Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yarışı, “söz ve müdahale” mi, “dolar – euro” mu kazanacak?

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Yürürlüğe konan ekonomik uygulamalarla krizin atlatılamayacağı” görüşünde birleşen uzmanların uyarılarını “Ekonomi Yönetimi” duymuyor…

Türkiye ekonomik göstergeleri, son bir yıldır krizin eşiğine gelindiğine dair kaygı verici emareler ortaya koyuyor. Hafta başında açıklanan cari açık verileri beklenenden kötü gelince dövizde artış hızlandı.  Ortadoğu’da İsrail’in Filistinlilere saldırısıyla tırmanan gerilim dünya piyasalarını vurdu. Petrol fiyatları yeniden tırmanışa geçerek 79 dolara çıkarken, bu artışın ABD’de enflasyonu tırmanışa geçireceği ve FED’in faizleri artırmak zorunda kalacağı beklentisi dünya genelinde piyasaları dalgalandırdı. En kırılgan beşlinin en kırılganı olan Türkiye, süreçten en fazla etkilenen ülke oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İngiltere’de Bloomberg televizyonuna verdiği mülakatta “Ekonomi ve para politikasında daha etkin rol oynayacağım” açıklaması para piyasalarında gerginliği daha da artırdı. Dolar, Çarşamba günü 4.50 TL seviyesini gördü.

Cari açık, mart ayında piyasa beklentilerinin üzerinde geldi. Cari işlemler açığı, bir önceki yılın mart ayına göre 1 milyar 695 milyon dolar artarak 4 milyar 812 milyon dolara yükseldi. Cari açık, ocak-mart döneminde yüzde 96 oranında artarak 16.4 milyar dolara sıçradı. Böylece 12 aylık toplam açık, Şubat ayındaki 53,7 milyar dolardan rahatsız edici bir şekilde 55,4 milyar dolara yükselerek artış trendine devam etti.

Çekirdek açık dediğimiz, altın ve enerji dışı cari açık 12 aylık toplam olarak Ekim'deki 6,7 milyar dolarlık seviyesinden Mart ayında 7,3 milyar dolara yükseldi. Kısaca, enerji fiyatlarının ötesinde de bozulmanın devam ettiğini izlemek mümkün.

Finans hesabı Mart'ta 2,9 milyar dolarlık önemli bir çıkış ile dikkat çekti. Böylece toplam açık, yani cari açık ve finans hesabı beraber, 4,8 milyar dolarlık rezerv kullanımı ve net hata noksan dediğimiz 2,9 milyar dolarlık kaynağı belli olmayan sermaye girişleri ile finanse edilmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İngiltere’de Bloomberg televizyonuna verdiği mülakatta 24 Haziran’da seçilmesi durumunda “faiz ve para politikalarına müdahale” edeceği yönündeki açıklamaları Türk Lirasını dolar karşısında adeta eritti. Bloomberg  International'dan Guy Johnson'ın sorularını cevaplayan Erdoğan’ın seçim sonrası para politikasında daha aktif bir rol oynayacağı sözleri piyasayı daha da gerdi.

"24 Haziran'dan sonra faizin şekli nasıl değişecek, siz para politikasına daha çok mu müdahil olacaksınız?" sorusuna "Evet" yanıtı veren Erdoğan, şu detayları da paylaştı: “Para konularında etkin bir başkan görüntüsü vermeye mecburuz. Yerli ve milli parayla alışveriş yaparak kur baskısından korunuyoruz. Milli parayla alışverişin faydalarını gördük. Merkez Bankası bağımsız diye yürütmenin başının sinyallerini bir kenara koymaz.”

Erdoğan'ın ekonomiye müdahale açıklamalarının ardından dövizde yukarı yönlü hareket başladı.

Erdoğan, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ile ilgili olarak, "Tabii ki Merkez Bankası Bağımsızdır. Ancak Merkez Bankası bu bağımsızlığı alıp, yürütmenin başındaki cumhurbaşkanının verdiği sinyalleri bir kenara koyamaz. Buna göre değerlendirmelerini yapıp, adımlar atacaktır ve ben bunun ileride çok yararlı adımlarla sonuçlanacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklamaların ardından Salı günü dolar 4.46 TL, euro 5.24 sevini görürken, Merkez Bankası aynı gün adeta sessizliğe büründü. Çarşamba günü dolar 4,50'yi aşarak rekor kırdı, euro 5,32'yi aşarak rekor tazeledi. Yükselişin ardından Merkez Bankası'ndan açıklama geldi. Açıklamayla birlikte dolar 4.45'e geriledi.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, fonlama ve varlık kalitesi ile ilişkili aşağı yönlü risklerden kaynaklı olarak Türkiye'nin bankacılık sistemi için görünümün negatif olduğunu bildirdi.

