Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu parktaki hava, başka hava!..

1.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çiğli’de yapılan Ahmet Taner Kışlalı Parkı, gerçekten “büyük Atatürkçü hocamıza da, İzmirimize de, Çiğlimize de yakıştı”, hem de çok yakıştı. O muhteşem park Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin de katıldığı bir törenle açıldı. Kurdelenin kesiminde, Rahmetli Hocamızın eşi Nilüfer Hanım, ortanca kızı Dolunay Edis Kışlalı ve eşi Enes Edis ile küçük kızı Nilhan Kışlalı da Muharrem İnce ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile beraberdiler ve çok mutluydular…

 

Park, 25 dönümdü ve hem parkı, hem parkın olduğu tepeleri, hem de tepelerin altındaki törenin yapılacağı alanı İzmirliler tıklım tıklım doldurmuşlardı.

Saat 19.00’da başlayacağı ilan edilen tören, iftardan da sonra, saat 21’e doğru “Muharrem İnce’nin ilçeler turundan dönüp gelebilmesi” ile ancak başlayabilmişti, Ama binlerce İzmirli, töreni ve İnce’yi sabırla bekledi, İnce’nin konuşmasına coşku ile katıldı.

Bunca yıldır çok liderin mitingini izledim, açıkça söylemem gerekir ki, “bu hava” başka bir havaydı; Sandığa nasıl yansıyacak, çok merak ediyorum. Bu hava Sandığa girerse, AKP’nin de, Erdoğan’ın da İzmir’de işi zor, bana göre…

Törende, Kışlalı Hoca ile “kuzen olan” Öcal Abi (Uluç)’ye ve eşi Özay Hanım’a da rastladım. “Ailecek şükran borçluyuz” diyorlar ve Aziz Kocaoğlu ile Park’ın yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorlardı. Ahmet Taner Kışlalı’dan söz ederken, gözlerinin nemlendiğini görüyordum, Öcal Abi’nin,“O dönemde seçilerek öldürüldü, Atatürkçüler, aydınlar. Bugün onları ebediyen yaşatmak isteyenlere binlerce teşekkür” derken…

Bu arada “gazetecilik görevini yapmaktan” da geri kalmadı; “Etrafta güvenlik tedbiri olarak hiçbir şey görmedim, saatlerdir. Otomobille gelirken, parkın yakınındaki emniyet biriminin önünde nöbet tutan polise sorduk; “Açılacak parka ne taraftan gideceğiz” diye. Yüzümüze garip garip baktı; “açılacak parktan haberi yoktu.”

Uluç abi devam etti; “Bak şu tepelere, uçurumun kenarında çoluk çocuk oturan İzmirlilere, ufacık bir panikte ne olur, düşünebiliyor musun? Bu kadar insan, tam bir ana baba günü görüntüsü içinde, Muharrem Bey’in ilçeler turunun uzayacağı biline biline, dahası programa bir ilçe daha eklenerek, saatler ve saatler boyu bekletilmemeli idi. Allah korusun, bir provokasyon sonucu kötü şeyler olabilirdi.”

Etrafa, tepelere baktık, haklıydı Öcal Abi, hem de çok haklı!..

 

Bombayı Tuncay Özkan patlattı!..

Ben onu bunu bilmem, dosdoğru, dosdoğru söyler ve dosdoğruyu yazarım. Geçen gün, hem de “neşeli olması gereken” bir davetinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na rastladım; nedense “neşeli” değildi. Sordum, soruşturdum; sağlık durumunda bir zafiyet yoktu, maşallah turp gibiydi. Peki ama, “neden” neşesizdi?..

Daha o davet bitmeden, yakınlarından, etrafındakilerden edindiğim bilgiler, Başkan’ın “neden neşesiz olduğunu” açıklıyordu; “Açıklanan milletvekili listelerinin CHP / İzmir damgalı olanı” onu hiç tatmin ve memnun etmemişti.

“Milletvekili seçiminde, geçmiş seçimlere göre alınacak kötü bir sonucun faturasının ‘muhalifleri tarafından’ kendisine kestirileceğini” düşünüyordu.

Halbuki, “böyle bir sonucun fatura edilmesi gereken” yerin taa Ankaralarda olacağı ve CHP Genel Merkezi’nin tepelerine kadar tırmanacağı gerçeği”, ayan beyan ortadaydı!..

Mesela, “başbakan” Binali Yıldırım’a karşı, 1. Bölgede liste başına ‘İzmir’de sevilmediğini, istenmediğini, benim gibi Sağır Sultan’ın bile duyduğu’ Tuncay Özkan’ı koymak, nasıl bir politikaydı”; hem de son dakikada İstanbul – Ankara listelerini değiştirerek?..

Tam İzmir CHP’de “bu tablo konuşulur ve tartışılırken,” Tuncay Özkan’ın, bir TV programında “Marmaray’ı rahmetli Bülent Ecevit yaptı” sözleri (Marmaray, Ecevit’in ölümünden çok yıllar sonra AKP iktidarı döneminde yapılmış ve açılmıştı), gündeme “bomba gibi patlayarak” düşmez mi?.. “Acınacak liste tablosunu”, tam da Devr – i Osmanlı’da Ramazan Gecelerinin meşhur Direklerarası oyunlarının “bol kahkahalı sahnelerine çeviren” bu son bomba, bilmem ki İzmir’deki seçim öncesi propaganda savaşında AKP’lilere, MHP’lilere neler söyletecek?..

 

Hoca’nın İzmir tahmini!..

