Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

2020 Türk turizminde sezon/kar/zarar ne olur?

26.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) dünyada 2020 yılında turist sayısının gittikçe düşmekte olduğunu bildirmiştir.

Geçtiğimiz Mart ayında yüzde 5 olan düşüş miktarı, Nisan ayında yüzde 97 seviyesine ulaşmış bulunmaktadır.

Dünya genelinde turizm sektörünün bu yıl 910 milyar ile 1,2 trilyon dolar arasında gelir kaybına uğrayacağı öngörülmektedir. Bu kaybın yanında daha da önemlisi, sektör çapında bağlantısı olarak maalesef 100 ile 120 milyon civarında insanın işlerini kaybedecek olmasıdır. Bu tahminler, ciddi anlamda bir kara tablo sunmaktadır. Gelelim Türkiye’mize...

Ülkemizin bu senenin (2020) ilk beş ayındaki turist kaybı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 8,5 milyon kişi azalmış durumdadır. Yine bakanlığın verilerine göre Ocak-Mayıs aylarını kapsayan beş aylık dönemde Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66 oranında düşerek 4 milyon 292 bine gerilemiştir.

Geçtiğimiz yıl bu rakam, 12 milyon 757 bin kişi idi.

Şimdi bir inceleme daha yapalım; bu yılın ilk beş ayında gelenlerin orijin ülkeleri içinde ilk iki sırayı 406 bin kişi ile Bulgaristan ve 357 bin kişi ile Almanya almış durumdadır. Onları Gürcistan, İran, Rusya ve Irak, cüzi rakamlarla takip etmektedirler. Bunun anlamı, Türkiye’ye turist gönderen ülkelerden hiçbirinin ülkemize henüz turist göndermemiş olduğudur.

Çünkü gelenlerin çoğu, zaten Türkiye Cumhuriyeti ve Türk orijinli ülke vatandaşlarıdır. Yani 2020 yılının ilk altı ayında turizm sektörü, ülkemize bir katma değer veya kazanç sağlayamamıştır.

Peki, ikinci altı ayda neler olabilir? Ümit!

Şu anda salgın, ülkemiz de dahil olmak üzere bütün dünyada devam etmektedir. Sorunun çaresi bulunabilmiş değildir. Ufukta da kısa vadede aşı veya ilaç bulunmasına dair pek ümit yoktur.

Bu arada AB ülkelerinde kısa devrelerle açılımlar başlamış, Almanya’dan Mayorka’ya ilk parti turist (11 bin kişi civarında) gönderilmiştir.

Almanya 20 ila 30 ülke ile sınırlarını açmıştır, ancak Türkiye bu ülkeler içinde değildir. Keza İngiltere de Ağustos sonuna kadar Türkiye’ye gidişi serbest bırakmamıştır.

İkinci büyük pazarımız olan Rusya’da durum ise daha belirsizdir. Bu ülke ile mevcut yaşanan durumun altında salgından ziyade ikili siyasi ve ekonomik ilişkiler vardır. Rusya’nın bu yaz için Türkiye’yi programına alması şüphelidir.

AB ülkeleri Ağustos sonunda Türkiye ile sınırlarını açsalar da İspanya, Malta, kuzey Afrika ve diğer Avrupa ülkeleri yataklarını doldurmadan turistler Türkiye’ye yönlendirilmeyecektir.

Bunun da nedeni, özellikle İspanya’daki tesislerin büyük kısmının sahip ve ortaklarının İngiliz ve Alman sermaye grupları olmasıdır.

Bu durumda Türkiye’deki büyük şehir ve resort otelleri tesislerini açmalı mıdır? Yoksa kapalı tutmak daha mı akılcıdır?

Zira yukarıda çizdiğimiz manzaraya bakılınca görülüyor ki, Ağustos sonu için dahi sektörün açılımı şüphelidir.

Ulaşım şartlarının nasıl olacağı belli değildir. Ayrıca salgının akıbetinin ne olacağına ilişkin büyük soru işaretleri vardır. İkinci ve üçüncü dalganın gelip gelmeyeceği belli değildir.

Bu durumda yatırımcılarımız haklı olarak kar-zarar tablosunu hesap etme telaşı içine girmiş bulunuyorlar. Tahminim şudur; özellikle büyük çaplı tesislerin çok büyük bir kısmı, bu sene açılmayacaktır.

Burada formül şu olmalıdır; kapalıyken zararım 3 olacaksa, açıp da turist ağırlayamazsam 6 olacaktır. İşte size 40 katır mı 40 satır mı denilen türden bir hesap.

Dilerim ortalığı saran belirsizlik bir an önce ortadan kalkar. Bu yıl Türk turizminin hedefi 2021’in şartlarını anlamak, doğru tahminlerde bulunmaya çalışmak, bu senenin getireceği sonuçlara göre geleceğe hazırlanmak olmalıdır.

Tabi ki hiç kimsenin gelmemesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır; ama gelenler sezonu kurtarmaya yetmeyecektir. Türkiye’nin döviz girdisinin yüzde 30 ila 35’ini karşılayan bir sektörden söz ediyoruz. Bu geliri bu yıl devletimizin turizmden elde edebilmesi mümkün değildir.

Ancak iç turizm destekli bir kurtarma hareketi içine girilebilir. Onun için de en az 1 milyon kişi ve aileye (kredi veya hibe ile) turizm desteği sağlanması gerekecektir. Bu yapılırsa hem halkımıza moral, hem tesislerimize can suyu olur (tabi açık olanlara).

Yunanistan bunu yapıyor; 250 bin aileyi kapsayan bir turizm kredisi planını uygulamaya koydular.

2020, Türkiye için maddi ve manevi olarak kayıp bir yıldır.

Yatırımcılar, tesisler için günümüz şartlarına göre kararlar almak arifesindedirler. Ancak hesap çok iyi yapılmalıdır. Aksi halde canlar yanabilir. Dilerim bunların hiçbiri olmasın.

Aman dikkat! Dikkat!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test