Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomideki zorlu ve büyük sorunlar, acil çözüm bekliyor

6.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, GÖZLEM’in “Kritik eşiğin aşılabilmesi için ne yapılmalı” sorusuna cevap verdiler. İşte görüşleri…

Türkiye'de seçim sonrası yayımlanan ilk Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bakanlar Kurulu'nun yetkileri Cumhurbaşkanı'na devredildi. Resmi Gazete'de yayımlanan 477 Sayılı KHK ile bazı kanunlarda yer alan "İcra vekilleri", "İcra vekilleri heyeti", "Bakanlar Kurulu" ve "Başbakanlık" ibareleri, "Cumhurbaşkanı" ve "Cumhurbaşkanlığınca" olarak değiştirildi.

Yeni Kanun Hükmünde Kararname'deki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler, cumhurbaşkanının yemin ederek göreve başladığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk kabinesinin bu hafta açıklanması bekleniyor.

16 bakan ve en az üç cumhurbaşkanı yardımcısından oluşacak yeni kabinenin önünde zor bir ekonomik tablo duruyor. Haziran ayında enflasyon (TÜFE) yüzde 2,61 artışla yıllık yüzde 15,39 ile son 14 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Yurtiçi üretici fiyatları aylık bazda yüzde 3.03 artarken, yıllık bazda yüzde 23.71'e yükseldi.

Enflasyondaki artışın önümüzdeki süreçte de devam edeceğe benziyor. Bu yılın ilk dört ayında 21.8 milyar dolar olan cari açığın yıl sonunda 47,4 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre 31 Aralık itibariyle Türkiye’nin dış borç stoku 453,2 milyar dolar, net dış borç stoku 291,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu yıl ödenmesi gereken dış borç miktarı 125,5 milyar dolar. İlk 5 aylık bütçe açığı 20,5 milyar dolar. İlan edilen işsizlik; yüzde 10,1, gerçek işsizlik ise yüzde 16’yı geçti.

Veriler incelendiğinde ekonominin adeta tıkanma noktasına geldiği görülüyor. 2001 krizinde Kemal Derviş örneğinde olduğu gibi ekonomiyi düze çıkaracak isimlerin yeni kabinede yer alacağı konuşulmaya başlandı. Adı geçenlerden biri olan Prof. Dr. Daron Acemoğlu, verdiği bir röportajda “Ekonominin çakılma riski var” dedi.

 

Cumhuriyet’e konuşan Acemoğlu, “Türkiye ekonomisi pek iyimser mesajlar vermiyor. Türkiye daha sert bir dalgalanmadan kurtulmak için de gerekenleri yapmıyor” dedi.

Kendisine bakanlık teklif edileceğiyle ilgili olarak ‘Kimse benimle temasa geçmedi. Yani bence bunlar sadece dedikodu’ diyen Acemoğlu, “ekonomiyi düzeltmek için bir IMF anlaşmasının önemli olduğunu” kaydediyor. Dünyada en çok alıntı yapılan ilk 10 ekonomist arasında gösterilen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) Prof. Daron Acemoğlu, “Türkiye ekonomisi ile ilgili beklentileriniz nelerdir?” sorusuna şu yanıtı verdi: "Seçim belirsizliği ortadan kalktı. Türkiye ekonomisi hızlı bir şekilde iyileşecek mi? Ben öyle düşünmüyorum. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları olduğunu düşünüyorum. Yüksek enflasyona, düşük yatırım oranlarına ve doların değer kazanmasına neden olan seçimle ilgili belirsizlik değildi. Yapısal sorunlar, son 10 yılda Türkiye’nin ekonomik büyümesinin krediler ve gayrimenkul sektörü tarafından körüklenmesi gerçeğiyle ilgili. Türkiye ekonomisinde, son 10 yılda, çok fazla verimlilik artışı olmadı. Teknolojik gelişme veya gayrimenkul sektörü dışında yatırım artışı yaşanmadı."

“Ekonomide ‘sert iniş’ riski olduğunu” da kaydeden Acemoğlu, “Türkiye gibi gayrimenkul ve inşaat sektörleri üzerinden, tüketimle körüklenen ve dış ticarete konu olmayan büyümenin yaşandığı gelişen ekonomilerin bu sert inişleri çokça yaşadığının” altını çizdi ve “Bu şekilde bir büyümenin daha sonra ani duruşlar, bazen negatif büyüme ve bazen enflasyon, bazen bankacılık sektöründeki problemleri beraberinde getirdiğini” vurguladı. Acemoğlu, “Türkiye, ümit ediyorum ki, negatif büyümeyi, özellikle inşaat sektöründe birçok şirketin iflasını ve daha sonra bankacılık sektörüne ve ekonominin geri kalanına yayılan riskleri içeren sert inişten kaçınır. Ancak ‘sert inişi’ önlemek için gerekli olanı yaptığımızı düşünmüyorum” dedi.

 

“EKONOMİ KRİTİK BİR EŞİKTEDİR”

 

Esfender Korkmaz(Prof. Dr) – Ekonomi kritik bir eşiktedir. Bu eşikte müdahale istikrar için belirleyici olacaktır.  Eşiği kritik yapan, başta cari açıktır. Cari açık birkaç yıl öncesine kadar, sıcak para girişi, yabancı yatırım sermayesi girişi ve sorunsuz dış borçlanma nedeniyle, döviz ihtiyacı yaratmıyordu. Geldiği noktada dış fonlar azaldı, cari açığın finansman sorunu ortaya çıktı.

