Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gündemdeki soru; “Askerin siyaset sahnesinde ne işi var?”

8.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın “aday olup olmayacağının tartışıldığı bir zamanda Abdullah Gül’ü ziyaret etmesinden sonra”, bu defa da İkinci Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel, hem de üniformalı iken, Malatya’da bir iftarda konuşurken “CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştiren” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine alkış tuttu. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Malatya’da Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) tarafından organize edilen esnaf iftarına katılan Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, İnce’yi hedef alarak “Çırağa dükkan teslim edilmez. Siyasetin çıraklarına da Türkiye emanet edilmez. Siyasette hiçbir başarısı, hiçbir tecrübesi olmayanlara ülkenin yönetimini asla veremeyiz. Kardeşlerim; girdiği her yarışı kaybedenlerin ne kendilerine, ne de milletimize verebilecekleri bir şey yoktur” dedi.

Erdoğan’ın bu sözleri buluşmaya katılanlar tarafından alkışlandı. Alkışlayanlar arasında 2’nci Ordu Komutanı İsmail Metin Temel’in de bulunması ülke gündemime girdi ve büyük eleştiri aldı.

Korgeneral Temel, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) milisleriyle Suriye’nin Afrin kentinden yürüttüğü ‘Zeytin Dalı Harekatı’nın da komutanıydı.

İnce: “Onun apoletlerini sökeceğim”

CHP’nin adayı İnce alkış tutan komutanına ağır şekilde tepki gösterdi ve “Bir siyasi parti genel başkanı konuşmasında; o konuşmada vatan demiyor, bayrak demiyor, millet demiyor, beni eleştiriyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir general, Erdoğan’ı alkışlıyor. 30 Ağustos’ta ilk emekli edeceğim general o general. Onun apoletlerini sökeceğim. Türk ordusunun generali misin, AK Parti’nin il başkanı mısın? Herkes haddini bilecek. Herkes kurallara uyacak. Herkes anayasaya, yasaya uyacak. Bir general öyle bir şey yapamaz. Yaptırmayacağım. Göreceksiniz, 30 Ağustos’ta onu emekli edeceğiz. Apoletlerini sökeceğim onun” dedi.

 

Erdoğan: “Ben Başkomutanım”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Sakarya'da partililere seslenirken, apolet tartışmalarına değindi. Erdoğan, "Metin Temel protokolün mensuplarından, beni alkışlamış, alkışlayacak tabi, ben Başkomutanım, Ey Muharrem sen kendini ne zannediyorsun?" dedi.

 

 

“CUMHURBAŞKANI GÖREVİNDEN İSTİFA EDEBİLİRDİ”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)– 2. Ordu Komutanının siyasal ortamlarda bulunmasını, orada duruşuna özen göstermesi gereken bir durum olarak değerlendiriyorum. Anayasa’nın tarafsızlık ilkesine göre yapmış olduğunu uygun bulmuyorum ve orada milli birliği göz ardı ettiği ortamda alkışlaması uygun olmadı. Silahlı Kuvvetlerine eleştiriler getireceğine Sayın Erdoğan görevinden istifa edebilirdi. “Ben bir hata ettim istifa etmeliyim” diyebilirdi. Son olarak şunu ekleyebilirim; “Silahlı kuvvetler, siyasetin etkisine girmiş” denilebilecek kadar yanlışlıklar içerisindedir.

Cumhuriyetimizin kurucusu olan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Türk Ordusunun Başkomutanı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ile birlikte bizleri Cumhuriyet’e kavuşturanlar olarak konuyu ele alırsak; Cumhuriyetin ilk yıllarından beri çağdaşlığın özgün bir yerinin olmasından bahsedebiliriz. Atatürk’ün TSK’nın önünde durmasıyla birlikte Silahlı Kuvvetlerden emekliye ayrıldıktan sonraki dönemde Cumhuriyete katkıları oldu, uğraş verdiler. Amaçları tam bir demokratik yapı oluşturmaktı ve siyaset dışı kalabilmek adına özen gösterdiler. Birinci Dünya Savaşından çıkan Türkiye’nin elbette çağdaş sorunları vardı. İkinci Dünya Savaşı atlatıldı, ekonomik buhranlar atlatıldı, 1952’ de NATO’ya üyelik ve Kore’ye asker gönderilmesiyle birlikte siyasetin devlet yönetimi üzerindeki hakimiyetinde  silahlı kuvvetler siyasetin bir tür aracı oldu.

