Türkiye'nin en büyük avantajı nitelikli iş gücü

17.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CGN Global Avrupa Başkanı Kayra Kakcıoğlu, “Türkiye küresel rekabette iyi bir noktaya gelmiş durumda. CGN Global olarak Türkiye pazarına yönelme sürecimiz, Türk üreticilerin özellikle Avrupa ve Afrika pazarlarına girmek için stratejik bir pozisyonda olduklarını fark etmemiz ve onları bu noktada nasıl kuvvetlendirebileceğimize dair düşünmemiz ile başladı” diyor.

GÖZLEM/HABER MERKEZİ -Türkiye’deki önemli şirketler ve kobiler için son 2,5 yıldır projeler geliştiren ve 2016 yılı itibari ile Türkiye pazarına giriş yapmış olan CGN, 200’den fazla danışmanı ile dünyanın 11 farklı saat diliminde faaliyet gösteriyor.  CGN Global Avrupa Başkanı Kayra Kakcıoğlu ile Türkiye'ye yönelme süreçleri, Türk üreticiler ve bu sene İzmir'de gerçekleştirilen  “Global Rekabet Zirvesi' üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle sizden CGN Global hakkında bilgi alalım?  
Farklı sanayi dallarına başta Amerika, Avrupa, Çin ve Hindistan’da olmak üzere performans danışmanlığı hizmeti sunan Chicago merkezli CGN, strateji oluşturmaktan uygulama sürecine kadar işletmelerin tüm değişim süreçlerini yönetmektedir. 20 yılı aşkın global deneyimi ile CGN, start-up şirketlerden Fortune 500 şirketlerine kadar tüm işletmelere ölçülebilir ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlamakta olup, son sekiz yılda globaldeki müşterilerine 1,5 milyar dolardan fazla değer kazandırmıştır.

Türkiye’deki önemli şirketler ve kobiler için son 2,5 yıldır projeler geliştiren ve 2016 yılı itibari ile Türkiye pazarına giriş yapmış olan CGN, ağır sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi başta olmak üzere, sağlık, ambalajlı tüketim ürünleri, sigorta, finansal hizmetler ve kamunun da aralarında bulunduğu farklı sektörlere hizmet sunmaktadır. 200’den fazla danışmanı ile dünyanın 11 farklı saat diliminde faaliyet gösteren CGN’in müşteri portföyünün %80’ini ise farklı konularda kendilerinden yeniden danışmanlık almaya karar vermiş şirketler oluşturmaktadır.

Bu sene İzmir'de bir “Global Rekabet Zirvesi' gerçekleştirdiniz? Nasıl sonuçlar aldınız? Zirve ile ilgili ne söylemek istersiniz?
CGN olarak Türkiye’nin ekonomi ve sanayi açısından önde gelen şehirlerinde geleneksel olarak düzenlemeyi planladığımız Global Rekabet Zirveleri’ne geçen yıl aralık ayında Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde başlattık. Üreticilerimizin gelecek için yapacakları yatırımlara duydukları ile değil, bildikleri ile karar vermelerini sağlamayı hedeflediğimiz bu zirvelerin ikincisini ise ABD Ticaret Müsteşarlığı’nın da katkıları ile kasım ayında Swissotel Büyük Efes, İzmir’de gerçekleştirdik.

İzmir’in ihracatta önde gelen markalarını, dengeleri değişen dünyada rekabetin nasıl yakalanacağını tartışmak üzere davet ettiğimiz söz konusu organizasyon ABD Ticaret Ateşesi Shari Stout ile Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkan Yardımcısı İbrahim Gökçüoğlu’nun açılış konuşmaları ile başladı. Türkiye’den ve yurt dışından İzmir’e davet edilen konuşmacıların sunumları ile devam etti.

Stratejik verimlilik, sürdürülebilir karlılık ile operasyonel yatırım yönetimi gibi konuların tartışıldığı Global Rekabet Zirvesi ile ilgili son derece olumlu geri dönüşler aldığımızı söyleyebilirim. Ege Bölgesi’ndeki sanayiciler zaten biraz önce saymış olduğum konuların bir çoğuna aşinalar. CGN olarak biz bu zirve ile daha çok İzmir’deki üreticilerin performanslarını nasıl daha yukarı çekebiliriz, küresel rekabette daha güçlü olabilmeleri için onlara hangi noktalarda destek olabiliriz gibi soruların cevaplarını arayacağımız bir networking platformu oluşturmayı hedefledik.

Türk üreticileri küresel rekabet içinde ne kadar var olabiliyor ya da var olabilmek adına neler yapmaları lazım? Nedir güçlü yönler, nedir zayıf yönleri?
Türkiye küresel rekabette iyi bir noktaya gelmiş durumda. CGN Global olarak Türkiye pazarına yönelme sürecimiz, Türk üreticilerin özellikle Avrupa ve Afrika pazarlarına girmek için stratejik bir pozisyonda olduklarını fark etmemiz ve onları bu noktada nasıl kuvvetlendirebileceğimize dair düşünmemiz  ile başladı.

