Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yapay gündem bir vakit kaybıdır

29.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Açık söylemek gerekirse son günlerde gündemin ilk sırasına oturan kim ne dedi, kim nereye gitti, gitti mi gitmedi mi, kaynak kim, olay bir komplomu dur, senaryo mu yoksa projemidir, kim kazandı, kim kaybetti gibi toplumu yakından ilgilendirmeyen konular artık sıkıntı vermeye başladı. Ama asil önemli olan bu tür tartışmaların, gerçek gündem olması gereken konuları arka plana atmasıdır. Siyaset yine ekonomik ve dış politika gelişmelerinin önüne çıkmaya başlamıştır.

Gerçekten, S-400 hava savunma sistemi alımının getirebileceği sıkıntılardan pek fazla söz etmiyoruz. Teröristlerin yerleşmiş olduğu bölgenin tamamen temizlenip temizlenmediği, temizlenmemiş ise ne yapılacağını biz bilmiyoruz. Barış Pınarı Harekatı’nın devam edip etmeyeceği bile tartışılır haldedir. Suriyeli göçmenlerin geleceği konusunda farklı görüşler vardır. ABD’nin yaptırım tehditleri, ermeni soykırım tasarısı, Doğu Akdaniz’deki enerji kaynaklarının paylaşılması, AB ile olan ilişkilerin durumu gibi çok önemli gündem maddeleri yerine tartıştığımız konulara bakınız.

İçeride de değerlendirmemiz ve gereken önlemleri almamız kaçınılmaz olan sorunlar vardır.

Ekonomi kıpırdanmaya başlamıştır. Faizler hızla gerilemektedir. Merkez Bankası 24 Temmuzdan bu yana yaptığı 3 hamle ile politika faizini 10 puan indirmiştir. Ekonomi yönetimi, faizlerdeki bu indirimlerin büyümeye katkıda bulunacağı ve yıl sonu itibariyle büyüme oranının % 5’lere kadar ulaşacağı görüşündedir. Politika faizindeki düşüşler doğal olarak kredi faizlerine de yansımış görünmektedir. Nitekim ticari kredi faizleri ortalama olarak %12’lere gerilemiştir. Daralma yaşayan konut kredi faizleri de ticari kredi faizleri seviyesine kadar inmiştir. Geçen yıl %28’ler düzeyine kadar çıkmış olan tüketici kredi faizleri de son günlerde 10 puan kaybetmiştir.

Aynı dönemde enflasyonda da olumlu gelişmeler olmuştur. Bu yılın Haziran ayında % 15,72 olan tüketici enflasyonu Ekim ayında % 8,55 olarak gerçekleşmiştir.

Ancak yukarıda sıraladığımız gelişmelerin kalıcılığı hakkında ciddi tartışmalar vardır. Enflasyonun gerilemesinde baz etkisi ve iç talepte görülen durgunluğun önemli katkısı vardır. Dış ticaret açığının azalması, bazı aylar itibariyle cari dengede fazla verilmesi, ihracatın ithalatı karşılama oranının çok yüksek düzeylere çıkması da büyüme hızının düşüklüğünden, döviz talebinin azalmasından ve iç piyasadaki durgunluktan kaynaklanmaktadır. İşsizlik oranı, ciddi sorunlar yaratacak düzeye çıkmıştır. Özellikle genç nüfustaki işsizlik oranı kaygı vericidir. Türkiye’nin makul, mümkün olduğunca yerli kaynaklara dayalı sürdürülebilir bir büyüme hızını yakalaması bir zarurettir.

Bütçe açığı, biraz da savunma harcamalarının yüksekliği nedeniyle büyümektedir. Bu yıl için bütçe açığı hedefi 80 milyar lira iken Ocak-Ekim ayları arasında 100 milyar lirayı aşmıştır. Yılsonu itibariyle bütçe açığının 125 milyar lira civarında gerçekleşmesi beklenmektedir. Gelecek yıl için öngörülen 139 milyar liralık hedefin tutmayacağı ve açığın 150 milyar liranın üzerine çıkacağı yaygın bir görüştür. Bütçe açığının yükselmesi kamu borçlarının artması demektir. Gerekli kaynak bankalardan karşılanacak ve bu durum faiz hadlerini de etkileyecektir.

İhracatımızdaki artış, ekonomi yönetiminin beklentisinin aksine artmamaktadır. Türkiye ucuz, rekabet gücü sınırlı, ikame edilebilir, yüksek teknoloji içermeyen bir ihracat yapısına sahiptir. Yeni pazarlar bulmakta çok başarılı değildir. Teşvikler halen genellik niteliğini korumaktadır. İhracatımızın yarısını yaptığımız Avrupa ile ilişkilerimizin seyri önemlidir. Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu için de, AB ile ilişkilerimizin olumlu bir çerçeve içinde olması önemlidir.

Belirli bir büyüme hızını gerçekleştirmesi gereken ülkemizin dış kaynağa ihtiyacı açıktır. Bu kaynak kısa vadeli sermaye girişi (sıcak para) ve daha önemlisi doğrudan yabancı yatırımlar şeklinde olacaktır. Son zamanlarda bu tür sermaye girişlerinde azalma görülmektedir. Dünya ekonomisindeki durgunluk sebeplerden bir tanesidir. Ancak bizim de yapısal reformlarımızı tamamlamamız gereklidir. Meclisten geçirilen yargı reform paketleri olumlu bir başlangıçtır. Ekonomik kurumların bağımsızlığı, karar alma mekanizmasının siyaset dışı olması, güven ve istikrarın varlığı son derecede önemlidir.

Başa dönelim. Bir sorunlarımıza bakalım, bir de ülkenin gündemini oluşturan tartışmalara. Gereksiz bir vakit kaybıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test