Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Rusya enerji jeopolitiği, Ermenistan-Azerbaycan çatışması

24.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Enerjinin dünya jeopolitiğindeki önemli rolünü anlamak için füze bilimcisi olmamıza gerek yok. Büyük güçlerin yükselişi, düşüşü, ittifaklar kurulması, savaş ve çatışmaların patlak vermesi tarih boyunca enerji ile alakalı oldu, bundan sonra da, ister fosil yakıtlar ister yenilenebilir enerjide olsun, öyle olmaya devam edecek.

Her uluslararası düzen, jeopolitik ve ekonomik hesapların yanısıra, odundan kömure, petrolden doğalgaza, nükleerden yenilenebilire belli bir enerji kaynağı üzerine inşa edildi. Önümüzdeki dönemde devam etmekte olan düşük karbonlu enerji dönüşümünün küresel jeopolitiği, güçler dengesini yeniden şekillendirmede önemli bir rolü olacağı anlaşılıyor.

Elbette ki, dünyanın petrol, doğal gaz, nükleer ve hidrodaki en büyük enerji gücü Rusya, küresel enerji-jeopolitik denkleminde güçlü oyuncuların başında geliyor. Enerjinin, ekonomi ve milli güvenlik alanlarındaki belirleyici rolü bu ülke için sadece önemli değil, aynı zamanda yaşamsal.

*

Rusya ile Suudi Arabistan arasında yaşanan fiyat ve pazar payı savaşından, Çin’e doğal gaz ve petrol satışa yönelik milyarlarca dolarlık yatırımdan Rosneft’in Venezuela’dan çekilmesine, Irak’ın Kürt bölgesine çok güçlü bir yatırımla girmesine kadar uzanan geniş bir menzilde bu ülke için enerji jeopolitiği süratle değişiyor.

Moskova, tam aksine söylemeye devam etse de, biz biliyoruz ki elindeki en önemli koz enerjiyi jeopolitik politika aracı olarak ustaca hep kullandı, fırsat bulursa kullanmaya da devam edecek.

Lakin, korona salgını, üretim düzeyleri konusunda OPEC ile anlaşma/anlaşamama, ekonomik resesyon ve yatırım düzeylerinin düşmesi yüzünden Rusya’nın enerjiyi dostlarını ödüllendirme, düşmanlarını cezalandırma amacıyla kullanma yeteneği zayıfladı. Eskisi kadar cömert davranamıyor. Eli sıkı şimdilerde.

Petrol, doğal gaz geleneksel pazarlarını kaybetme riski büyüyor. ABD de “küresel enerji hakimiyeti” stratejisinin bir parçası olarak enerjiyi siyasi amaçlarla kullanmada daha az hünerli olmadığını gösteriyor. Kuzey Akım-2 ve Türk Akım projelerine yaptırım uygulaması bu tavrının en son örnekleri.

Dahası, geleneksel geopolitik nüfuz sahalarını da kaybediyor Rusya. Burada en büyük rakibi bence sadece ABD ya da AB değil. “Stratejik ortak” olarak gördüğü Çin’in yumuşak güç yaklaşımı, Kuşak ve Yol Girişimi sayesinde Orta Asya’da, Kafkasya’da, İran’da, Körfez’de, Afrika’da geleneksel ortak ve müttefiklerini Pekin’in kontrolü ya da etkisine terkediyor.

Hatta Rusya’nın can damarlarından birisi olan Arktık bölgesinde bile Çin’in zuhur ettiğini görüyoruz.

Yenilenebilir enerjinin yükselişi, yatırımların yeşil enerjiye yönelmesi yüzünden Rusya’nın kömür, doğal gaz ve petrolde dışarıdan sermaye çekmesi de giderek zorlaşıyor.

Ermenistan’ın saldırısı

Rusya için Kafkasların ne kadar önemli olduğunu anlamak için Gürcistan’ın Güney Osetya ve Abhazya, kendi sınırları içindeki Çeçenistan’daki tavrına bakmak yeterli. Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-İran denklemini kontrol etmek için Ermenistan’ı nasıl kullandığını da biliyoruz.

