Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Başkanlık Sistemi eritiyor ya Muhalefet?..

15.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

AKP "kurulduğundan bu yana" hiç yaşamadığı bir sürece girdi; yakın bir zamana kadar "hep üzerine koyarak" geldi, şimdi "gün gün kaybettiği bir dönem" yaşıyor!..

Neden; hem de muhalefet "doğru dürüst" muhalefet yapamıyorken?..

Elbette muhalif gazetelere, TV'lere "bol malzeme veren" ve "AKP eriyor" dedirten, "kamuoyu şirketlerinin yaptığı anketler ile takviyeli" haberler üzerine yorumlar yapılıyor, yazılıyor, çiziliyor, ama "gerçek" acaba "ne?.."

"Ekonomik kriz, hayat pahalılığı, işsizlik, iç ve dış birçok sorun" ve bu arada "18 yıl iktidar olmanın getirdiği yorgunluk, yüz, söz ve söylem eskimişliği" gibi birçok sebep, "Erime varsa, neden acaba?" sorusunun cevaplarında "mutlaka" olacaktır. Belki "başka" sebepler de bulunabilir; amma...

Bence, "asıl sebep", daha doğrusu "son bir yıllık dönemde", yerel seçimlerde de görüldüğü gibi, özellikle "büyük şehirlerden başlayan" taban çözülmesinin "en büyük sebebi", itirazlar olabilir ama; "Başkanlık Sistemi ve onun uygulanışında" saklıdır!..

Başkanlık sistemiyle gelen "başkanlık hükümeti", AKP'yi ve "Başbakan'ın yerine hükümetin başına geçen Cumhurbaşkanı'nı 'fiilen' tabandan, halktan koparmış" gibidir!..

"Parlamenter Sistemde, "Milletvekilleri, İl ve İlçe Başkanları" halk ve taban ile bakanlar ve Başbakan, Parti Genel Başkanı arasında "elçi" idiler, "bağ kuran" kişilerdi!..

Şimdi "bu bağ kurulamıyor"; çünkü bakanlar "milletvekillerini, il ve ilçe başkanlarını" tabir yerinde ise "iplemiyor"; onların kanalı ile gelen isteklere, sorunlara "bakan" yok" ortada!..

Taban fert fert artık "sorunlarıyla ilgilenilemediği ve çözülemediği için" eski günleri arıyor, bulamıyor, kırılıyor ve... Sonunda küserek "desteğini" kesiyor...

Ne yapılabilir; "Daha dün gibi" yürürlüğe giren "Cumhurbaşkanlığı sisteminden vazgeçilmesi" mümkün değil. Çıkmaz burada...

Kapıda "büyük kongre ve teşkilatın yenilenmesi var"; ama orada da "AKP'nin içinden çıkacağı belli olan iki yeni parti" sebebiyle "istenen ve beklenen değişiklik" olabilecek mi?..

"Değişen ve değiştirilen teşkilatlar, il ve ilçe başkanlarıyla, üyeleriyle ve de onların arkasında olan milletvekili ve belediye başkanlarıyla 'yeni' partilere giderse", ne olacak?..

Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan "büyük dış sorunları çözmeye uğraşırken, "ekonomi, işsizlik, güvenlik gibi" iç sorunları çözmeye çalışırken", AKP Genel Başkanı olarak "partiye ayıracak yeterli zamanı bulabiliyor mu" sorusu ortada!..

"Onu parti düzleminde rahatlatacak 'ikinci adam' yok"; dahası, "bir emanetçi" bile bulunması, mesela "Binali Yıldırım" gibi, başka "taliplerin olması" sebebiyle zorlaşıyor!..

AKP adına "böyle bir tabloda" memnuniyet verici bir gerçek var; "Muhalefetin, muhalefet gibi olmaması"; yoksa "iktidar partisi" nefes bile alamayacak bir hâle gelirdi!..

 

Okuyucu Soruları

İşte CHP'nin hâli!..

İstanbullu bir okuyucum soruyor; "13 bin farkla biten" bir seçimi, AKP'yi yönetenlerin hatası ile "ikinci defasında 800 bin farkla yeniden kazanan" Ekrem İmamoğlu ülkenin ufkunda "umut veren bir güneş gibi" parlamıştı. Ama, etrafını "hemen sarıveren" birileri tarafından "Erdoğan'a karşı, Cumhurbaşkanı adayı" yapılıverdi ve o da "bu şapkayı" hemen başına koydu. 800 binlik farkın sahibi olduğunu zannetti ve "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak" attığı her adımı, yaptığı her işi "bu şapka" ile yapmaya başladı. Ve...

Son olarak "kampanya direktörü" Necati Özkan'ın yazdığı "Kahraman'ın Yolculuğu; İmamoğlu Kampanyasının perde arkası" adlı kitap, her şeyin üzerine "tuz biber" ekti.

Bu kitap, seçimin büyük farkla kazanılmasında büyük rol oynayan İstanbul teşkilatı ve il başkanı Kaftancıoğlu'nu doğal olarak çok üzdü. Teşkilat tabanındaki tepkileri durdurmak isteyen Kaftancıoğlu haklı olarak "kitabı ve üslubunu" eleştirerek, "... kahramandan daha çok kendilerini kahramanlaştırmaya çalışan profesyoneller bilsinler ki; yalan, yanlış ve eksik verilerle genel merkez iradesinin, CHP örgütlerinin ve İstanbul ittifakının emeğine hiç kimse saygısızlık edemeyecektir!" dedi.

Ne yazık ki, İmamoğlu  "kimsenin inanmadığı" bir şekilde "Kitabı okumadım, haberim yoktu" ve dahası "Ülke bu durumdayken, Kaftancıoğlu bu tepkiyi göstermemeliydi" deyiverdi.

"Ülke bu durumdayken ve parti içinde özellikle İstanbul'da olacak tepkileri düşünmeden bugünlerde böyle bir kitap yazıp yayınlayan" danışmanı savunan İmamoğlu'na "Kitabı okumadım" diyen  ama Kaftancıoğlu'nu eleştiren  Genel Başkan Kılıçdaroğlu da katıldı.Zaman zaman CHP'yi eleştiriyorsunuz; bu tablo için ne düşünüyorsunuz?..

Okuyucuma CEVABIMDIR: "Ne düşündüğümü", sütunumun ana yazısında anlattım; başka ne diyeyim; "Denilecekleri siz zaten söylemişsiniz"; teşekkür ederim.

 

Sözün Özü

 

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü, eski AKP Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Atatürk'ün 81'inci ölüm yıl dönümünde Kütahya'nın Tavşanlı İlçesi'nde düzenlenen törene kırmızı spor mont ve dizlerinde yama bulunan spor pantolonla geldi.

Bu "utanmazlık tablosu" tablo için "susma hakkımı" kullanıyorum!..

 

İnternet'ten esen rüzgarlar!..

Sarımsak diyarı Kastamonu'nun ilçesi Taşköprülüler soruyorlarmış; "Biz varken, Çin'den SARIMSAK ithal ediliyor ve ürünümüz elimizde kalıyor, fiyatlar da çok düşüyor; Nolcek böyle?.."

Bir vatandaş cevap veriyor:

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test