Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Büyümede “nasıl” rekor kırıyoruz?

30.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM , “Büyüme hızı ve kronikleşen karadelikler çelişkisini” masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte uzman görüşleri…

Hükümet her ne kadar pembe tablo çizse de ekonomik veriler tam tersini gösteriyor. Ekonomide kronikleşen karadeliklerin başında enflasyon, işsizlik, cari açık, bütçe açığı, gelir dağılımındaki eşitsizlik, sosyal güvenlik açıkları, yüksek faiz, döviz kurunun önlenemeyen yükselişi geliyor. İç politikada önceliğin seçime verilmesi, OHAL uygulamasının devam ettirilmesi ekonomide gerilimi artırıyor. İç ve dış gelişmelerin de etkisiyle son dönemde ekonomik verilerin tamamında gerileme yaşanıyor. Tek olumlu sinyal büyümeden geliyor. Türkiye ekonomisi, tüketimin teşviki ve ithalata dayalı olarak 2017 yılını yüzde 7.4 büyüme ile kapattı.

Ekonomi büyürken, Türkiye’nin dış borcu 438 milyar dolara çıktı. Sadece bu yıl ödememiz gereken dış borç miktarı 244 milyon dolar. Döviz ise TL karşısında tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyrediyor. Türk Lirası, döviz karşısında en kırılgan para olma özelliğini taşıyor. Dolar 4 lirayı aşarken, euro 5 lira sınırında. Dövizdeki artış hemen akaryakıt fiyatlarına yansıdı. Benzinin litresine 20 Mart’ta 15 kuruş, 27 Mart’ta ise 12 kuruş zam geldi. Benzinin litresi 6 TL’ye, mazotun ise 5.5 liraya yaklaştı. Akaryakıt fiyatlarında yaşanan bu artışın enflasyonu körüklemesi bekleniyor. 2017 yılında çift haneli rakamlara çıkarak yeniden kronik hale gelen enflasyon, şubat ayında yıllık bazda yüzde 10.26 olmuştu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, işsizlik oranı yüzde 10,9 seviyesinde. İşsizler içinde en yüksek oranı gençler oluşturuyor.

Ekonominin belkemiğini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile esnaf borç batağına girdi. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, bu yılın ilk iki ayında 20 bin 308 esnaf iflas etti. Geçen yılın aynı döneminde 19 bin 859 esnaf iflas etmişti. 2014’ten 2018’e iflas eden esnaf sayısı da 430 bin 275 oldu. Bu yılın ilk iki ayında 22 bin 758 esnaf ta sicil değişikliğine gitti.

Bankalar, geçen yıl, Kredi Garanti Fonu kefaleti ile KOBİ’lere kolay kredi sunmuştu. Kredi taksidini ödeyemediği için icralık olan işletmelerin sayısındaki artış da dikkat çekti. KOBİ kredisini ödeyemediği için icra takibine alınanlara bir yılda 20 bin 718 işletme daha eklendi. Böylece icralık olan KOBİ’lerin sayısı 2017 sonunda 332 bin 461’e ulaştı. Takipteki KOBİ kredilerinin tutarı ise bir yılda yüzde 17 artarak 25.3 milyar liraya fırladı. 2018’in ocak ayında ise bu miktar 25.6 milyar liraya çıktı. 2017’de 260 bin 781 mikro işletme kullandığı KOBİ kredisini ödeyemediği için takibe alındı. Mikro işletmelerde icralık olanların sayısı bir yılda 15 bin 553 arttı.

 

Ticaret savaşları kaygıyı artırıyor

Döviz kurunun TL karşısında son yükselişine etki eden nedenlerden biri olan ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları kaygıyı artırıyor. Adına “Ticaret Savaşı” denen iki ülke arasındaki gerilimin yıkıcı boyuta ulaşmayacağı beklentisiyle pozitife dönen piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın söylemleriyle yeniden negatife geçti. ABD'de Trump yönetimi, Güney Kore ile 2012 yılında imzalanan ticaret anlaşmasında yapılacak değişiklikler konusunda prensip anlaşmasına varıldığını bildirmesine karşın, Çin'in teknoloji yatırımlarına sınırlama getirme konusunda yeni adımların atılabileceği haberleri, dünya piyasalarında negatif seyri güçlendirdi. Türkiye’de dolar yeniden 4 liranın üzerine çıkarken, euro 5 liraya yaklaştı.

