Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Corona ile başladık, Meclis’te ''Sivil Darbe(!)'' ile noktaladık

5.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Önce gündem salgındı…

*

Düne kadar da erken seçim tartışılıyordu.

Öncesinde “darbe..”

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel hakkında soruşturma açıldı.

*

Ardından İzmir’de bazı camilerde korsan yayınla “Çav Bella” çalındı. Suçlu CHP oldu.

İzmir eski İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir, gözaltına alınıp tutuklandı, haftasına serbest kaldı ama hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

*

Bu olay da “kapandı” derken, salgın nedeniyle kapalı olan Meclis 48 gün sonra toplandı..

Apar-topar, bekçilere polis gibi yetki verilmesini öngören teklif Meclis’e getirildi ve kabul edildi..

Oysa CHP; virüsü kapıp yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının şehit sayılması.

Salgının yarattığı ekonomik kriz nedeniyle zor duruma düşen çiftçilerin ve esnafların borçlarının silinmesi teklifleri ile Meclis’e gelmişti.

CHP’nin önerisi kale bile alınmadı ve perşembe günü gündem yine değişti;

CHP milletvekili Enis Berberoğlu ve HDP milletvekilleri Leyla Güven ile Musa Farisoğulları hakkındaki mahkûmiyet kararları okunarak milletvekillikleri düşürüldü.

*

Bu milletvekilleri hakkındaki yargı kararları tam 2 yıldır bekletiliyordu.  Ortada fol yok yumurta yokken üç milletvekilinin düşürülmesi ve aynı gün yakalanıp hapsedilmesiyle; salgın, ekonomik ve sosyal sorunlar, yükselen enflasyon ve işsizlik gündemden yine düştü.

Bunun adı; muhalefetin ülkenin gerçek sorunlarını gündemde tutmasına izin vermemektir.

*

Bu gelişmelerin perde arkasında bilin ki, yine MHP lideri Devlet Bahçeli’nin parmağı var.

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı-Hükümet sisteminin kalıcı, sürdürülebilir olması için bir dizi reform yapılması gerektiğini açıklamıştı.

Altı maddelik bir paket paylaştı. Bu pakette barolar ve meslek kuruluşlarının yasalarının ve Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nun değiştirilmesi ile dokunulmazlıklar konusu yer alıyordu. Cumhur İttifakı sondan başlamayı tercih etti, dokunulmazlıklara dokundu(!)

*

Oysa Meclis’te milletvekilleri hakkında bekleyen tam bin 33 fezleke var: 762’si HDP, 210’nu CHP milletvekilleriyle ilgili. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bu rakamın içinde. Geriye kalanlar MHP ve İYİ Parti milletvekilleriyle ilgili.

Eğer iktidar fezlekeler üzerinden yürüyüp muhalefetten istedikleri milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıracak, milletvekillerinin dokunulmazlığı ve hukuk güvenceleri olmayacaksa, bundan sonra muhalefetin işi gerçekten zor.

Tabi bir de vatandaşın endişesine kulak vermek lazım:

Soru şu: Milletvekillerinin başına Meclis çatısı altında bunlar geliyorsa, sıradan vatandaş kendini nasıl güvende hissedecek?

 

Benden söylemesi;

AÇ KALABİLİRİZ!..”

Bu benim görüşüm değil, Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Corona salgınının "dünyada açlık krizi yaratabileceğine" dönük uyarısıdır.

FAO geçtiğimiz hafta, "açlık krizi" ile ilgili 55 ülkeye uyarıda bulundu. 55 ülkeden biri de maalesef Türkiye!

*

Ülkemizde iki milyon 260 bin çiftçi var. Bu çiftçilerin bankalara 119 milyar 331 milyon, Tarım Kredi Kooperatiflerine 10 milyar, toplam 130 milyar lira borcu var.

*

İnanmayacaksınız ama 130 milyar borcu olan köylü, şu an devletten tam 177 milyar alacaklı.

Devlet bugün bu borcunu ödese, köylünün tek kuruş borcu kalmayacak, üstüne de 47 milyarı cebine koyup tekrar “efendi” gibi yaşayacak.

Çözüm çok basit!

Sil köylünün borcunu, kurtar tarımı ve üretimi.

*

Elektrik borçları nedeniyle, özel dağıtım şirketleri köylünün Mart başından bu yana elektriklerini kesiyor.

 Elektrik hem zamlandı hem de düne kadar çiftçinin kullandığı elektriğin yüzde 65'ini devlet ödüyordu. Şimdi o da yüzde 45’e düşürüldü.

*

"Deniyor ki, borç varsa, elektrik kesilecek. Ama kimse şunu düşünmüyor; eğer çözüm bulunmazsa, suyun kesilmesi yüzünden çiftçinin ikinci ürünü de zarar görecek.

Buğday zaten yandı bitti, mısır da yanacak!

*

Kışın don ve doludan, Mayıs ayında dolu, sıcak, salgın, yüksek girdi maliyetleri, ödenmeyen destekleme primleri tarlalarda sebze, tahıl-bakliyat, meyve bahçeleri, zeytin ve üzüm üretiminde büyük kayıplara neden oldu.

Bunun çözümü; Ziraat Bankası'na kredi ödemeleri, elektrik dağıtım şirketleri ile diğer borçları faizsiz ertelemek. Bir de, DSİ tarafından alınan sulama suyu ücretlerinin bu yıl “pas” geçilmesi.

*

On sekiz yıl önce, nüfusumuz 65 milyon; 22 milyon insan köylerde yaşıyordu.

Bugün 83 milyon olduk, köylerde yaşayan nüfus, sadece 8 milyon!

*

Peki, şu anda ürün aldığımız ülkeler bir gıda yetmezliği durumunda “Ürün Veremiyorum” derse ne olacak?

Açlık kapıya dayanacak!

*

Türkiye, 1980 sonrası başlayan ithalat politikası ile resmen oyuna getirildi.

“Dünyada daha ucuz ise üretmeyelim, alalım” diye buğdayımızı, bakliyatımızı, pamuğumuzu ithal ederek milyar dolarlarımız gitti.

*

Bir zamanlar dünyada "en çok buğday ihraç eden ülkelerden biriydik. Son on sekiz yılda, buğday ithalatına toplam 15 milyar 613 milyon dolar ödedik.

*

Bir zamanlar dünyada "en çok pamuk ihraç eden ülkeydik.

Bugün Türkiye pamuk ithalatına toplam 22 milyar 442 milyon dolar ödüyor.

*

Bir zamanlar dünya gıda ürünlerinde "kendine yeterli yedi ülkeden” biriydik. Şimdi bırakın "kendine yeterli olmayı", Türkiye aç kalmamak için toplam 190 milyar dolarlık tarım ürünü ithal eder hale geldi.

Son bir soru;

48 günlük aradan sonra açılan Meclis gündeminin ilk maddesi,  milletvekillerinin düşürülmesi mi?

Yoksa kapımıza dayanan açlık tehlikesi için alınması gereken tedbirler mi, OLMALIYDI?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test