Biz ise sadece ülke içindeki ekonomik ve siyasi krizler ile boğuşmuyoruz; aynı zamanda, Bismarck’in stratejik “sakin aynı anda birden cephede savaşmayın” tavsiyesini çöpe atıp, içinde bulunduğumuz bölgenin hemen her köşesinde - bir kısmı enerji ile bağlantılı - çetin mücadele veriyoruz.

Doğu Akdeniz, Suriye, Libya derken savaş kıvılcımları şimdi de Kafkaslar’a sıçradı.

Halen Ermenistan, uluslararası topluluk tarafından Azerbaycan'a ait sayılan toprakların yaklaşık yüzde 20’sini hâlâ işgal altında tutuyor.

Ermenistan'ın, Azerbaycan'la sınırdaki Tovuz iline saldırması çok anlamlı. Sınır çatışmaları her yıl yaşandığı gibi bu defa Yukarı Karabağ civarında değil. Türkiye ve Azerbaycan'ın bölgeden geçen ortak enerji ve ulaştırma projelerinin fiziki altyapısının geçtiği bölgeye çok yakın.

Saldırıların yoğunlaştığı Tovuz ilinden Türkiye ve Azerbaycan'ın ortaklaşa gerçekleştirdiği Bakü-Tiflis-Kars demir yolu, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru ve TANAP'ın başlangıcı olan Güney Kafkasya doğal gaz boru hatları geçiyor.

Ermenistan bu stratejik noktaları ele geçirirse, Azerbaycan'ı Türkiye ile birleştiren tek kara yolu, iki ülkenin ortak enerji ve ulaştırma hatları onların silahlı güçlerince her an vurulabilir.
Minsk sürecinin bir işe yaramadığı bir kez daha görüldü.

Kafkasları kaşımak

Bu çatışmaları basit bir Azeri-Ermeni sinir çatışması olarak görmek mümkün değil. Türkiye’nin kendi iradesiyle ya da zorlanarak içine girdiği yeni jeopolitik projeksiyonların da bir yansıması olarak görülmesi gerekiyor.

Kızıldeniz’den Körfez’e, Akdeniz’den Suriye ve Irak’a, Karadeniz’den Orta Asya’ya uzanan geniş coğrafyada statükoya kafa tutan bir ülke olarak başta Rusya, İran, Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Fransa, Yunanistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere birçok ülke ile derin menfaat çatışması, çekişmesi yaşamakta olan Ankara’yı “yumuşak karnı” olan alanlardan vurma konusunda hasımlarının tereddüt etmeyeceği şaşırtıcı olmaz.

Enerji, ulaşım ve Orta Asya’ya bağlanarak Çin’e kadar uzanma bakımlarından kritik stratejik önemi bulunan çatışmaların patlak verdiği Azeri-Ermeni sinir bölgesi sadece Erivan’ın başının altından çıkmış olamaz.

Daha geçenlerde Ermenistan Başbakanı Nikol Pasınyan, ülkede pandemiyle ilgili vahim durumun daha da kötüleştiğini, sağlık kuruluşlarının Çovid-19 vakalarıyla baş edecek durumda olmadıklarını belirterek dışarıdan yardım talebinde bulunuyordu. Ermenistan ekonomisi çok zor bir süreçten geçiyor. Yüzde 17.7 oranında işsizlik, yüzde 30’lük yoksulluk var. 3 milyon nüfuslu Ermenistan’da ekonomiyi Rusya, İran ve diaspora Ermenileri ayakta tutuyor.

Böyle bir ortamda Erivan’ın kendisinden askeri ve ekonomik bakımdan çok daha güçlü Azerbaycan ile savaşa tutuşması pek akıl karı değil. Hatta, çatışmaların Rusya, İran, Gürcistan ve Türkiye’yi de içine çekecek daha büyük çaplı bir savaşa dönüşmesi ihtimali, çok yüksek olmasa da, vardır.

Bence durduk yerde bu sınır çatışmasının patlak vermesi ve genişlemesinde Türkiye’ye başka cephelerdeki başkalarının canını acıtan açılımlarını, satranç oyuncusu hamlesiyle, cezalandırma çabasının da rolü olduğunu söylemek aşırı komplocu bir tavır olmaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test