“Sürekli” kuraklık kapımızda, ama “kullanılabilir” suyu israf ediyoruz

12.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyada ülkeler arası su savaşları, yerelde bölge ve kent su kavgaları gündemde ve Türkiye “su tasarrufunu her yönüyle devlet politikası hâline getirmek zorunda”; işte uzman görüşleri…

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’de 44 yılın en kurak döneminin yaşandığını açıkladı. Türkiye’nin yarı kurak iklim bölgesinde olduğunu belirten Eroğlu, “su zengini olmadığımızı ve yağışların seviyesinin düşük olduğunu” belirtti.

 

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) yaptığı açıklamada “kuraklığın kentlerin su ihtiyacının karşılanmasında bir darboğaza yol açmasının yanı sıra, doğadaki canlıların üreme ve gelişmelerini etkilediğini ve göç gibi birçok sosyo-ekonomik etkisi olan geniş çaplı bir doğal felaket olduğunu” belirtiyor.

 

TEMA Vakfı tarafından yapılan araştırmalar,” yeraltı su seviyelerinin düştüğünü ve sürdürülebilir yeraltı suyu kullanımı yapılmadığını” gösteriyor. Özellikle su ihtiyacı yüksek olan bitkilerin kurak bölgelerde yetiştirilmesi, bu bitkilerin su isteğini karşılamak için açılan sulama amaçlı kuyuların sayısının artması nedeniyle yeraltı su seviyesi düşüyor.

 

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, kuraklık tehlikesini kapımıza kadar getirdi. Türkiye genelinde sulama, enerji ve içme suyu ihtiyacını karşılayan birçok barajın doluluk oranlarında ise hızla düşüş yaşanıyor. Yağış miktarının beklenenin altında olması nedeniyle yurt genelinde barajların doluluk oranlarında düşüş yaşanıyor. İSKİ verilerine göre İstanbul’a su sağlayan Ömerli, Terkos, Darlık, Büyükçekmece, Alibey, Istrancalar, Sazlıdere, Kazandere, Elmalı ve Pabuçdere barajlarındaki toplam doluluk oranı yüzde 65’e kadar düştü. Ankara’da yüzde 20, İzmir’de ise yüzde 34 olarak verilere yansıyor. Kuraklık Doğu’yu da vuruyor. Keban Barajı’nda doluluk oranı yüzde 30’a kadar indi.

 

Doğuda tarımsal kuraklık tehdidi

 Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl’deki barajlarda da yeterli yağışın olmaması nedeniyle düşüş yaşandı. Keban Barajı’nın doluluk oranı yüzde 54’ten yüzde 30’a geriledi. Kahramanmaraş’taki Ayvalı Barajı yüzde 8, Adatepe Barajı yüzde 33, Kandil Barajı yüzde 35, Menzelet Barajı ise yüzde 43 seviyesine geriledi. Adıyaman ve Şanlıurfa arasında bulunan Türkiye’nin en büyük barajı olan Atatürk Barajı’ndaki su miktarında da düşüş var. Geçen yıl ocak ayı itibarıyla yüzde 90 doluluk oranına erişen Atatürk Barajı, 2018 Ocak ayı itibarıyla yüzde 70 oranına gerilemiş durumda. Türkiye’nin ve bölgenin en büyük tarımsal sulama kaynağını oluşturan Atatürk Barajı’ndaki düşüş, tarımsal faaliyetleri de tehdit ediyor.

 

 

“Devlet gereken tedbirleri almalı”

Şemsi Bayraktar (Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanı) - “Ekim, Kasım, Aralık 2017'de Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep illerinin bir bölümünde son 67 yılın en kurak dönemi yaşandı. 2017 Aralık ayı yağışlarında normale göre yüzde 29.2, 2016'nın Aralık ayına göre yüzde 31.7 azalma gözlendi. 2016-2017 tarım yılı son 44 yılın en kurak yılı oldu. Barajlarda doluluk seviyesi azaldı. Önümüzdeki aylarda beklenen yağışların olmaması ve sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda tarımsal kuraklık riski de artacaktır. Devlet gereken tedbirleri almalıdır.”