Türk bankaları için faaliyet ortamının, yavaşlayan ekonomik büyümeyi etkisiz para politikasını ve yüksek işsizliği içeren faktörlerin bir araya gelmelerinden kaynaklı olarak zorlu olmaya devam edeceğini savunan Moody's, "Bu faktörler kredi talebini bastıracak ve kredi borçlularının borçlarını geri ödeme kapasiteleri üzerinde baskı yaratacak" dedi.

Analistler, liradaki sert değer kayıplarını, petrol fiyatlarındaki yükselişi, yaklaşan seçimler öncesi artan kamu harcamaları, ekonomik verilerdeki zayıflamanın yanında, enflasyon ve cari işlemler açığının yüksek düzeylerine bağlıyor.

Hürriyet Gazetesi yazarı Uğur Gürses, “Türkiye yeni değil, son 5 yıldır akıntıya kürek çekiyor” diye yazdı.  Gürses’e göre, Türkiye, dünya piyasalarında son beş yılda gerçekleşen değişimleri görmezden geldi ve önlem almadı. O nedenle gelinen nokta sürpriz değil.

Gürses: “Dövizin bir türlü sönmeyen ateşi, kapanmayan aksine büyüdükçe büyüyen cari açık, Merkez Bankası'na uygulanan faiz arttırılmaması yönündeki baskının ters teperek hem serbest piyasa faizlerinin artması hem de enflasyonist baskının güçlü bir şekilde hissedilmesi, art arda açıklanan ekonomik paketlerle ipin ucunun kaçarak Hazine'nin içinin boşaltılması, görünürdeki en önemli sorunlardan.  Ekonomi yönetiminin bu durum karşısında verdiği tepkiler de çoğu zaman daha kötü bir sonucu beraberinde getiriyor. Dövizin frenlenmesi için sözlü yönlendirme çabaları da bunlardan biri, fakat işe yaramayacağı çok aşikar.”

 

 

 

“EKONOMİDE YÖNETİM SORUNU VAR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – “Uluslararası Para Fonu (IMF) dahil uluslararası kuruluşlar, raiting şirketleri, raporlarında Türkiye'yi kırılgan ve riskli ülke olarak gösteriyorlar. Yetmedi bir de 'finans medyası' aynı şeyi yapıyor. 2017 yılı sonunda Business HT, temel risk parametrelerine göre finansal risk skoru yaptırdı. Çıkan sonuçlara göre en az riskli ülkelerin başında Japonya geliyor. En çok riskli ülkelerin başında ise, Arjantin geliyor. Türkiye ise en riskli ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyor.

Bloomberg de; küresel ticarette artan korumacılık akımı, FED'in faiz artırım süreci ve petrol fiyatlarındaki artışın gelişmekte olan ülkelere etkisi açısından bir değerlendirme yaptırmış. En kırılgan ülkeler olarak, G.Afrika, Tayland, Türkiye, Polonya ve Tayvan sıralanmış. Öte yandan 2018'de dolar karşısında en fazla değer kaybeden ülke paraları da  sıralamasında Türkiye üçüncü sırada yer alıyor. Venezuela'da ekonomik sistem tamamıyla çökmüş durumdadır. Bu ülkede dikta rejimi var. Dünyada gelişmekte olan ülkeler içinde Venezuela dışında nereden bakarsak bakalım, Arjantin, Endonezya, Brezilya ve Türkiye riskli ülkeler olarak görülüyor. Bu dört ülke içinde cari açığın en yüksek olduğu ülke Türkiye'dir.

 Sorunun temelinde, uygulanmakta olan plansız-programsız ve günübirlik politikalar geliyor. Serbest piyasa ile kontrolsüz spekülatif piyasayı birbirinden ayırmak gerekir. Siyasi iktidar ekonomiyi algı yönetimi, cin fikirler ve sloganlarla idare etmeye çalışıyor. Bugüne kadar sürekli yapısal reformlar denildi. Ancak gerçekte ekonomi yönetiminin yapısal reformların ne olduğunu dahi bilmediği anlaşıldı. İkinci sırada cari açık sorunu geliyor. Cari açık bir aralar petrol fiyatlarındaki artışa bağlandı. Petrol fiyatları düştü ve fakat cari açık devam etti. Kaldı ki, Güney Kore ve Çin de petrol ithal ediyor. Onlarda neden cari açık yok ve tersine cari fazla var? 2012 yılına kadar, hukuk, yargı, demokrasi ve insan hakları konusunda bu kadar geri düşmemişti. O zaman da cari açık vardı. Özet olarak; her şey ekonomiyi yönetmeye bağlıdır. Ekonomiyi iyi yönetirsen iyiye gider, kötü yönetirsen, özellikle popülizm ağırlıklı yönetirsen, kötüye gider.” (Yeniçağ)

