Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Mutluluk sıralamasında” Türkiye 156 ülke arasında 74’üncü; neden?

23.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Prof. Dr. Hüsnü Erkan ve M. Şakir Örs soruyu cevapladılar; işte görüşleri…

Birleşmiş Milletler (BM) 2018 raporuna göre, vatandaşlarının en mutlu olduğu ülkeler dünyanın en zengin ekonomileri değil, sosyal devletin ve kurumsal desteklerin hâlâ güçlü olduğu ülkeler olduğunu ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözüm Ağı (UNSDSN) tarafından hazırlanan raporda ülkeler gelir, sağlıklı yaşam beklentisi, sosyal destek, özgürlük, güven ve cömertlik değişkenleri bakımından kıyaslandı. Sosyal devletin ve kurumsal desteklerin hâlâ güçlü olduğu ülkeler öne çıkarken en zengin ülkeler ilk 10’a giremedi. Rapora göre mutlu ülkelerin göçmenleri de vatandaşlarıyla aynı oranda mutlu.

Merkezi Kopenhag’da bulunan Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü’nün üst yöneticisi Meik Wiking, Rapordaki mutluluk ölçüsünün, kişisel özgürlükler ve sosyal güvenliğin birleşiminden kaynaklandığını, bu unsurların “dünyanın en yüksek vergi oranlarından birine sahip olma”nın ötesine geçtiğini belirterek “Kısaca söylemek gerekirse, Kuzey ülkeleri zenginliği refaha dönüştürmede iyiler” dedi.

 

Türkiye 74’üncü…

Türkiye, bu sıralamada geçen yıl, 2016’ya göre 5 basamak gerileyerek 156 ülke arasında 74’üncü sıraya düştü. Türkiye BM’nin bu yılki raporuna göre, Belarus ile Pakistan’ın arasında bulunuyor. Dünyanın en mutlu ülkesi olan Finlandiya, 6 değişkenin toplamına bakıldığında dünyanın en mutlu ülkesi olarak zirvede yer aldı. Finlandiya’yı sırasıyla Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, İsveç ve Avustralya izledi.

Dünyanın en büyük ekonomisine sahip ülkelerin mutluluk sıralamasında geride kaldıkları görüldü. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD 18. sıraya geriledi. ABD geçen yıl 14. sıradaydı. Ekonomik büyüklükte ABD’yi izleyen Çin 86’ncı, Japonya 54’üncü, Almanya 15’inci, İngiltere 19’uncu, Fransa 23’üncü, Brezilya 28’inci, İtalya 47’nci, Hindistan 133’üncü, Rusya 59’uncu oldu.

Dünyanın en büyük 17. ekonomisi Türkiye ise listede 74. sırada yer aldı. Türkiye geçtiğimiz yıl endekste 69’uncu olmuştu. Dünyanın büyük ekonomileri arasında bir tek Kanada mutluluk endeksinde de iyi bir yer edindi. En büyük 11. ekonomisi olan ülke, mutluluk endeksinde de 7’nci sırada yer aldı. Raporda 2015 - 2017 yıllarında mutluluk ölçüleri bakımından en fazla ilerleme kaydeden ülke Batı Afrika ülkesi Togo oldu. En büyük gerilemeyi ise ekonomik krizdeki Güney Amerika ülkesi Venezüella oldu.

Rapor 2012’den bu yana her yıl yayınlarken, bu yıl ilk kez 117 ülke ayrıca, topraklarındaki göçmenlerin mutluluğu ve refahına göre derecelendirildi. En mutlu olan ülkelerin göçmenleri de mutlu. Göçmeni en mutlu olan ülke Finlandiya olurken, Türkiye 53. sırada, Suriye ise son sırada bulunuyor.

Listeye göre dünyanın en mutsuz 10 ülkesiyse, en sondan başlayarak, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Tanzanya, Yemen, Ruanda, Suriye, Liberya, Haiti ve Malavi olarak belirlendi.