Gelelim 1961 Anayasası ile birtakım sorunlar yaşandı. 1980 dönemi ve anayasası sürecinde de aynı şekilde zor günler yaşandı ve sıkıntılar geçirdik. Siyasal iktidarın güdümüne girilmiş gibi bir duruma gelindi. Silahlı Kuvvetler bugün ise iktidarın etkisi altında diyebiliriz.

“İktidarın siyasi gidişatına yakın duran Silahlı Kuvvetler” gibi bir görünüm mevcut, “Ülkesinin gözbebeği” gibi değil de…

 

 

“SORUN, SİSTEM SORUNU”

Mehmet Şakir ÖRS (Gazeteci / Yazar) – Sözü edilen iki olayın temelinde de bir sistem, daha doğrusu bir sistemsizlik sorunu olduğunu düşünüyoruz. Öyle anlaşılmaktadır ki, bir zamanlar ‘askerin vesayeti’ olarak dillendirilen konu, günümüzde artık ‘iktidarın vesayeti’ne dönüşmüştür.

Malatya’daki iftar etkinliğinde yapılan konuşmada, ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayına yönelik siyasal ifadelerin, askeri üniformasıyla orada bulunan komutan tarafından alkışlanması, hiçbir şekilde kabul edilemez ve onaylanamaz.

Konuyu isimler üzerinden değil de sistem sorunu üzerinden değerlendirdiğimizde, aslında bir garip duruma da dikkat çekmek istiyoruz. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminde, milletin birliğini temsil etmesi gereken cumhurbaşkanının aynı zamanda bir partinin genel başkanı olması, bu tür olumsuzlukların da nedeni olmaktadır. Nerede cumhurbaşkanıdır, nerede parti genel başkanıdır? Hayatın günlük akışında, pratikte, bu durum anlaşılamamakta ve karışıklığa, sorunlara yol açmaktadır. Yanlışlığı bu örnek olayla da hayatın içinde bir kez daha somut olarak görülen bu sistem eğer kalıcılaşırsa, buna benzer görüntülerle ve sıkıntılarla daha çok karşılaşacağız demektir.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün televizyon konuşmasında yaptığı son açıklamayla bir kez daha gündeme gelen helikopter olayında da, ordunun en üst kademesiyle, günlük siyasetin içinde ne ölçüde müdahil olduğu somut olarak görülmüştür. Sözü edilen bu iki olay da, kamu yönetiminin ve silahlı kuvvetlerin bilinen kurallarıyla ve gelenekleriyle çelişmektedir. Dolayısıyla ilgili makamlarca soruşturulmalı ve kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılmalıdır.

Biz bu örneklerden hareketle, siyaset kurumu ile silahlı kuvvetler arasında kesin bir ayrım olması gereğinin altını bir kez daha kalınca çizmek istiyoruz. Bu tür görüntüler, 21’inci yüzyılın dünyasında, çağdaş bir ülkeye yakışmamaktadır.

 

“ASKER İNANCINI, İBADETİNİ, SİYASİ TERCİHİNİ GİZLEMELİDİR”

Soner AYDIN (Emekli Albay) –Asker; inancını, ibadetini, siyasi tercihini gizlemelidir. İçinde bulunduğumuz seçim sürecinde, amacı belli olan bir programa katılırken son derece dikkatli davranmalıdır. Tarafını belli edecek veya taraf olduğu yorumu çıkarılabilecek davranışlardan sakınmalıdır. Ordu sadece bir siyasi düşüncenin değil, bütün milletin ordusudur. Bu nedenle askerler yanlış yorumlanabilecek tavır ve davranış göstermekten özenle kaçınmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, seçim propaganda sürecinde bir iftar programına üniformayla katılmak, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı aleyhine yapılan bir konuşmayı alkışlamak ve bu şekilde her iki tarafın da siyasi propagandasına malzeme olmak benim kanaatimce uygun olmamıştır. Ancak; içinde bulunduğumuz koşullarda maalesef askere başka seçenek bırakılmamış, çok değerli bir generalimiz propagandalara alet edilmiştir. Korgeneral Metin Temel bu programa katılmayabilirdi veya sivil kıyafetle katılıp alkışlamayabilirdi. O zaman da başka başka yorumlarla üzerine gidilecek ve onun üzerinden yine siyasi polemikler yapılacaktı. Kuvvetle muhtemeldir ki; askeri geleceği riske girecek ve “vesayetçi general” damgasıyla büyük başarılarla sürdürdüğü askeri yaşamına son verilecekti.

