Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Neden “doğru dürüst” açıklama yok?

11.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Rumlara “Türkiye ve KKTC aleyhine” sürpriz bir teklif yaptı mı”; GÖZLEM uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum lider Anastasiadis'e sürpriz bir teklif yaptığına dair haberler, özellikle KKTC’de büyük tepki görürken, Türkiye’ye ve Türk basınına pek yansımadı. Rum lidere, “Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisini sona erdirmeyi öngören Guterres belgesini kabul etme çağrısı yaptığı” iddiası, net bir şekilde yalanlanmazken, Türkiye’den de ciddi bir açıklama gelmedi. Haberlere göre, “KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın geçen yıl İsviçre’de başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs konferansında BM Genel Sekreteri’nin masaya koyduğu, 1960 tarihli garantörlüğün (Türkiye’nin müdahale hakkı) yerine başka formül bulunmasını öngören metni kabul ettiğini ilan ederek Rumları masaya çağırması” ortalığı karıştırdı. İddiaya göre, “Akıncı, Anastasiadis’e 11 ay önce İsviçre’de başarısız olan müzakerelerde masaya gelen Guterres belgesini bir paket olarak kabul etmesini ve müzakerelerin bunun üzerinden başlamasını” teklif etmişti.

Başarısız olan Guteress belgesi, 5 başlıktan oluşuyordu ancak en önemli başlığı Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin ortadan kaldırılmasını, Türk Birliği’nin anlaşmanın ilk gününden itibaren geri çekilmesini, adada sadece 650 Türk askeri kalmasını ve Türkiye yerine çokuluslu bir gücün konuşlandırılmasını öngörüyordu.

Sert tepkiler…

Parlamenter sistemle yönetilen KKTC’de meclisin de, garantör Türkiye’yenin de bilgilendirilmemiş olması, şaşkınlık yaratırken, KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı Kudret Özersay da Akıncı’nın, Guterres çerçevesini “stratejik bir paket anlaşma” olarak ilan edeceğini basından öğrendiklerini açıkladı.

“Aynı oyunu oynamaya niyetli değiliz”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ortaya koyduğu çerçeveye yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy şunları kaydetti: “50 yıldır devam eden bir müzakere süreci var fakat artık kısır döngü haline geldi, ilerleme sağlanamıyor. Biz bu süreçte hep yapıcı olmaya, bir adım önde olmaya gayret ettik ancak maalesef bir sonuç alamadık, Rum tarafının malum zihniyet anlayışı nedeniyle."

Süreçte "ne olacağını değil, ne olmayacağını vurgulamak istediğini" belirten Aksoy, "Rum tarafında esaslı bir zihniyet değişikliği olmadığı sürece biz aynı oyunu oynamaya niyetli değiliz. Rumların zihniyetiyle bir federal çözüme ulaşılamaz. Artık yeni bir yol denenmesi gerektiğini düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

 

Eroğlundan sert tepki

KKTC’yi karıştıran gelişmeye en sert tepki önceki Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’ndan geldi. 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek, Türkiye ve KKTC’nin geleceğini, güvenliğini tehlikeye atmak demektir. Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Rum tarafına yaptığı son öneri Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye tarafından asla desteklenemez” dedi. Eroğlu, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın büyük yalpalamalar içinde olduğunu ileri sürdü, “Akıncı’nın yaptıkları eşitliğimizi, güvenliğimizi, özgürlüğümüzü, bu topraklarda tutunmamızı sağlayan sosyo-ekonomik yapımızı, topraklarımızı tehlikeye atacak şeylerdir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta asker bulundurmasından, etkin ve fiili garantisinden vazgeçmenin akıl karı olmadığını kaydeden Eroğlu, “İngiltere’nin üsleri devam edecek, Rusya, Fransa, Yunanistan, İsrail istediği gibi Kıbrıs’ta cirit atacak ama Türkiye Kıbrıs’ta olmayacak. Sayın Akıncı bunu mu hedefliyor? Sayın Akıncı dünya ve bölgedeki gelişmeleri görmüyor mu? Sayın Akıncı bir garantörleri olmadığı için Filistinlilerin başına gelenlerin farkında değil mi?” diye sordu.

 

 

GUTERRES BELGESİ NE DİYOR?