 

Açık büyüyor

Ödemeler dengesindeki açık ise her geçen gün büyüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2018 yılı Ocak ayı ödemeler dengesi verilerine göre, cari işlemler açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre 4 milyar 402 milyon dolar artarak 7 milyar 96 milyon dolara çıktı. Bunun sonucunda, on iki aylık cari işlemler açığı 51 milyar 572 milyon dolar oldu. Cari işlemler açığı ve döviz kuruna olan talep, Türk Lirası’nı dünyada en kırılgan para haline getirdi. Dolar geçen yılsonunda 3.81 düzeyindeydi, ocak ve şubat sonu 3.78 ile geçildi. Dolar mart ayında yüzde 6’ya yakın değer kazandı. Euro ise geçen yılın sonunda 4.55 liraydı. Ocak sonunda 4.68’e çıkan euro, şubatta bir miktar gerileyerek 4.66’ya indi. Mart ayında yaklaşık yüzde 7 artan euro, şimdi 5 liraya dayandı. Dünya Gazetesi Yazarı Alaattin Aktaş, yazısında “Bir geri dönüş söz konusu olmazsa artık dolar 4 lira, euro 5 lira.” diye yazdı. Aktaş, yazısında, “Klasik arz-talep kuralı işlediğinde, yani döviz daha çok aranır olduğunda haliyle fiyat yükselecektir. Arz-talep dengesi iki nedenle bozulur. Ya döviz azalmıştır ya döviz almak isteyenler çoğalmıştır... Türkiye döviz basmadığına göre eğer azalma varsa bu dışarıdan daha az döviz geldiğini gösterir. Ya da içerideki dövizin dışarı gittiğini...” dedi.

CHP Milletvekili Faik Öztrak, büyüme rakamlarının açıklanmasının ardından Tewitter hesabından yaptığı açıklamada büyümenin milletin aşına işine yansımadığını söyledi. Öztrak, “2017'de dolar cinsinden milli gelir, 2012 seviyesinin bile altında. Ekonomi son 5 yıldır yerinde sayıyor. Otoriterleşen, hukuku yok sayan, demokratik kurumları yıpratan siyasi kadrolar milletin ekmeğini büyütemiyor. Rakamlar ne kadar eğilip, bükülse de artık minare çuvala sığmıyor. 2008'de kişi başına milli gelir 10 bin 931 dolardı. 2017'de 10 bin 597 dolara geriledi. Makyajlanan rakamlarla bile kişi başına gelir son 9 yıldır yerinde sayıyor. Milletin aşına işine yansımayan yüzde 7,4 büyüme ne pahasına sağlandı?” dedi.

Faik Öztrak, son bir yılda cari açığın milli gelire oranının yüzde 5'in üzerine çıktığına işaret ederek, “Dış borç 23 milyar dolar arttı. Enflasyon çift haneye çıktı. İşsizlik çift hanede yapıştı kaldı. Bu bereketsiz büyümeyi sürdürmek mümkün değil. Büyüyen ekonomiye güven olur. 2017'de makine teçhizat yatırımlarındaki artış sadece yüzde 0,7. Daha çok ve nitelikli üretim için makine-teçhizatını genişletmeyen bir ekonomide geleceğe güvenen yoktur.” ifadelerine yer verdi.

 

 

 

“BÜYÜME ENFLASYON VE CARİ AÇIĞI ARTIRDI”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –  2017 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) yüzde 7.4 oranında büyüdü. Zaten Başbakan son günlerde ‘’yüzde 7 ile yüzde 7.5 arsında büyüme var ‘’ diyordu.

  1. Ana sektörler olarak, Tarım sektörü yüzde 4.7, Sanayi yüzde 9.2, İnşaat sektörü yüzde 8.9 ve Hizmetler sektörü de ( Ticaret, Ulaştırma, Konaklama, yiyecek ) yüzde 10.7 oranında büyüdü. 2017 büyüme oranını ve tüketim artışını, referandum nedeniyle verilen vergi indirimleri, bütçeden dağıtılan kaynaklar ve başta KOBİ’ler olmak üzere artan krediler oldu. Mamafih üçüncü çeyrekte yüzde 11.3 olan büyüme oranı, dördüncü çeyrekte 7.3’e geriledi.