 

TÜİK’in verileri ne diyor

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat 2018’de yayımladığı “2017, Yaşam Memnuniyeti Araştırması”na göre mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2016 yılında yüzde 61,3 iken 2017 yılında yüzde 58 oldu. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 62.4, erkeklerde ise yüzde 53.6 olarak belirlendi. TÜİK verilerine göre mutluluk kaynağı olarak ilk sırayı yüzde 68 ile sağlık aldı. Son 5 yılda sağlığı mutluluk kaynağı görenlerin oranı değişmedi, para ve işi mutlulukta ilk sıraya koyanların oranı geriledi, sevgi ve başarıyı koyanların oranı arttı. 2013 yılında mutluluğu sevgide bulanların oranı yüzde 15.2 iken yüzde 16.6’ya, başarıda görenlerin oranı yüzde 8.6 iken yüzde 9’a çıktı. Mutluluk kaynağı olarak parayı görenlerin oranı 2013’te yüzde 4.1 iken geçen yıl yüzde 3.9’a düştü. İşini mutluluk kaynağı olarak görenlerin oranı yüzde 2.3’ten yüzde 1.9’a indi.

 

 

“ABD NEDEN ‘MUTLULUKTA’ GERİLİYOR?”

 

Liste ilk yayınlandığında (2012) ABD 11’inci sıradaydı ve hiçbir zaman ilk 10 sıraya çıkamadı. Raporun yazarları, ABD’nin bu yıl 18’inci sıraya gerilemesinin de birden fazla nedeni olduğunu kaydediyor.

 

Raporda, “ABD, karmaşık ve giderek daha kötüleyen bir kamu sağlığı krizinin tam ortasında. Küresel standartlar açısından hepsi dikkat çekici düzeyde olan, obezite salgını, uyuşturucu bağımlılığı ve yüksek ölçekte depresif bozukluk buna dahil” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda ayrıca, ABD’deki “sosyopolitik sistemin”, nispeten yüksek gelir oranına sahip diğer ülkelerle kıyaslandığında gelir eşitsizliğini daha fazla artırdığı ve bunun da mutsuzluğa neden olan ana etkenlerden birini oluşturduğu kaydedildi.

Wiking, ABD’de ayrıca “güven, cömertlik ve sosyal destekte” de düşüşün gözlendiğini, bunların ülkelerin mutluluk oranını ölçmede bakılan unsurlar olduğunu söyledi.

 

 

 

“MUTLULUK İÇİN ÖZGÜRLÜK, GÜVEN VE İSTİKRAR GEREKİR”

 

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Mutluluk Endeksinde neden gerilerde olduğumuzu anlamak için önce mutlulukta başı çeken ülkelerde, bizden farklı olarak neler olduğuna bakmak gerekir. İnsanın kendini mutlu hissedebilmesi için öncelikle kendi varlığının güvende, yaşantısının özgürce ve belirsizlik içermeyen bir ortamda olmasını ister. Mutlukta başı çeken ülkeler her şeyden önce bu unsurları sağlamış durumdalar. Söz konusu Kuzey Avrupa ülkelerinde ekonomik sistem olarak vahşi kapitalizm değil, sosyal piyasa ekonomisi uygulanmaktadır. Yüksek vergi oranlarına rağmen herkes kendini sosyal güvenlik içinde hissetmektedir. Demokratik hak ve özgürlükler konusunda çok iyi durumda olup; kadıların her düzeyde katılımı oranları yüksektir. Eğitim düzeyleri oldukça yüksek olup,  bilgi toplumuna dönüşüm sürecini en önce başaran ülkeler konumundalar.  Çağdaş teknolojik gelişmeler, Bilişim ve yenilikçilikte başı çekiyorlar. Bu insanların gelecek endişeleri yok. Gelecek beklentileri olumlu. İşsizlik oranları düşük düzeyde. Bu ülkelerde rüşvet ve yolsuzluk gündemde değil. Ekonomik sistemleri kadar, politik sistem ve hukuk sistemleri oturmuş durumda. Toplumda belirsizlik ve istikrarsızlık söz konusu değil. Sonuçta bu insanların mutlu olmak dışında başka seçenekleri fazlaca kalmıyor. Ancak bu demek değildir ki, kişisel olarak sorun yaşayıp, toplum ve mevcut sisteme uyum gösteremeyen, toplumda kendini yalnız hisseden ve psikolojik sorun yaşayan kimseler olmadığı anlamına gelmez. Zira yılın 6 ayını güneşsiz geçiren insanlarda yalnızlık duygusu ve kapanıp kalma algısı kaçınılmaz olmaktadır. Ancak kurulan istikrarlı sistemlerin sağladığı güven, özgürlük ve gelecek beklentisi ile bu yüksek oranları sağlamış bulunuyor.