 

 

 

“SU İÇİN FAZLA LÜKSÜMÜZ YOK”

 

Avni Ersoy (Su Aktivisti): Türkiye su zengini değil tam tersine su fakiri bir ülkedir. Her damla suyun değerini bilerek kullanmalıyız. Çok hor kullanıyoruz. Ellimizi, yüzümüzü yıkarken, tıraş olurken bile suyu çok hor kullanıyoruz. Suyu tabi ki kullanacağız ama tasarruflu kullanacağız. Günlük hayatta çeşmeler öyle bir hal aldı ki sanki su fazla aksın diye yapılmış. Çeşmeyi açtığınız anda su çok tazyikli ve gereğinden fazla akıyor. Bunun önüne geçmek için çeşmeleri tasarruflu yapmak gerekiyor. Mevcut çeşmelerle tasarruf yapmak mümkün değil, kendimce bulduğum çözüm ana vanayı kısmaktır. Böylece açılan çeşmeden suyun tazyikli akmasının önüne geçilmiş olur. Okullarda, camilerde, kamu kurumlarında, havalimanları gibi umumi yerlerde inanılmaz bir su israfı olduğunu görüyorum. İzmir’de İl Milli Eğitim Müdürlü ile birlikte bir proje başlattık. Okullardaki vanaları kıstılar. Bunun için 100 tane tasarruflu çeşme verdim. Tuvalet sifonu su canavarı gibidir. Tasarruflu çift basmalı sifon sistemi kullanmak yarı yarıya su tasarrufu sağlayacaktır. Müftülükler, camilerde su tasarruflu çeşmeler kullanmalı. Türk Silahlı Kuvvetleri de.

 

Su tasarrufu devlet politikası olmalıdır. Otomobil yıkama servislerine kullandığı suyu yeniden filtreleyerek kullanma zorunluluğu getirilmelidir. Yüzeydeki suya sahip çıkan devlet yer altı suyuna sahip çıkmıyor. Devlet yer altı suyunu kullananlardan da para almalı. Mesela İzmir Alsancak semtinde hala aktif çok sayıda kuyu var. Belediye bu kuyulara saat taktı, kullanım parası almak için değil, deşarj parası almak için. Ben de bir sanayiciyim ve yer altı suyu kullanıyorum. Devlet sanayiciden yer altı suyu için para almıyor, almalıdır. Suyu kullanmayın demiyorum, tasarruflu kullanalım. Su gelecekte her şeyden daha değerli olacak. Devlet suyuna sahip çıksın.”

 

 

 

“SUYU TASARRULU KULLANACAĞIZ”

Ferdan Çiftçi (Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı): “Kuraklık çok ciddi bir risk oluşturuyor. Hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi kuraklık tehlikesini artırdı. 2017 yılı kurak geçti. En yağışlı aylarımız Aralık- Ocak'ta, 1- 2 gün dışında yağışlı gün sayısında eksiklik var. Yağış miktarı, su rezervleri açısından önemli. Onun da kısa sürede düşmesi sıkıntı yaratıyor. Yağmur kısa sürede yağınca yüzey akışa geçerek, emilmeden denizlere ulaşıyor. Bir kısmı kullanılabilir su olmaktan çıkıyor. Ocak- şubat ve bahar yağışlarıyla belki bir ölçüde toparlayabiliriz; ancak çok da olası görünmüyor. Yağmurun kısa zamanda yağması tarıma yarar değil, zarar veriyor. Bitkilerde birikmesi nedeniyle boğulmaya ve çürümeye başlıyor. Bu da son yıllarda hep gündemde olan küresel iklim değişikliğinin sonuçları olarak görülüyor. Yağışların yanında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde olması tarım açısından ciddi risk oluşturuyor. Böyle devam edecek olursa meyvelerin erken çiçeklenmesi ve erken uyanması nedeniyle olası ilkbahar geç donları, bağlarda kiraz, kayısı, erik, şeftalide gelir kaybı ve zarara yol açacaktır.

