Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Göztepe / Altay / Karşıyaka!..

11.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bugünlerde, bayram yapanlar var, göz yaşları dökülen günleri yaşayalar var, ümitle bekleyenler var, İzmir’de.

Göztepe, “Ne yaptığını, yapacağını bilen” bir sahibin elinde, Süper Lig’e çıktı ve daha ilk yılında son haftalara “Avrupa Kupalarında oynama ümidini taşıyarak” giriyor.

Altay, “akıllı” bir yönetimin ve teknik kadronun elinde, Türkiye Birinci Futbol Ligi’ne çıktı; camiası ve taraftarı bayram ediyor.

Karşıyaka, yıllardan beri yönetiminde istikrarı bulamadığı ve adeta kapanın ya da yalvar yakar bulunanın elinde kaldığı için, Üçüncü Futbol Ligi’ne düştü; bir zamanların anlı / şanlı İzmirspor’u gibi, “amatör küme” sinyalleri vermeye başladı; “Allah korusun” diyorum.

Ben, İzmir’de “bu üç takımın da taraftarı” değilim, ama üçünün de maçlarına gidecek, kulüplerinde neler olup bittiğini izleyecek kadar futbol ve spor hastasıyım. Her üç kulüpte de yakın dostlarım var.

 

Göztepe, “iyi gidiyor” ve gidecek.

Altay, önce yeni geldiği ligde tutunmaya çalışacak, sonra Süper Lig için mesajlar vermeye başlayacak ama, herkes birbirine soruyor, bana da sordular; “Nasıl?..”

Onlara “bebek adımları ile yürüyeceksiniz” dedim; “Önce tutunun, sonra yukarıyı bakmaya başlayın, yavaş yavaş, temel sağlam olmalı, acele etmeyin. Yoksa geldiğiniz gibi gider, bu arada bir yığın futbolcuya, hocaya borç harç içindesiniz zaten, onca para kaptırırsınız, aman dikkat” dedim.

Karşıyaka, siyasetin ve istikrarsız yönetimlerin mağduru ve mahkumu oldu. Çok uzun yıllar “Selçuk Yaşar’ın ve Belediye’nin eline baktı” bu 100 yıllık kulüp. İkisi el ele iken, “Ne umdurdular, ne buldurdular”, günü kurtaracak bir çizgide destek verip, yardım ettiler. Kulüpte söz sahibi oldular. Sonra bu perde kapandı. Belediye ve “başkan adayları” tariki ile perde arasında “AKP – CHP mücadelesi” başladı. “Olur, olmaz” isimler başkan adayı oldu”, kimi seçildi, kimi seçilmeden “para verdi”; sonunda “koca” Karşıyaka futbolda 2’inci ligden de düştü. Basketbol şubesi kadar bile olamadı.

Şimdi, bir Çinli dolar milyarderi, Putin’in arkadaşı bir Rus Oligarkı, bir Arap Petrol Şeyhi “Beyaz atlı süvari gibi” beklenir oldu, elbette “holigan taraftarlar” hariç!..

“Bu satırları okuyan” Karşıyakalı taraftarlar ve arkadaşım da olan bazı yöneticiler bana çok kızacaklar; bugünler de 35.5 iskelesine pek uğramayayım.

“Fetöcü” mü; inanmak zor!..

Hafta başında, akşamüstü Pasaport’taki “ünlülerin takıldığı” kafelerden birine uğradım, tanıdıklar “Hoş geldin, bir kahve iç” dediler. Oturdum, orta şekerli kahvemi de söyledim. Onlar, bir yandan “okey atmak için” çaba sarf ederken bir yandan da masadaki işadamı bir arkadaşımızın anlattıklarını merakla dinlemeye devam ettiler.

Duyduklarım beni de meraklandırdı; iş adamı “İtirafçı olmuş, bülbül gibi ötüyormuş, 100’e yakın isim vermiş. İçlerinde biri geçen dönemin, biri bu dönemin İzmir milletvekili, biri de Kahramanmaraş milletvekili olan 3 AKP’linin adını vermiş” diye anlatıyordu.

Lafını kestim; “Anlatan kim” diye sordum; “Ahmet Küçükbay” dedi.

Küçükbay, Orgide Yağları’nın ve Kanal 35 adlı TV’nin sahibiydi. FETÖ’cü olarak 21 aydır tutuklu olarak yargılanıyordu.

Arkadaş devam etti; “Küçükbay’ın verdiği isimler arasında merkez valileri, eski İzmir valileri ile beraber savcılar, iş adamları da varmış.”

