alacak.

 

Büyüme yüzde 4-6 arasında

 

 

 

Ekonomide 2017'ye girerken beklentiler yüzde 3-3,5 arasında büyümeye işaret ederken, gerçekleşme muhtemelen yüzde 6-7 arasında çıkacak. Her ne kadar bu hızlı büyüme "baz etkisi" ve devlet desteklen gibi bazı geçici faktörlerin ürünü olsa da hükümeti gelecek yıllar için de umutlandırdı. Hükümet 2018 yılında yüzde 5,5 büyüme hedefliyor.  CEO'lar büyüme konusunda hükümete güveniyor. Yüzde 50'si 2018'de ekonominin yüzde 4-6 arasında büyümesini bekliyor. Yüzde 23,7'si 2018'de büyümenin yüzde 2-4 arasında kalacağını yüzde 6-8 arasında büyüme bekleyen yüzde 11,8'lik önemli bir kitle de var.

 

Enflasyon çift hanede kalacak

 

 

 

2017'de enflasyon çoğunlukla çift hanede seyretti. Şubat ayında çift haneye yükselen enflasyon, temmuz ayında yeniden tek haneye inse de burada kalıcı olamadı. Ağustos ayından itibaren yeniden yükselerek kasım ayında yüzde 13'e kadar çıktı. Baz etkisiyle aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 11.92 oldu. Bu da yüzde 5'lik hedefin iki katını bile aşıyor. Merkez Bankası, 2018'de enflasyonun yüzde 7'ye ineceğini tahmin ediyor. CEO'lar bu orana güvenmiyor gibi görünüyor. CEO'ların yüzde 39,5'i 2018'de enflasyonun yüzde 9-11 arasında olmasını bekliyor. Yüzde 25'i yüzde 11-13 arasında, yüzde 23,7'si ise yüzde 7- 9 arasında enflasyon tahmini yapıyor. CEO'ların enflasyon tahminlerinin ağırlıklı ortalaması ise yüzde 10,3 olarak çıkıyor.

 

Dolar kuru 4 lirayı aşacak

 

 

 

Döviz piyasasında 2017 yılı oldukça dalgalı geçti. 2018'in son günlerinde ise ABD ile vize krizinin çözüldüğü haberleriyle kurlarda biraz düşüş yaşandı. CEO'lar döviz kurlarının 2018 yılında da yükseleceğini düşünüyor. CEO'ların yüzde 51,3'ü 2018 yılı hesaplarını 3,90-4,10 TL arasında bir dolar kuruna göre yaptıklarını söylüyor. Yüzde 31,6'sı da 2018 yılı hesaplarını 4,10-4,30 TL arasında bir dolar kuruna göre yaptıklarını ifade ediyor. CEO'ların 2018 yılı hesaplarını yaptıklarını belirttikleri dolar kuru tahminlerinin ağırlıklı ortalaması 4,09 TL olarak hesaplanıyor.

 

İstihdamda biraz artış olacak

 

 

 

İşsizlikte dört yıldır yaşanan tırmanış 2017'de durdu. 2017'de ise işsizlik oranı 2016'daki düzeyine yakın ve yüzde 11 dolayında çıkacak gibi görünüyor. Bu gelişmede geçici faktörlere dayalı olarak da olsa ekonominin nispeten hızlı büyümesinin etkisi bulunuyor. 2018'de ekonominin yüzde 5 dolayında büyümesini bekleyen CEO'lar, buna bağlı olarak kendi şirketlerinin istihdamında da bir miktar artış olacağını ifade ediyor. CEO'ların yüzde 35,5'lik kısmı istihdamda mevcudu koruyacaklarını söylese de, istihdamlarını çeşitli oranlarda artıracaklarını beyan eden önemli bir kitle de bulunuyor. CEO'ların yüzde 26,3'ü istihdamlarını yüzde 5'in üzerinde, yüzde 11,8'i ise yüzde 2-3 arasında arttıracaklarını ifade ediyor. CEO'ların istihdamda değişim öngörülerinin ağırlıklı ortalaması ise yüzde 2,4 olarak çıkıyor.

