Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Büyüme hızımız ne kadar olsun?

21.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçen yılın Aralık ayına ait sanayi üretimi verilerinin açıklanması ile birlikte, büyüme tahminleri yukarıya doğru çekilmeye başladı. 2019 yılı son çeyreği için beklenen büyüme hızı % 5 ti. Ancak sanayi üretiminin Aralık ayında % 8,6 oranında artması, büyümenin daha hızlı olabileceği şeklinde yorumlandı.

Bütün veriler ve piyasa beklentileri, Türkiye’nin geçen yılın son çeyreğinden itibaren bir büyüme trendini yakalamış olduğunu göstermektedir. Sanayi üretimi. Büyüme hızının belirleyicisi olan ana unsurlardan biridir. Elbette, bir aylık gelişmelere bakarak ileriye dönük sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Gelişmenin kalıcı olması esastır. Ancak ülke ekonomisinin bir büyüme sürecine girdiğini gösteren başka veriler de vardır. 2018 yılında 28,2 milyar dolar olan açık veren cari dengenin, 2019 yılında 1,674 milyar fazlaya dönüşmesi, biraz turizm gelirinin artması ile ancak büyük ölçüde ithalatın azalması ile meydana gelmiştir. Ancak son aylarda durum değişmiştir. İthalat 2019 yılı Ekim ayında %8, Kasım ayında % 9,7, Aralık ayında %14,9 ve bu yılın Ocak ayında %19 oranında artmıştır. Bu eğilim devam edecek gibi görünmektedir. İthalat artışı, yatırıma ve ihracata dönük aktivitelerin yükselme eğilimine girdiğinin açık işaretleridir. Ocak ayında yatırım malları ithalatının % 46 oranında artması bu durumun bir başka göstergesidir. Öte yandan, iç piyasadaki talep canlanmasının göstergesi sayılan perakende satışlarda da artışlar görülmektedir. Bu sektörler arasında otomotiv ve konut sektörleri başı çekmektedirler. Açıktır ki, büyümenin destekleyicileri arasında düşük faizin, dolardaki oynaklığın zayıflamasının ve kredi hacminin genişlemesinin da etkileri olmuştur.

Ekonomik büyüme hızının yüksekliği herkesin arzuladığı ve gerçekleştirmeye çalıştığı bir hedeftir. Yatırımların, üretimin, ihracatın artması, refah seviyesinin yükselmesi, istihdam hacminin genişlemesi, işsizliğin azalması demektir. Ancak büyüme hızının yüksekliği kadar önemli olan husus, büyümenin sürdürülebilir olması reel sektöre dayanması ve doğru kaynaklarla finanse edilmesidir.

Büyüme hızını destekleyen unsurlar yanında, hızı yavaşlatıcı etkenler de ortaya çıkabilecektir. Türkiye son aylarda, enflasyon hadlerinin altında bir faiz uygulamaktadır. Yani mevduat sahibine negatif faiz verilmektedir. Böylece, kredi hacminin bollaşacağı, düşük faizle kredi verilebileceği düşünülmektedir. Bu durum ne kadar sürebilecektir,bilinmemektedir?. Mevduat sahiplerinin, mevduatlarını yabancı paraya dönüştürmesi, arsa, altın gibi alanlara yönelmesi mümkündür. Sorun, enflasyonun yükselmesi halinde daha da belirgin hale gelecektir.

Türkiye’nin ülke güvenliğini sağlamak için bölgemizde bazı harekatlara girişmesi söz konusudur. Bu durumda başta bütçe olmak üzere, ekonomik dengeler bozulabilir. Piyasa yatırımcıları bir beklenti içine girebilir. Düşük faiz ve güvenli olmayan bir yatırım ortamı, yabancı kaynak girişlerini zorlayabilir.

Türkiye’nin tasarruf hacmi sınırlıdır. Yüksek büyüme hızlarını finanse edebilecek boyutta değildir. Şimdi bir tercih yapılmalıdır. Bir alternatif, büyüme hızının yüksek tutulması, bu durumda ülkenin iç kaynakları yeterli olamayacağından, dış kaynaklara başvurulması yani borçlanılması ve işsizliğin bu yolla azaltılması veya artmasının önlenmesi, piyasaların iç talep artışıyla canlandırılmasıdır. Bu alternatifte, dış kaynakların reel sektöre yönelik olarak kullanıldığı varsayılmaktadır. İkinci alternatif, büyüme hızının, büyük çoğunlukla iç tasarruflarla finanse edilebilecek düzeyde tutulmasıdır. Bu durumda, enflasyon ve faiz de düşük olacak, tüketim de çok artmayacak ancak işsizliğin bir süre daha yüksek kalması göze alınacaktır.

Tercih yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test