Bölgenin yeniden şekillendirilmesi için -tıpkı Balkan Harbinde olduğu gibi- dünyanın önde gelen devletlerinin inatla yoğun bir çaba harcadığı böyle bir süreçte, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını, gücünü ve etkinliğini koruma görevi; aslında devlete, devlet adamlarına ve siyasetçilere düşmektedir. Orduyu, siyasi propaganda ortamlarından uzak tutmak ve siyasi polemiklere malzeme yapmamak için sorumluluk sahibi herkes son derece hassas davranmalıdır.

Konu; eleştirilen generalin askeri başarısı değil, sergilediği veya sergilemek zorunda bırakıldığı tavırdır. “Afrin kahramanı olması” böyle bir konuda eleştirilmemesi için gerekçe olamaz. Unutulmamalıdır ki; özellikle son dönemde, askeri kahramanlık gösteren nice efsane komutanlar; kumpaslarla, hilelerle, entrikalarla hapislere atılmış, itibarları ile oynanmış, saygınlıkları ayaklar altına alınmış ve ordu bu günkü durumuna düşürülmüştür. Bunların da ötesinde; hayatı cephelerde geçmiş, savaşlardaki kahramanlıklarını ve askeri dehasını bütün dünyaya tereddütsüz kabul ettirmiş, tükenen bir devletin enkazından modern bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurarak siyasi dehasını da bütün dünyaya kabul ettirmiş, yüz yılın dünya çapındaki lideri ve kahramanı ATATÜRK’e bile dil uzatılan bir dönemde, kimse bir generalin eleştirilmesini kahramanlığına yapılan saygısızlık olarak nitelememeli ve bunu siyasi malzeme yapmamalıdır.

Bununla beraber; Ordu Komutanı seviyesine gelmiş bir general eleştirilirken “O generalin apoletini sökeceğim” şeklindeki aşağılayıcı söylem de hiçbir şekilde haklı görülemez. Bırakınız bir generali, sıradan bir asker için bile “apoletinin sökülmesinden” bahsetmek hakaretlerin en büyüğüdür. Hiçbir asker meslek hayatı boyunca yaptığı nadir hatalardan birisi için bu ifadeyi hak etmez. Bunun yanında, böyle bir söyleme muhatap olan generalin komuta ettiği ordu içinde düşürüldüğü durum da görmezden gelinemez. Komutanı siyasi polemiklerle hırpalanan, binlerce subay, astsubay, erbaş ve erden oluşan ve halen terör örgütüyle boğuşmakta olan bir ordu; bu konuda kendi içinde de tartışmalar yaşamaktadır kuşkusuz. Kendi içinde siyasi kutuplara ayrılmış bir ordunun, düşmanla mücadelesinde ne derece etkin olacağı da düşünülüp hesaplanmalıdır.

Bu olayın üzerine gidilecekse sistem hatalarından kaynaklanan sorunlar irdelenmelidir. Sorun; bir generalin, bir siyasetçinin rakibini eleştirirken söylediklerini alkışlaması değil, TSK’nın içine düşürüldüğü durumdur. Vatanını ve milletini seven herkes, özellikle de TSK ve siyasi partiler; siyasi taraf izlenimi veren bir ordunun milli değerlere vereceği zararı, tarihi gerçekleri de göz önünde bulundurarak değerlendirmeli ve ordumuzu siyasetten uzak tutmak için elinden geleni yapmalıdır.

Hiçbir siyasetçi; siyasi ikbali için savaş halindeki ordusunu bu derece yıpratmamalıdır. Aksi halde elde edilecek sonuç, ne kadar büyük siyasi çıkar sağlarsa sağlasın, vatanın ve milletin topyekûn yararına olmayacaktır. Tarih bunu hep böyle yazmıştır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Fenerbahçe Genel Kurulu’ndaki sandık sonucu, seçimlere çok az kala, yeni bir tartışma başlattı. Biz de “ülkenin her tarafında konuşulan ve cevabı aranan soruyu” uzmanl...

“Anayasa Mahkemesi, ‘Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimlere gölge düşürecek yolu açmasında bir mahzur görmedi’ ve ‘mühürsüz oy’ pusulalarının meşrulaştırılmasına, Güney Do...

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanlıklar yeniden yapılandırılırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kaldırılması öngörülüyor. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu. “O...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. “Bu defa durumun çok ciddi olduğuna dikkati çeken” uzmanlar, “Plansız ekonomi, borca dayalı büyüme ve ithalata dayalı üretim modelinden v...

Ankara ve Washington’da başka rüzgarlar eserken, Mehmet Dözmez haklı olarak sordu; “ABD ne yapmak istiyor?”

Yazarlar
Website Security Test