 

Yabancı ortakların çok endişesi var

 

 

 

Türkiye'deki şirketlerin yabancı ortaklarının 2018 yılında endişe duydukları pek çok konu var. Bunların başında Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin daha da kötüleşmesi ihtimali yer alıyor. Anketimize yanıt veren CEO'ların yüzde 26,8'i son dönemde yabancı ortaklarından en çok bunu duyduğunu ifade ediyor. Yabancı ortakları en çok endişelendiren ikinci konuyu OHAL'in devamı, üçüncü konuyu da ABD ile ilişkilerin daha da bozulması ihtimali oluşturuyor.

 

İhracatta AB öne çıkacak

 

Önceki iki yılda düşen ihracatta 2017 yılında ciddi bir toparlanma yaşandı. İhracat 2017 yılını yüzde 10'un üzerinde bir artışla kapattı gibi görünüyor. İhracattaki bu artışta Avrupa Birliği (AB) pazarında ürünlerimize olan talebin artmasının da önemli etkisi oldu. CEO'lara bakılırsa, AB pazarı 2018 yılında da ihracatta öne çıkacak. Anketimize yanıt veren CEO'ların yüzde 52'si, 2018 yılında ihracatta en çok öne çıkacak bölge olarak AB'yi gösteriyor.

 

Planların değişme ihtimali zayıf

 

2016'nın son ayları çalkantılı geçtiği için pek çok şirket 2017 planlarını sonradan yenileme gereğini duymuştu. Bu ihtimal 2018 için de var ama o kadar güçlü değil. CEO'ların yüzde 39,5'i, son gelişmeler sonrası 2018 bütçesini yenileme ihtiyacı duymadıklarını söylüyor. Bu konudaki soruya "evet" diyenler yüzde 23,7'de kalıyor. Ancak "beklemedeyiz" diyen yüzde 36,8'lik bir kitle de bulunuyor.

 

 

 

KGF Kredileri devam etmeli

 

 

 

2017 yılında ekonominin hızlı büyümesinde rol oynayan faktörlerden biri de Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamında verilen krediler oldu. KGF kredilerinin 2018'de devam edip etmemesi son dönemde ekonomik kamuoyunda tartışılan önemli konular arasında yer alıyor. Anketimize yanıt veren CEO'ların çok büyük bir bölümü KGF kredilerinin devam etmesini istiyor. Anketimizdeki "KGF kredilerinin devamı gelmeli mi" sorusuna CEO'ların yüzde 81,6'sı "evet" yanıtını verirken, "hayır" diyenlerin oranı yüzde 18,4'te kalıyor.

 

 

 

“2018 DE EKONOMİK BEKLENTİLER”

 

 

 

Ramazan Abay (Prof. Dr. ): 2017 yılında Türkiye Ekonomisi beklenenin çok ötesinde büyüdü. Ekonomi birinci çeyrekte yüzde 5,3 ve ikinci çeyrekte yüzde 5,4 büyüdü. 2017 yılında hükümetin bazı ürünlerde belirli bir süre için uyguladığı ÖTV ve KDV indirimleri yanı sıra Kredi Garanti Fonu (KGF) Kredilerinin uygulamaya konulmasıyla da üçüncü çeyrekteki büyüme ise yüzde 11,1’ i buldu. Yılsonu itibariyle de öngörülen yüzde 5 büyümenin 1-2 puan üzerinde bir büyümeye ulaşılmış oldu. Ancak bu desteklerin sonucu unutmamak gerekir ki, bütçe açığı ve kamu borcu patladı. 2018’ de Devlet desteğinin aynen devam edemeyeceği düşünülürse ekonomide 2018’ de daha yavaş bir büyüme beklenmelidir.

 

Bu durumu dikkate alan Bakanlar Kurulu, Kredi Garanti Kurumlarına sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar’ da değişiklik yaparak KGF kefaletleriyle kullandırılan kredilerin yeniden yapılandırılmasına imkan sağladı. Buna göre kefalet verilen kredilerin yeniden vadelendirilmesi halinde, ödeme süreleri 36 aya kadar uzayabilecek.

 

Bu yapılandırma düzenlenmesinde bir yıl içinde geri ödenecek kredilerin 36 aya kadar vadelendirilmesi kuşkusuz büyümeyi destekleyecektir. Ayrıca 2018 yılı başında uygulamaya konulan 50 Milyar TL’lik ek KGF kredileri de piyasadaki canlılığın devam etmesine katkıda bulunacaktır. Ancak bunun yeterli olamayacağını, o nedenle siyasi iktidarın Varlık Fonu ile borçlanma yoluna gidebileceğini de düşünüyoruz.