 

“İKİ YILDA BİR AF ÇIKIYOR”

İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir) –Milyonlarca kişinin beklediği af kanunu çıktı. Torba kanunda yok yok. Vergi borçlarından sigorta borçlarına, matrah artırımından imar affına kadar birçok düzenleme mevcut.

Matrah artırımı ile incelemeden kurtulabilirsiniz. Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri sırasıyla 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 takvim yıllı için %35, %30, %25, %20 ve %15 matrah artırımında bulunarak gelir ve kurumlar vergisi yönünden vergi incelemeden kurtulabilirler.

Varlık barışı önemli bir fırsat Varlık barışı düzenlemesiyle, yurtdışında ve yurtiçinde bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ve yurtiçindeki taşınmaz varlıklarını kayda alma olanağı veriliyor.

Yurt dışındaki varlıkların 31.07.2018 tarihine kadar yurda getirilmesi, yurt içindeki varlıkların da bu tarihe kadar defterlere kaydedilmesi durumunda, herhangi bir vergi ödenmeyecek, bu tarihten sonra getirilmesi veya deftere kaydedilmesi durumunda ise % 2 vergi ödenecek.

Vergi artırımı, Muhtasar ve KDV incelemelerini ortadan kaldırıyor. KDV mükellefleri her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerdeki hesaplanan KDV toplamı üzerinden yapılacak vergi artırımı sırasıyla2013,2014, 2015, 2016 ve 2017 takvim yıları için %3,5, %3, %2,5, %2 ve %1,5 oranından az olmaz.

Muhtasar beyanname ile beyan edilen vergiler için ise oranlar 2013 takvim yılı için %6, 2014 takvim yılı için %5, 2015 takvim yılı için %4, 2016 takvim yılı için %3 ve 2017 takvim yılı için %2 oranından az olmaz.

İşletme kayıtları düzeltilebilecek. İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine teçhizat ve demirbaşlar için defterlere kaydedilerek; genel orana tabi olanlar için %10 oranı üzerinden, indirimli orana tabi olanlarda ise tabi olduğu oranın yarısı esas alınarak KDV hesaplanır ve sorumlu sıfatı ile beyan edilerek ödenir.

Kayıtlarda yer aldığı halde işletme de yer almayan mallar için ise, emsal oranlardan faturalandırılmak sureti ile beyan edilebilecek.

İçinden geçtiğimiz ekonomik koşullar işletmeleri ve vatandaşları olumsuz etkiliyor. Yapılan “af” kapsamındaki düzenlemeler vergisini düzenli ödeyenler tarafından haklı olarak olumsuz karşılanıyor. Kaldı ki son 16 yıllık ortalaması 2 yıl da bir olan af düzenlemeleri, her geçen gün daha sık karşımıza geliyor. Bu da yapılan düzenlemelerin sorunlara kalıcı çözüm üretmediğini, günü kurtarmaktan öteye gidemediğini gösteriyor. Cari ay yasal yükümlülüklerini yerine getiremeyen işletmelerin af düzenlemesi ile birlikte hem yapılandırma ödemelerini hem de cari dönem ödemelerini birlikte yapmasını beklemek beyhude.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, siyaset, ekonomi ve dış politika uzmanlara sordu, işte cevapları…

İki muhalefet partisindeki gelişmeleri, GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Toplumda adeta güven bunalımı yaşanıyor. Her geçen gün artan şiddet olaylarında ağır yaralananlar kadar, hayatını kaybedenler de oluyor. Ekonomik krizin zararları, ail...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, “ABD ile gerginlik, Türkiye ve İran’a ABD yaptırımları, CHP ve İYİ Parti’deki gelişmeler” ile ilgili sorunlarını cevapladı. ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Cevaplar “CHP ve Muharrem İnce yönünden” iç açıcı değil!..

GÖZLEM, “konuyu masaya yatırdı” ve Uzmanlara “Ekonomi nereye gidiyor” sorusunu sordu, işte cevaplar…

Ağır bir ekonomik resesyonun tüm öncü göstergeleri birer birer tablodaki yerini alıyor. En son sanayi üretimi rakamları geldi.

Yazarlar
Website Security Test