Büyüme, işsizliği azaltmadı. 2016 yılında işsizlik oranı yüzde 10.9 idi. 2017 yılında bu oran değişmedi aynen kaldı.  Bunun nedeni üretimde yüksek oranda ithal aramalı ve hammadde kullanmamızdır.

  1. Dolar olarak GSYH 2016 yılında 862.7 milyar dolar iken, 2017 yılında 851 milyar dolara geriledi. Bunun nedeni kurların büyümeden daha hızlı artmasıdır. 2016 yılında ortalama dolar kuru 3.0277 iken, 2017 yılında yüzde 20.74 oranında değer kazanarak 3.6557 oldu.
  2. GSYH ‘ya katkı olarak, en yüksek katkı 3.6 puan özel tüketimden, İkinci sıra da 2.17 puan yatırımlardan geldi. Dış ticarette ithalat -İhracat farkı olarak Dış ticaretin katkısı eksi 0.04 oldu. (Aşağıdaki tablo )

 

 

                                             

4.2017 Dünya büyüme ortalaması yüzde 3.6’dır. Gelişmekte olan ülkeler büyüme ortalaması yüzde 4.7’dir . Türkiye’nin yüzde 7.4 büyümesi Dünya şartlarına göre rekordur.

Ne var ki yalnızca büyümeyi değil, büyümenin makro dengelere etkisini de dikkate almak zorundayız. En önemli iki sorun, büyümenin enflasyonu ve cari açığı olumsuz etkilemesidir.

2005 -2017 yılları itibariyle çıkardığımız aşağıdaki grafikte, Büyüme ile enflasyonun aynı paralelde gittiği çok net olarak görülüyor. Söz gelimi 2009 yılında büyüme eksi 4.7 olmuş, enflasyonda en düşük seviyeye 6.53’e gerilemiş. Büyümenin 11.1 olduğu 2011 yılında enflasyonda 10.45 e yükselmiş. 2017 yılında her ikisinin de artma eğilimi içinde olduğu görülüyor.

Büyüme cari açığı da etkiliyor. 2017 de sanayi de büyüme 9.1 oldu. Sanayi üretimi girdi olarak yarıdan fazla ithal aramalı ve hammadde kullanıyor. Üretim artışı ithalat artışına neden oluyor.

Büyümenin olduğu yıllar cari açık artıyor. Büyümenin düştüğü yıllar cari açık azalıyor. Sözgelimi eksi büyümenin olduğu 2009 yılında, cari açıkta son 16 yılın en düşük seviyesine indi. Yalnızca 11.36 milyar dolar oldu. Büyümenin en yüksek olduğu 2011 yılında cari açıkta 74.4 milyar dolarla rekor kırmıştı.

Sonuç olarak, büyümeden vaz mı geçelim? Elbette değil. Doğrusu dengeli kalkınmak; tüketim – tasarruf dengesini kurmak, üretimi ithalata bağlı olmaktan kurtarmaktır.

 

  

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan seçimle ilgili kararın Meclis’ten çıkmasından hemen sonra, bu soruyu uzmanlara sordu; işte cevapları..

Afrin harekatında haklı ve “insani durum bakımından” çok hassas olan Türkiye’ye karşı, AB’nin 28 ülke imzalı açıklamasını Mehmet Dönmez GÖZLEM için yorumladı.

Çağdaş yerel yönetim anlayışı ile sosyal demokrasi arasında önemli bir yakınlık vardır.

Gözlem Gazetesi yazarı Mali Müşavir I.Burak Oğuz bugünkü yazısında işsizlik konusuna değindi.

Necmettin Erbakan’ın ölümünden sonra “AKP’ye kayan Milli Görüş’ün taban oyunun Temel Karamollaoğlu ile geri dönemeye başladığı” görülüyor. GÖZLEM konuyu uzmanlara sord...

“Doğu Guta’da katliam / Kimyasal Silah / Esad / ABD / Rusya / İran / Türkiye / BM / Fransa / İngiltere / Ceza kesilecek / Füzeler / Uçak gemileri / Denizaltılar / Görü...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Döviz fiyatlarının yükselmesinin hiçbir mantıklı sebebi yok, hiçbir sebep yok, ekonomik terör estirmeye çalışanlar hesap verirler” dediği kon...

Yazarlar
Website Security Test