Meme kanserinde doğru sanılan 8 yanlış

2.10.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Memekanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon kadına memekanseri tanısı konuyor. Ülkemizde de bu durum pek farklı değil. Öyle ki her 8 kadından 1’i yaşamının bir döneminde memekanserine yakalanıyor. Güzel haber ise son yıllarda tanı ve tedavisindeki gelişmeler sayesinde memekanserinin artık ölümcül bir hastalıktan çıkıp kronik bir hastalığa dönüşmesi. Tedavideki başarının artmasının temelinde ise memekanseri konusunda farkındalığın artması sonucunda tanının erken konulabilmesi yatıyor. Buna rağmen memekanserinde risk faktöründen cerrahi tedavisine kadar birçok konuda kulaktan kulağa yayılan hatalı bilgiler bir yandan tanıyı geciktirerek tedavinin başarısını olumsuz yönde etkilerken, bir yandan da hastaların gereksiz kaygılara kapılmalarına neden oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi MemeKliniği Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Can Atalay memekanserinde doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı, önemli bilgiler verdi.

Yanlış: Memekanseri genç yaşlarda görülmez

Doğrusu:Memekanseri yaş ilerledikçe daha fazla saptanan bir kanser türü olmasına karşın, ülkemizde, 35 yaş altında tanı konulan memekanseri hasta sayısı giderek artıyor. Resmi memekanseri tarama programında mammografi çektirme yaşının 49’dan 40’a indirilmesi de bu bulgunun doğruluğuna işaret ediyor. Memekanserinin genç yaşta görülmeye başlamasının nedenlerinin tespit edilmesi zor olmakla birlikte, toplumun beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve kilolu bireylerin sayısının toplumda artması dikkat çekiyor.

Yanlış: Ailede bir akrabanın memekanseri olması memekanserine yakalanma riskini çok artırıyor

Doğrusu:Memekanserinde ailesel risk artışı için belirlenmiş kriterler mevcut. Bu kriterlere göre ailede kişinin birinci derece akrabalarından (anne, kız kardeş, teyze, hala) en az 2’sinde memekanseri saptanması gerekiyor. Ayrıca, ailede yumurtalık (over), rahim (endometrium) ve bağırsak kanseri gibi kanserlere sık rastlanması da ileri tetkiklerin yapılması için uyarı niteliği taşıyor. Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Can Atalay gerçek riskin ise ancak genetik danışmanlık sonucu yapılacak genetik testlerle belirlenebileceğini vurgulayarak, “Genetik testlerin pozitif olması memekanserine yaşam boyunca yakalanma riskinin yüzde 70-80’lerde olduğuna işaret ediyor“ diyor.

Yanlış: Memede saptanan kistler (fibrokistik hastalık) kanser riskini artırıyor

Doğrusu:Memede saptanan kistlerin yüzde 90-95’i sıvı içeren basit kesecikler oluyor. Bu tipteki kistlerin 6 ay – 1 yıl arayla izlenmeleri gerekiyor. Daha az oranda karşılaşılan karmaşık (kompleks) kistler ise sıvının yanı sıra katı alanlar da içerdiğinden iğne biyopsisi yapılmasını gerektirebiliyor. İğne biyopsisi ile hem kist içindeki sıvı boşaltılıyor hem de kistin katı kısımlarından patolojik inceleme için örnek alınabiliyor.

Yanlış: Memede saptanan kitleden biyopsi yapılması kanserin yayılmasına neden oluyor

Doğrusu:Biyopsi sırasında ve sonrasında memekanserinin yayılma riski çok düşük oluyor. Memekanseri tanısı ilk aşamada iğne biyopsisi ile konuyor ve bu tip biyopsi açık cerrahi biyopsiye kıyasla herhangi bir yayılma riski taşımıyor. Ayrıca, cerrahlar ameliyat sırasında kanser hücrelerinin yayılmasını önlemek için özel teknikler kullanıyor.

Yanlış: Memekanseri teşhis edilen kadınlarda mastektomi ameliyatı (memenin tamamının alınması) mutlaka gerekiyor

Doğrusu:Son 30-35 yılda yapılan çalışmalar hastaların yüzde 70-80’inde memekorunarak tümörün güvenli cerrahi sınırlarla çıkartılabileceğini gösteriyor. Memekoruyucu cerrahi ameliyatı yapılan kadınların geride kalan memedokusunda tümör nüksü olmaması için ışın tedavisi (radyoterapi) almaları gerekiyor. Memeboyutuna göre tümörü büyük olan hastalarda ameliyat öncesi ilaç tedavisiyle (kemoterapi veya hormon tedavisi) tümör boyutu azaltılarak memekoruyucu cerrahi yapılabiliyor.

Yanlış: Memekanseri için uygulanan memekoruyucu cerrahi sonrası estetik açıdan iyi sonuçlar elde edilmiyor

Doğrusu:1990’lı yıllardan sonra memekanserinin tedavisinde memekoruyucu cerrahinin artan oranlarda uygulanması hastalar arasında estetik kaygıları da ön plana çıkardı. Bunun sonucunda ameliyat sırasında ameliyat edilen memeiçindeki dokuların yer değiştirmesi temeline dayanan onkoplastik cerrahi teknikleri geliştirildi. Bu teknikler kullanılarak memede mevcut olan daha büyük tümörler güvenli cerrahi sınırlar sağlanarak ve daha iyi estetik sonuçlar elde edilerek çıkartılabiliyor.

Yanlış: Şeker içeren besinleri fazla tüketmek memekanserini tetikliyor

Doğrusu:Kilo alımı vücutta yağ dokusunun artmasına ve memekanserini tetikleyen östrojen hormonu yapımının artışına neden olabiliyor. Özellikle menopozda olan kadınlarda fazla yağ dokusu, östrojenin vücuttaki tek kaynağını oluşturuyor. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlar memekanseri açısından daha fazla risk altında oluyor. Ancak kanser hücrelerinin şekeri (glukoz) normal hücrelere göre daha fazla tükettikleri deneysel çalışmalarda gösterilmesine karşın, yapılan klinik çalışmalarda daha fazla şeker tüketmenin memekanserinin seyrini kötü etkilediğine dair bir sonuca varılamamış.

Yanlış: Memekanserinde koltukaltına yönelik ameliyattan sonra her zaman o taraftaki kolda şişlik (lenfödem) oluyor

Doğrusu:Memekoruyucu cerrahiye benzer şekilde koltuk altına (aksilla) yönelik yapılan ameliyatlar da artık daha sınırlı oluyor. Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji uzmanı Doç. Dr. Can Atalay koltuk altı ameliyatında, ameliyat öncesi işaretlenen lenf bezlerinin bulunup çıkartıldığını ve ameliyat sırasında patoloji uzmanı tarafından incelendiğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Eğer lenf bezlerinde memekanseri yayılımı saptanmazsa, ameliyata devam edilmiyor. Koltuk altındaki lenf bezlerinin tamamı ancak hastalığın o bölgeye yayıldığının kanıtlanması sonucunda çıkartılıyor. Bu şekilde, gereksiz koltuk altı ameliyatları ve kolda oluşacak şişlikler (lenfödem) azalıyor “

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Büyüyen Çocuk Derneği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Ü...

Bu önlemlerle çocuklarınızı korumak elinizde!