Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Önemli sorunlar var; Dışişleri Bakanı’nın kim olacağı önemli!

29.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimin ardından gözler, kurulacak yeni kabinenin yapacağı icraatlara çevrildi. Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçişin yaşanacağı bu dönemde yeni hükümet Parlamento dışından atanacak. Yeni kabinenin önünde bekleyen en önemli sorunlardan biri de dış ilişkiler. Son dönemde hayli yıpranan ve bazı ülkelerle karşılıklı sert açıklamalara, adımlara dönüşen dış politikada izlenecek yol merak ediliyor.

Dış politika alanında yeni hükümeti, küresel ve bölgesel siyasetteki son derece dinamik ve yoğun bir ajanda bekliyor. Öncelikle ABD ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler yeni dönemde büyük önem taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel düzeyde başlattığı ticaret savaşına Türkiye’nin taraf olup olmayacağı, Rusya’dan alınacak S -400’ler ve ABD’nin yaptırım riski, Suriye’deki gelişmeler, Kandil’de PKK’ya yönelik operasyonlar, PYD’in Suriye’deki varlığı, Kıbrıs sorunu gibi önemli sorunlar yeni hükümeti bekliyor. GÖZLEM bu sorunları uzmanlara sordu, işte görüşler…

 

“NEREDE HATA YAPTIK?”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) – Hem Avrupa Birliği ülkeleriyle, hem Amerika’yla Türkiye’nin sıkıntıları var, o yüzden Türkiye’deki seçimleri onlar da ilgiyle bekliyorlardı. Onlar bir taraftan da “bilinen yolu” yürümeyi tercih ediyor, tanımadıkları yeni bir iktidar gelirse, “mevcut sorunlar zorlaşır mı kolaylaşır mı” onlarda emin değillerdi .Öte yandan Muharrem İnce’nin “Avrupa ülkelerini ziyaret edeceğim” demesi ve bu ziyaretlerde ne isteneceği Türkiye’de tahmin edebilir ama onlar bundan rahatsızlık da duyabilirlerdi. Çünkü Türkiye’nin istediklerini verecek durumda değiller. Mesela Yunanistan Dışişleri Bakanı seçimlerden bir hafta önce demeç vermiş, “Biz Erdoğan’ın kazanmasını istiyoruz” demişti. Niye; çünkü bazı konularda anlaşılan beklentilerini elde edebiliyorlardı. Dış politika açısından Türkiye’nin ciddi sorunları var. Bu ciddi sorunlara köklü çözümler gerekir. Köklü çözümler içinde üst düzeyde, ülkelerle birebir konuşmak lazım. Yani, Türkiye’nin ekonomik çıkarları var Türkiye’nin siyasi ve güvenlik çıkarları var. Bütün bu konuları masaya yatırmak lazım. Mesela, Avrupa Birliği’nin denetim masası. Türkiye, bu denetimden çıkması için  OHAL’in kaldırılması lazım, Çünkü denetimin sebebi OHAL. Yani Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde bir rahatlama olacak ve bu da dış politikaya yansıyacaktı. Türkiye’nin beklentilerini karşılamamak için başka nedenlerle bahane olarak ileri sürdükleri konular, insan hakları falan, bir kısmı gerçek, bir kısmı bahane. Fakat Amerika’nın tutumu enteresan. Türkiye’ye askeri malzeme vermesini engelleyecek raporlar, tasarılar, kararlar çıkıyor. Bizim açımızdan bakarsanız Türkiye’deki seçimlerin demokratik olabilmesi için OHAL’in olmaması lazımdı. Tam yargı bağımsızlığının olması lazımdı. Basın özgürlüğünün olması lazımdı. Tüm bunlar gerçekleşmediği için yurt içi ve yurt dışında bir takım soru işaretleri olacaktır. Bu şuurları gidermek lazım. Benim kanaatimi soracak olursanız bir değişim lazım siyasette. Diğer Avrupa ülkelerinde, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi seçimi kaybeden parti liderinin de istifa etmesi lazım.