 

2017 yılında büyümede önemli artışlar sağlanmıştır. Ancak ekonominin diğer unsurlarında 2016 yılına göre önemli değişikliklerle karşılaşılmıştır. Enflasyon,  işsizlik, bütçe açığı, cari açık, dış borç stoklarında da önemli artışlar olmuştur. 

 

2017 yılı için Enflasyon hedefi faizde yüzde 5 olarak öngörüldüğü halde 2017 yılı sonu rakamları tüketici de % 11,92 üretici de % 15,47 olarak gerçekleşti. Türkiye istatistik kurumu (TÜİK) 12 aylık ortalama fiyat artışını tüketici de % 11,14 üreticide ise % 15,82 olarak açıkladı. 2018 yılı enflasyon hedefi yine yüzde 5 ancak bu oran Merkez Bankasınca 2018 sonu için yüzde 7’lik enflasyon öngörülüyor. Dileriz böyle olsun ancak 2018 yılı enflasyon oranının yine çift haneli olacağı kanısındayız.

 

Faizler 2017 yılına çift haneli olarak girmişti. Ancak yıl boyunca artarak devam etti. 2018 yılında faizlerin çift haneli olarak kalmaya devam edeceği görülüyor.

 

2017 yılının başlarında yüzde 11-12 arasında seyreden mevduat faizleri yıl sonuna doğru yüzde 14-16 dolaylarındaydı.2018 yılı içinde de mevduat faizlerinin yüzde 13-14 aralığında ticari kredi faizlerinin de yüzde 16-17 aralığında olacağını düşünüyoruz. Reel sektörün hesabını bana göre yapması, ekonomik faaliyetlerini devam ettirebilmesi için ihracata yönelmesi ve Eximbank kaynaklı kredileri kullanmaya özen göstermelidir.

 

2017 yılında Türk Lirası yabancı paralara karşı Merkez Bankasının tüm müdahalelerine rağmen değer kaybetmeye devam etti. 2018 yılında da Türk Lirası yabancı paralar karşısında değer kaybetmeye devam edecek, Merkez Bankasının beklenti anketi doların 4,15 Türk Lirası olacağı yönündedir. Piyasa beklentisinin ise 4,20-4,25 aralığında euronun ise 5,10-5,20 aralığında oluşacağı kanısındayız.

 

Türk Ekonomisinin düzlüğe çıkışı İhracata dayalı büyüme ile mümkün olabilir. 2017 yılını 157 milyar dolarla kapatan ihracatımız, ihracatta yapılan özellikle Eximbank kredi desteklerinin devam etmesi ile 2018 yılında 170 milyar dolara ulaşabilir. İhracatta artış devam ettiği sürece ithalatta artacaktır. İthalatın artması kuşkusuz istihdam artmasına katkıda bulunacaktır.

 

2018 yılı için Türkiye’nin en önemli sorunu 2018 yılında 210 milyar dolardan fazla bir dış finansman ihtiyacının olmasıdır. Türkiye ekonomideki bu sorunları çözmek için yabancı portföy yatırımlarınca cazip olan yüksek faiz politikasını uygulamaya devam edecektir. Oysa sıcak para yerine doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye çekilmesi sağlanmalıdır. OHAL’in kaldırılması bu konuda etkin olabilir.

 

Normal koşullarda Türkiye 2019 yılında üç seçimi birlikte yapacak. Üç seçimin en azından genel seçimlerin ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2018 yılında yapılması gündemde gözüküyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın Ak Parti il kongrelerine bizzat katılmaları ve söylemleri bir erken seçimin habercisi gibidir. AK Parti 2015 yılında olduğu gibi 2018 yılı içinde yapılması olası seçimleri kazanmak için iç talebi canlı tutmak ve büyümenin devamını sağlamak için elindeki tüm imkanları bu yolda kullanmaya devam edecektir.

