Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

''Kültür Antropoloğu'' ATATÜRK!..

29.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçimizden biri Atatürk, Prof. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI

Atatürk Araştırmacısı Prof. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI’nın Atatürk kitap ve yazılarında işte bir tanesi…

Sayın Hocamıza şükran ve teşekkürlerimizle okuyucularımıza sunuyorum.

********

(“Hâlâ hakkında yeni şeyler öğreniyorum, hayretim ve hayranlığım arttıkça artıyor. İ.G.K.”)

Dünya tarihi bir sıfatın sadece Mustafa Kemal’e verildiğini yazar…

Dünyada O'ndan başka hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu…

Hangi sıfat mı?

Bir insan doğumundan ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır, ya çevrecidir, ya tiyatrocudur, ya sanatçıdır, ya arkeologdur, bir şeydir. Ama bunların hepsi birden olabilen dünyadaki tek lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada; “KÜLTÜR ANTROPOLOĞU” sıfatı verilebilen tek lider de Mustafa Kemal’dir.

'KÜLTÜR ANTROPOLOĞU nedir, ne değildir? Uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım. Hadi gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel’e gidelim.

Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki kazıların başladığı yer biliyorsunuz. Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren Mustafa Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal. Ama bugünkülerde olduğu gibi açın, kazın, imza, öyle değil. Nasıl yetişmiş inanın, 25 yıllık araştırmacıyım hiç anlamadım.

Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor. Konya‘da Asar kazıları başlıyor başında. Bir de bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında. Toprak alıyor, ölçüyor, biçiyor. “Ya, ne yapıyor Mustafa Kemal?” diyorlar. Çankaya’ya gidiyor, Çankaya’da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor, bir heyecan, bir telaş...

Üç gün sonra, “Gelin” diyor; “Ahlatlıbel’e gidiyoruz”. Hemen geliyor, diyor ki; “Arkeologlar toplanın…”

Biliyorsunuz başlarında büyük arkeoloğumuz Zübeyir KOŞAY var. Bu Zübeyir KOŞAY’ın bire bir anısıdır. Toplanıyorlar. Mustafa Kemal heyecanla;

“Kazdığınız yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir” diyor.

Yabancı arkeologlar; “El insaf paşam. Anladık iyi askersin, iyi devlet adamısın ama yani bu iş de bizim işimiz, niye karışıyorsun” der gibi aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden…

Başlıyorlar Mustafa Kemal’in gösterdiği yeri kazmaya. Sonuç mu?

Bütün bulgular oradan çıkar…

İnat uğruna, ceplerinden ödeyip kendi dedikleri yeri kazarlar hiçbir bulguya rastlanamaz.

Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip ARCAN’ın yazdığı “Sırat Köprüsü” adlı piyese davetlidir. Piyesin başında mutludur, biraz sonra sinirlenmeye başlar, bir müddet sonra bitince; “Bana Galip ARCAN’ı çağırın!” der.

Galip ARCAN gelince; "Bu piyesi siz mi yazdınız?" der.

" Evet paşam, ben yazdım”.

" Hayır, bu bir "Bolunun Flor Doranj" adlı Boldvilin'in aynen çevirisi. Neden bunu belirtmediniz? Hakkınızda soruşturma açtırıyorum” diyecektir.

Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne dedim biliyor musunuz? Samimi konuşacağım inanın sizlerle. Dedim ki;

“A be Atam, Boldvilin’e varıncaya kadar ne zaman okursun? Ne zaman kafanda tutarsın?”

Ve o sırada ne yaptım biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK’le iddiaya girmek gibi, dedim ki; “Senin başında durmadığın, ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim boynumun borcu olsun…”

O sırada da “Sanat ve ATATÜRK” adlı araştırmamı yapıyorum. Baktım resimde Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini kaldırıyor!!!

Ama karşıma yedinci sanat dalı geldi. Ne? Sinema. Dedim; “herhalde burda iddiayı kazandım”.

