Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Gelecekte bir sorun yumağı olmaya aday

26.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin gelecek gündeminde Suriyeliler giderek bir sorun yumağı olmaya aday. Konu sadece insani boyut içinde ele alınıp; geçiştirilecek bir sorun değil. Aksine kümülatif olarak bir seri yeni sorunlar üretme potansiyeli oldukça yüksek. İster istemez insanın aklına bir kıyaslama geliyor. Avrupa’nın en güçlü ekonomisi olan Almanya’ya davet edilerek giden ve özellikle uyum sıkıntısı yaşayanların hem kendi konumları açısından, hem de Türkiye karşıtlığı şeklinde çıkan sorunların çok daha derin ve tehlikelisi, yarının Türkiye’sinde Suriyeliler açısından gündeme gelme riski taşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 2019 raporu, son yedi yılın Mülteci barındırma şampiyonunun Türkiye olduğunu ilan ediyor. Nihayet bir Dünya birinciliği yakalamışız (!) İçişleri Bakanlığı 2020 yılı son verileri, 3 milyon 585 bin 198 Suriyeli mülteci bulunduğunu belirtiyor. Muhtemel kayıtlı olmayanlarla birlikte bu rakam, çoğu resmi ağızda bile, 4 milyon olarak telaffuz ediliyor. Bunların sadece 63 bini geçici barınma merkezlerinde kalıyor. Yani Sınır kentler ve büyük kentler başta olmak üzere tüm Türkiye’ye yayılmış durumdalar. Bugün itibarı ile Türkiye nüfusunun yüzde 4,37 sini oluşturuyorlar.

Bize göre çok daha yüksek nüfus artışı hızı ile kısa zamanda nüfusun yüzde 10’una ulaşması kaçınılmaz gözüküyor. Hükümetin artık unutmaya terk ettiği veya rafa kaldırdığı “ülkelerine, gönderilecekler veya dönecekler” yaklaşımı geçerliliğini giderek yitiriyor. Ama kimse bu durumun toplumda yaratacağı, demografik yapı, kültürel uyum, ekonomik ve sosyal sorunlar ile politik yapılanma ve sınır kentlerinde yaşanacak, uluslararası güvenlik riski gibi konuları gündeme getirmiyor. Suriyeliler büyük kentlerde ve sınır kentlerinde kendi getolarını oluşturmuş durumdalar. Türkiye’de genel işsizlik yüzde 15’e genç işsizliği yüzde 25-30’lara tırmanırken, tüm ülkede kent suçları için uygun ortamlar oluşurken, kendini mülteci hisseden insanların, kriz ortamında aç biilaç boş duracağı mı sanılıyor. Bu güne kadar, kendi işsizimize yeterli yardım yapılmazken Suriyelilere her türlü destek sonuna kadar verildi. Ancak ekonomide denizin bittiği bir döneme geldik. Asıl sıkıntılar bundan sonra kendini gösterecektir. Uzun süredir uygulanan ithalatın ve dış ticaretin sürüklediği ekonomik büyüme yaklaşımı artık sonuna geldi.

Türkiye bilişim teknolojilerine dayalı bir büyüme, sanayileşme ve sağlıklı bir ekonomik yapı yaratamadı. Pandemi nedeniyle bu yıl turizm de bekleneni asla veremeyecek. Ekonomik ve sosyal patlamalar ile kent suçlarında yaşanacak artışların daha da fazlası zamanla Suriyelilere de yayılacaktır. Bu durum Suriyelilere sıcak bakmayan kesimlerde, milliyetçi duyguların daha yükselmesine ve ayrımcı yaklaşımlara yol açacaktır.. Avrupa’da Türklere yönelik ön yargılar gibi… Diğer taraftan Suriyelilerle kültürel sıkıntılar yaşanması kaçınılmazdır. Toplumların kültür evreni sadece din kardeşliğine dayanmaz. Kaldı ki, AKP dönemindeki zafiyetlere rağmen Türk toplumu büyük çoğunluğu ile laik bir toplum anlayışına sahiptir. Arap kültürü henüz bundan uzak olup, Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonu kolay gerçekleşecek bir durum değildir. Eğer AKP, Suriyelileri vatandaşlığa alıp bunların oyları ile iktidarda kalmayı umuyor ise, bu tam da geri tepecek bir beklenti olmaya adaydır. Kriz dönemlerinde toplumsal ayrışma, zıtlaşma ve kutuplaşmaların artması kaçınılmazdır.

Esasen mevcut iktidar blokunun toplumsal ve politik kutuplaşmayı, kendi muhafazakar tabanını elinde tutmak için kullanması toplumsal krizin daha da derinleşmesini kolaylaştırıyor. Bu tür uygulamalar toplumsal bütün ve toplumsal entegrasyon, toplumsal uyum ve uzlaşmaya hizmet etmez. Aksine mutlaka geri teper. Tüm toplumlar için; özgürlük, uzlaşma, diyalog, demokrasi, eşitlik, adalet, liyakat ve refah herkes için yaygınlaştırılır ise toplumsal başarı ve mutluluk yakalanabilir. Oysa gerek yeni bir sorun yumağı olma yolundaki Suriyeliler olgusu; gerekse iktidar bloğunun, diyalog yerine zıtlaşma ve ayrıştırıcı tavrı ile herkesi ve her şeyi kendine göre düzenleme bencilliği, ülkemizin içinde bulunduğu zor koşulların atlatılmasını imkansız kılıyor. Bir durup düşünüp, aklıselime gelmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç var.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test