Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Fuar ve Kültürpark için, ‘ortak akıl’ arayışı

9.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Fuar ve Kültürpark konuları, öyle anlaşılıyor ki, yeni dönemin gündeminde önemli bir yer tutacak. Bu konudaki arayışlar ve tartışmalar şimdiden İzmir’in yerel gündemine girmiş bulunuyor. Bu yıl 88’inci kez düzenlenecek Fuar’ın tarihleri yaklaştıkça, bu tartışmalar daha da yoğunlaşacağa benziyor.

Öncelikle vurgulamak istiyoruz; Fuar derken biz İzmir Enternasyonal Fuarı’nı (İEF) tanımlıyoruz. Bu güzel kentin gelenekleri, alışkanlıkları içinde, özellikle eski İzmirliler, Fuar denince Kültürpark’ı akıllarına getirirler. Bu durum bile aslında İEF ile Kültürpark arasındaki ilişkiyi, bağı, birlikteliği, anlamaya ve anlatmaya yeter.

 

İEF ve Kültürpark, İzmir’in, İzmirlinin ortak değerleridir

Biz eski İzmirliler ve Egeliler için nice anılarla doludur İEF ve Kültürpark… Hele çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızın uluslararası fuarları, dünyayı ve hayatı küçücük ellerimizle kavrayıp yüreklerimize sığdırmaya çalıştığımız ne ilginç günlerdi… İEF, hayatın tüm renklerini ve güzelliklerini bizlere taşırdı… İşte bütün bu nedenlerle, bizler için, İEF ve Kültürpark çok derin anlamlar ve çok yoğun duygudaşlıklar içerir…

Son günlerde İEF ve Kültürpark üstüne tartışmalar gündeme geldikçe, bir konu dikkatimizi çekiyor. Bazı tartışmacılar konuya yalnızca Kültürpark üzerinden yaklaşıyorlar. Kültürpark konusunda gösterdikleri duyarlılığı, İEF’ten esirgiyorlar. Daha sınırlı da olsa, tabii tam tersi de söz konusu olabiliyor.

Oysa bizce, İEF ve Kültürpark, İzmir’in ortak değerleridir, simgeleridir. Her ikisine de hep birlikte sahip çıkmalıyız. Bu konuları birlikte tartışıp, birlikte değerlendirerek, ortak çözümler üretmek zorundayız. Kent ve kentli, artık bu konularda ciddi bir planlama, zamanlama ve ‘yol haritası’ bekliyor.

 

Farklı öncelikleri ve yaklaşımları ortaklaştırmak

Tartışmalarda dikkatimizi çeken bir başka konu, farklı çevrelerin önceliklerinin de farklı olması… Örneğin iş çevreleri, bu konuları tartışırken, konuya ekonomik kazanımlar açısından yaklaşıyor. Üretilecek çözümlerin, kent ekonomisine ve iş dünyasına getireceği artı değerleri dikkate alıyor. Özellikle Kültürpark üzerine yoğunlaşan çevreci gruplar, platformlar da, konuya tamamen çevresel değerler açısından bakıyor. Bu durumu doğal karşılıyoruz.

Ancak kent yönetiminin sorumluluğunu omuzlarında taşıyanlar, bütün bu yaklaşımları ortaklaştırmak ve bir potada eritmek zorundadırlar. Kentin ekonomisinden, sosyal kültürel gelişimine, çevresinden, doğasından tarihsel değerlerinin korunmasına kadar geniş bir sorumluluk ağıyla örülmüş bulunan kent yöneticileri ve karar alıcılar, bütün bu yaklaşımları dinlemeli, tartışmalı ve ortaklaştırmalıdır. Sonra da kentin yerel gündemine ‘ortak bir yol haritası’ sunmalıdırlar. Elbette bunlar yapılırken, kentin yerel dinamikleri ile birlikte halkın geniş kesimlerinin de nabzı tutulmalı ve tercihleri, beklentileri dikkate alınmalıdır.

Bütün bu tartışmalar yaşanırken, dayatmacı olmamak, farklı önceliklere ve yaklaşımlara saygı duymak, onları savunan çevreleri de dinleyip anlamaya çalışmak, kısacası bir ölçüde empati yapabilmek de önemlidir. Bu yapılabildiği ve hayata geçirilebildiği ölçüde, yerel yönetimin ve karar alıcıların işi kolaylaşacak ve süreç hızlanacaktır.

 

Dalgalanmaya bırakılmamalı

Bizce en kötü durum belirsizlik ve kararsızlık halidir. Durumu zamana ve dalgalanmaya bırakmak, adım atmayı sürekli ertelemek, hem zaman kaybettirir, hem de işi iyice içinden çıkılmaz hale getirir.

Bu meseleler geçtiğimiz yerel yönetim dönemlerinde de zaman zaman gündeme gelmiş ama maalesef sonuca ulaşılamamıştır. Yapılan onca masraf ve verilen emek heba olmuştur. En önemlisi de büyük zaman kaybı yaşanmıştır. Şimdi hiç olmazsa, bu bilgi birikiminden ve ortaya çıkan verilerden de yararlanarak, hızla çözüme ulaşmak gerekiyor.

Bir başka dikkat çekmek istediğimiz konu, kentin toplumsal belleğinde ve yerel yönetimin arşivlerinde oluşturulmuş bilgi birikiminin mutlaka değerlendirilmesidir. Her yönetici ya da yönetim değişiminde, kurumsal ve toplumsal bellek sıfırlanmamalıdır.

 

İEF’le 9 Eylül’ü buluşturmak

Kültürpark konusundaki düşünce ve önerilerimizi, daha önce bu köşede yazmıştık (Kültürpark’ın hikâyesi/21.06.2019-Gözlem). İEF’le ilgili olarak da bazı düşüncelerimizi kısaca paylaşmak istiyoruz. Bu konuda son dönemlerde zorlanıldığı kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Dünyada artık bu tür fuarların etkinliğini yitirdiği de doğrudur. Ancak bütün bu olumsuz gibi görünen durumlar, yeni bir yaklaşımla, yeni bir ufukla, yeni bir bakışla olumluya dönüştürülebilir.

İEF’i 9 Eylül’le buluşturmak ve her yıl 30 Ağustos-9 Eylül tarihleri arasında düzenlemek gerektiğini düşünüyoruz. Bu iki önemli geleneğin özünde var olan ve temsil edilen ulusal bağımsızlık, üretkenlik ve yaratıcılık, toplumsal gelişme ve evrensel barış değerleri, günümüzün yeni değerleri ile buluşturulabilir. Tüm Ege’yi ve Akdeniz’i kucaklayan bir büyük şölene, yerel-bölgesel ve uluslararası bir şenliğe, bir büyük evrensel buluşmaya dönüştürülebilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test