Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Başkan dinleniyor!..

29.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Seçim nihayet geldi, geçti. Sonuçlar inşallah ülkemiz için hayırlı olur. Seçimlerin galibi “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın balkondan verdiği “birlik, beraberlik, kardeşlik mesajları”, inşallah bu defa gerçek olur ve “ülkenin üzerindeki gerilim bulutları” dağılır.

İzmir’de seçim sandıkları, ülkede “seçimi kaybeden” CHP adına “olumlu” ve de martta yapılacak yerel seçim için “umutlu” bir sonuçla kapandı.

Seçim öncesi, İzmir ilinde “basmadık yer bırakmayan” Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, seçimin ertesi gecesi fişi çekti, “telefonunu susturucuya bağladı” ve de “evlerinden birine çekildi”; etrafındakilere de talimatı verdi; “Beni aramayın ve de aratmayın. Birkaç gün dinleneceğim. Şehirde yokum!”

Sanıyorum, İzmir’den ayrılmadı, evlerinden birindedir ve çok yakın dostlarından birkaçı ile “tavla partileri” yapıyordur; el hak dinlenme hakkı!..

Artık emekli olmalı!..

 

Yıldırım Ulupınar

Duydum ki, “İzmir’de seçimin en mağlubu” partinin “eski ve kurucu il başkanı” Yıldırım Ulupınar, “yeniden il başkanlığına dönmeye hazırlanıyormuş!..”

Onun gibi “duayen” bir siyasetçinin, “böyle bir çaba içinde olduğuna inanmam” güç. O, artık “emekli bir siyasetçi” olarak, “partisinin İzmir’de önünü açmalı”, evine, bahçesine çekilmeli ve hayatının geri kalanını ailesine, dostlarına, arkadaşlarına vermeli.

Partisi için “İzmir hezimeti olan” seçim sonuçlarının “Müsavat Dervişoğlu ile beraber” baş sorumlusu olduğunu, “Sağır Sultan’ın bile duyduğu” bir siyasetçi, “eğer yeniden il başkanı olursa”, kendisi de çok iyi biliyordur ki; “gelecek seçimde partisi İzmir’den tek milletvekilini bile zor çıkarır!..”

İYİ Parti “İzmir’de iyi olmak” istiyorsa, “İzmir’e ve İzmirliye yakışan genç ve pırıl pırıl bir il başkanı bulmalı” ve hemen göreve başlatmalıdır!..

Bunu ben değil, rastladığım “oylarını İYİ Parti’ye vermiş” dost ve arkadaşlarım söylüyor; Meral Akşener duymalı ve gereğini yapmalıdır!..

Eczanelerimizin hâli!..

İzmir ilçelerinden biri. Adını “bu defalık” yazmayacağım. Ama “hayat memat meselesi” olan sağlık sorunlarından birinin İzmir gibi bir ilde bile “ne halde olduğunu” açık açık yazacağım.

Bir komşumun eşine Pazar günü “acil bir ilaç lazım oldu”; otomun direksiyonunun başına geçtim, yanımda da komşum, düştük yola. En yakındaki eczanenin kapısında “Açık” yazıyordu. İndik sevinçle, “uzun uzun eczane aramaktan kurtulduk” diye. Aaaa, kapısında “açık” yazan eczane meğer kapalıymış. Dahası “Nöbetçi Eczane” yazıyor mu diye, pencere, kapı her tarafına baktık; yok.

Sonra, bir başka eczaneye yollandık; o da kapalı ve de onun da camlarında “Nöbetçi Eczane’yi gösteren” tek kelime de yok.

Sonra bir başkası… O da kapalı, neyse ki, “Nöbetçi eczane falandır” diye yazan bir yazı var, penceresinde. Komşum tabletinde “O eczanenin adını yazdı. Nerede olduğunu buldu”, oraya yöneldik ve eczaneyi bulduk. Ama, o da kapalı!..

Yooo, abartmıyorum, ister inanın, ister inanmayın; “Olacak şey değil” ama oldu işte. Anlayın hâlimizi.

Komşum, “şu arkalarda bir eczane vardı, oraya bakalım” dedi. Ara sokaklardan dolaşa dolaşa orayı bulduk. Kapalı, ama camekanında “Nöbetçi eczanenin adı ve telefon numarası” vardı. Telefon ettik. Bir bayan “Açığız” dedi; “Adresi verdi”, gittik ve ilacı aldık!..

Ey Eczacılar Birliği’nin İzmir sorumluları, okuyun bu yazımı ve görün, İzmir gibi ülkenin dünyaya açılan penceresinin en itibarlı ilçelerinden birindeki üyelerinizin “mesleğinizi ne hâle düşürdüğünü” de, hiç olmazsa denetleyin ve tedbir alın!..

Seferihisar’da bir Aydınlanma Köşesi!..

 

Yaz gelince, “sıcaktan yanan” İzmir’den, kendime fırsat yaratarak kaçarım ve ilçelerde, köylerde dolaşır, içimi rahatlatır, aydınlanırım!..

İşte böyle bir kaçışta yolum Seferihisar’a düştü ve orada “aydınlandım”, gerçek anlamıyla hem de!..

Meğer 15 gün önce, Seferihisar Çocuk Belediyesi’nde bir “aydınlanma köşesi” törenle açılmış; “Rasime Şeyhoğlu” adına!..

Köylerde “annesi Rasime Şeyhoğlu adına” ve de “onunla beraber” 72 kütüphane açan, dünün öğretmeni, bugünün velut yazarı sevgili dostum Recai Şeyhoğlu, 2012’den bu yana “Rasime Şeyhoğlu ANI VE AYDINLANMA EVLERİ” de açmaya başlamıştı. Köşeyi ve raflarındakileri görünce bir defa daha alkışladım, onu.

Sonra telefonla kendisini aradım; “Rasime Ana adına” açılan 8 Anı ve Aydınlanma evlerine, Seferihisar Çocuk Belediyesi’nde açılan köşe de 9’uncu olarak eklenmiş.

Bakınız sevgili okurlarım, Anadolu’nun dününü, bugüne bağlayan ve bugünün çocuklarına “dünü anlatan” neler var bu anı / aydınlanma evlerinde, “koca bir ömürden arta kalanlar” Rasime Ana’ya ait; dolmakalemler, kitaplar, daktilolar, gramofonlar, makaralı teypler, ahşap kasa radyolar,  feylesofların ve yazarların adlarının yazılı olduğu ağaç kalemler, ses alma cihazı, kendisine verilen şiltler, çeşit çeşit gaz lambaları, farklı lüksler, ışık kaynakları, el fenerleri, plaklar, kasetler, CD'ler, teypler, televizyonlar, sehpa ve masalar,  Hayat dergileri, Akbaba dergileri, yüzlerce masa saati, yüzlerce kol saati, duvar saatleri, Rasime Ana’nın Oğlu ile beraber çıkardığı İmece gazetesi arşivi, kırlentleri,  ayakkabısı, elbiselerinden bazıları, şekerlikleri, bibloları, yazıları, anı defteri, kolonya şişeleri, tepsileri, sinileri, bakır çanakları, halıları,  gözlükleri, terlikleri, düdük ve çakmakları.

Recai kardeş, telefonda “Annem bir aydınlatıcıydı. Kurduğumuz kütüphanelerle çevresine ışık saçan biriydi. Söylediği türkü ve deyişlerle insanları etkileyen bir eğitim gönüllüsüydü. Onun için ne yapsak azdır” derken sesi titriyordu. O Ana’ya “böyle” evlat; helal olsun ve Allah herkese nasip etsin!..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test