Türk üreticilerini her üretici için geçerli olmasa da, genel olarak inceleyebileceğimiz birkaç başlık var. Bunlardan en önemlisi iş gücü. Nitelikli, düşük maliyetli iş gücü Türkiye’nin belki de en büyük avantajı. Her ne kadar son dönemlerde iş gücümüzde belirli artışlar söz konusu olsa da, Avrupa’ya yakınlığımız ve iş gücü maliyetimiz en büyük kıymetlerimiz. Türkiye ile çalışan uluslararası firmalarla bu konuda tartıştığımızda Türkiye’de çok kaliteli ürün bulabildiklerinden ve yaşanan sıkıntılara çok hızlı çözüm üretildiğinden bahsediyorlar. Ayrıca işçilerimiz, dünyada ürüne gösterdikleri özen, değişime adapte olma yetenekleri ve firmalarına olan bağlılıkları ile de bilinmekteler.

Ancak Türkiye hala sadece düşük maliyetle üretim yapan bir ülke olarak anılıyor; mükemmel kalitesi, mükemmel iç süreçleri olan ve aynı zamanda düşük maliyetli üretim yapan bir ülke olarak değil. Bu, üreticilerimizin gerek karlılıklarını, gerekse rekabet güçlerini azaltıyor. Oysa ki bu durumu degiştirmek icin gerekli her şey bizim elimizde.  Sadece bu konularda gelişme kaydettiğimiz zaman Çin, Hindistan ve Polonya gibi üretim konusunda gelişmekte olan ekonomilerle yabancı sermaye yatırımı için yarışır hale gelebiliriz.

 CGN Global olarak, üreticilerimizin iş güçleri ve coğrafi konumları sayesinde ellerinde tuttukları avantajları kendi iç süreçleri nedeniyle kaybetmelerini engellemeye çalışıyoruz.  Tedarikçiden-üreticiye ve üreticiden-müşteriye kadar olan her  adıma bakarak, tüm değer zincirinin senkronize bir sekilde calışmasını sağlıyoruz. Dikkat ettiyseniz, tedarik zinciri yerine “değer zinciri” terimini kullanmayı tercih ediyoruz. Tedarik kelimesi, dikkati sadece tedarikçi ve üretici arasındaki süreçleri çekiyor. Oysa ki, tedarikçi ve üretici arasındaki süreç, tüm süreçteki fırsatların sadece ufak bir kısmını oluşturuyor. Asıl fırsat, tedarikçiden müşteriye kadar olan tüm değer zincirinin senkronize edilmesi halinde ortaya cıkıyor.  Senkronize işleyen değer zincirleri de, maliyetin, envanterin ve müşteriye cevap verme süresinin otomatik olarak azalmasını sağlıyor ve herhangi bir yatırım gerçekleştirmeden ek üretim kapasitesi yaratıyor. Senkronize işleyen değer zincirlerinde gözlemlediğimiz iyileşme rakamları ise şu şekildedir:

-          Maliyet: %15-25 azalma

-          Envanter: %40-80 azalma

-          Müşteri cevap süresi: %40-80 azalma

-          Üretim kapasitesi: %20-30 artma

Gelişmekte olan bir ülke olarak global rekabet içinde yer alabilmek için hangi yollara başvurmak lazım? Hangi adımlar atılmalı ki yatırımcı ile yatırım yapılacak yer birleşebilsin? Nedir burada trend? (telekonferanslar, roadshowlar, fuarlar, sergiler?? vb) mı çıkılmalı?

Yabancı yatırımcıların Türkiye’yi ziyaret ederek burada kaliteli üretim yapan entegre tesisleri görmeleri ve iş kültürümüzü daha yakından tanımaları gerektiği düşüncesindeyim. Türkiye olarak, özellikle bu dönemde, yabancı yatırımcının haberlerde izlediği, okuduğu ve aklında yarattığı ülke imajı ile gerçek arasındaki farkı görmesini sağlamamız gerekiyor. Yabancı yatırımcının Türkiye ile iş yapabilmesi için önce onun aklındaki psikolojik bariyeri kaldırmamız gerektiğine inanıyorum.

Fuarlar iyi bir fırsat olabilir buluşma için, ama biraz daha hedefli çalışmak lazım. Aynen,şirketimizde strateji kurduğumuz gibi fuarlarda da hangi tarz endüstrileri hedefliyoruz, hangi tarz müşteriler bizler için fırsat olabilir, onların ilgisini çekmek için neler yapılabiliriz gibi konuların ciddi bir şekilde masaya yatırılması gerekiyor. Yoksa illa bir fuarda olalım, standımıza gelen gelsin şeklinde ilerlersek tam istediğimiz verimi alamayabiliriz. Yani biraz daha hedefli, stratejik ve proaktif hareket etmeliyiz diye düşünüyorum.

