Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İddia: Buharlaşan servet 495 milyar!

22.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Soru şu; ölümcül salgın belasında bile neden ekonomik sıkıntı çekiyoruz, hepimizin cebinde olması gereken “servet” nerede?

CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl,  son 17 yılda buhar olup uçan bu “servet”in izini sürmüş.

Tespiti şöyle:

Fazlası var, eksiği yok; 495 milyar liralık bir servet, iktidarın eliyle kaybedildi.

Milletin parası, bu süreçte dernek- vakıf- cemaat ve betona, yandaş müteahhitlere aktarıldı. Hepimizin milyarları “harçlık” yapıldı.

*

Bingöl’e göre, kayıp servetin kaynakları;

Özelleştirmelerden gelen 372 milyar lira.

İşsizlik Fonu’ndaki paranın toplam tutarı 48 milyar 719 milyon lira.

Deprem vergilerinden toplanan 72 milyar 82 milyon lira.

*

Türkiye’nin toplam 70.3 milyar dolarlık özelleştirme gelirinin, 62.1 milyar dolarlık kısmı son 17 yılda gerçekleştirildi. Ancak bu gelire rağmen yine aynı süreçte bütçemiz 170 milyar dolar açık verdi.

*

İşsizlik Sigortası Fonu’nda 2002’den 2018’e kadar toplam 6 milyon 306 bin 996 işsize.

20 milyar 661 milyon lira ödendi. Toplam fondan harcanan para 48 milyar 719 milyon.

Basit hesapla fonda biriken paranın yaklaşık 28 milyar lirası işsize verilmedi.

İşsizlik Fonu’ndan başka kaynaklara aktarıldı.

*

1999-2003 yılları arasında 7 milyar 275 milyon lira deprem vergisi toplandı. 2003’te bu vergi kalıcı hale getirildi.

Son 20 yılda toplanan para 72 milyar 82 milyon 572 bin.

Nereye harcandığını sormak yasak.

Sorana soruşturma açılıyor. Sormuyorum(!)

*

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası şehit yakınları ve gaziler için toplanan 310 milyon liranın akibeti meçhul.

 “Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı’nın adresi “boş” çıktı. Aileler de “dağıtılmadı” diyor.

Yani herkes kesesinden yesin içsin durumu.

*

Gelelim günümüze.

Açıklanan "yardım paketleri", yardımdan daha ziyade borç verme, alacağını bir kaç ay öteleme gibi başlıklardan oluşuyor.

Düşünün şimdi, tüccar, sanayici, küçük esnaf; salgın nedeniyle iş yerini kapatmış, işlerin ne zaman normale döneceği belli değil.

Devlet  yardım paketi açıkladı: Vergini erteledim, endişe etme. Dert değil, elektrik – gaz parasını da 3 ay sonra ödersin. Yine mi kurtaramadın, al sana 50 bin lira kredi, al sana “… Kart”, altı ay ödeme, sonra verirsin…"

*

Göz açıp kapatıncaya kadar geçti o 6 ay; insanlar o kadar parayı nasıl bulacak?

Çalışamadığı bugünlerde zaten elindeki avucundakini bitirdi, borçlarını nasıl ödeyecek?

*

Özelleştirmeden, işsizlik fonundan, deprem vergilerinden, 15 Temmuz yardımlarından toplanan paralar da Milletvekili Bingöl’e göre buharlaştı.

Peki ne olacak halimiz?

Ne diyeyim; Allah yardımcımız olsun.

 

Eşkıya; “hükümdar” mı oldu?

Edip Akbayram.

Çok severim kendisini ve zevkle dinlerim şarkılarını.

Ama Edip kardeş; o ünlü şarkının sözlerini, yanlış yazmış, yıllarca da boşuna nefes tüketmişsin!..

Şarkıda tekrarladığın nakarat;

“Eşkiya dünyaya anam, hükümdar olmaz” dı.

Ne yazık ki bugün neredeyse tam aksini yaşıyor, eşkıya söylediğinin tam aksine “hükümdar” olmaya çalışıyor!

*

Çakma profesör Ahmet Maranki  yandaş bir kanalda; “Belgrad’a gömdüklerimizi çıkarırız.” dedi.

*

Sedat Peker Rize’de miting düzenleyip; “Oluk oluk kan akacak.” diye bağırdı.

*

AK Parti Gençlik Kolları eski Genel Başkanı İsmail Karaosmanoğlu boy boy silahlı fotoğrafını paylaşıp: “Bir mangayı donatacak kadar silah ve mühimmatım var.” diye gözdağı verdi.

*

AK Parti Kadıköy Gençlik Kolları Üyesi Mehmet Emin Göç, bir kavanoz fişek gösterip;  “… bi dolu var, adam olun Reis’e bir şey olur ya da darbe olursa hiç kuşkunuz olmasın önce sizi öldürürüm.” diye açık açık tehdit etti.

*

Sözde yazar Sevda Noyan, bir başka yandaş kanalda “… bizim aile şöyle bir 50 kişiyi götürür. Maddi ve manevi olarak çok donanımlıyız. Bizim sitede var hala 3-5 benim listem hazır." diye katliam listesi olduğunu açıkladı.

*

Bunlar bir-kaç dakikada aklıma gelenler.

Bugüne kadar ne iktidar kanadından, ne yargıdan tepki gelmedi. Bunlardan herhangi biri hakkında bir tutuklama kararı verdiğini de duymadım.

Çoğu eski hoca efendici, sözde bilim adamı, mafya özentisi siyasetçi ve bu yazar bozuntularının dertlerinin demokrasi darbeyi önleme filan olmadığı da çok belli.

Peki ne oluyor?

Meydanlar bu çakallara kalacak kadar mı boşaldı?

Yani, artık herkes tedbirini kendisi mi alacak?

İstenen bu mu?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test