Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dolar ve Euro’yu ekonomideki “güven” sorunu mu etkiliyor?

13.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Döviz fiyatlarının yükselmesinin hiçbir mantıklı sebebi yok, hiçbir sebep yok, ekonomik terör estirmeye çalışanlar hesap verirler” dediği konuyu GÖZLEM uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Suriye'de kimyasal silah kullanımı iddialarına ABD'nin tepki vereceğini açıklaması askeri bir hareketlilik öngörüleriyle jeopolitik endişeleri artırınca, gelişmekte olan ülke para birimlerindeki değer kaybı geçen hafta da sürdü. Rusya piyasalarında yaşanan sert kayıplar ve artan jeopolitik endişeler en fazla Türk Lirası’nı eritiyor. Türkiye ekonomisinde oluşan “güven” sorunu, Türk Lirasına değer kaybettirirken euro ve dolar rekor üstüne rekor kırıyor. Dolar/TL, tarihi rekor seviyesini 4.15 TL'ye taşırken, Euro/TL  5.13 TL ile tüm zamanların rekorunu kırdı.

Kurlardaki yükselişin daha ne kadar süreceği tartışılırken ABD’nin en büyük bankası JP Morgan’dan Türkiye için moral bozucu bir haber geldi. Kurum Türkiye’deki yatırımlar için daha önce verdiği “Ağırlığı azalt” yani “sat” tavsiyesini koruduğunu duyurdu ve Türkiye'nin ekonomik temellerinin oldukça hacimli bir döviz ayarlaması ve geçerli politika yanıtına ihtiyaç duymaya devam ettiğini belirtti. Özetle ABD’li banka müşterilerine geçtiği raporda “liranın daha fazla devalüe olmasının ve Merkez Bankası’nın faiz artırması gerektiğinin” altını çizdi. JP Morgan’ın raporundaki en can alıcı nokta ise kurumun dolar / TL'de 4,22, Euro / TL'de ise 5,26 seviyesinden alım opsiyonu koyduğunu belirtmesi oldu. Yani kurum yatırımcılara bu seviyelerden önce dolar ve Euro’da satış önermiyor.

Öte yandan son 3 yıl içinde 70’ten fazla uluslararası markanın terk ettiği Türkiye, yabancı sermayeyi çekmek bir yana elindeki sermayeyi yurtdışına kaptırıyor. Merkez Bankası (BM) verilerine göre yeni iş ve fabrika kurmak anlamına gelen uluslararası doğrudan yatırım girişinde Türkiye tarihi boyunca ilk kez bu yılın Şubat ayında açık verdi. Şubat ayına ilişkin Ödemeler Dengesi İstatistiklerine göre yılın ikinci ayında Türkiye’ye ülkeye gelen 511 milyon dolarlık doğrudan yatırım girişine karşın, 779 milyon dolar çıkış oldu. Son verinin ardından yılın ilk iki ayında gelen yatırım kadar çıkan yatırım olduğu görüldü.

Döviz kurunun Türk Lirası karşısındaki yükselişi durdurulamazken, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, “Doğrudan yabancı yatırımların zayıf seyrettiği, sıcak paranın da artık gelişmekte olan ülkeleri çok daha riskli görmeye başladığı bir dönemden geçiyoruz. Enflasyonu düşürücü yönde çalışılmalı. Finansal istikrarı güçlendirmek ve güven kazandırmak kritik önemde. İnanç ve güvende problem var” uyarısında bulundu.

Büyüme rekorlarının konuşulduğu Türkiye ekonomisinin, finansal kırılganlıkları artırdığına işaret eden Bilecik, bunun getirdiği risklerin de tartışılması gerektiğini aktardı.

Bilecik, şunları söyledi: “İki seçeneğimiz var. Ya kötümser olup vazgeçeceğiz ve daha kötüsünün gerçekleşmesine razı olacağız ya da daha iyimser olacağız. Fazla seçeceğimiz yok. Böyle bir ortamda para politikalarında ve mali politikalarda enflasyonu düşürücü yönde çalışılması gerekiyor. Artık Türkiye için kritik bir noktaya gelindi. Ekonomide güvenin ve inancın yeniden kazanılması noktasına gelindi. Hem yüksek hem de sürdürülebilir büyümeyi nasıl başarabiliriz? Sadece reformlarla. Bu yıl reformlarla ekonomi verimliliğini artırmak gerekiyor. Daha yüksek katma değer yaratan bir konuma ulaştırmamız gerekiyor. Bir büyüme vardır, bir de kalkınma vardır. Ekonomik büyüme ekonomik kalkınma için gereklidir ancak yeterli değildir. Çoğunluk her zaman haklı olsaydı dünya aynı kalırdı. Çoğunluğun dediği her zaman doğru değildir.”

