Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Esad, Türkiye ile savaşamaz!”

23.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, Suriye ordusu Afrin'e girerse, “Türkiye ne yapmalı” sorusundan yola çıkarak, yaşanan gelişmeleri GÖZLEM'e değerlendirdi

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Hatay ve Kilis'e komşu olan Suriye'nin Afrin bölgesini bölücü terör örgütü PKK'dan temizlemek için başlattığı Zeytin Dalı Harekatı sürerken, Şam yönetimindeki tansiyonu daha da yükseltecek bir hamle geldi. Mehmetçiğin operasyonları ile 2012'den beri kontrolünde tuttuğu Afrin'de iyice köşeye sıkışan PKK'nın Suriye uzantısı YPG, bir süredir Suriye rejimine bölgeye girmesi için çağrı yapıyordu.

Zeytin Dalı Harekâtı’nın ilk gününden beri Esad’la YPG’nin anlaştığı ve rejim güçlerinin Afrin’e girecekleri iddia ediliyordu... Geçtiğimiz hafta rejim ile YPG arasında anlaşma sağlandığı iddia edildi.

Rejim yetkilileri bu güçlerin Suriye ordusu olmadığını, rejime destek veren milis güçleri olduğunu söyledi. Suriye ordusunun bölgeye girmesi için daha geniş çaplı planlama yapılması gerektiği vurgulandı. Başta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad olmak üzere tüm rejim yetkilileri de sessiz kaldı. Şam'ın bu hamlesi Ankara'yı da harekete geçirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Erdğan, “Suriye hükümet güçleri bu yola girerse sonuçları olur” mesajını iletti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, “Suriye'nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü konusunda vurgumuzu yapıyoruz. Rejim buraya PKK'yı YPG'yi temizlemek için girerse problem yok, Eğer YPG'yi korumak için giriyorsa Türkiye'yi ve Türk askerlerini hiç kimse durduramaz. Bu Afrin için de geçerlidir. Menbiç için de geçerlidir, Fırat'ın doğusu için de geçerlidir” dedi.

Öte yandan Afrin'e ilerlemek isteyen Esad yanlısı milislere karşı TSK'ya, "Her tür hareketlenme anında vurulacak" emri verildi. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; Esad, Afrin’e girerse, ne olur; Türkiye ne yapmalı?

 

 

SURİYE, RUSYA’YA RAĞMEN BİR ŞEY YAPAMAZ”

Uluç Özülker (Emekli Büyükelçi): Esad normal şartlarda YPG'ye karşı çarpışıyor. Doğu'da Deyrizor'a girdiği zaman Amerikan uçakları tarafından bombalandı ve 100 üzerinde askeri öldü. Şimdi Türkiye'ye karşı böyle bir harekata geçmesi söz konusu değildir. Bir tek şey var; Rusya da Afrin'le Türkiye'yi desteklemek suretiyle hava sahasını açtı. Bu harekatın devamını kabul ettiğine göre ortada Esad yönünden de Rusya'ya rağmen bir şey yapmak gibi bir ihtimal de yoktur. Ama bunun bir adım daha ötesi bir pazarlık yapılmış olabilir. O da şu; Afrin'den çekilmesi, silahlarını bırakması, topyekun teslim olarak çekip gitmeleri ve yerine de Esad'ın güçlerinin geçmesi şeklinde bir pazarlık yapılmış olabileceğine dair ifadeler var. Bu bir şey olduğu takdirde Türkiye buraya ne için girmiştir? Doğrudan doğruya terörle mücadele etmek ve PYD, PKK unsurlarını ortadan kaldırmak için. Eğer bunlar kendiliğinden, Esad tarafından böyle bir pazarlıkla yok edilebilmiş iseler - o toprakların da Esad'ın toprağı olduğu da gerçek- Türkiye'nin bu savaşı, bu manada devam ettirmesinin de bir anlamı kalmaz. Türkiye burada teröre karşı mücadele etmektedir. Esad terörü yok ettiği zaman da benim işimi görmüş olur. Esad'ın Türkiye'ye bir savaş açma ihtimali yoktur.

