Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ekonomide çelişkili politikalar

29.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomide alınan ve alınması gereken önlemler arasında bir çelişki kendini açıkça göstermektedir. Örneğin, enflasyon yükselmekte ancak Merkez Bankası faizleri yükseltememektedir. Üstelik piyasaya verilen likidite, çeşitli teşvik ve garantilerle enflasyonun daha da yükselebileceği ihtimali ortadadır. Merkez Bankası, faiz hadlerini sabit tutmakla yetinmektedir. Faiz hadlerinin arttırılması halinde zaten ekonomik büyümede sıkıntı çeken ülkede, istihdam hacminin gerileyeceğinden endişe etmektedir. Düşük faiz ortamında, ülkeden yabancı kaynak çıkışını da gözardı etmektedir.

Dolar kuru uzun süredir küçük bir bantta seyretmektedir. Bunun çeşitli nedenleri vardır.

Kamu bankaları, piyasaya önemli ölçüde müdahalede bulunmakta, bazı haberlere göre haftalık olarak 1-1,5 milyar doları piyasaya sürmektedir. ABD’ de zaten dolar güç kaybetmektedir. Amerika’da İşsizlik başvuruları giderek artmaktadır. Pandemi dolayısıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerden ve bu arada Türkiye’den yabancı kaynak çıkışı yaşanmaktadır. Bu kaynaklar kendilerine daha güvenli bir ortam aramaktadır. Merkez Bankası’nın Aktif Rasyo kararı ve zorunlu karşılıklar oranları başta olmak üzere, bankalarla ilgili olarak aldığı kararlar, kur manipulasyonlarını sınırlamaktadır.

Kamu bankalarının piyasalara daha ne kadar müdahale edebilecekleri ve Merkez Bankası rezervlerinin kur istikrarını sağlamakta ne ölçüde başarılı olacağını, bekleyerek göreceğiz. Açıklanan son rakamlara göre, Temmuz ayının ilk haftası itibariyle Merkez Bankası’nın brüt rezervleri. yıl başındaki 81 milyar dolarlık seviyesinden 46 milyar dolara gerilemiştir. Bazı ekonomik çevreler, rezervlerin swap yolu ile ve emanet kaynaklarla yükseltildiğini asıl rezerv miktarının çok daha az olduğunu ifade etmektedir.

Anladığımız kadarıyla, döviz kurlarının düşük kalmasının enflasyonu da gerileteceği, enflasyonun gerilemesi halinde faiz hadlerinin de düşeceği ve bu durumun yatırımları arttıracağı var sayılmaktadır. Ekonomik büyümenin bu yolla sağlanabileceği düşüncesi hakimdir. Ama durum pek te öyle görünmemektedir. Çünkü düşük faizler ve özellikle negatif faizlerin, açıklanan tüketimi teşvik edici paketlerle birlikte iç talebi arttırabilecek ve enflasyon yeniden yükselecektir. Artan talep, daha çok altın, konut, araba arsa gibi alanlara yönelmektedir.

Kaldı ki, ülkenin dövize ihtiyacı giderek artmaktadır. Ekonomik canlanma başlamıştır. İthalat gereği ortaya çıkmıştır. Enerji fiyatlarında istikrarsızlık sürmektedir. Ülkemizin güvenlik ihtiyacının önemli bir bölümü ithalatla karşılanmaktadır. Kamunun borcu artmaktadır. Bu yılın ilk 5 ayında cari açık 16,7 milyar dolara yükselmiştir. Ülkemiz zaten toplam dış borcu yüksek olan ülkelerden biridir. Döviz dengemizin sağlanmasında en istikrarlı ve en sağlıklı kaynak olan ihracatımız gerilemekte ve pandemi ile ilgili olarak alınan uluslararası kararlar dolayısıyla turizm gelirlerimiz çok önemli ölçüde azalmaktadır. Böyle bir dönemde, daha önce ülkemize girmiş yabancı kaynakların, uygulanan ekonomik politikalar, güven ve istikrar eksikliği, belirsizlik ve uluslararası ortak değerlere uyulmadığı algısıyla ülkeyi terketmeye başlaması son derece önemlidir.

Bu durum bize, ekonomik sorunların birtakım varsayımlarla ve sübjektif değerlendirmelerle değil, yine salt ve gerçekçi ekonomik önlemlerle çözülmesi gerektiğini göstermektedir.

Bayramınızı kutlar, esenlikler dilerim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test