 

 Bizde ise bu unsurların çoğunda sorun yaşıyoruz. Ekonomik sistemimiz giderek vahşi kapitalizme evriliyor. İşsizlik ve enflasyon yüksek düzeyde seyrediyor. Genç işsizlerin oranı yüzde 20’lerin üzerinde. Toplum, terör ve savaş tehdidi altında ve olağan üstü hukuk ortamı içinde yaşıyor.  Topluma gelecek beklentisi veren AB süreci neredeyse sönümlenmiş durumda.  NATO’da müttefik olarak gördüğümüz ülkelerle ilişkilerimiz hiç görülmedik düzeyde bozulmuş olup, derin bir kriz içinde. Türkiye’nin rotası, Batı- Doğu ve orta doğu ikilemleri arasına sıkışmış gözüküyor. Toplum daha iki sene önce sistem ve rejim değişikliği için bir darbe ortamına sokulmuş ve bunun yaratığı dip dalgasının getirdiği sancıları yaşıyor. Darbe öncesinde koalisyon ortağı olarak FETÖ yandaşlarının yaşattıkları keyfi uygulama, herkesin dinlendiği korkusu ve yaşanan düzmece davalar ile kozmik odalardaki bilgilerin deşifre edilmesine kadar uzanan hükümet ve devlet kurumları arasında yaşanan süreçler toplumdaki güven ortamı ile gelecek beklentilerini büyük ölçüde zedelemiştir.  Geçmişte toplumun en güvenilen kurumları olan, Ordu, ÖSYM sistemi, adalet ve yargı mekanizması, polis ve güvenlik sistemleri alabora olmuş ve bugün toplum gözünde hala yerli yerine yeterince oturmamış bulunuyor.  İktidar ve muhalefet arasındaki etkileşim ve iletişim biçimi ve dili, toplumda gerilimi yumuşatıcı olmaktan çok, arttırıcı nitelikte sürmektedir. İktidarın, iş ve aş bulmada insanlara adil ve eşit davrandığı algısı yerine, yandaşlara öncelik verdiği algısı oldukça yaygın bir kanıdır. Toplumun vicdanı olması gereken medya büyük ölçüde tarafsızlığını yitirmiş olup; taraflı yayınlarla, ne yazık ki toplumda gerginliği arttırıcı bir işlevi yürütüyor. Diğer yandan Türkiye, bir yandan bilgi çağı ve küreselleşme uğraşı ile geleneksel toplumun değer ve kurumlarının; diğer yandan küresel siyasi kutuplaşmanın ve yenidünya düzeni ve ekonomik çıkar rekabetinin kaynayan kazanı olan Orta Doğunun göbeğinde bulunuyor. Türk insanı bütün bu gelişmeler ışığında nasıl mutlu olsun ki.  Olsa olsa, ülkemizde her dönem iktidarlarının, hep kendi yandaşlarını öne çıkaran bir haksız rekabet uygulamasıyla yeni ekonomik prensler yarama alışkanlığından bu dönemde daha fazla yararlanma şansı bulmuş kesimler ancak kendilerini mutlu hissetmiş olabilirler.

 

 

“MUTLULUĞUN YORUMUNU YAPMAK…”

 

Mehmet Şakir ÖRS (Gazeteci - Yazar) – “Mutluluktan her söz açıldığında, öncelikle aklımıza, büyük şairimiz Nazım Hikmet’in o çok bilinen şiirinin dizeleri gelir… Hani Nazım usta, ‘Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?’ diyerek sorar ya, kendisi gibi yine bir büyük sanatçımız ressam Abidin Dino’ya… Sonra da ‘işin kolayına kaçmadan ama’ diyerek sürdürür o güzelim şiirini…

Biz de, ‘mutlu ülkeler’ sıralamasında, 156 ülke arasında 74’üncülüğe düşen ülkemizin, sıradan insanlarının mutluluk anlayışını yorumlamaya çalışacağız bu analizimizde... Hem de, büyük ustanın dediği gibi ‘işin kolayına kaçmadan ama’…

