Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

''Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat''

10.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Corona günlerinin kasveti tüm ağırlığıyla üstümüze çöküyor. Coronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden ve bu hastalığa yakalanan yurttaşlarımızın haberleri ardı ardına geliyor. Hep birlikte adeta büyük bir karabasan yaşıyoruz.

Elbette yalnızca sağlıkla sınırlı değil yaşananlar… Bir de salgın nedeniyle işini kaybeden, dükkânını kapatmak zorunda kalan, evine ekmek götüremeyen insanlarımızın çektiği sıkıntılar var… Bunlar da günlük hayatın mutlaka bilinmesi ve çözüm üretilmesi gereken gerçekleri!..

 

Corona günlerinden insan hikâyeleri

Coronavirüs salgını insanların sağlığıyla birlikte, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamı da vuruyor. Her gün birçok işletme kapanıyor. Ekonominin çarkları neredeyse durma noktasına geliyor. Doğal olarak bu durum en çok dar gelirli ve yoksul insanları etkiliyor.

Özellikle büyük kentlerde, günlük gelirle hayatını sürdürenler ile hizmet sektöründe çalışanlar, bu olumsuzluktan en çok etkilenenlerin başını çekiyor. Bu durum sürdükçe, işini kaybedenlerin, evine ekmek götüremeyenlerin safına hemen her gün yeni katılımlar oluyor.

Sağlık alanında yaşanan dramlara bir de ekonomik ve sosyal dramlar ekleniyor. Corona günlerinin acılı ve çaresiz insan manzaraları, yüreğimizde derin izler bırakıyor. İleride bu yaşadığımız günlerin şiirleri, öyküleri, romanları yazıldığında, filmleri çekildiğinde; herhalde bu acılı insan portreleri ve sosyal manzaraları hiç unutulmayacak.

 

Tır şoförü Malik’in serencamı

Bu zor ve acılı dönemden yansıyan elbette birçok insan hikâyesi var. Ama bizim belleğimizde yer eden örneklerden en çarpıcısı İskenderunlu tır şoförü Malik’in öyküsü ve söyledikleri…

Hatay’ın İskenderun ilçesinde tır şoförlüğü yapan Malik Yılmaz, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda corona virüsü nedeniyle yapılan ‘evde kal’ çağrıları için “Nasıl kalalım baba. Emekli, memur, zengin değilim. İşçiyim. Tır şoförüyüm. Çalışmasam ekmek yok. Bu virüs değil, düzeniniz öldürür” demişti. Daha sonra, Malik Yılmaz ‘kanunlara uymamaya teşvik’ suçlamasıyla gözaltına alınmış, ardından adli kontrol ve yurt dışı yasağı şartıyla serbest bırakılmıştı.

Bizce, günümüzün pek çok ekonomik, sosyal ve siyasal gerçeği; Malik Yılmaz’ın sosyal medyadan yayılan “bu virüs değil, düzeniniz öldürür” sözlerinde düğümleniyor.

 

Sosyal bilimcilerin çağrısı

Belleklerde yer eden, içinde bulunduğumuz günlerin bir başka önemli söylemi, aralarında Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Taner Timur, Prof. Dr. Oğuz Oyan, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Aziz Konukman ve Ergin Yıldızoğlu gibi isimlerin bulunduğu sosyal bilimcilerin çağrısıydı.

“Kamuculuk, planlama, toplumsal dayanışma gibi kavramların tekrar benimsenmesinin zamanı geldi de geçiyor” diyen Türkiye’nin önde gelen 15 sosyal bilimcisi, yapılması gerekenleri çağrılarında özlü biçimde ifade ediyorlardı.

Corana günlerinin yaralarının ekonomik ve sosyal açıdan sarılabilmesi için, karar vericilerin mutlaka bu çağrıyı dikkate almaları ve önerilerden yararlanmaları gerektiğini düşünüyoruz.

 

Umuda tutunmak, hayata sarılmak

Böylesi zor günlerde hayata dört elle sarılmak, hem kendimizi, hem çevremizi ve hem de toplumu bu salgına karşı korumak gerekiyor. Olumsuz haberlerin dörtbir yanı kuşattığı bu karanlık dönemde, umudu körüklemeliyiz. İlkbahar mevsiminin güllerini, kır çiçeklerini, yüreğimizde ve gönlümüzde açtırmalıyız.

Bunun için de en büyük güç kaynağımız edebiyattır, şiirdir ve elbette büyük ozanımız Nazım Hikmet’tir. Gelin de şimdi o koca yürekli şairin şu güzelim dizelerini okumayın bakalım:

“Hastalar / Kardeşlerim / İyileşeceksiniz. / Ağrılar, sızılar dinecek / Yumuşak, ılık. /

Bir yaz akşamı gibi inecek / Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık. / Hastalar, kardeşlerim, / Biraz daha sabır, biraz daha inat. / Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat. / Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl / Kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz…”

Kış mevsiminin karı, boranı, yağmuru, soğuğu baharın gelişini nasıl engelleyemediyse; inanıyoruz ki, corona günleri de sağlıklı, esenlikli ve yaşam sevinciyle dopdolu günlere ulaşmamızı engelleyemeyecektir. Yeter ki umutlarımızı yitirmeyelim ve hayata dört elle sarılalım.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

İbrahim Yüncü

16.04.2020 - 06:12
Yazınız için teşekkürler. Sosyal bilimcilerin önemini biliyordum ancak şu virüs denen illet bu önemi daha da öne çıkardı.
Yazarlar
Website Security Test