Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Küresel iklim değişiklikleri

5.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçen hafta, tüm İzmirliler, mevsim ortalamalarının üzerine çıkan ve 40 dereceleri bulan sıcaklıklar dolayısı ile şikayetlerini dile getirdiler. Hafta sonu 5-6 dereceleri bulan düşüşler herkese biraz nefes aldırdı.

Sadece sıcaklık değil beş altı gün önce Dikili ve Özdere’de ortaya çıkan orman yangınları da küresel iklim değişiklikleri ile ilgili. Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz Havzası bu konuda Dünya’nın en hassas bölgelerinden birisi olduğunun altı çizilmeli. Bu bölgede oluşacak sadece iki derecelik bir sıcaklık artışı kuraklığı arttırmakla kalmayacak, kendisini orman yangınlarından beklenilmedik hava olaylarına kadar birçok konuda yaşamı olumsuz etkileyen sonuçlara yol açacaktır.

Kısa vadede, WWF-Türkiye tarafından hazırlanan rapora göre, 2030’lu yıllara kadar sıcaklık artışlarının kısıtlı kalacağı bilgisi her ne kadar rahatlatıcı olsa bu yıldan sonra hızlı sıcaklık artışı olacağını ve kış mevsiminde dört, yaz mevsiminde ise altı derecelik yükselişlerin yaşanacağını, kış aylarında sadece kuzey ve doğu bölgelerinde yağış olacağı öngörülmekte. Bu gün bile, bir çoğumuz, 30 yıl önceye göre, kar dahil yağışlarda azalmanın ve yaz benzeri gün sayısında artışın farkında. Son 50 yılın ya da 100 yılın sıcaklık rekoru kırıldı şeklinde haberler hepimizin hafızalarında.

Karbon ayak izi ve sera etkisi, iklim değişikliği için hemen dile getirilen ve birbirinin iç içe geçtiği kavramların başında gelmekte. Karbon ayak izi, bireysel olarak tüketilen tüm elektrik ve yakıtın yaşam döngüsünden kaynaklanan dolaylı salınımlarının toplamı, sera etkisi ise sanayi devriminden bu yana hızla artan sera gazlarının oluşturduğu ve gezegenimizin enerji dengesinde ek bir ısı artışına neden olan atmosferik değişiklikleri ifade etmektedir.

Savaşlar nedeni ile Ülkemizin de uğraşmak zorunda kaldığı göçler ve mülteci sorunları, küresel iklim değişikliği ile ortaya çıkan kuraklıklarla daha da artacaktır. Nitekim altmışlı yıllarda, Batı Afrika’da yaşanan kuraklık ve su rezervlerinin azalışı sonrası milyonlarca insan komşu ülkelere sığınmış, binlerle ifade edilen insan ve hayvan ölmüş, o ülkeler ve komşularında hala devam eden huzursuzluklar, tıbbi ve sosyolojik sorunlara yol açmıştır.

Kaynağı kıt olan ve refah düzeyi düşük ülkeler, küresel iklim değişikliklerinden en çok zarar gören ülkeler. 3.5 milyar yoksul ve fakir dünyalı karbon emülsiyonunun %10’undan sorumlu iken, karbon emisyonunun %70’inden sorumlu bölüm, Dünya nüfusunun %10’unu oluşturan ABD ve AB üyeleri gibi zengin ülkeler.

Elbette kişisel olarak enerji tasarrufu yapılabilir, toplu taşım araçları tercih edilebilir, tüketim alışkanlıkları değiştirilerek ve özellikle fosil yakıtları daha az kullanmak suretiyle karbon ayak izimizi sınırlayabiliriz ama yapılması gereken KYOTO protokolü örneğinde olduğu gibi küresel eylem planlarını uygulamak. Küresel 1.5 derecelik ısınma, okyanus ekosistemlerini radikal değiştirerek mercan resiflerinden Alpin sistemlerine kadar bir çok yaşam alanının varlığına son verebilir. Sonuç, iklim değişikliği ile insan sağlığının doğrudan ilişkisi düşünüldüğünde türümüz için hayati sonuçlara neden olabilecektir.

Türkiye gibi ülkeler atmosferdeki sera gazı miktarının artışında bir sorumluluğu olmamasına rağmen jeostratejik konumu ve ekososyolojik dinamikleri nedeni ile olumsuz sonuçlarından maalesef her ülkeden daha fazla etkilenen bir durumda olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test