Dış borçların çevrilmesi de zora girdi. Daha pahalı borçlanıyoruz. Türkiye’nin dış borçları riskli kabul ediliyor. Dün dış borç risk primini gösteren diğer ülkelere göre çok yüksek, 302 seviyesinde idi.

TL’nin aşırı, yüzde 26 dolayında reel değer kaybetmesi ile dünya petrol fiyatlarının artması ithalat fiyatlarını artırdı. Üretimde aramalı fiyatları ve bağlı olarak ta üretim maliyetleri arttı. Bu maliyet artışı TÜFE’ye yansıyor. Eğer Üretim ortalama yüzde 50 yerine, yüzde 10 ithal aramalı ve hammadde kullanmış olsaydı, maliyet artışı ihmal edilebilir oldurdu.

Sonuçta enflasyon artışı ile nominal kur ve faiz arasında karşılıklı etkileşim başladı. Maalesef Kritik sınır aşıldı. İşsizlik yüzde 10 dolayında kronikleşti, fiili işsiz sayısı ne yapsak 5.5 milyonun altına düşmüyor.  Yerli ve yabancı yatırım için, güven ortamı kalmadı. Çünkü Hukuk düzeninde, insan hakları ve özgürlükler konusunda geri düştük.

  1. Bu aşamada, siyasi iktidarın önce güvenilir bir yapısal dönüşüm ve istikrar programı hazırlaması gerekir. Böyle bir program aynı zamanda iyi niyeti de göstereceği için iktisadi ajanlar için pozitif etki yapar ve beklentileri olumlu etkiler.
  2. İkinci olarak, ya AB’ye hızlı dönüş yaparak, AB hukuk ve özgürlük normlarını uygulama taahhüdü vermeliyiz, ya da IMF’ ye gitmek zorundayız. IMF’ ye gitmek, ekonominin istikrar sorunu yaşadığının tescilidir. Ancak bir çıpa olmadan da bu risklerden çıkış imkanı zor görünüyor.
  3. Kronikleşen ekonomik istikrar sorunu, yalnızca yapısal önlemlerle çözülebilir. Bu nedenle, devletin yeniden yapılanması, üretimin ithalata bağımlı olmaktan çıkarılması, Kamu kaynaklarının popülizmden arındırılması, vergi sisteminde reform yapılarak sistemin dolaylı vergi hegemonyasından çıkarılması, Eğitimin çağdaş hüviyete kavuşturulması için eğitim reformu gibi reformların yapılması gerekir.

 

“ÖNCELİKLİ SORUN DÖVİZ DARBOĞAZIDIR”

 

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) – Türkiye’nin en önemli sorunlardan biri döviz darboğazıdır. Döviz darboğazı ancak ihracat ve ithalatın dengelenmesiyle giderilir. Türkiye’nin bütün politikaları ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya yönelmelidir. Bunun kısa vadeli çözümü Türk Lirası’nı döviz karşısında ucuz tutmaktır. Döviz fiyatlarının yüksekçe bir seviyede ‘bugünkü seviye de odur’ tutup istikrara kavuşturularak ihracatın artırılmasıdır. Pahalı TL ile ne ihracat yapılır ne ithalatla rekabet edilir, ne de üretim artırılır. Türkiye, bugüne kadar uyguladığı sıcak paraya dayanan yüksek faiz politikası terk edilip dünya ve Türkiye kamuoyuna rekabetçi bir kur politikası izleyeceğini ilan etmelidir. Böylece ihracatçı bu kura güvenerek ihracat yapsın. Bunun uygulaması ihracatı artıracağından yerli üretimi teşvik edecektir. Bu da hem istihdamı hem milli geliri artıracak hem de durgunluğu ortadan kaldıracaktır. Türkiye IMF’ye borcunu ödeyip IMF’nin boyunduruğundan çıkmıştır ama dış borç boyunduruğuna girmiştir.  Herkes döviz fiyatı yükselince enflasyon artar diyorlar bu yanlış. İhracat arttığı zaman üretimi artırır bu da maliyeti azaltır. Maliyetlerin düşmesi verimliliği artırır. Bu da ithalattan doğan enflasyonu dengeler. Türkiye’nin dış borçları arttı, neden ürettiğinden fazla tükettiği için. Bizim üretimi artırmamız lazım. Türkiye’nin ürettiğinden fazla tüketmesini yabancı bankalar sonsuza kadar finanse etmez. Kendi üretimimizi desteklememiz gerekiyor. Bu da piyasa yoluyla olur. Dövizin geldiği noktadan aşağı inmeyeceği garantisinin piyasaya verilmesi gerekir.  İlk acil yapılması gereken döviz darboğazını gidermesi gerekir. Hemen akabinde acil çözülmesi gereken sosyal sorunlardır. Mahkemelerin güven vermesi hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için büyük önem taşıyor. Anayasa mahkemesi son dönemdeki tarafsız kararlarla bu güveni vermeye başlamıştır. Yargının tam anlamıyla bağımsız karar vermesi diğer soruların çözümünü de beraberinde getirecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test