 

 

“YENİ BİR SAYFA AÇILIYOR”

Rafet Akgünay (Emekli Büyükelçi)-Dış politikamızda önemli bir değişiklik olacağına ilişkin işaret alamıyorum. Dış politikamızda kullanacağımız en önemli husus dil hususudur. Etrafa efeleniyor olmak da güven duygusunu zedeleyecektir. Kullanılan dil, diplomatik dil değil. Kabadayı şeklinde kullanılırsa dil, o zaman da sıkıntılarla karşılaşılır. Sayın Cumhurbaşkanının dış işleri yürütmek için kendisine kimi bakan olarak atayacağı önemli. Bu atayacağı kişi eğer güven yaratırsa işimiz biraz daha kolay olacaktır. Ancak bu kişinin de bakanlar kurulunun diğer üyelerinin de ve sayın Cumhurbaşkanının da söylemlerinde çok dikkatli olması gerekiyor. Önümüzde bir yeni sayfa açılıyor ve bu yeni sayfada Uluslararası ilişkilere uygun, karşılıklı saygıya dayanan bir yaklaşım içerisinde olunmalı. Türkiye’nin çıkarlarını hepimizin koruması lazım. Söylemlerimiz etrafı kıran döken yaklaşım içinde olursa işimiz zor. Bu bağlamda Türkiye’nin Atlantik ilişkileri çok önemli, Batı ile ilişkilerin, Avrupa ile ilişkilerin, Ortadoğu ve çevre ülkeleri ile ilişkilerin yanı sıra Rusya ile ilişkiler de çok önemlidir. Amerika – İran ilişkilerine baktığımızda “İran’dan çok İrancı olmak” bizim açımızdan yararlı olmayabilir. Bazı ülkelere haddinden fazla önem vermemiz ve tepki göstermemiz çıkarımıza olmayacaktır. Biz kendi çıkarlarımızı daha da ön planda tutmalıyız. Ticaret savaşına gidiliyormuş gibi bir ortam var. Türki Cumhuriyetlerle ilişkilerimizi çok dikkatli ilerletmemiz lazım. Çin özellikle, yeni emperyalist bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. “Çin, Amerika’ya kafa tutuyor ben de Çin’in peşine takılayım” yaklaşımı başımızı daha da çok ağrıtabilir. Kıbrıs konusunda ise çözüm arayışları nereye doğru gidecek? Kıbrıs sadece bir ada değil, Türkiye açısından stratejik önemini ve dünya açısından ne şekilde etkili olduğunu ve bize ne gibi olanaklar sunduğunu tarihe bakarak dikkate almamız lazım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de yaşatılması gerekiyor. Dolayısıyla yeni hükümetin dış politika konusunda güçlükleri var ve bu güçlüklerin eskiden kalma olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki daha sağlıklı, daha çok dinleyen ve daha az yüksek sesle konuşan bir döneme girebiliriz.

 

 

“ABD VE AB ÜLKELERİ BEKLİYOR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- 24 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkan sonuç ve yeni yönetim biçimi, Türkiye'nin dış ilişkilerinde yeni boyutlar kazandırabilecektir.

Türkiye'nin yoğun ilişkiler ağına sahip olduğu ABD ve AB ülkeleri henüz bekleme aşamasındadır ve net bir tavır ortaya koymamışlardır.

ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayıp tebrik etmiştir. Amerikan yönetimi Türkiye'nin alacağı kararları ve atacağı adımları beklemekte, dışişleri ve ekonomi yönetimine atanacak isimleri beklemektedir. Bu arada S – 400’lerin satın alınması halinde Türkiye'ye yaptırım uygulanacağı açıklanmıştır.

ABD açısından önemli bir tarih 18 Temmuz’dur. Rahip Brunson davasında verilecek ara karar yeni yönetimin üslubuna dair bir işaret oluşturacaktır.

11-12 Temmuz'da Brüksel'de yapılacak NATO zirvesi, Erdoğan –Trump görüşmesine fırsat verecektir. Erdoğan Batılı liderlerle görüş alış verişinde bulunacaktır.

AB ülkeleri Türkiye'ye karşı yerleşmiş olumsuz algılara sahiptirler. Bu bakımdan 24 Haziran seçimlerini de kuşkuyla değerlendirmektedirler. Hollanda, seçim sonucu yapılan kutlamaları yasaklamıştır.

AB'nin Türkiye'ye dair olumsuz algılarının değişmesi, Türkiye'nin atacağı umut verici adımlara bağlıdır. En başta OHAL uygulamasının kaldırılması, uzun dönemdir tutuklu bulunan yazar ve gazetecilerin salıverilmesi bu adımların başında gelmektedir.

Rusya da bekleyiş içindedir. Türkiye'nin politikasına göre ikili ilişkiler ve Suriye konusunda işbirliği olanakları değerlendirilecektir.

(ÖZLEM YILMAZ)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test