Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkiler

13.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, son dönemde İsrail ile bazı Arap ülkelerinin diplomatik yakınlaşmasını kaleme aldı.

“Sırasıyla ANAP-DYP, RP-DYP ve ANAP-DSP-DTP Koalisyon Hükümetleri döneminde 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan, 4.4.1997 tarih ve 4239 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan, 1 Mayıs 1997 tarihinden geçerli olmak üzere 18 Temmuz 1997 tarih ve 23053 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan, böylece geniş bir siyasî desteğe dayanan, sanayi ürünlerinde karşılıklı olarak gümrük vergilerini kaldıran ‘Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’ bugün de yürürlüktedir. Ayrıca günümüzde iki ülke arasında enerji, savunma sanayii, bilim ve teknoloji, turizm alanlarında işbirliği, Doğu Akdeniz’de yetki alanlarının belirlenmesi konularında anlaşma ve bütün bunlarla birlikte siyasî ilişkilerin düzelmesi ve gelişmesi olanakları vardır. Bu olanakları akılcı bir yaklaşımla iyi değerlendirmek gerekir.”

11 Eylül 2020 günü Dışişleri Bakanlığı’nca Bahreyn’in İsrail’i tanıma ve diplomatik ilişkiler kurma kararı almasının “şiddetle” kınanması üzerine, eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı:

“Geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin İsrail Devletini tanımayı ve diplomatik ilişkiler kurmayı kararlaştırmasından sonra önceki gün Bahreyn’in de bu yönde bir karar almasının Dışişleri Bakanlığı’nca ‘şiddetle’ kınanması, konunun önyargısız, her türlü antisemitist düşünceden uzak, akılcı bir yaklaşımla değerlendiril-mesini zorunlu kılmaktadır.

14 Mayıs 1948 günü İsrail Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilânı ile kurulan İsrail Devleti, ABD ve SSCB tarafından hemen tanınmasından sonra aynı yıl içinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından da tanınmıştır. Hâlen Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 192 devletten 160’ı, ayrıca BM üyesi olmayan, aralarında Filistin de bulunan 4 devlet tarafından tanınmaktadır. BM üyesi devletlerin büyük çoğunluğu, İsrail Devleti ile tüm diplomatik ilişkileri kurmuşlardır. Türkiye de, 1949 yılından itibaren İsrail Devleti ile diplomatik ilişkiler kuran devletler arasındadır. Fakat 2010 yılından itibaren bilinen olaylar nedeniyle Türkiye – İsrail ilişkilerinde bir siyasî gerilim dönemine girilmiştir. Bunun sonucu olarak 2018 yılında her iki ülke, karşılıklı olarak büyükelçilerini geri çekmişlerdir. Hâlen Türkiye, Tel-Aviv’de ikinci kâtip düzeyinde temsil edilmektedir. Türkiye, bağımsız Filistin Devletini de tanımaktadır.

İsrail’i tanımayan devletler, çoğunlukla –1979’da tanıyan Mısır dışında– Arap ve diğer İslâm devletleridir. Fakat Arap devletleri bakımından durum değişmeye başlamıştır. Şimdilik Basra Körfezi’nin adalardan oluşan, petrol zengini iki küçük ülkesi BAE ve Bahreyn, birkaç gün ara ile İsrail’i tanıyan ve diplomatik ilişkiler kurmayı kararlaştıran iki Arap devletidir. ABD’nin Başkan Trump’ın 2020 Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmesini düşündürecek kadar etkili olduğu bu sürecin devam etmesi ve yeni tanımalar olması beklenebilir.
Bu tablo içinde BAE’den sonra Bahreyn’in de İsrail’i tanıma ve diplomatik ilişkiler kurma kararı almasının –olaya kendi aralarında her zaman dayanışma içinde olmayan, uluslararası sorunlarda üyelerinin çoğu genellikle Türkiye’ye destek vermeyen Arap Birliği açısından bakılmadıkça– ‘şiddetle’ kınanacak ne yönü olabilir? Aslında bu grubun üyeleri olan BAE ve Bahreyn, bağımsız devletler olarak kendi dış ilişkilerini geliştirmek bakımından böyle bir karar almışlardır. Bu, Ortadoğu barışı için önemli bir başlangıç olabilir. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, yalnız Bahreyn’in kınanması ile sınırlı kalan bir anlam taşımaz; aynı zamanda İsrail’e karşı hasmane bir tavır ortaya koyar; Türkiye – İsrail ilişkilerini olumsuz etkiler. Böyle bir durumun Türkiye açısından hiçbir yararı yoktur.
Kaldı ki Türkiye ve İsrail arasında yaşanan siyasî gerilime rağmen; iki ülkenin ekonomik ve ticarî ilişkileri, bundan fazla etkilenmemiştir. Başbakan Mesut Yılmaz’ın başkanlığındaki ANAP-DYP Koalisyon Hükümeti döneminde 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan, Başbakan Necmettin Erbakan’ın başkanlığındaki RP-DYP Koalisyon Hükümeti döneminde 4.4.1997 tarih ve 4239 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan, Başbakan Mesut Yılmaz’ın başkanlığındaki ANAP-DSP-DTP Koalisyon Hükümeti döneminde 1 Mayıs 1997 tarihinden geçerli olmak üzere 18 Temmuz 1997 tarih ve 23053 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan, böylece içeride geniş bir siyasî desteğe dayanan, sanayi ürünlerinde karşılıklı olarak gümrük vergilerini kaldıran ‘Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’ bugün de yürürlüktedir.

Ayrıca günümüzde iki ülke arasında enerji, savunma sanayii, bilim ve teknoloji, turizm alanlarında işbirliği, Doğu Akdeniz’de yetki alanlarının belirlenmesi konularında anlaşma ve bütün bunlarla birlikte siyasî ilişkilerin düzelmesi ve gelişmesi olanakları vardır. Bu olanakları akılcı bir yaklaşımla iyi değerlendirmek gerekir.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test