Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Algı ve sanrı

13.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Piyasalar olarak dış dünyayla bu kadar çok iç içe yaşandığı başka bir dönem hatırlamıyorum. Aslına bakarsanız ülke olarak bu kadar dış dünyayla ilgimiz yoktu. Kendi iç siyasetimiz, kayıkçı kavgalarımız bize yetip artıyordu.

Borsadaki fiyat oluşumlarının bile dış dünyayla bir ilişkisi olabileceğini 2000 yıllardan sonra fark ettik. Bize göre borsa, seans salonlarını hınca hınç dolduran yatırımcıların sabahtan akşama “can hıraş” alıp sattıkları ve gün sonunda paralarının daha azıyla evlerine döndükleri bir yerdi.

Saat 15:30 piyasaya gelen alışların ya da satışların, o gün, Allah’tan geldiğini söyleyen olsaydı inanacak durumdaydık.

Orta yaş diyebileceğim yaşlara kadar yurt dışına “gezmeye” gitmiş, Eyfel Kulesine karşı poz vermiş, Venedik’te gondolda yatmış, ya da Puket’te altın sarısı kumsala uzanarak keyif yapmış kimse görmedim. Şimdi ise buraları görmeyenlere ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor.

Bizler kendi iç dünyamızda o kadar sıkışık yaşamıştık ki, Sovyet Rusya dağıldığında ortaya devasa Türki cumhuriyetler çıkmasını, İran’da milyonlarca Türk’ün yaşıyor olmasını hayretler içinde öğrendik.

Irak’ın, Suriye’nin hatta Libya’nın henüz seksen sene evveline kadar bir Türk Toprağı olduğu, kaybedilen Balkan topraklarının sadece toprak olmadığını, ciğerimizin bir parçasının oradan söküldüğünü hüzünle idrak ettik. (ki bence Endülüs vakasından hiç farkı yoktur.)

Başta bahsettiğim kayıkçı kavgası ve bu kavganın fitilini ateşleyenler, sönecekken üfleyenler bu kayıkçı kavgasına yana olan, yandaş olan, kim varsa en tepedeki yöneticinden, kahvede çayını höpürdetirken cahilce gevezelik yapanına kadar, dün nasıl bu işlerden mesulse bugünde sorumludur, suçludur.

Vatan bitirildikten sonra batılı kışkırtıcılar kına yakarken, ben görmedim bilmiyordum böyle olacağını düşünmemiştim gibi yan çizmeler kimseyi bu yükten kurtarmaz.

Bir evlat nasıl özenle ihtimamla büyüyor ayakları üzerine duruyorsa, bir ülkede bu özenle ihtimamla vatan oluyor güçlü oluyor, halkına refah sağlıyor mutluluk dağıtıyor.

Aksi durumu, hepimiz Ortadoğu’da, olanları görüyor, duyuyor ve yaşıyoruz.

Bugün en fazla şikayet edenler arasında bulunan devlet memuru Mehmet Bey 5500 TL maaş alıyorsun evin var araban var, aylık 3000 lira emekli maaşı alan Durmuş amca, Tarkan’ın yılbaşı konserine 20,000 lira verip rezervasyon yaptıran iş adamı Erol Bey, söylenip durmayı bırakın, destek verin katkı verin. Maddi imkanınız varsa nakdi, bu imkanınız yoksa ayni, oda yoksa moral olarak katkı verin. Bugün zor durumda olan insanların durumlarını konuşarak onları istismar etmeyin, el verin ki bu durumdan kurtulsunlar topluma millete yararlı olsunlar.

Aksi takdirde ülkenin batışı, sizin maaşlarınızın, kazançlarınızın da batışı anlamına geliyor. Şimdiden ayıktırayım.

Dünyada aç kurtlar kol geziyor, Trump’un Çin’e dayılanması, Avrupa birliğine efelenmesi sadece kendi ülkesini bu batan gemide ayakta tutma çabasıdır.

Biz ülkemizde boş beleş kavgalarla zaman kaybettiğimiz takdirde, batan geminin alt kamarasında sıkışıp kalacağız. Kalabalığı itip kakarak üst katlara ulaşma zamanıdır. Takdir edersiniz ki paçanızdan birisi asılırken bunu yapmak hiç kolay değil.

Ben her şeye negatif yaklaşayım ama her şey güzel olsun. Ekonominin battığını ilan edeyim,  ama ülkede refah eksilmesin. Türkiye işgalcidir diyeyim doğalgazı İsrail ve Rum kapsın ama bizde doğalgaz hep ucuz olsun. Suriye’ye girmeyelim ama terör ülke evlatlarını vurunca, terörü bitirin diye, en çok ben bağırayım.

Beyazıt Öztürk’ün Bir tiplemesi aklıma geldi yağmur yağsın ama ıslatmasın, çok yemek yiyeyim şişmanlayayım falan derdi. Hiçbir farkı yok.

Bu ülke seninle var ya da seninle yok olacak önemli olan Bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına dost musun düşman mısın buna karar ver.

Türkiye Birleşmiş milletler tarafından bağımsız kuruluşlara yaptırılan insani gelişme endeksinde tarihinde ilk defa  ‘çok yüksek insani gelişme’’ kategorisine yükseldi.

Hayret verici değil mi? Hâlbuki Türkiye’de Topluma dışarıdan bakarsan İsviçre’deki gibi yaşam sürüyorlar, konuşursan Angola’da yaşadıkları izlenimini alıyorsun. Neyse ki Birleşmiş Milletler konuya dışarıdan bakıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test