Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İzmir’de vaka sayısı patladı, hastanelerde yer kalmadı

11.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yazarımız ve yayın kurulu üyemiz Hamdi Türkmen, İzmir'de Koronavirüs (Kovid-19) salgını seyrindeki son durumla ilgili bir yazı kaleme aldı.

İzmir’de vak’a sayısı patladı, hastanelerde yer kalmadı. VE BEN BU YAZIYI…

Çeşme Açık Cezaevi’nden yazıyorum!..

 

Bugün kaçıncı gün bilmiyorum.

Rahat olmasına rahatım da; tek derdim özgürlük..

Şöyle uzun uzun yürüyüşler yapmak, etrafı seyretmek, zevk için alışveriş yapmak, gidip dondurmayı Rumeli’den küllahta; bir top bal-kaymak, bir top sakızlı, bir top da karadut koydurup çıtır-çıtır yemek!..

Kale dibindeki “Tokmak Hasan”da oturup; 1.5 porsiyon İskender/döneri afiyetle mideye indirmek..

Akşam Can Baba’da paraya kıyıp nar gibi kızartılmış “böcek”; yanında bir kadeh şarap içmek…

Paşa Limanı “Küçük Koy”dan denize girip serinlemek…

*

Hepsinden mahrumum…

Açık Cezaevi’nde bütün gün kös-kös bahçenin çimlerine bakmaktan, gözlerim artık her şeyi yeşil/yemyeşil görmeye başladı(!)

Suç falan da işlemedim ama, “iyiliğin için” diye tıktılar beni Çeşme Açık Hava Cezaevi’ne;çekiyoruz cezamızı…

*

Diyorum ki; suçum ne? İddianame nerede?

Diyorlar ki; sokak “sorumsuz katiller” ile dolu(!)

*

Şaka bir yana; ciddi olarak Çeşme’de açık cezaevi gibi bir ortamda yaşıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca her gün, sabahtan akşama kadar bütün uzmanlar "sosyal mesafe, maske, hijyen" diye uyarıyor. Uyarma ötesi, yırtınıyor.

Ancak dinleyen yok.

Belki bana yakışmayacak ama son kararım şu:

Nasıl ki, tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir deniyorsa;

Bırakın kardeşim, önlem almayan kaderine razı olup; ölsün, gömün gitsin..

Hiç olmazsa benim gibi başkalarının da “katili” olmasın.

*

Beyler; İzmir salgına teslim olmuş durumda.

Günlük vak’a sayısı, Mart ayının neredeyse 5-10 katı. 500-600’den aşağı düşmüyor. Hastanelerde yer yok.  Tıklım tıklım dolu.

Her gün, şayet uyutulmamışlarsa insanlar yatak-yorgan çarşafları yırtarak, bağıra çağıra Covid-19’dan acılar içinde can veriyor.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, sürekli uyarıyor, sürekli sokakta denetimin başında.

Yasak kararları alıyor, uyulmasını istiyor, ceza diyor ve Allahı var bir tek yalvarmadığı kalmış durumda, ama aldırış eden falan yok!

Sayın Valim…

Bu “kereste”lerin seçimleri “ölüm” ise ciddiyim bırakın “ölsünler!..”

Ölsünler ki hiçbir suçları olmayan bizleri, çoluk-çocuğumuzu, büyüklerimizi öldürmeye fırsatları olmasın!..

*

Tabi bir de madalyonun öbür yüzü var.

Bu daha da tehlikeli ve riskli..

İçişleri Bakanlığı bütün illere genelge gönderiyor; "düğünler, nişan törenleri, sünnet törenleri sınırlandı, yemek servisi yok, törenler en fazla bir saat içinde bitirilecek" talimat bu…

*

Kim görevli ya da sorumlu?

Valiler, kaymakamlar ve belediye başkanları…

Peki halka örnek olması açısından, öncelikle kimlerin uyması gerekiyor?..."

