Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İzmir’in Kumaşı (2): Kültür, Sanat ve Tasarım Başkenti İzmir

21.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’in kültürü ekonomik açıdan da çok değerli!

Kültür, tarih mirasıyla zenginleştiğinde, küresel ölçekte çekici bir turizm alanına dönüşüyor. Kültürel varlık, ürün ve hizmetler de turistik zenginliklere katma değer sağlayan üretim sektörleri olarak değerleniyor. Bu anlamda sanat, tasarım ve turizm alanlarının “kültür” temasına odaklanmış birlikteliği Türkiye için önemli. Bu nedenle öncelikle kültürel hizmetlerin üretimine odaklanan sektör temsilci ve girişimcilerinin bilişim, erişim ve işbirliği olanaklarını arttırmak için Kentin tarihsel, kültürel ve kurumsal zenginliği olan bir yerleşim biriminde konuşlanmaları işbirliği ve başarı şansını arttırır. İzmir’in Kültür Başkenti kimliğinin tescili de kentin uluslararası çekim gücüne katkı sağlar; uluslararası alanda kalıcılaşmış Fuar ve Liman Kenti ile kolay örtüşen Kültür Başkenti= Açık Kent algısı tematik değerlerle örtüşen kent kimliğinin kent ekonomisine yansımasını hızlandırır.

İzmirli, yaşam biçimine ilişkin kararlarını duygusal akılla vermeyi tercih ediyor!

Duygu, İzmirli için bu nedenle, akıl kadar, bazen aklın da önünde yer alan rehberdir. İzmirlinin duygusallığı sanat, aklı ise bilim-eğitim duyarlığıyla vücut buluyor. İstanbul’da yerleşik Türk medya, mimarlık ve sanat duayenlerinin çoğu İzmir kökenli. İzmirlinin ürettiği sanat ve kültür değeri neden İstanbul’da ticarileşiyor? Bu beceri İzmir’de fazlasıyla sergilenemez mi? İzmir’in kültürel zenginliği, duygusal aklı sanat ve tasarım değerleriyle güçlendirilip İzmir’de bütünleştirilemez mi?

Kültür ekonomisi İzmir’de harekete geçirilemez mi?

Türkiye iç-dış terör, darbe ve girişimleri ile savaş ortamıyla iç içe yaşıyor. Bu nedenle toplumsal tansiyonu yüksek, yaşam kalitesi hızla düşüyor. Bu yaygın çatışma atmosferi bölgesel terör ve Orta Doğu’daki sıcak çatışma bölgesi ile sınırlı kalmayarak küresel ölçeğe sıçrama potansiyeline sahip.

Dünya üçüncü bir savaş çılgınlığının tehlikeli sularında yüzüyor!

Çözüm, yaşamın tansiyonu düşerse kolaylaşır. Toplumsal gerilim, sorunlar karşısında somut gerçeklerin çözüm üretemediğinden kaynaklanan çaresizliğin baskın ve yaygın olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Çaresizlik, toplumsal gerilimi düşüren soyut bir alan yaratarak, çatışma ve gerilimden kaçma ihtiyacını tetikler. Sanat bunun için vardır!

Sanat Türkiye’ye; (1) çatışmanın yarattığı tıkanık ruhsal alanın dışına çıkarak soluklanma ve ferahlama, (2) özgüvenini tazeleyerek enerji toplama ve yaşama tekrar odaklanarak girişim gücünü artırma, (3) çözüm seçeneklerini yaratmak için yaratıcılığını harekete geçirme enerjisini üretme fırsatı verecektir. Sanat, bu olumlu özelliği nedeniyle, en büyük atılımlarını iki dünya savaşı yaşanırken yapmıştır. İzmir, teröre karşı uygar direnişi sürecinde sergilediği kent kültürünü öncelikle Türkiye’ye ve uluslararası topluma soluklanma ve tazelenme fırsatı sağlayan program, etkinlik ve özgün temalı projelere dönüştürerek kültür ekonomisini kent için harekete geçirebilir.

Tasarım, yoktan var etme çabasının olduğu her alanda geçerlidir. Ar-Ge ve tasarımın bir bütünün ayrılmaz parçaları olması bundandır. Her iki dünya savaşından da yüzünün akıyla çıkan ülkeler, Cambridge, Oxford, Sorbonne, Bologna, Boston vb. Kentler, Üniversiteleri ile bütünleşerek gelecekte var olmayı becermişlerdir. Çünkü bu kentler geleceği Ar-Ge ve tasarım gücü sayesinde kurgulamış; böylece umudu geleceğe taşımışlardır. Bu kentler bugün, Türkiye’nin sınırdaş olduğu sıcak çatışma coğrafyasından uzaktalar. Bu risk, söz konusu tasarım potansiyeli oluşturularak değerlendirildiğinde, Türkiye için bir fırsata dönüştürülebilir. Tasarım, savaşın neden olduğu fiziksel, toplumsal, kültürel yıkımı gidermek için en çok ihtiyaç duyulacak alandır.

İzmir’in etnik çeşitliliğini zenginlik haline dönüştüren kültürel derinliği, çok uluslu, çok dinli ve çok dilli sosyal dokusu günlük yaşam içinde, İstanbul’dan daha çok hissedilir. Bu nedenle İzmir’in çoklu kültür çeşitliliğini oluşturan Levanten, Musevî, Rum, Ermeni Cemaatlerinin atıl varlıkları kentin tarihsel değerleriyle buluşturularak zenginliğe dönüştüğünde kültür ekonomisi hareketlendiren stratejik girişimlerden biri halini alacaktır. Bu alanların kültür ekonomisi değerleri olarak geri kazanımında yapılacak sanat ve tasarım odaklı yatırımlar kentinin tarihsel ve kültürel zenginliğinden etkilenen İzmirliyi mutlu edeceği gibi kent algısında da yeni bir sıçrama enerjisi yaratabilir.

Kültür Ekonomisi, kültür zenginliğinden üreyen sermayesini harekete geçirerek, İzmir’in doğduğu yerden ikinci yücelişine tanıklık etmek ve İzmirliyi kazanmak için etkili bir girişim olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test