Heyhat, baş yönetmen Cezmi AR, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar. Ve Cezmi Ar Mustafa Kemal’e tabi Cumhurbaşkanı ya, diyemiyor; “Şöyle dur, böyle dur” diye. Diğer oyunculara şiddetle bağırıyor. Atatürk, “Gel Cezmi gel” diyor; “Burda başkomutan sensin, ben bu işi bilmem. Önemli olan işin iyi çıkması. Bana da aynı şiddet ve hiddetle bağıracaksın…”

Cezmi AR hayatının son günlerinde “Ben bir daha asla öyle bir oyuncuyla çalışmadım” diyecektir.

*******

İlknur Güntürkün Kalıpçı kimdir?

(D. 1953, İstanbul), Türk yazar / 1974 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Tarihi Bölümü’nü bitirerek aynı bölümde asistanlığa başlamıştır. Daha sonra meslek hayatına lisede felsefe öğretmeni olarak devam eden Kalıpçı 1985 yılında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği Atatürkçülük eğitimini tamamlamış ve yaptığı çalışmalar nedeniyle 1996 yılında T.C Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Başkanlığı Haberleşme Üyeliğine seçilmiştir. 17 senedir yaptığı araştırmaları, yurt içi ve yurt dışı pek çok merkezde uyguladığı bir metotla konferanslar halinde sunmaktadır. Pek çok ödül sahibi olan Kalıpçı’nın “Atatürk ve Türk Kadını”, “Atatürk ve Eğitim”, “Atatürk ve Politika”, “Atatürk Basın ve Bursa” konulu kitapları bulunmaktadır. Kalıpçı evli ve iki çocuk annesidir. (Vikipedi)

 

Alkışlarımla… İzmir’e Bayram Hediyesi…

Haber: “İzmir Büyükşehir Belediyesi, minyatür sanatçısı Hasan Çolpan’ın yaptığı ‘kentin simgelerinin bulunduğu’ çini panoyu Halkapınar Metro İstasyonu'na yerleştirdi. ‘Panoyu yerinde inceleyen’ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ‘İzmir metrolarında dünyayla rekabet edecek güzellikte pek çok esere yer verileceğini’ söyledi.

Panonun üzerinde Alsancak Garı, Kemeraltı, Atatürk Anıtı, iskele, Basmane Garı, Agora, Büyükşehir Belediye Binası, Hükümet Konağı, Saat Kulesi, Yalı Cami, Tarihi Asansör ve Körfez bulunuyor.”

Dünya metroları içinde “203 durağı ve değme müzelere taş çıkartacak duvar resimleri, tavan mozaikleri, heykelleri, minyatürleri ve “hayran olunacak” mimarisi ile en ünlüsü Moskova Metrosudur.

Galatasaray’ın bir maçı sebebiyle 1970’lerde Moskova’ya gitmiştim. Moskova Metrosu’nu da “ağzım açık” hayranlıkla gezmiştim.

Elbette “Moskova metrosu gibi olmak” çok zor ve bir hayal; ama “bu ilk adım için” Başkan Soyer’i ve Çini Pano’nun altına imzasını atan sanatçı Hasan Çolpan’a İzmir’de yaşayan bir TC vatandaşı olarak teşekkür ederim.

 

Erdem ve Politika…

Peygamberimiz Hazreti Muhammet önünden geçen cenaze için ayağa kalkınca, Ashabı Kiram “Ya Muhammet niye ayağa kalkıyorsun? Bu cenaze Müslüman cenazesi değil ki?” diye sorduklarında “Biliyorum ama içindeki İNSAN” cevabını vermiştir.

                                                                                     Ali Naili Erdem

Sözün Özü

Bütün okuyucularımın ve elbette milletimin mübarek Kurban Bayramı’nı kutlar, sağlık ve mutluluk içinde nice bayramlar dilerim. İnsanlık ve ülkem için de HUZUR!..

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test