Akıncı’nın Rum lidere yaptığı çağrıdaki Guterres belgesi, geçen yıl İsviçre’nin Crans Montana kasabasında yapılan ancak başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs müzakerelerinde masaya gelmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından 30 Haziran 2017’de sunulan ve daha sonra revize edilen çerçevedeki en önemli madde, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisinin sona erdirilmesini, Kıbrıs’taki Türk askerinin 650 ile sınırlandırılmasını, yerine uluslararası bir güç konuşlandırılmasını öngörüyordu. Akıncı 11 ay önce başarısızlıkla sonuçlanan müzakereleri değerlendirirken Rumların tavrına atıfta bulunarak, “Bizim neslin federasyon yapamayacağı artık belli olmuştur” ifadesini kullanmıştı. Akıncı son olarak geçen ay Rum lider Nikos Anastasiadis’le bir akşam yemeğinde biraraya gelmiş, yemekten sonra yaptığı açıklamada Rum liderin tavrında bir değişiklik görmediğini, geleceğe dair yeni bir umut doğmadığını söylemişti.

 

 

'GÜÇLERİ YETMEZ'

Eski bakanlardan Rıfat Serdaroğlu ise bu önemli konuda şunları yazdı: “KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının lideri Anastasiadis’e sürpriz bir teklif yaptı. Rum lidere, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisini sona erdirmeyi öngören Guterres Belgesini kabul etme çağrısı yapıldı! KKTC Cumhurbaşkanının ne yapmak istediğini anlayalım mı? Dediği şudur; 

- Türkiye’nin adadaki etkin garantisini, (istihbarat, güvenlik güçlerinin yapılandırılması, maddi destek,diplomatik yardım, devletin yapılandırılması, devlet deneyim desteği gibi konuları reddediyor) kaldırmak istiyor.

- Türkiye’nin fiili garantisini (Türk Askerini adadan çıkaracak) kaldırmak istiyor. KKTC Cumhurbaşkanının gücü buna yeter mi? KKTC Başbakanının ve Meclisinin güçleri buna yeter mi? Rum uşaklığına soyunmuş sapıkların güçleri buna yeter mi? Yetmez!”

  

"KIBRIS’TA TÜRKİYE’SİZ BİR ÇÖZÜM OLUR MU?"

Şakir Fakılı (TC Budapeşte Büyükelçisi / Eski KKTC Büyükelçisi): Kıbrıs’ta Türkiyesiz bir çözüm demek, Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşmasıyla tanınan etkin ve fiili garantiden vazgeçmesi  demektir. Bundan vazgeçmek demek, Kıbrıs’tan Türk askerinin çekilmesi demektir. Askerimizin çekildiği günün ertesi günü Girne’ye Rum tanklarının girmesi demektir. Türkiyesiz çözüm, vatandaşlarımızın Kıbrıs’a Schengen vizesiyle dahi zor girebilmesi demektir. Kuzey Kıbrıs’ta da Türkiyesiz bir çözümü ve askerin çekilmesini arzu edenlerin bulunduğu bir sır değildir. Rum tarafının gönlündeki “çözüm” ise bütün Kıbrıs’a sahip olmalarının yolunu açacak ve Kıbrıs Türklerini AB içinde eritecek bir düzenlemedir; bunun da başlangıcı ve ilk şartı Garanti sisteminin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak Kıbrıs meselesi çoktan tarihin tozlu raflarındaki donmuş ihtilaflar arasına girdi bile: Ankara, Crans-Montana’dan sonra, Rum tarafında esaslı bir zihniyet değişikliği olmadan aynı parametrelerle oyuna devam edilmeyeceğini duyurdu. Kıbrıs’ta bitmez tükenmezliği artık kanıksanmış hale gelen müzakereler tarihine bakıldığı zaman dikkatlerden kaçmayan bir özellik vardır: Seçim dönemlerinde müzakereler duraklar, geri plana düşer ve ilerlemez. Onun için üçüncü taraflar da başlatmayı öngördükleri uzlaştırma girişimlerini seçimlerin ertesine bırakırlar. Bu defa böyle olmamış görünüyor. Rum tarafının uzlaşmazlığını daha iki hafta önce “Yeni bir umut yok” diye dile getiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Akıncı, 24 Haziran’da Türkiye’de Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri, KKTC’de de yerel seçimler olacağını bile bile, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini ortadan kaldıran, aslında 30 Haziran 2017’de iki tarafın da kabul etmediği Guterres belgesinin yeni bir müzakere sürecine çerçeve belgesi oluşturabileceği önerisini ortaya atmıştır.