 

 

 

“MADALYONUN İKİ YÜZÜ”

 

İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir): 2017 yılı ekonomi ile mücadele yılı olarak tarihe geçti. Özellikle, Kredi Garanti Fonları (KGF) ve KOSGEB kredileri ile başlayan süreç, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) istihdam teşvikleri, yatırım teşvikler, ertelenen SGK prim taksitlendirmeleri ve kamu alacaklarının yapılandırması –vergi affı- ile desteklendi. Sonuç: ilk üççeyrekte yüzde 7,4 büyüme ve yılsonu yüzde 11,92 enflasyon olarak karşımıza çıktı. Faiz ve döviz kurlarının yüksekliği ekonomi açısından ayrı bir başka handikap.

 

Yüzde 11,92 ile son on dört yılın en yüksek enflasyon oranı, asgari ücrete yüzde 14,2 zam olarak yansıdı. 1 Ocak 2018 itibariyle asgari ücret brüt 2.029,50 TL, net 1.603,12 TL olarak uygulanacak. Asgari ücretteki artışın iki yönü var; işçi ve işveren.

 

Asgari ücretle çalışan açısından değerlendirdiğimizde, yapılan zam –özellikle geçtiğimiz yıllarla kıyaslandığında- oransal olarak yüksek gibi gözükse de, çift haneli enflasyon ve Türk Lirası’nın döviz karşısında uğradığı kayıp göz önünde bulundurulduğunda elde avuçta bir şey kalmıyor. Her asgari ücret artışından sonra olduğu gibi yine yetkiler çıkıp açıklama yapıyorlar; asgari ücretle şu kadar et, şu kadar süt,  hatta şu kadar asgari ücrete sıfır araba bile alabilirsiniz. Bazı açıklamalar adeta asgari ücretle çalışmaya mahkum olanlar için dalga geçer gibi de olsa; bugün için açlık sınırı 1.608 TL, deyip noktayı koyuyorum.

 

Bir de madalyonun diğer yüzü var. Asgari ücretliyi memnun etmeyen artış oranı, işverenleri ne kadar memnun etti? Asgari ücretlinin eline geçen net 1.603,12 lira, asgari ücretin işverene maliyeti ise 2.486,14 lira. Bu maliyetin üzerine bir de yemek, ulaşım, giyim, çocuk yardımı vs. sosyal yardımlar da eklenince rakam katlanarak büyüyor. Elbette, alınteri ve emeğin değeri çok önemli ama bunların maliyetleri de işyerinin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi açısından son derece önemli. Asgari ücretteki artış oranının bir de zincirleme etkisi söz konusu. Vasıfsız çalışanınıza yüzde 14,2 zam yaparken, beyaz yaka ve üst düzey çalışanlarınıza en az bu oranda zam yapılması gerekir. Aksi takdirde, çalışanlar arasındaki ücret dengesi bozulmuş olur. Özellikle, ithalata dayalı üretim yapan sektörlerde döviz artışından kaynaklı ciddi bir maliyet artışı söz konusu. Kaldı ki bu artışlar henüz tüketici fiyatlarına yansımadı. Önümüzdeki günlerde zamlar kaçınılmaz olacaktır.

 

İçinden geçmekte olduğumuz ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğunda, 2018 yılının işçi ve işverenlerin her ikisi açısından zorlu geçeceğini söyleyebiliriz.

 

Bununla birlikte, Türkiye'nin 2018 yılı bütçesi kanunlaştı. Türkiye'nin 2018 yılı bütçe giderleri, 762,8 milyar lira, bütçe gelirleri 696,8 milyar lira, vergi gelirleri 599,4 milyar lira, bütçe açığı ise 65,9 milyar lira olarak ön görülmüş. Bu da demek oluyor ki, gerek hedeflenen vergi gelirlerine ulaşılabilmesi gerekse bütçe açığının finanse edilebilmesi için vergi zamları ve beraberinde sıkı denetimler kapımızda.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunça...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke için açılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümetli” yeni sayfa ve CHP’deki kavga konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Ana Muhalefet, ülkenin çok kritik bir döneminde, “bölünme işaretleri” veriyor; GÖZLEM durumu uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Uzmanlar, GÖZLEM’in “Kritik eşiğin aşılabilmesi için ne yapılmalı” sorusuna cevap verdiler. İşte görüşleri…

İçişleri Bakanı’nın “Şehit Cenazeleri, parçalanan CHP çelenkleri konusundaki tutumunu” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

Yazarlar
Website Security Test