 

 

"TÜRKİYE-ABD ARASINDA GÜVENLİK TESTİ YAŞANDI"

 

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi): Türkiye-ABD ilişkileri geçtiğimiz hafta bir tür güvenlik testi yaşadı. ABD Savunma Bakanı Mattis Brüksel'de görüştüğü Milli Savunma Bakanı Canikli'ye YPG ile PKK'yı savaş ettirebiliriz şeklinde mantıktan uzak bir beyanda bulundu. Aynı günlerde ABD'nin  YPG'ye destek niteliğinde, Suriye Demokratik Güçleri'ne 2019 bütçesinden 550 milyon dolarlık ödenek ayrıldığı açıklandı.

Yarım yüzyılı aşkın ittifak deneyiminin vardığı nokta düşündürücüydü. Bu görüşmenin hemen akabinde ABD Dışişleri Bakanı Tillerson Türkiye'yi ziyaret etti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile üç saatten uzun bir görüşme yaptı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yapılan görüşmeden sonra iki bakan ortak basın toplantısı düzenlediler. Güçlü iyi niyet beyanları ile ilişkilerdeki olumsuz yöndeki tırmanma yatıştırıldı denilebilir. Ancak basın bildirisinde mücadele edilecek unsurlar arasında YPG'nin adı zikredilmemiş, DEAŞ'a öncelik veren söylem dikkat çekmiştir.

Tillerson ile görüşmelerde Menbiç ile bir sonuca varılmadığı anlaşılmaktadır. Bir ortak komisyonun Mart ayında faaliyete geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Böylece uzun bir sürecin yaşanacağı, kararların ve Fırat'ın doğusuna ilişkin düzenlemelerin gelişmelere göre şekil alacağı görülmektedir.

ABD'nin Suriye'den ayrılmayacağı günden güne kesin bir şekilde anlaşılmaktadır. Rusya ve İran'ın Irak ve Suriye üzerindeki etkisini dengelemek ve bölgede Avrupalı rakiplerine ve Çin'e  alan kaptırmamak için  bölgede kalıcıdır. Tabiatıyla Rusya da Suriye'de kalıcıdır. ABD'nin varlığını dengelemek durumundadır.

Suriye'nin Rusya'ya ihtiyacı dikkate alındığında Afrin'e gireceği yolunda yayılan haberlere itibar etmemek gerekir. Nitekim bu iddia gerçekleşmemiştir. Dünya kamuoyunun dikkati şimdi Guta'daki insanlık dramına yoğunlaşmıştır.

 

 

 

 

“KOMİSYON SÜRECİ UZATIR

Soner Aydın (Emekli Albay): Suriye’de her gün ortaya çıkan yeni bir gelişme, bir öncekini gölgede bırakıyor. Bu nedenle bütün gelişmeleri bir arada ele alarak bir değerlendirme yapmanın daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Son bir hafta içinde; ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ile görüşmeler yapılmış ve Türkiye ile ilgili sorunların Mart ayı ortalarında kurulacak komisyonlarca ele alınması yönünde karar alınmıştır. Bununla beraber; başlangıçta “Suriye rejim güçleri” sonradan “rejimi destekleyen güçler” olduğu söylenen bir gurubun Afrin’e Türkiye aleyhine müdahale girişimi olmuştur. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov; Türkiye’ye hitaben "Türkiye’nin Suriye’deki haklı güvenlik çıkarlarının, Şam yönetimiyle doğrudan diyalogla tamamen korunabileceğine inanıyorum" ve Suriye Yönetimine hitaben de “Suriye Kürtlerle diyalog kurmalı” şeklinde açıklama yaparak Türkiye ile Suriye yönetimini bir araya getirme ve Suriye’deki Kürt grupları çözüme katma yönünde adımlar atmıştır. Bunları birbirine bağlı gelişmeler olarak ele almak gerekir.