Ne yapacağız öncelikle suyu tasarruflu kullanacağız. Temiz su kaynaklarımızı kirletmeyeceğiz. Tarımsal sulamada suyu daha verimli kullanacağız. Damlama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Yağmur suyu hasadını iyi yapmamız gerekiyor. Şu anda yağan yağmurun suyu mevcut kanalizasyonlarla denizlere akıyor. Yağmur sularının ayrı toplanması büyük önem taşıyor.”

 

 

 

 

DÜNYA’DA SU SAVAŞLARI YAKLAŞIYOR MU?

 

Tarihte “yazılı olan” ilk “Su savaşı” 4500 yıl önce iki Sümer Kent Devleti (Lagash – Umma) arasında “sulamada kullanılacak suların paylaşımındaki anlaşmazlık” yüzünden  olmuş.

805 yılından bu yana ortaya çıkan “su paylaşımı” ihtilaflarıyla ilgili 4000’e yakın uluslararası anlaşma / sözleşme imzalanmış.

Bilimsel araştırmalar, “küresel ısınma” yüzünden iklimin “kuraklaşmayı arttıracağını” ve de “kullanılabilir suyun azaltacağını”, buna karşılık hızla artan nüfus sebebiyle hızla artan su tüketiminin, “su ihtilaflarını büyüteceğini”, savaşlar çıkacağını ve bu savaşların ülkeler arasından, yerele, aynı ülkenin kentleri arasındaki kavgalara kadar inebileceğini işaret ediyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü, “2025 yılından itibaren Dünya nüfusunun yüzde 66’sının su sıkıntısı çekeceğini” açıkladı.

Bilim adamlarının araştırmalarına göre, yakın bir süreçte “kullanılabilir suyun yüzde 74’ünü tarımın kullanması zorunlu hâle gelecek”, aksi hâlde zaten “bugün milyonlarca insanın açlıkla burun buruna yaşadığı” dünyamızda, “nüfus artışına paralel olarak açlık çözümsüz bir sorun olacak” ve  dünya gündeminin ilk sırasına oturacak.

İşte bu sebeple, Dünya Nüfusunun yüzde 5’ini barındıran, ancak “kullanılabilir sudan yüzde 1 pay alan” Orta Doğu, su savaşının öncü adayı!.

Bilimsel verilere göre suyunu ilk tüketen ülkenin Yemen olacağını gösteriyor. Uzmanlar, başkent Sana’a için 2025 yılını kuru dönem olarak değerlendiriyor. Su gelecekte sadece Yemen’in sorunu olmayacak. İklim değişikliği ya da su yönetimindeki hatalar nedeniyle birçok ülke su sıkıntısı ile yüz yüze gelecek.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün tahminlerine göre 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 66′sı su sıkıntısı çekecek. Dünya nüfusunun yüzde 60’ından fazlasına sahip Asya kıtası, kullanılabilir suyun yüzde 36’ık kısmına sahip. Dünya nüfusunun yüzde 6’sına sına karşılık gelen Güney Amerika kıtasında kullanılabilir suyun yüzde 26’sı bulunuyor.

Gelecekte su ile ilgili en büyük sıkıntının Orta Doğu’da yaşanması bekleniyor. Dünya nüfusunun yüzde 5'ini barındırmasına bu bölge dünya su kaynaklarının sadece yüzde 1'ini barındırıyor. Yakın dönemde ve günümüzde petrol gibi enerji kaynakları ekseninde çatışmaların yaşandığı Ortadoğu böyle giderse bir de su için savaşacak. UNESCO'ya göre Ortadoğu'da su kaynakları için çıkabilecek olası çatışmalar şöyle: Fırat ve Dicle için Türkiye, Suriye ve Irak arasında çatışma olasılığı görülüyor.