Mutluluk, yaşamın tılsımı, anahtar sözcüğü bir bakıma... Doğumdan ölüme kadar uzanan insan hayatının, hep ulaşılmaya, erişilmeye çalışılanı… Ama aynı zamanda, o ölçüde de ulaşılması, erişilmesi zor olanı…

Aslında mutluluk göreceli bir kavram… Herkese göre değişir, farklı hallere dönüşür… İnsanın hayata bakışıdır; hayattan beklentisidir, talebidir… Bunlar da içinde bulunulan zamana, ortama ve koşullara göre farklılaşır…

Ülkemiz insanının en genel beklentileriyle konuya bakacak olursak; öncelikle sağlık, huzur ve güvenin başta geldiğini düşünüyoruz. Gelecek ve yarın kaygısı olmadan, hem güvenliğinin ve hem de sosyal güvencesinin sağlanması en başta gelen talebidir insanımızın. Kısacası barınma, iş ve aş derdidir; hayatını insanca sürdürebileceği en basit ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Eğitim düzeyi yükseldikçe, yaşanılan çevre farklılaştıkça, bu beklentiler de farklılaşır. Daha iyi ve kaliteli bir yaşam, daha nitelikli bir eğitim, daha çok demokrasi ve özgürlük gibi talepler gündeme gelir.

Bu taleplerin karşılanmasındaki zorluklar, güçlükler, engeller ve gerilemeler, insanımızı mutsuz kılar. Son uluslararası değerlendirmede olduğu gibi, ülkemizi ‘mutlu ülkeler’ sıralamasında daha alt sıralara çeker. Bundan sorumlu olanlar, elbette en başta ülkede uzun süredir iktidar sorumluluğu taşıyan yönetimlerdir, yöneticilerdir ve onların izledikleri politikalardır. Ülkede gündemi sürekli geren, insanları ayrıştırıp kutuplaştıran, huzursuzluğu artıran siyasal anlayışlardır.

Son dönemde ülkemizde pek çok insanın yaşadığı çevreyi değiştirmek istemesinin, hatta ülkeyi terk etmeye yönelmesinin temelinde işte böylesi gerçekler vardır. Bütün bunlar insanımızı mutsuz etmekte ve yeni arayışlara itmektedir.

‘Ne yapılmalı?’ sorusunun yanıtı olarak herhalde öncelikle, ülke içinde ve dışında barışın, hoşgörünün, uzlaşının sağlanması gerekiyor. Her türlü kavgadan, çatışmadan, gerginlikten uzaklaşılması ve ülkede huzurun, güvenin, adaletin, ekonomik gelişmişliğin, sosyal güvencenin sağlama alınması öncelikli hedefler olmalıdır. Toplumsal hasletlerimiz olan dayanışmanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın yeniden canlandırılması, toplumsal mutluluğumuzu da artıracaktır.

İçinde bulunduğumuz dönemde; çağımıza yaraşır gelişmişlikte bir demokrasi ve özgürlük ortamının sağlanması hedeflenmelidir. Bizi, halkımızı, ülkemizi, bu hedeflere taşıyacak politikalar ve yönetsel kadrolar öne çıkarılmalıdır. Çağdaş uygarlığa ve toplumsal mutluluğa giden yolun buralardan geçtiğini düşünüyoruz.

Ülkemizin mutluluk sıralamasında alt sıralara düşmesi nedeniyle, mutluluğun yorumunu yapmaya çalıştığımız değil; çağdaş uygarlığı ve toplumsal mutluluğu doyasıya yaşayacağımız günlere ulaşabilmenin umudu ve özlemiyle…”

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunça...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke için açılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümetli” yeni sayfa ve CHP’deki kavga konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Ana Muhalefet, ülkenin çok kritik bir döneminde, “bölünme işaretleri” veriyor; GÖZLEM durumu uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Uzmanlar, GÖZLEM’in “Kritik eşiğin aşılabilmesi için ne yapılmalı” sorusuna cevap verdiler. İşte görüşleri…

İçişleri Bakanı’nın “Şehit Cenazeleri, parçalanan CHP çelenkleri konusundaki tutumunu” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

Yazarlar
Website Security Test