Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Viyana'dan...

15.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Viyana'da Diplomatik Akademi'de

Geride bıraktığımız günleri yurt dışında geçirdim, geçirmeye de devam ediyorum. Sizler bu yazıyı okurken de Bakü'de olacağım. Bakü'de Dünya Dini Liderleri 2. Buluşması'na katılacak, Barış Pınarı Harekatı'nın gerekçesi ve diyalogun önemi konusunda bir tebliğ sunacağım.

Geçen hafta Viyana’da başkanlığını eski Avusturya Savunma Bakanlığı ve Meclis Başkanlığı yapmış bulunan Werner Fasslabend’in kısa adı AIES olan “Austrian Institute for European and Security Policy” adlı kurumun tertiplediği "23. European Forum: Avrupa’nın Küresel Güç Kaymasında Rolü” başlıklı bir günlük forumunda sivil toplum kimliğimle yer aldım. Konukları arasında Avusturya Savunma Bakanı Thomas Starlinger, ÖVP Başkanı Johannes Hahn, Avrupa Parlementosu Millet Vekili Karoline Edtstadler, Almanya AB Parlementosu Eski Başkanı Gert Pöterring, Avusturya AB Komisyonu’ndan Martin Selmayr, Nato’dan Jarmie Shea gibi önemli isimler de vardı.

Kendilerine Barış Pınarı Harekatı ile ilgili bir Türkiye analizi sundum. Sunduğum analizde, Avrupa Birliği’nin güvenliğinin Türkiye’den geçtiğini ve yaşadığımız sıkıntının Kürtlerle değil, teröristlerden kaynaklandığını anlattım.

Barış Pınarı Harekatı'nın, Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlamak, adı ne olursa olsun terörist çeteleri yok etmek olduğunu ve Türkiye'nin sınır güvenliğini temin etmekten ibaret olduğuna dair bir sunum gerçekleştirdim.

 Türkiye’nin Avrupa Birliğine değer verdiğini buna rağmen AB’nin Türkiye’ye yıllardır demokrasi ve hukuk devleti ihracını ve baskısını yaptığını ama sıra AB tam üyelik görüşmelerine gelince sustuğunu bunun da bir haksızlık olduğunu gündeme getirdim.

Yine AB’nin devamlı bizleri tehdit ettiğini ve böylece Türkiye’ye istikrarsızlık ve güvensizlik ihraç ettiğini de anlattım. Ayrıca Türkiye-AB ilişleri 60.yılına yaklaşırken Türkiye’nin tam üye olamamasını ve tam üyelik müzakerelerinin 35 başlıkta halen sürdürülmesinde AB’nin hatasının az olmadığını da belirttim. Yine mültecilere söz verdiği yardım sözünde durmamasını da bir garabet olarak niteledim. Sözlerimin sonunda da AB’nin güvenliği bundan sonra ciddi manada Türkiye’den geçer, AB’nin Türkiye’ye ve Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı dünden fazladır. Eski hataları ısrardan vazgeçelim dedim.

Toplantı’da katılımcıların ön yargı kararlarını kırmaya çalıştım.

Bu kararların oluşmasında, önemli bir rolü olduğunu fark ettiğim Avusturya’nın Haber Ajansı APA’yı da ziyaret ettim. Burada Yurtdışı Haberler Müdürü Eduard Schütz ve arkadaşlarıyla Türkiye-AB ilişkileri konusunda ve Barış Pınarı Harekatıyla ilgili bilgi sunumunda bulundum.

Kanaatim odur ki , toplantıya katılanlar konuşmamı dinledikten sonra önyargılarında sorular oluştu. Bana böyle bir izahatla ilk defa karşılaştıklarını söylediler.

Oluşan düşünceler içinde AB’nin Suriye ile Türkiye arasında rol alması ve askeri olarak tampon barış süvarileri şeklinde ortak bir görüş beyanları da oldu.

Ben de kendilerine AB askerlerinin Türkiye-Suriye sınırında ne işi var, ne hakla ve ne hukukla orada bulunmak isteyebilir diye görüşlerimi ifade ettim.

Bu arada, katılımcıların ortak düşüncesi olarak AB’nin kendi ordusunu kurmak istemesinin gündeme getirildiğini de ayrıca burada belirtmek isterim.

Özetlemek gerekirse, böyle etkinliklerde resmi olmayan kişilerin yer alıp söz söylemesinin önemini bu toplantıda bir defa daha müşahede ettim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test