İktidar milletvekilleri ile bu görevlilerin".

Ama;

AKP Kocaeli milletvekili Cemil Yaman'ın oğlunun düğününe: Bin beş yüz kişi geliyor.

-Düğünde yemek servisi yapılıyor.

-Düğün saatlerce sürüyor.

-Düğüne İçişleri Bakanlığı'nın genelgesini uygulamakla görevli Kocaeli Valisi ile Belediye Başkanı da katılıyor!..

-Sosyal mesafe, maske filan, geçiniz bunları. (6 Eylül tarihli Hürriyet).

*

Ardından Giresun Mitingi!..

Sonra da, virüs yayılıyor diye bas bas bağırılıyor.

Yayılır elbet!..

*

Bir örnek daha..

İstanbul'da kına gecesi... On bir kişi katılıyor...

Kına gecesine katılanlara yemek servisi yapılıyor ve bu 11 kişiye toplam 35 bin lira ceza kesiliyor, kişi başına 3.181 lira."

Şimdi normal olan nedir?..

Kına gecesinde olduğu gibi, kişi başına madem 3.181 lira ceza kesiliyor, bu durumda AK Parti milletvekiline 1.500 çarpı 3.181 eşittir 4 milyon 777 bin lira ceza kesilmesi gerekiyor. 

Peki kesildi mi?

Hayır!..

Peki; nasıl bir adalet, nasıl bir eşitlik ilkesi bu?

 

Çare yok!..

Ya İMF; ya Tefeciler!..

Borç almak kolaydır.

Tek şart var.

O da azıcık onurundan fedakarlık edeceksin.

Bu kadar basittir.

*

İster kişi ol, ister devlet.

Zorla borç alamazsın.

*

Devlet olarak gidilecek yerler sayılıdır.

Ya İngiltere'ye gideceksin ki, burada mutlaka Kraliçenin huzuruna çıkman lazım.

Çünkü boru değil, Kraliçe Rotschild Sülalesi ile akraba ve ortak.

*

Ya da Amerika’ya gideceksin, bu durumda ADF’e (Anti Defamation Legue) falan uğraman şart.

*

Bunlar küresel tefecilerdir.

Tıpkı Osmanlı'yı iflasa sürükleyen diğer tefeciler gibi. 

*

Bir de IMF var.

IMF ise tıpkı banka gibi, kurumsal.

Borç zaten kötü bir olgu.

Ama bir de ehven-i şer var. İşte o İMF.

Borçlanmak için tefecilerin ya da IMF’en başka şansın yoktur.

*

Çoban Sülü'de, Özal'da Ecevit de, Çiller de, Bahçeli de hep bu kapıları çaldılar.

*

Ve bugün sıra Damat Bey’de..

Ama durum eskisinden biraz daha farklı.

Hani bazen olur ya, babalar bile evladına borç vermek istemez ya;

İşte onun gibi.

*

Devlet olarak sicimiz sıkıntılı.

Başka...

Teminat.

Peki T.C. napıyor?

Elde olan 150-200 ton altın İngiltere, Ankara, İsviçre arasında sürekli bir uçak yolculuğu yapıyor.

Peki ne kadar bu?

150-200 ton altın ile altın gram fiyatını çarpın, bölün, toplayın siz bulun.

Ben yaptım. En çok 15-20 milyar dolarlık bir teminat.

*

Peki başka teminatlar var mı?

Var.

Kanal İstanbul...

*

Başka...

Varlık Fonu.

*

Başka...

Pek çok imtiyaz şirketi.

Bunlar enerji, su, otoyol, geçit vb. şirketler.

*

Cumhuriyet tarihi boyunca hep aynı şey olmuştur.

Maalesef ekonomiyi moka batıranlar demokrasi mücahidi olmuştur.

Moka saplanmış ekonomiyi çıkarmak üzere gayret sarf edenler ise kötü yad edilmiştir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test