Söylediği isimler, doğrusu ya hemen hemen hepimizin tanıdığı kişilerdi; eski İzmir milletvekili ve Abdullah Gül’ün eniştesi Mehmet Tekelioğlu, İzmir Milletvekili Necip Kalkan, eski Manisa Valisi ve Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç, eski İzmir Valileri Cahit Kıraç, Hüseyin Avni Coş gibi.

Haberin aslını esasını öğrenmek için, “Hadi bana eyvallah” diyerek gazeteye koştum. Büroya girer girmez gazeteleri taramaya başladım; haberi SÖZCÜ Gazetesi’nden Kemal Elibol yazmıştı ve Küçükbay’ın ifadesinin geniş bir özeti vardı; verdiği  isimlerin sayısı da 84’tü!..

Hemen, gazetedeki “duayen gazeteci” Öcal Abi’ye müracaat ettim, dedi ki; “Tekelioğlu, Güvenç ve eski valileri yakından tanımıyorum. Necip Kalkan’ı ise, 1975’den beri tanırım. İzmir’e rahmetli Kemal Ilıcak’ın Tercüman  Gazetesi’nin İzmir ve EGE temsilciğine “haber müdürü” olarak gelmiştim, spor yazıları da yazıyordum. Necip Kalkan da o zaman İzmir Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nde “güreş ajanı” idi. O günlerde tanıştık, bugüne kadar arkadaşlığımız, dostluğumuz devam etti. Ondan “Fetullah Gülen’i övücü ve Gülenci olacağını ortaya koyacak herhangi bir şey duymadım. Bu iddiayı duyunca da çok şaşırdım. İnanmam mümkün değil.”

Nerden nereye, “bu Fetöcülük olayı” bitmeyecek bir yılan hikayesine döndü; bakalım daha neler görüp, yaşayacağız!

Muhtarların Marko Paşası!..

Soru; “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” sözü ile “Gel derdini Aziz Başkana anlat” sözü arasında “en büyük fark” nedir?

Bakın sevgili İzmirliler ben Sağırsultan olarak bu sorunun cevabını hemen vereyim de sizler fazla düşünmeyin.

Sakızlı bir Rum ve Sultan Aziz’in başhekimi olan Marko Apostolidis, “Marko Paşa” olarak tarihe geçmiş ve “Git derdini Marko Paşa’da anlat” sözü de dillerden düşmemiştir.

Ne var ki, “Kızılay’ın kurucularından olan” Marko Paşa, gelen herkesi dinler, ama “derde deva olacak” hiçbir şey söylemez, sadece ilgilenir ve “dinler gibi” görünüp, “psikolojik olarak” dertlileri rahatlatırmış.

Aziz Başkan ise “dertleri dinler ve çözermiş”; bunun “doğru olup olmadığını anlamak için Ödemiş’in Bademli köyünün Fidan ve Ağaç Kooperatifi ile Ovacık’ta imzalanan sözleşmenin törenine ve oradan da Ödemiş’te muhtarlarla yapılan toplantıya gittim. Kırsal kesim insanlarının ona olan sevgisini bir defa daha gördüm. Ödemiş’in belediye başkanı AKP’li idi; onun da. Dahası her partiden muhtar vardı, toplantıda. Muhtarların mahallelerindeki sorunlar listelenmiş, Aziz Kocaoğlu’nun önünde duruyor, o da o sorunları listeden okuduktan sonra soruyordu; “Başka sorunun var mı?..”

Varsa, muhtar söylüyor, ki çok azdı; Başkan notunu alıyor; sorunların bazılarının çözüldüğünü de notlara bakarak söylüyor, bazıları için de “Yakında halledeceğiz” sözünü veriyordu.

Geçen hafta Ödemiş, Menderes ve Torbalı’da  yapılan 3 toplantı ile “İzmir’deki bütün muhtarların sorun – çözüm turu” tamamlanmış oluyordu. Başkan, 30 ilçede 1169 kilometre yol kat etmiş, 1294 muhtarı tek tek dinlemişti.

İzmir’in “Marko Paşa’sı ile Sultan Abdülaziz’in Marko Paşası’nın arasındaki fark” işte buydu; benden alkışlar…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ali Naili Erdem, Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek ve Ertuğrul Yalçınbayır, adayları yorumladı ve not verdiler…

“Yürürlüğe konan ekonomik uygulamalarla krizin atlatılamayacağı” görüşünde birleşen uzmanların uyarılarını “Ekonomi Yönetimi” duymuyor…

Filiz Eczacıbaşı, Erkan Sevinç'e 32. Uluslararası İzmir Festivali'ni anlattı

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Rumlara “Türkiye ve KKTC aleyhine” sürpriz bir teklif yaptı mı”; GÖZLEM uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test