Cumhurbaşkanı sert çıktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, finans sektörü temsilcilerine seslenerek, "Eğer Suriye'deki gelişmeleri kalkıp bahane ederek buradan ülkemize ekonomik terör estirmeye çalışıyorsanız yanlış yaparsınız. Bunları da gayet iyi biliyoruz, yeri geldiğinde bunun hesabını verirsiniz, bedelini ödersiniz. Hükümetimiz bu konuda kararlı şekilde yoluna devam etmektedir" dedi.

Döviz kurlarındaki artışın mantıklı, makul, işin kitabına uygun hiçbir izahı olmadığına dikkat çeken ve küresel ekonomide de kırılganlığa yol açacak ciddi herhangi bir haber alınmadığının altını çizen Tayyip Erdoğan, "Hiç endişe etmeyin, konuşulanlara da bakmayın. Bizi döviz kuru üzerinden terbiye edemezler. Onlar kendi başının çaresine baksınlar. Biz yolumuza kararlı şekilde devam ediyoruz" diye konuştu.

  

“EKONOMİDE GÜVEN VE İSTİKRAR ŞART”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr) – “Zorlama sonucu Türkiye ekonomisi potansiyel büyüme oranı yüzde 5’in üzerindeki oranla büyümesi ekonomiyi aşırı ısınmaya itmiştir. Bu tür zorlanarak gerçekleştirilen bir büyüme yüksek enflasyon, yüksek cari açık ve bütçe açığı gibi kırılganlıkların kaynağını oluşturmuştur.

Ekonomik güven endeksleri tüketici güven endeksi, reel kesim güven endeksi, inşaat, hizmet ve perakende güven endekslerinin hepsi düşerken vatandaşın gelecek kaygısı artmaktadır. Dünya karışıklığı ve bölge karışıklığı yetmezmiş gibi bizde koşar adımlarla siyasi karmaşıklığa doğru ilerleyerek ülke riskini artırıyoruz.

Ekonomi devlet yönetimine olan güvene dayanır. Güven yoksa ekonomik hayatın istikrara kavuşması beklenemez. Sürekli dış ticaret açığının beraberinde getirdiği cari açık (2018 yılı ilk ikin ayın cari açığı 11,2 milyar dolar 2017 yılının aynı döneminin tam iki katı olması) nedeniyle artan dış finansman ihtiyacı dış borç yükünü hızla artırmakta, olumsuzlaşan küresel koşulların etkisiyle de ortaya çıkan kaynak sıkıntısı döviz kurları ve faizlerin artması için baskı yapmaktadır.

Nitekim ekonomik güven endeksi mart ayında da yüzde 1,6 oranında gerileyerek 71,3 oranına düşmüştür. Dolayısıyla bu güven kaybı, beklentilerin bozulmasına ve TL’nin aşırı değer kaybetmesi ile kurların hızlı dalgalanmasına katkı yapmıştır.

2011 yılında yaşanan benzer süreçte ekonomiyi soğutucu önlemler alınmış ve büyüme oranı yüzde 3 seviyesinde kalmıştır. Şimdi ise para otoritesi gerekli desteği alamadığı için etkisizleştirilmektedir. Zaten toplam tasarrufların yarısı döviz olduğundan uygulanan para politikamız diğer yarıya yeterince etki edememektedir.

Son yıllarda uygulanan ve 2012 yılından sonra yapılan sistem değişikliği, yüksek kur-düşük faiz politikası ve ekonominin çarklarını ne de anlı şanlı şirketlerimizin uyum sağlayamadığını, borçlarının yeniden yapılandırma girişimlerinden görüyoruz. Yeterince yararlı olamayan bu para politikalarının TL hızla değer yitirmesi ve kırılganlıkların artmasının kaynağı olmuştur.

Çünkü amaç da çelişki vardır. Saray ekonomik büyüme ve istihdam hedef almaktadır. Bu arzu faizlerin düşürülmesi ile çelişmektedir. Enflasyon, cari açık ve kurların yükselmesinin isteği haline dönüşmektedir. Yani gerçekleşmesi imkansız bir istektir. Ekonomik teoriye terstir. Eğer ispatlanırsa Nobel ödülü bile alabilir.

Eğer makroekonomik göstergeleri artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirirsek yönetimin siyasi hesapları ve ekonomik öncelikleri değiştirmesi gerektiği görülecektir. Güven olmayan bir ekonomide istikrardan da bahsetmek olanaksızdır.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test