Eski tas, eski hamam” mı, “yeni bir yol haritası” mı?

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kurultayı Gözlem'e değerlendiren uzmanlar, parti içinde yaşanılan tartışmaların bir kenara bırakılması gerektiğine vurgu yaparken, “Yeni bir yol haritası çizilmeli” dediler.

CHP'nin 36. Olağan Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu, 447 oy alan rakibi Yalova Milletvekili Muharrem İnce karşısında 790 delegenin oyu ile beşinci kez genel başkanlığa seçildi. İnce'nin hiçbir müdahaleye maruz kalmadan yaptığı konuşmasında odak noktasını parti yönetimi ve Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştiriler oluştururken, Kılıçdaroğlu ise Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Ortaya çıkan tablo partide yeni bir tartışmayı alevlendirdi. Bu sonuç, CHP'nin 2019'da yapılacak kritik seçimler öncesi olağanüstü kurultay çağrıları ve kendi iç tartışmalarıyla meşgul olacağının işaretini de verdi. Öte yandan CHP'de her ne kadar Kılıçdaroğlu yeniden başkan seçilse de Muharrem İnce'nin aldığı 447 oy genel başkanlık iddiasının süreceğinin de işareti olarak görülüyor.

İnce, Kurultay sonrası açıklamalarında çok sert ifadeler kullandı ve “İmza sayısı kadar oy alamayan bir genel başkan, halktan nasıl oy alacak? / “Mutlu bir azınlık partiyi ele geçirdi. / “Yüreğime taş basıyorum. Mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

İnce'nin ilk girişiminin, “6 ay sonra yapılması planlanan tüzük kurultayının seçimli kurultaya çevrilmesi” amacıyla yaşanacağı tahmin ediliyor. İnce sosyal medya hesabında “127 yeterli imzayı bulamadı dediğiniz kişi 447 oy aldı” diye yazdı.

Kılıçdaroğlu'ndan teşekkür konuşması

Kurultayda, sonuçların açıklanmasının ardından bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, tüm delegelere teşekkür etti. Üstlendiği görevin sorumluğunu çok iyi bildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Üstlendiğim görev sıradan bir görev değildir. Bu ülkenin her ferdinin hakkını, hukukunu, adaletini sağlamak için her türlü mücadeleyi yapacağıma sizlere söz veriyorum" ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Kimilerinin uykularının kaçacağını da çok iyi biliyorum. Ama biz haklı davamızı, Türkiye davamızı sonuna kadar götüreceğiz. Her zaman söyledim yine ifade ediyorum: Adaleti, demokrasiyi, hukuku birlikte savunacağız, birlikte yaşamayı savunacağız. Türkiye'yi yeniden çağdaş uygarlığa taşımak için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bu bizim namus borcumuzdur."

CHP'nin kurultay sürecini GÖZLEM'e değerlendiren uzmanlanlar, peki bundan sonra ne olacak sorusuna yanıt aradı...

 

CHP, KAYNAYAN BİR KAZAN DURUMUNDA

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kurultayı'nda yapılan konuşmaları son derece seviyeli buldum. Bayalığıya düşmeyen, basitliğe itibar etmeyen, kavgaya dönük olmayan, birlikteliği sağlayan konuşmalar görmenin huzuru içindeyim. CHP Kurultayı'nda yapılan konuşmaları demokrasinin artısı kabul ediyorum. Kongrenin bencil duygulardan uzak bir ortamın içinde yapıldığını görüyorum. Bütün bu artıların dışında büyük çapta eksiler de var. Eksilerin başında gelen şey; Türkiye'nin ana sorunlarına, halkın beklentilerine cevap niteliğinde çözüm üretici formüller üretilmedi.

Yapılan kongrede seçim sonuçlarına baktığımız zaman; bin küsur rey ile Sayın Kılıçdaroğlu'nu aday gösterenlerin, bu oylarının 700'lere düştüğünü görüyoruz. Bu bir siyasi terbiye eksikliğimidir, zaman içerisinde insanların daha doğruyu bulma halimidir bilemiyorum. Uğur Dündar'ın görüşlerine itibar edersek önümüzdeki günlerde olağanüstü kongre yapılacağı söyleniyor. Peki bu neyi getirecek? Önemi olan şey şu; ne yapılmalı ki o siyasi parti iktidara namzet olmalıdır? Bana göre CHP'nin bugünkü bünyesinin içerisinde daha çok iç çekişmeye dönük bir hava var. Adeta bazı insanlar kamplaşmış, diğer insanların varlığına tahammül edemiyorlar. Böyle siyasi parti iktidara gelemez. Siyasi parti belli bir fikrin etrafında bir ve beraber yürüyen arkadaşlar sonucu iktidar olur. Oysa şuanda CHP bana göre kaynayan bir kazan tarzında gözüküyor. Bunu hem demokrasinin zaafı olarak kabul ediyorum, hem de siyasi hayatımızın içerisinde ileriye dönük olmayan bir hadise olarak yorumluyorum.