Prof. Dr. Erkan Sevinç’i İzmir’de tanımayan yoktur. Hemen her yerde vardır, her konuyla ilgilenir eğitimden, siyasete, magazinden, spora kadar. (Şimdi arkadaşlarıyla beraber “Spor Life” adlı spor dergisini çıkarıyor.)

Eee, “Sağırsultan” olarak bendeniz de, “aynı antrenmanları yaptığımdan”, o sahalarda bol bol karşılaşıyoruz.

Hafta içinde Ticaret Odası’nın iftar yemeğinde karşılaştık. “Sinirliydi”; onu çok nadir “böyle” görmüşümdür; “Hayrola Hocam, kim canını sıktı” diye sordum. Adeta patladı; “Zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan rahmetli Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığı attığından beri, bunca yıldır bir türlü şu kriz denen ve ülkenin de, vatandaşın da, ekonominin de, huzurunda başına dert olan beladan kurtulamıyoruz. Cem Karaca’nın bir şarkısı var; ‘Hep kahır; hep kahır, bıktım be’; işte o misal. Şimdi de, başımıza bu dolar belası çıktı. Neredeyse kapıda bekleyen seçimi bile geride bıraktı, durmadan papatya falı açıyoruz; yükselecek mi, düşecek mi? Ben ekonomiden anlamam, ama anlayanlar da, birbirlerine taban tabana zıt şeyler söylüyorlar, bu nasıl iş?”

Biraz nefeslendi ve bombardımana devam etti; “AK Partililere söylüyorum, ‘Bu dolar krizi Ecevit’i de, Çiller’i de götürdü, neden önlemiyorsunuz’ diye, bana ‘Ah Dış güçler ah, ama Reis çözecek’ diyorlar, muhalefete soruyorum; ‘OHAL kalkmalı, iktidar değişmeli’ diyorlar. Dolar şıppadak düşecekmiş, olacak şey mi?”

Benden bir soru daha; “Erkan Hocam, iş aleminde dostun çok, onlar ne düşünüyorlar?”

Cevabı enteresan; “İş adamlarının çoğunluğu ortama göre vaziyet almış durumdalar. ‘Kriz dönemleri yatırım yapmak için en ideal zamanlardır’ diyorlar. Seçim sonrası döviz fiyatlarında da istikrar olacağı fikri hakim.”

Hoca böyle diyor da, ben etrafta “Yatırım yapan pek iş adamı göremiyorum”, acaba nedendir?..

Erkan Hocama son bir soru daha soruyorum; “Her tarafa girip çıkıyorsun, her kesimle temasın var, İzmir’de sandıktan nasıl bir tablo çıkar, sence?..”

Biraz düşünüyor ve nihayet yüzünde bir gülümseme beliyor ve “Yaz” diyor; “Eğer HDP barajı aşarsa, CHP 13, AK Parti 7, İYİ Parti 4, HDP 3, MHP 1. Eğer aşamazsa CHP 14, AK Parti 9, İYİ parti 4, MHP 1.”

Hımmm, özellikle AKP ve MHP’lileri çok düşündürecek bir tahmin; bakalım tutacak mı?..

 

Balede “şortlu” saygısız!..

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin AKP’li Kültür Bakanı’nın “genel müdürlüğe getirdiği” Selman Ada döneminin hemen başında “görevden alınarak geri hizmete çekilen” kadrosu, Dünyaca ünlü tenör Murat Karahan’ın genel müdürlüğe getirilmesiyle geri döndü ve “nefes bile almadan” güzel işler yapmaya başladı.

Verdi’nin “büyük” operalarından La Forza Del Destino’dan sonra, Vivaldi’nin “4 Mevsim” Balesi’ni Elhamra’da sahneye koydu.

9 temsilden birinde salondaydım. Vivaldi’nin enfes müziği baş kemancı Eren Kuştan ve kemancı İldigo Z. Moog’un öncülük ettiği orkestranın enstrümanlarından salona yayılırken, koreograf Uğur Seyrek’in “bale çalışmalarında gerçekten seyrek görünen çok titiz çalışması” ile sahneye gelen solo ve kordo danslar bizleri büyüledi. Alkıştan ellerim kızardı.

Amma, bu arada, tam da “salonun sağındaki ilk sıranın ortasında oturan” bir adam gözüme çarptı, keşke çarpmasaydı; sanki yazın tatil beldelerinin açık hava tiyatrolarındaymış gibi, “şort giymiş” ve yayılarak oturmuştu. “Kıllı bacakları, kendisine de, sanata da, sanatçılara da ve baleye gelen İzmirlilere de ne kadar saygısız davrandığını” ortaya koyuyordu. Daha sonra biri kadın, iki “şortlu” daha gördüm.

İzmir gibi bir kentte, Opera ve Bale’nin mabedi olan Elhamra Salonuna temsiller sırasında “baldır bacak şortla girmek” yasak olmalı, “şortla gelenler” salona alınmamalı ve “bu kaideyi” herkes bilmeliydi. Vivaldi’nin müziğinin ve Uğur Seyrek’in dansçılarının büyüsünü bozan “çirkin bir görüntüydü” bu saygısızlık, dilerim bir daha olmaz!..

 

“Bir Park Hikayesi” haftaya…

Geçen hafta söz vermiştim; geçen hafta başlattığım “İZSU dizisi” bu hafta da devam edecekti ve “Bir Park Hikayesi” anlatacaktım. Ama, “Ahmet Taner Kışlalı Parkı ve töreni” güncel olarak ön plana çıkıp, gündemimin başına geçince, “Bir Park Hikayesi’ni yazmak” haftaya kaldı. Malum gazetemin bana ayırdığı yer meselesi. Okuyucularımdan özür dilerim; Haftaya…Az sonra…

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test