Dışişleri Bakanıyla istişare etmediği anlaşılan Akıncı’nın önerisine, bizzat, daha önce reddedilen noktalara “sürüklenildiği” eleştirisini getiren KKTC Başkakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay tepki göstermiştir. Önceki Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da Türkiye’nin garantisinin öneminin altını çizen sert bir açıklama yapmıştır. Eski Başbakan Özgürgün de Guterres belgesinde her iki tarafın da kabul etmediği hususlar olduğuna işaret ederek, Akıncı’nın önerisine temkinli yaklaşmıştır. Ankara da “Rumlarla aynı oyunu oynamaya” niyetli olmadığını açıklamıştır.

Rahmetli Denktaş’ın her müzakere sürecinde özenle kaçındığı bir husus, yeni bir öneri sunarken bunun ileride karşı tarafça “geriye düşülebilecek en son nokta” haline dönüştürülmesine yol açmamaktı. İşte buyrun: şimdi Rum tarafı Guterres belgesiyle yeni bir başlangıç yapılmasını Garanti sisteminden çıkılacağı şeklinde yorumluyor.

Geniş bir açıdan bakılırsa, kimin işine yarayacağı belli olmayan ısıtma girişimlerine rağmen, çoktan donmuş Kıbrıs ihtilafının yerinden kımıldatılmasının yine hayli güç olacağı görülüyor. Rum mentalitesinin yeni bir kanıtını, doğal gazın Girit adası üzerinden Avrupa’ya naklini öngören Çipras-Anastasiades-Netanyahu buluşmasında görüyoruz. Kısa ve ekonomik yollar dururken Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi dışlayan bu güzergahın altında yine uzlaşmaz Rum zihniyetini görüyoruz. Bizzat Akıncı buna karşı çıkarken, 14 yıl önce Rumları Avrupa Birliğine alırken yapılan hatanın tekrarlandığını ifade etmiştir. Doğru, ama geçmişte 15 Temmuz 1974 darbesi gibi Rumların attığı bazı hesapsız adımlar, Türkler için bir kazanıma dönüşebilmiştir. Bunların da katkısıyla Kıbrıslı Türkler Rumların gerçek niyetlerini daha iyi anlamışlar, kendi topraklarına ve devletlerine kavuşmuşlardır. Doğal gaz konusunda da Rumlar hata yapıyorlar. Türklerin de hata yapmaması şartıyla...

 

 

“RİSKİ GÖZE ALAMAZLAR”

Ertuğrul Kumcuoğlu (Emekli Büyükelçi): Mustafa Akıncı'nın bu haberlerin hemen akabinde bir açıklaması var. “Ben böyle bir şey demedim” diyor. Akıncı öteden beri barış yanlısı olarak bilinir. Bu konuda da gayret göstermiştir. Benim anladığım kadarıyla Mustafa Akıncı da Rumların bu kafa yapısıyla bu işin çözülmesinin zannedilen kadar kolay olmadığını veyahut imkansız olduğunu görmüş durumdadır.

Türkiye 1960 anlaşmaları ile elde ettiği garantilik pozisyonundan neden vazgeçsin? Bunun karşılığında bize ne taviz verilecek? Bunun için gerek Türkiye'de gerekse Kıbrıs'ta karar verme mercilerinin kafayı yemiş olmaları lazım. Kaldı ki 1960'tan bu yana batı dünyasının aksine tezlerine ve çabalarına rağmen şu anda Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin bu konuda geri adım atmasını engelleyecek pek çok yeni faktör çıktı. 1960 şartlarına göre de olaylar bizim bu konuda ciddi taviz vermemizi engelleyecek bir konuma geldi. Biz meseleyi bir Türk – Yunan istihlafı olarak gördük. Halbuki Kıbrıs meselesi Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasını can damarıdır. Kıbrıs meselesinde, herhangi bir yeni düzenlemede Yunanistan'ı ilgilendirdiği kadar Suriye, Lübnan, İsrail, Mısır hatta Ürdün ve körfez ülkeleri yani Doğu Akdeniz coğrafyası açısından etkilenecek ülkelerdir. Kıbrıs'ın etrafındaki gaz ve petrol rezervleri, Suriye'nin geldiği durum özellikle Rusların Suriye'de çok ciddi bir köşe başı tutma konusunda aldıkları mesafe, Trump'ın “İran anlaşmasını tanımıyorum” demesiyle Tahran, Telaviv gerginliği göz önünde tutulduğunda, Türkiye uzun vadeli çıkarları açısından 1960 anlaşmaları ile Kıbrıs'ta elde ettiği haklardan vazgeçemez. Ne Mustafa Akıncı ne de Türkiye'nin başında olanlar böyle bir riski göze alamaz ve bunun bedelini ödeyemez. Bugün gerek KKTC'yi, gerek Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten insanlara bu mesajın verilmesi yeterlidir.

