Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yılın ilk yarısını zaten kaybettik

24.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sanıyorum artık ekonomik açıdan bu yılın ilk yarısını kaybettiğimizi söyleyebiliriz. Beklediğimiz yapısal reformları gerçekleştiremedik. İlan edilen çeşitli ekonomik paketler uygulama alanı bulamadı. Çünkü çoğu gerçekçi veriler yerine varsayımlara dayanıyordu ve içinde bulunduğumuz gerginlik ortamında olumlu sonuçlar vermesi zaten mümkün değildi.

Yılın ikinci yarısında sorunların hangisi ne ölçüde çözülür bilemeyiz.  Ama hem iç ve hem dış gelişmeleri dikkate alan uygun çözümler üretmememiz halinde sorunların çok daha karmaşık hale geleceğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Yılın ikinci yarısına taşıdığımız problemlere baktığımızda bu durumu açıkça görüyoruz

Türkiye, negatif veya çok düşük büyüme hızları ile daha ne kadar gidebilir?  Dış ticaret açığının, ithalatın azalması ve ihracatın bir ölçüde artması ile azaldığı ve geniş ölçüde bu gelişmeye bağlı olan cari açığın da gerilediği doğrudur. Ancak çözüm cari açığın, ithalatın azalması ile değil, ihracat, turizm ve doğrudan yabancı yatırımların artması ile finanse edilebilmesidir. İhraç kalemlerimiz önemli ölçüde ithalat girdisi içermektedir.  Aynı şey hammadde ve yatırım malları için de geçerlidir. Tüketim maddelerinde bile ithalatın ağırlığı vardır. Yatırımcı, belirsizlik içinde olduğu için, kurlardaki oynaklığı kestiremediği için, yapısal önlemlerin geleceğini tahmin edemediği için, faiz hadlerindeki gelişmeleri göremediği için ve ayni belirsizlik ortamında iç talepte de bir canlılık öngöremediği için yatırım yapmamaktadır.

Yabancı yatırımcılar açısından da ülkemizin durumu çok iç açıcı değildir. İç piyasadaki gerginliklerden ve belirsizliklerden yerli yatırımcılardan daha fazla etkilenmektedir. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ülkemizle ilgili raporları yatırımcıları teşvik edecek durumda değildir. Yabancı yayınlarda ülkemiz aleyhinde yazılar çoğalmakta ve bu durum yabancı yatırımcıların Türkiye risklerini azaltmalarına sebep olmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımcılar güvenli ve istikrarlı bir yatırım ortamı istemektedir. Hukuk sisteminin adil, evrensel kurallara uygun, hızlı işleyen ve öngörülebilirlik içeren bir yapıya sahip olmasını beklemektedir. Temel özgürlüklerin Batı düzeyine çıkarılmasını talep etmektedir.

Yerli ve yabancı yatırımcılar, yatırımlarından vazgeçince veya öteleyince sonuç işsizliğin büyümesi ile kendini göstermektedir. Ülkemizde işsizlik oranı %14,7 ye ulaşmıştır. Genç nüfusta bu oran % 26,1’dir. İstihdam hacmi giderek azalmaktadır. Mart ayı itibariyle sanayi üretiminde küçük bir artış görülmesi sevindiricidir ama yıllık bazda üretim gerilemiştir. Bu itibarla istihdama katkısı sınırlıdır.

Enflasyon oranları için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Nisan ayında TÜFE küçük oranda olsa bile gerilemiş ve % 19,50 olmuştur. Yine de çok yüksektir, faiz hadlerinin düşmesini önlemektedir ve yatırımcının maliyetini arttırmakta, rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Bu kadar çözüm bekleyen sorunlar varken, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenme kararı, gerekli ekonomik önlemlerin alınmasını geciktirici bir etki yapmıştır. Siyasetin ekonominin önüne geçmesi her zaman olumsuz sonuçlar vermiştir.

Yılın ikinci yarısına aktaracağımız sorunlar bunlarla da bitmemektedir. Rusya’dan ithal edeceğimiz S-400 sisteminin zaten pekiyi olmayan ABD ile ilişkilerimizi ne ölçüde etkileyeceği bilinmemektedir. Buna ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoya karşı tutumumuz, ABD-Çin arasında başlayan ticaret savaşlarının etkileri ve AB ile pek de olumlu gözükmeyen siyasi ve ekonomik ilişkilerimiz eklenecektir.

Şimdi mesele, yılın ikinci yarısına aktardığımız sorunların bu dönemde çözülüp çözülemeyeceği ve gelecek yıla taşınıp, taşınmayacağıdır.

Cevabı çok zor bir sorudur. En azından bugünkü koşullar da öyledir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test