Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Kadınımız Atatürk’ü arıyor!..

30.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” diye bir sözümüz vardır, işte onun için İzmirli kadınlar, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele" gününde “davullarla yürüdüler” ama “anlayan” kim?

Bu yürüyüşün haberlerinin gazetelerde çıktığı günlerde yurdun orasında burasında “gene kadınlarımız öldürüldü”, hem de “Seni başkasına yar etmem” dehşeti içinde!..

2018’de şu günlere kadar Türkiye’de 370 kadınımız öldürüldü, “erkekler(!) tarafından!..

“Kadın – Erkek eşitliği bakımından 144 ülke arasında 130’uncu durumda olan Türkiye’nin yürekler acısı durumunu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Gelenekler ve Kadın Çalıştayı’nı açarken”, Başkan Aziz Kocaoğlu’nun eşi Dr. Türkegül Kocaoğlu “Yozlaşmış geleneklerde erkekler şiddeti daha kolay uygular. Çünkü yozlaşmış bu gelenekler toplumsal hastalıklı kişiler yaratır. Alınan diplomaların, kazanılan mevki ve makamların şiddeti önleyeceğine inandık. Çocuk söyleneni değil gördüğünü kaydeder. Çocuk için eğitim evde başlar, okulda devam eder. Dinin doğru öğrenilmesi gerekir. Ne yazıktır ki yanlış hurafeler doğru gibi sunulup abartılı haklar olarak veriliyor.  Bugün hafifletici hallerle kadına, çocuklara işkence uygulayanlar sokaklara tekrar salınıyor. Yasalarda haklar var ama uygulamalar yeterli mi?” sorusuyla ortaya koydu. İşte “bütün” mesele burada!..

Atatürk, kurduğu cumhuriyetin temellerine “Kadın – Erkek eşitliğini koymuş, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı vermiş, onlara çalışma hayatını açmış, kadın haklarını koruyacak yasaları da çıkarmıştı!..”

Ya bugün; “Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının gözünde kadın nedir”; fakülte dekanlıklarına, üniversite rektörlüklerine, Milli Eğitime bağlı okulların müdürlüklerine getirilenlerin “kadın konusundaki” görüşleri, sosyal medyadaki açıklamaları, uygulamadaki pervasızlıkları, “kadın konusunun ülkemizde ne hâle getirildiğini” çok iyi ortaya koyuyor.

Adaletteki “facia kararlar / canilere iyi hâl korumaları”, dahası taciz olaylarının birçoğunda savcılıklardan “serbest bırakılanlar” ile ilgili örnekler ise “uygar ve çağdaş” insanımızın tüylerini ürpertiyor!..

“Uydurulmuş ve saptırılmış” bir din anlayışının, şeyhleriyle, şıhlarıyla, hocalarıyla ve “her gün yaşadığımız” acı örnekleri ile nelere mal olduğu ortada ve de giderek sosyal hayatımızda “daha büyük bir yer tutmaya ve yayılmaya başlaması” tam bir kabus hâline geldi; çare üreten var mı?

Aksine korunmuyorlar mı, teşvik edilmiyorlar mı? O “din sapkınlarını” kimler ziyaret ve teşvik ediyor, görmüyor muyuz; yazıklar olsun!..

 

Sözün Özü

AKP’ye bu kaçıncı defa teslimiyetini Arapça “Beka” kelimesiyle izaha çalışan Devlet Bahçeli’yi TV ekranında dinlerken, bir genç arkadaş “Beka ne demek” diye sordu. Ona Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamını söyledim; “Ölmezlik, kalıcılık.”

Ve sonra devam ettim; “Türkiye Cumhuriyeti’nin ölmezliğinden ve kalıcılığından kimin şüphesi olabilir, şüphesi olanın aklından şüphe etmek gerek. ‘Ölmezlik’ nitelemesini de kendisi için yapamayacağına göre, geriye kalıyor, Beka’nın ‘kalıcılık’ anlamı; işte orada gerçeği bir türlü itiraf edemiyor ve ‘Benim ve partimin bekası için’ diyemiyor. Bu teslimiyetle kendisini de, partisini de bitirdiğinin farkında değil.”

 

 

Haftanın Adamı Yıldırım Demirören

 

Aslında, “Yılın Adamı” değil, “Yılın Adamları” olarak “Futbol Federasyonu yönetim ve Hukuk Kurullarının tümünü, bu köşeye taşımam gerekirdi. Ama “Başkan olarak Federasyonu temsil ettiği için” sadece Yıldırım Demirören’i koydum; özet olarak!..

Neden?.. Taaa kasımın başında eski futbolcu, bugünün hakemi Oğuzhan Yalçın, bir TV’de “İslami Çerçeve” adlı bir programa katılır ve “Atatürk’e, Cumhuriyet’e, Lozan Antlaşmasına hakaretler yağdırır”, hem de gazete haberlerinde yer aldığı şekli ile “gayri ahlaki kelimeler” kullanarak.

Büyük tepki olması üzerine, Futbol Federasyonu “nihayet uyanır” ve haftalar sonra hakemi, Disiplin Kurulu’na sevk eder; ülkenin en büyük kulüplerinin, başkan, hoca ve futbolcularını 3 – 4 günde derdest ederken…

Dahası, sevk gerekçesi” komiktir, “Sportmenliğe aykırı hareket!..”

“Sportmenliğe aykırı hareketin cezası”, sadece 30 gündür ve “bu cezayı alan” hakemin “hakemlik lisansı cebinde kalır!..”

“Ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını” severim diyen Atamızın kurduğu Cumhuriyet’in Federasyonunun yaptığına bakın ve “onlar utanmadılar” ama, biz Türkler olarak utanalım!..

Söyleyin okurlarım, Yıldırım Demirören ve federasyonundakiler toptan “eksi tarafından” da olsa, “Haftanın adamı” olmayı hak etmiyor mu?..

 

 

Bu fotoğraftaki sır!..

 

Soldaki benim. Ortadaki Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını 38 yıl yaparak bir rekor kıran, gazeteci / yazar Ertuğrul Aytaç, soldaki Derneğin İkinci Başkanı ve artık “yeni” başkanı, Ali Filizkan!..

Çarşamba günü Manisa Kültür Merkezi’nde yapılan genel kurulda, 15 yıla yakın rahmetli Kemal Ilıcak’ın Tercüman Gazetesi’nde “beraber çalıştığım” Ertuğrul Aytaç, “oy birliği ile Derneğin Onursal Başkanı seçilip”, başkanlığa veda konuşması yaptıktan sonra, Ali Filizkan da “oybirliği ile” başkan seçildi ve de “yönetim olarak 38 yıllık başkana verilecek” şildi de, vermek görevi ve onuru bana verildi. Bu kaç “verilecek, vermek, verildi” kelimesi “aynı cümlede” Öcal Uluç olur mu; olur, bu duygu seli içinde olur!..

3 Tercümancı “gene” beraberiz, 3 arkadaş, 3 dost, 3 meslektaş beraberiz. Onlar “sadece Manisa’nın değil, bölgenin en iyi gazetecileri arasındaydılar” ve onlarla beraber çalışmak benim için büyük mutluluktu.

Ertuğrul Başkan, sen veda ederken, gözlerim nemlendi, Ali Başkan sen başkan seçilince, nemlerin yerini mutluluk aldı.

Ve de… Ayrılırken, “gönlüm” Manisa’da kaldı!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test