CGN Global olarak son 2 yıldır odak noktanız hep Ege Bölgesi. Burada global rekabet adına gördüğünüz fırsatlar nelerdir? 

Ege Bölgesi bizim için önemli bir konuma sahip. “Mavi Okyanus” ve “Kırmızı Okyanus” tabirleri ile Ege’yi en güzel şekilde açıklayabiliriz. “Kırmızı Okyanus” rekabetin çok sert ve acımasız olduğu mecazi olarak akan kanların denizin rengini değiştirdiği bir okyanus. Ancak, “Mavi Okyanus” rekabetin düşük olduğu, nispeten rahat pazarlar olarak tanımlanabilir. Ege Bölgesi bizim için “Mavi bir Okyanus.” Bu bölgede danışmanlık pazarı yeni yeni oluşmaya başlıyor. CGN olarak biz bu boşluğu en iyi şekilde doldurmaya çalışacağız.

Buradaki yatırımlarımız iş ortaklarımızla birlikte hızla devam edecek. İzmir’in gelişimine paralel olarak şirketlerin altyapılarını oluşturmalarına destek sağlayamayı hedefliyoruz. Onları hem ülke içi hem de küresel rekabete hazırlayacak tüm projelerimiz hazır. İzmir gibi güzel bir şehrin firmaları ile iş ortaklığı yapmak bizim için keyifli olacak.

Türkiye'ye coğrafi olarak uzak bölgede Türk bir yönetici olarak görev yapmanın farklılıkları ve kazandırdığı zorlu deneyimler... 

11 yıldır Fransa’dayım ve son 6 yıldır Paris’te yaşıyorum. 2 yıldır ise CGN Global’in Avrupa’dan sorumlu başkanıyım. Her ne olursa olsun, uzun dönem yurt dışında kalma kararı çok da kolay alınan, alınsa da zaman içinde tereddüt edilmeyen bir karar değil. Hala çok net hatırlıyorum ilk yılımda bırakın yurt dışında para kazanmayı, ev tutup su ve elektrik faturalarını ödemeyi, farklı bir dilde iş ilişkileri kurmayı, yeni arkadaşlıklar edinmeyi, yeni kültürlerle karşılaşmayı; sadece nefes alıp etrafı gözlemleyerek bile inanılmaz bir tecrübe edindiğimin farkındaydım.

İkinci yıl ise durum biraz tersine dönmeye başlıyor. Değişimin ilk aşaması başlamış, “change agent” sisteme girmiş oluyor. İster istemez, bu “change agent”a tepki vermeye başlıyorsunuz. Bu sefer, yeni ortamın tüm negatifliklerine odaklanmaya başlıyor insan. Türkiye'nin bazı avantajlarının değeri artmaya başlıyor gözünüzde, aile, arkadaş özlemi daha çok devreye giriyor, baget ekmeğin lezzetine olan hayranlık, simitin susamlarına olan özlemin gölgesinde kalmaya başlıyor. Eğer bu dönemde hala, yurtdışında yaşamanın sizin için iyi olduğunu düşünüyorsanız, değişime ayak uydurmaya başladıysanız, 'acı vatan' yavaş yavaş sizin için 'yeni vatan' haline gelmeye başlıyor. Tabii ki bu süreçte, sizin yeniliklere ne kadar açık olduğunuz, o zamana kadar kurduğunuz yeni ilişkiler ve karşınıza çıkan fırsatların bu kararınızda büyük bir önemi oluyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Enerji dağıtımında süreklilik hedefiyle yoluna devam eden ADM ve GDZ Elektrik Dağıtım, yenilikçi hizmetlerine geliştirdiği mobil uygulamayla devam ediyor.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk uygulamaları kapsamında Folkart, kendi bünyesinde Folkart Academy’i kurdu. İlk adımını da Ustalarla Tiyatro Atölyesi ile gerçekleştirecek. İ...

Araç kiralama sektörünün öncüsü Hertz, ‘Turizmin Oscarları’ olarak anılan World Tourism Awards ödül töreninden eli dolu döndü. Hertz Türkiye, bu yılın ‘En İyi Araç Kir...

Akbank’ın Ağustos 2016’da başarıyla yenilediği 1.2 milyar dolar büyüklüğündeki sendikasyon kredisi, dış borçlanma alanındaki en seçkin uluslararası finans yayınlarınd...

Peugeot ve Citroen markalarının üreticisi Fransız PSA Group, Opel'i 2,3 milyar dolara satın aldığını açıkladı. Peuguot satın almayla Avrupa pazarında rakibi Renault'yu...

Arkas Holding, İtalyan Technogym The Wellness Company’nin Türkiye, KKTC ve Türkmenistan’daki tek distribütörü olan AVV A.Ş. ile ortaklığa imza attı.

Çanakkale’nin Çan ilçesinde doğup bu yıl 60’ıncı yılını kutlayan Kale Grubu, ülkemizin bilgi toplumuna dönüşmesi için çalışan Türkiye Bilişim Vakfı ile, Çanakkale’nin ...

Yazarlar