ABD’nin; Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya bağlı bir Kürt yapılanmasını gerçekleştirmek hedefinden vazgeçmeyeceği, bu nedenle; “sorunu komisyona havale ederek” süreci uzatmak ve bölgede oluşturmak istediği bu yapılanmayı güçlendirmek için zaman kazanmak isteyebileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Komisyon çalışmalarında; Münbiç’te Türkiye ve ABD’nin kontrolünde bir mekanizma kurulması ve Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturulması konularının ele alınacağı görülmektedir. Bu konular ABD tarafından her vesileyle dile getirilmektedir. ABD’nin, buna ilave olarak Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahale etmemesini de istemesi muhtemeldir. (Böyle olduğu taktirde Türkiye’nin güvenlik sorununun bertaraf edilmesi mümkün değildir.) Türkiye ile ABD’nin kararının, bölgedeki diğer aktörleri karşı tedbirler almaya zorlamış olması muhtemeldir. Nitekim Suriye’deki birtakım yerel unsurların bu gelişmelere paralel olarak harekete geçmeleri dikkat çekicidir. Öncelikle, Suriye’nin etnik ve mezhebi yapısı ve asıl önemlisi müdahil ülkelerin hedefleri, amaçları ve kullandıkları yerel unsurlar dikkate alındığında, bölgeden gelen haberlerin son derece ihtiyatla karşılanması gerekmektedir. Afrin’de Türkiye’ye karşı harekete geçirilmeye çalışılan yerel unsurların gerçekte kimin kontrolünde olduğu belli değildir. Bu iş için kiralık adamlar bile kullanılmış olabilir. Bu unsurların; “Rejimi destekleyen güçler” “Suriye Ordusu destekli milis güçleri” “Halk güçleri” gibi isimlerle adlandırılmaları, İran destekli “Şii” silahlı yapılanmaları işaret etmektedir. Bu husus, bölgede Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirme gayreti olabilir. 20 Şubat’ta Halk güçleri olarak adlandırılan grubun Afrin’e müdahale girişiminin hemen ardından, Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’un Şam yönetimiyle doğrudan diyalog kurulması önerisi, bu konudaki provokasyonu önleme çabası olabilir. Başka bir açıdan bu girişim; Türkiye’yi Suriye yönetimiyle bir araya getirmek için, Rusya’nın veya İran’ın bir gayreti de olabilir. Bu nedenle bölgede yanlış yönlendirmelere karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Doğru olan, bütün bölge ülkelerinin aralarındaki sorunları karşılıklı diyalogla çözmeleri, bölge dışı bütün ülkelere ihtiyatlı yaklaşmalarıdır. Ancak, bölge ülkelerinin yönetimlerinin her şeyleriyle bağımlı oldukları dış güçlerle ilişkilerini kolaylıkla kesebilmeleri ve dış güçlerin müdahalesi olmadan karşılıklı çözüm üretmeleri zor görünmektedir.

Geçmişte Suriye yönetimlerinin; terör örgütlerine verdiği destek, başta PKK olmak üzere her ideolojiden pek çok terör örgütünün Bekaa vadisinde barınmalarına, eğitilmelerine, lojistik ihtiyaçlarını karşılamalarına göz yumması ve bunu komşularına karşı bir devlet politikası haline getirmesi Suriye’nin bu duruma düşmesinin önemli nedenlerindendir. Bir devletin gayri resmi unsurlarla bu derece içli dışlı olmasının sonucu çok açık bir şekilde ortadadır. Bugün Suriye, hem geçmişte ülkesinde barındırdığı terör örgütlerinin hem de bu terör örgütlerini yaratıp büyüten güçlerin kıskacına girmiş durumdadır. Maalesef bu durum bizi de çok yakından etkilemektedir.

(GÜLÇİN KARAEGEMEN SOYLU)

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk ve Ertuğrul Yalçınbayır, 24 Haziran seçiminin milletimiz bakımından önemini anlattılar, işte görüşleri…

Türkiye – ABD ilişkilerindeki “değişken sahne oyunu” devam ediyor; işte uzman görüşleri…

Fenerbahçe Genel Kurulu’ndaki sandık sonucu, seçimlere çok az kala, yeni bir tartışma başlattı. Biz de “ülkenin her tarafında konuşulan ve cevabı aranan soruyu” uzmanl...

“Anayasa Mahkemesi, ‘Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimlere gölge düşürecek yolu açmasında bir mahzur görmedi’ ve ‘mühürsüz oy’ pusulalarının meşrulaştırılmasına, Güney Do...

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanlıklar yeniden yapılandırılırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kaldırılması öngörülüyor. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu. “O...

Yazarlar
Website Security Test