Ümit kapısı olarak tanımlanan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkanlığında kurulan CHP'nin çağın gereklerine ve Türkiye'nin şartlarına uygun yeni bir kimliğin içerisinde çıkma konusundaki tavrının da partiyi nereye getireceğini kestiremiyorum. Kimlik değişikliğinden kasıt ne? Liberal düşünceden mi vazgeçecekler, Atatürk ilke ve inkilaplarından mı vazgeçecekler, çağa dönük, batıya dönük, özgürlüğü dönük bir anlayış yerine başka bir istikamete doğru mu hareket edecekler, doğrusu bunu şimdiden görmek mümkün değil.

CHP, halkla bütünleşmenin, halkla beraber olmanın yollarını arayıp bulmalıdır. Benim gördüğüm, yine önümüzdeki günlerde iktidarın partisi olamaz, yine muhalefette görünen bir parti olacaktır.

 

TÜRKİYE'YİDEĞİŞTİRME İDDİASINDAYIZ

Selin Sayek Böke (CHP Milletvekili) - Kurultay çok heyecanlı bir süreçti. Önemli olan bu heyecanı bir umuda dönüştürmekti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin üzerinde tarihi bir sorumluluk var. Tarihi bir sorumluluk olduğu kadar bir fırsatta var karşımızda. Bu kurultayda Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin koşullarının olağanüstülüğünü ortaya koyan ve bu duruma karşı yeni bir siyaset biçimini tarif eden bir yenilenme yapma imkanı vardı. Peki bunu yapabildik mi? 'Gelecek İçin Biz' adıyla bir çağrı yaptık. Çağrı Türkiye'nin geleceğine dönük bir çağrıydı. Türkiye'yi aydınlığa çıkaracak yol haritasını yazacak bir Cumhuriyet Halk Partisi için bu kurultay fırsat demiştik. Sadece 10 gün içinde yaptığımız bir siyasi hat tarifinin toplumdan ve kamuoyundan gördüğü desteğin delege açısından da istenen bir değişim olduğunu net sonuç olarak gördük. Bunu hem salonda hem de delegenin oylarında gördük. ‘Gelecek İçin Biz’i temsil etmek üzere 5 aday gösterdik. Bunun 4’ünün ilk 52’ye, üstelik yüksek oylar alarak girmiş olmasını Kurultay’ın ana mesajı olarak okuyoruz. Değişim talebi, yenilik talebi, gençlik talebi, umut talebi var. Statüyü koruyan, muhafaza eden değil var olanı büyüten bir siyaset talebi var. Bizim açımızdan Kurultayın ana mesajı bu.

Bugün Türkiye’nin Saray rejimi tahribatından kurtarılmasının çaresi CHP’nin bizim tarif ettiğimiz siyaseti yapmasından geçiyor. “CHP nasıl bir yol çizmeli” sorusunun Kurultay için yanıtı neyse Kurultay sonrası yanıt da aynıdır. Bu Kurultay’da çıkan sonuç da bizim yanıtımızın destek gördüğünü ortaya çıkardı. Evrensel sol değerler insana baktığı zaman insanın kimliğini değil, insan olduğunu görür. Ve bu değerleri yaşatıp yaşatmadığını görür. Dolayısıyla bu değerleri yaşatan herkesi içine alan bir CHP için daha yürümemiz gereken bir yol olduğunu biliyoruz. Ben umudun bu kurultaydan çıktığını ısrarla söylüyorum ama bu umudu yaşatmak için mücadele etme yükümlülüğümüzün varlığını da kabul ederek söylüyorum. Bu iş bitti biz kazandık değil. Biz kazandık ama bizim için kazanç tarifinde bu bir ilk adımdı. Belli ki daha mücadeleyi devam ettirmemiz gerekiyor.

Bugün her şeyden önce siyasetin olağanüstü olduğunu kabul eden siyaset kurmamız gerekiyor. Bu olağanüstülük karşısında -mış gibi yapan değil, her şey normalmiş gibi hareket eden değil, CHP’nin olağanüstü bir muhalefeti örgütleme yükümlülüğü var. Bütüncül bir siyasete ihtiyaç var. Parça parça sorun çözen değil, -kamyoncuya, bakkala, ev kadınına mesaj veren değil-, bunun bütününü ortaya çıkaran Saray rejimi ile mücadele eden ve bunu cepheden yapan özgüvenli bir siyaset talebi ortaya koyduk. Bu da destek buldu. Demek ki bundan sonra atılması gereken adım aynen cesaretle, özgüvenli, evrensel sol değerlerle bütün Türkiye’ye konuşulabileceği gerçeğinden hareket eden bir siyaset. Biz Türkiye’yi değiştirme iddiasındayız. Kurultay da bittiğine göre içine kapanmış bir siyasetten yeniden Türkiye’yi dönüştürücü bir siyaset için Türkiye’de sahaya yayıldık, devam edeceğiz.