 

“ZAMANLAMA AÇISINDAN YANLIŞ”

Rafet Akgünay (Emekli Büyükelçi): Akıncı'nın açıklamasına tepki var. Olayın birkaç boyutu var. Bir tanesi zamanlaması açısından. “Bunun yapılmasının şu anda ne gereği vardı?” diye tartışılıyor. İçerik ve taşıdığı mesajlar itibariyle tartışılıyor. Bu açıklamayı yapmadan 15 gün kadar önce Sayın Akıncı ile Anastasiadis başbaşa yemek yediler. Bu yemekte ortaya bir şey çıkmadığı söylendi. Ondan iki hafta sonra bunun ve Türkiye'nin de kendi iç politikasıyla yoğun olduğu bir dönemde gündeme getirilmesi pek hoş karşılanmadı. 16 Nisan'da yapılan görüşme başbaşa iken gerçekleşti ve çıktıktan sonra söyledikleri “görüşlerin hiç bir şekilde birbiriyle uyuşmadığı” şeklinde ve “Yeniden bir görüşmeye başlayalım” lafının da gündeme gelmediği söyleniyor. O zamandan beri hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de KKTC'nin söylediği; “Rumlar'ın gerçek anlamda federal bir çözüme yakın olmadığı.” Bunun yanı sıra; 2017'den şu ana kadar Mustafa Akıncı'nın söylediği bir şey var; “Rumlar hiçbir şekilde esnemiyorlar, ne görüşeceğiz” diyorlar.

Akıncı bu açıklamayı yapmadan önce buraya Çavuşoğlu geldi. Ve Çavuşoğlu ile yapılan görüşmede bir anlaşmaya varılamadığı, görüş ayrılığı olduğuna ilişkin iddialar ortaya atıldı.  

Bu açıklama kesinlikle hükümetle koordine edilmediği izlenimi yaratıyor. Dışişleri Bakanı bunu çok açık net şekilde ortaya koydu. Bu adımıyla Akıncı'nın kendisine verilmiş olan müzakerecilik görevinin kapsamının dışına çıktığı hatta anayasal bir ihlal yoluna gittiği, yine KKTC'deki tartışmaların bir başka boyutu.

İşin başka bir boyutu daha var; Güney Kıbrıs'ta nasıl karşılandığı? Doğrusunu söylemek gerekirse Güney Kıbrıs'ta mizahi şekilde ele aldılar. Bizimkiler 30 Haziran tarihli bir belgeden bahsediyorlar. Rumlar da diyorlar ki; “30 Haziran'da bir belge yok, 6-7 Temmuz'da verilmiş olan bir belge var.” 

Yani neyin yapıldığı, Akıncı'nın neden bahsettiği bile tam anlaşılmamış görünüyor. Ne olduğu belli olmayan bir açıklama. Ne Kuzey, ne Güney, ne Türkiye tatmin olmuş değil... Bizim bir senedir izlediğimiz politikaya da, Türk tarafının politikasına da ters düşüyor. Rumlar, bizimle görüşmek istiyorlarsa ona göre adımlar atmaları gerekiyor. Ama Rumların tutumunun değişmeyeceği görülüyor. Anastasiadis bunu çok açık bir şekilde söyledi. Sayın Akıncı'ya, kim bu konularda kulağına bir şeyler fısıldıyorsa, yanlış adımlar attırdı, benim kanaatimce görülüyor. Çünkü bu müzakere tekniğine de uygun olmayan bir yaklaşım. İçerik olarak baktığımızda Guterres belgesi bizim lehimize değildir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunça...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke için açılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümetli” yeni sayfa ve CHP’deki kavga konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Ana Muhalefet, ülkenin çok kritik bir döneminde, “bölünme işaretleri” veriyor; GÖZLEM durumu uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Uzmanlar, GÖZLEM’in “Kritik eşiğin aşılabilmesi için ne yapılmalı” sorusuna cevap verdiler. İşte görüşleri…

İçişleri Bakanı’nın “Şehit Cenazeleri, parçalanan CHP çelenkleri konusundaki tutumunu” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

Yazarlar
Website Security Test