Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Özdemir Nutku – Doldurulması zor bir boşluk

15.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sanat dünyamız 9 Kasım günü bir çınarını, daha doğrusu Semih Çelenk’in deyişiyle bir ormanını daha yitirdi. Özellikle tiyatro dünyası, Prof. Dr. Özdemir Nutku’nun geride bıraktığı muazzam boşluğun nasıl doldurulacağının tasası içinde. Çok zor böyle bir boşluğun doldurulması. 88 yıllık yaşam boyunca, yüzlerce makale, eleştiri, raporun yanı sıra 78 eser. Nerdeyse her yıla bir eser düşüyor.

Tiyatro eleştirmeni dostu Ayşegül Yüksel’in aktardığına göre Özdemir Nutku bir söyleşisinde şöyle demiş: “Sonuçlanan şey üzerinde durmam, yenilerine bakarım; üretilmiş olan geçmişte kalır, önemli olan gelecektir.”Gözlerinden geçirdiği ciddi rahatsızlığa karşın onu son anlara kadar okumaya, yazmaya sevk eden bu anlayıştır.

Başarılı yaşlanma

Prof. Dr. Fehmi Akçiçek’in Başkanlığını yaptığı ‘Ege Geriatri Derneği’ zindelikli yaşlanma üzerine farklılık yaratmayı, yaşlılık üzerine vurgu yapmayı hedefliyor. Kurulduğu günden bu yana bu konuda başarılı bireylere çeşitli ödüller verdi. 2011 yılında ‘Başarılı Yaşlanma’ ödülünü Özdemir Nutku aldı. Ödüle layık görülmüştü çünkü 80 yaşını aşmıştı ama üretmeyi genç biri gibi sürdürüyordu. O gün ödülü ben verdim kendisine ve yeni çalışmalar beklediğimizi söyledim. “Elbette” demişti. Nitekim,o günden sonra İngilizlerin klasik yazarı Christopher Marlowe’un tüm yapıtlarının çevirisini tamamlayıp yeni bir kapsamlı çalışmayı sundu bizlere. 20 bin sözlükten oluşan, Türkçede bir eşi bulunmayan ‘Shakespeare Sözlüğü’, büyük İngiliz yazarın karmaşık yapısını, dil oyunlarını, Türkçe’ye çevrilirken yapılan hataları vb. açıklayan dev bir yapıt oldu. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Pipolu Adam

Özdemir Nutku’yu Mavi hareketi çerçevesindeki şiirlerinden, öğretici tiyatro eleştirilerinden, 1960 yılında yazdığı ve bulması artık nerdeyse olanaksız olan ‘Tiyatro ve Yazar’ adlı kitabından tanıyordum. Ama ilk karşılaşmam 1966 yılının Şubat ayında Ankaralı sanatseverlerin yuvası olan ‘Sanatseverler Derneği’nin sigara dumanlı ama pırıl pırıl entelektüel coşkuyla dolu salonunda oldu. Ağzında meşhur piposu, tiyatro eleştirmeni Atilla Sav ile birlikte, Devlet Tiyatrosunun ünlü yönetmeni Mahir Canova’nın sahnelediği bir oyunun eleştirisini yapıyordu. Zeka parıltılarıyla yüklü özgüveni karşısında kardeşim Ümit ile birlikte şaşırmıştık, Zavallı Canova’nın sesi çıkamaz olmuştu…

İzmir’e geliş

Özdemir Nutku, çalışma odasında, şiirlerini, eleştirilerini, kitaplarını, çevirilerini, caz bestelerini bir bilim insanı hassasiyetiyle dokurken etrafındakilere, öğrencilere, dostlarına yüreğini açtı hep. Etrafındakilere tepeden bakan bir “elit’ olmaktan çok uzaktı. Pratikti. Yapıcı idi.

1976 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde Güzel Sanatlar Fakültesinin yasayla kurulmasından sonra, Ankara’dan kopup İzmir’e, ‘Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü’nü kurmaya geldi.  Prof. Dr. Murat Tuncay, Suat Taşer gibi bir avuç tiyatro gönüllüsü ile birlikte Türkiye’nin en yetkin tiyatro bölümlerinden birisini oluşturdular. Cenaze töreni, öğrencilerinden oluşan bir ünlüler geçidi idi sanki.

Herkes, bu törenin Narlıdere’de, kendi adını taşıyan tiyatro binasında yapılamamasının hüznü içindeydi. Kendi adıma, konservatuar binalarının yıkım kararının hocanın ölümünü tetiklediğine inanıyor, buna neden olanların çok iyi anılmayacağını düşünüyorum.

Yüksel Çakmur’un Başkanlığı döneminde, 1990 yılında İzmir Belediye Şehir Tiyatrosunu kurdu. Ne yazık ki dış müdahaleler nedeniyle yürümedi bu girişim. Çocuk tiyatrosuna büyük önem veriyordu kitaplarında, makalelerinde… Gezici çocuk tiyatrosu olarak işlev gören ‘Kamyon Tiyatrosu’ da bir ilkti. Kızı Zeynep, ‘Sudaki Ayak İzleri’ başlığı ile hazırladığı anılarından söz etti anma töreninde. Umarım Özdemir hoca, bu deneyimlerden çıkardığı dersleri de yazmıştır anılarında.      

Özdemir Nutku, emekli olduktan sonra da durmadı. Kıbrıs’a gitti 2000 yılında. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki Yakın Doğu Üniversitesinde Sahne Sanatları Fakültesini kurdu, orada yöneticilik yaptı.

Sabancı Merkezindeki törende değerli eşi Hülya Nutku, önemli bir yanını daha vurguladı hocanın: O bir DEVRİMCİ idi. Kuvayı Milliye ruhuyla tutuşan bir vatanseverdi. Bir yazısında şöyle diyordu: “Gelecekte bizim küllerimiz üzerinde, efsanevi kuş zümrüdü anka gibi, yeni bir dünya, daha mutlu bir dünya yaratmada, tiyatro da önemli görevini sürdürecektir.”

Yorulmadan, bıkmadan yazdığı 78 yapıtı, yüzlerce yazısı ile anılacak, yarattıkları ile daha mutlu bir dünya yaratmada unutulmayacak bir isim olacaktır Prof. Dr. Özdemir Nutku. Çok sevdiği eşi Hülya Nutku’nun, çocuklarının, öğrencilerinin, sanatseverlerin, aydınlık bir Türkiye özleyenlerin başı sağ olsun.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test