Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Suriye'de hedef Esed'e karşı halkı korumak değildir

1.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Suriye'de olan biteni anlamakta her geçen gün biraz daha zorlanmaktayız. Durumun sisli olduğunu, karanlıkta kalan noktalar bulunduğunu düşünmekteyiz. Ben bunun; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hedefinin bütün açıklığıyla ortaya konmamasından, kamuoyunun bilgilendirilmesinde hassas davranılmamasından, Suriye'deki durumun iç siyaseti yönlendirmek amacıyla kullanılmasından, olumlu-olumsuz bütün gelişmeleri başarı gibi gösterme gayretlerinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bence Suriye'de hedefin; "zalim Esed yönetimine karşı mazlum halkı korumak" olarak gösterilmesi ve hassas insani duygularla izah edilmesi hiç de ikna edici değildir. Olayları baştan sona ele aldığımızda karşımıza anlatılan bu hedefle ilgisi olmayan, bizim de müdahil olduğumuz durumlar çıkmaktadır.  2011 yılında "zalim Esed yönetimine son vermek" için başlatılan mücadele, 2014 yılında ortaya çıkan (ya da sahneye sürülen) Irak Şam İslam Devleti'yle (IŞİD) mücadeleye dönüştürülmüştür. Bu bahaneyle PKK uzantısı PYD Suriye'nin en zengin bölgesine yerleştirilmiş, onun silahlı gücü YPG de IŞİD'le mücadelenin baş aktörü(!) olarak tanıtılmıştır. Sonuçlarıyla değerlendirildiğinde gerçek hedefin ne mazlumların korunmasın e de IŞİD denilen güdümlü sahte örgütle mücadele olmadığı, ABD ve İsrail'in bölgedeki çıkarları olduğu görülmektedir. Neredeyse 40 yıldır PKK ile mücadele eden, 8 yıldır mazlumlara kucak açmak zorunda bırakılan Türkiye'ye yöneltilen tehditler, yaptırımlar, ambargolar, yüz yıllık konuların (sözde Ermeni soykırımı iddiaları gibi) ısıtılıp gündeme getirilmesi bunun en çarpıcı kanıtlarıdır.

Suriye'de ABD lehine gelişen durum, zamanla Rusya ve İran'ın çıkarlarını ihlal etmiştir. Devreye giren Rusya ve İran'ın desteği Suriye resmi yönetimini güçlendirmiş, güdümlü muhaliflerin büyük çoğunluğunu geriletmiş, sadece ABD'nin koruması altındaki PKK ve uzantılarına dokunulmamıştır. Sonuç olarak 2011'den önce Suriye nüfusunun yüzde 10'u kadar olan Kürt nüfusu kontrol eden PKK uzantısı PYD'ye, geriye kalan yüzde 90'dan fazla ilgi gösterilmiş, Rusya ve İran dahil müdahil bütün ülkelerin (ABD, AB, Arap Ülkeleri...) desteklediği veya ABD baskısıyla desteklemek zorunda kaldığı bir unsur haline gelmiştir. Suriye'de pazarlık sadece ABD ve Rusya arasındadır. Her ikisi de PYD'yi kendi çıkarlarına göre, kendi kontrolleri altında bir bölgesel güç haline getirmeye çalışmaktadır.

Suriye'nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, Türkiye'nin güvenlik sorunu bu ülkelerin hiçbirisinin umurunda değildir. PKK/PYD Suriye'nin en kıymetli bölgesine yerleştirilmiştir, yönetimi kurdurulmuştur, ordusu-polisi teşkil edilmiştir, bölgeye hâkim olmuştur. Suriye yönetimi, Türkiye ve bütün komşu ülkeler de bu duruma razı edilmiştir. Başından beri YPG'nin silahlarını bırakması ve bölgeden çıkarılması söylemleri; göz boyamadan, hedef saptırmadan ve oyalamadan başka bir şey değildir. Nitekim sahadaki bütün uygulamalar bunu göstermektedir. Silahlı gücü olmayan PYD'nin bölgede yaşama şansı yoktur. PYD'nin devre dışı bırakılmasını da başta ABD, Rusya ve İsrail olmak üzere müdahil hiçbir ülke istememektedir. YPG'nin silah bırakması, bölgeden çıkarılması beklenmemelidir. Müdahil devletlerin bunu bilmemesi mümkün değildir. Dış politikada ideolojik siyasi çıkarlar uğruna verilen tavizler, yapılan hatalar ve uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Suriye'de olanlar bunun en çarpıcı örneğidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test