Şeria Nehri için ise Ürdün, İsrail, Lübnan ve Filistin arasında anlaşmazlıklar var ve çatışma olasılığı bulunuyor. Afrika'da ise Nil Nehri'nin Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki bir su savaşına neden olması hiç de uzak bir ihtimal değil.

Orta Asya'da ise Aral gölü etrafında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan arasında bir hesaplaşma olasılığı var. Güney Asya'da Wular Barajı ile ilgili Hindistan-Pakistan gerilimi var. Farraka barajı için Hindistan ile Bangladeş geriliyor.

Mahakali Irmağı ise Nepal ile Hindistan'ın arasında el bombası gibi duruyor. Güneydoğu Asya'da Mekong Irmağı'nı denetleyecek barajlar yapmaya kalkışan Kamboçya, Çin, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam'ın karşı karşıya gelme olasılığı var.

Güney Afrika'da Bostwana ve Namibya birçok kez su için çatışmanın eşiğine geldi.

Libya'nın tükettiği fosil sular ise Cezayir'i geriyor. ABD ile Meksika arasındaki Kolorado Irmağı suyunun paylaşımı sorunu da bir dinamit gibi ortada duruyor.

Uruguay, Arjantin, Brezilya ve Paraguay'ı kapsayan La Plata da Güney Amerika'nın da çatışma olasılıkları içinde yer alabileceğini gösteriyor. Tarih boyunca su ile ilgili sebeplerden yaşanmış kimi anlaşmazlıklar, çatışmalar ve bölgesel ayaklanmalar da oldu.

 

 

 

Su kaynaklı olaylardan bazıları

 

1990 yılında Atatürk Barajı'nın yapımı için bir süre Fırat'ın sularının akışı engellendi. Suriye ve Irak Türkiye'yi protesto etti ve barajın Türkiye için bir savaş silahı olduğunu savundu.

Yine 1990'lı yıllarda Turgut Özal, PKK'ya destek verdiği gerekçesiyle Suriye'yi uyardı ve suyu kısıtlamakla tehdit etti. Sadece 2014 yılı içinde olan olaylar bile endişe verici.

Meksika'da su kaynakları üzerindeki kontrolle ilgili bir meseleden dolayı yerel halkla polis arasında çatışma çıkmış ve 100'den fazla polis yaralanmıştı.

Nijerya'da çiftçilerle sürü sahipleri su kaynakları yüzünden karşı karşıya geldi. Nijerya hükümeti çatışmayı ancak askeri bir operasyonla engelleyebildi. Gürcistan, Rusya'nın sınırdaki su ünitelerine sürekli olarak sabotaj yaptığını iddia etti.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Kara harekatı yapılacak bölgeyi, önce savaş uçaklarının taraması gerektiğini, ama bunun Rusya’nın iznine bağlı olduğunu” belirten uzmanlar, Genel Kurmay Başkanı ile Mİ...

Anayasacılar başta olmak üzere hukukçuların, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından tutuklu gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verilen “hak ihlali kararına c...

İstatistikler ve araştırmalar “nereden nereye gelindiğini” ortaya koyuyor. İşte uzman görüşleri…

Prof. Dr. Fevzi Demir, seçim sisteminden sonra demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler sistemini yazdı. Demir’in yazısının ilk bölümü: “Yönet...

Prof. Dr. Fevzi Demir, seçim sisteminden sonra demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler sistemini yazdı. Demir’in yazısının ikinci bölümü: “Li...

CEO'ların yüzde 81,6'lık çok büyük bir bölümü, “2017 yılında ekonominin hızlı büyümesinde önemli bir rol oynayan KGF kredilerinin 2018 yılında da devam etmesini” istiy...