 

CHP, DEMOKRASİBULUŞMASINI SAĞLAMALI

Mehmet Şakir Örs (Gözlem Yazarı) - Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP), kurultay sonrasında yoğun bir gündem ve çalışma dönemi bekliyor. Ülkenin içinde bulunduğu durum, CHP’nin iç tartışmalarını hızla aşması gereğini ortaya koyuyor.

CHP’liler, kurultay tartışmalarını geride bırakarak, öncelikle birbirleriyle kenetlenmenin, güçlerini bir araya getirmenin ve pekiştirmenin yolunu bulmalıdırlar. Yalnızca bu da yetmez, demokrasiden yana diğer siyasal partilerle ve çevrelerle de bir araya gelmenin, ortaklaşa çalışma yürütmenin hazırlığını yapmalıdırlar. Kurultayda yönetim organlarını yenileyen CHP, artık tümüyle 2019 seçimlerine odaklanmalıdır. Halkımız ana muhalefet partisinden bunu bekliyor.

Bu bağlamda, öncelikle 2019’un yol haritasının oluşturulması gerekiyor. 2019 yılında yapılacak üç seçimin temel siyasal stratejisi ivedilikle belirlenmelidir. Parlamenter demokrasiyi savunan çevrelerin referandumdaki ortak duruşlarının ve birlikteliğinin sağlanmasında, CHP önemli bir işlev yerine getirmiştir. Kendi örgütsel yapısını öne çıkarmadan, en geniş beraberliği sağlamaya çalışmıştır. Belirli ölçülerde bunda da başarılı olmuştur. Geniş kitlelere ulaşan ‘hak, hukuk, adalet’ belgisiyle yapılan uzun adalet yürüyüşü ise, yalnızca ülkemizin değil, dünya siyasal mücadele tarihinin de en anlamlı ve kitlesel etkinlikleri arasında hak ettiği yeri almıştır. Şimdi CHP’ye düşen görev, bu anlamlı ve kitlesel etkinlikleri, daha da büyütüp geliştirerek, yeni döneme ve önümüzdeki sürece taşıyabilmektir. 16 Nisan referandumunda ‘Hayır’da birleşen muhalefet, etki alanını daha da genişleterek, 2019 seçim sürecinde ‘Demokrasi Buluşması’nı gerçekleştirmelidir. Bu büyük buluşmanın temel gücü ve birleştirici tutkalı da ana muhalefet CHP olmalıdır. Cumhuriyet ve demokrasi değerleri etrafında gerçekleştirilecek böylesi büyük bir buluşma, halkımız için umut ışığı olacaktır. Parlamenter demokrasiyi savunan partiler, cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda kendi adaylarını çıkarırken, ikinci turda bu seçeneği savunan adayın etrafında buluşmayı hedeflemelidir. Böylesi bir işbirliği, yerel seçimlerde ve genel milletvekili seçimlerinde de, seçim çevrelerinde olabildiğince yakınlaşmayı ve dayanışmayı temel almalıdır. Bu süreci hazırlayıp kolaylaştıracak ortak çalışmalar, şimdiden başlatılmalıdır. Öncelikle yerel seçime yönelik hazırlıklar hızlandırılmalıdır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında altını çizdiği, toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasa için; parlamenter demokrasiyi temel alan, cumhuriyet ve demokrasi değerlerinde buluşan partiler ve çevreler, ortak bir çalışma başlatabilirler.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Geçtiğimiz yılın son 3 ayında yıllık bazda düşüş gösteren konut satışları, bu yılın ilk ayında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 arttı.

Uzmanlar, Suriye ordusu Afrin'e girerse, “Türkiye ne yapmalı” sorusundan yola çıkarak, yaşanan gelişmeleri GÖZLEM'e değerlendirdi

Mehmet Şakir Örs: “Gidişattan endişe duyan milyonlarca yurttaşın gözü ve kulağı, ülkenin güvencesi ve sigortası olarak görülen CHP’nin üstündedir.”

Prof. Dr. Hüsnü Erken; “Son bir yılda Dünya’da 95 bin, Çin’de 10 bin, Hindistan’da 7 bin, Türkiye’de 6 bin milyoner ülkesini terk etti; onların nüfusu 1.5 milyar, bizi...

Türkiye’nin, ABD’nin “sınır güvenlik gücü” adıyla Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı “fiili YPG devletini yok etme kararlılığını” değerlendiren uzmanlar, “Menb...