Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Kontrolsüz örgütlenmeler tehdit oluşturuyor

18.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

"Türkiye Cumhuriyeti; toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."

Bu Anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ikinci maddesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleridir. Bu ilkelerden her birisi diğerinin tamamlayıcısı ve koruyucusudur. Bir tanesini çıkarıldığında, çiğnendiğinde, görmezden gelindiğinde, ihlal edildiğinde, çarpıtıldığında devletimiz de milletimiz de çok büyük yara alacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan bu yana yıkıcı ve bölücü odakların saldırısı altındadır. Yıkıcı odaklar, inanç değerlerimizi hedef alarak devletimizi dönüştürmeyi, bölücü odaklar da halkımızın arasına nifak sokarak ülkemizin güneydoğusunda önce özerk, zamanla bağımsız bir yapı oluşturmayı amaçlamaktadırlar. Bu nedenle ilkelerimizden bazılarını (demokrasi, insan hakları, hukuk ve adalet gibi) çıkarlarına göre yorumlayarak ve çarpıtarak laikliğe, milli birliğimize, toplumsal huzurumuza saldırmaktadırlar. Her ikisi de çocuklarımızı ve gençlerimizi kullanmakta, amaçları doğrultusunda yetiştirdikleri insanlardan oluşan bir geleceğe ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Siyasetçilerimizse bu tehditlerle birlik beraberlik içinde kararlılıkla mücadele etmek yerine, ülkemizin içinde bulunduğu durumu oy fırsatına çevirmeye çalışmaktadırlar.

Bu iki tehdidi birbirinden ayrı düşünmek doğru değildir. Konunun en çok dikkat edilmesi gereken yönü de budur. Tarikat ve cemaatler halinde örgütlenmiş olan yıkıcı unsurlar, PKK/KCK bünyesindeki bölücü unsurlarla iş birliği ve dayanışma içindedirler. Birbirlerinin alanına asla girmezler, aralarında çatışmazlar. Arada sırada bazıları PKK’nın dinsiz olduğunu söyler ama bu da söylemden öteye geçmez. 1980’lerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde belli başlı bir iki tarikatın açtığı alanda PKK filizlenmiş, günümüzde PKK’nın açtığı alanların hemen hepsinde ise pek çok tarikat ve cemaat yuvalanmıştır. Tarikatlar arkalarına aldıkları siyasi destekle ülke çapında örgütlenmeye gitmişler, bunda da başarılı olmuşlardır. Bu ortamı fırsat olarak gören siyasi, ticari, maddi pek çok çıkar grubu da aynı yolu izleyerek tehlikenin daha da büyümesine neden olmaktadırlar. Bu yapılar çok ciddi bir iç güvenlik tehdididir.
Ülkemizin içinde bulunduğu bu durum topraklarımızda ve uluslararası çıkarlarımızda gözü olan emperyalist devletlerin desteğiyle yaratılmıştır. Birinci Dünya savaşı yıllarında İngiliz istihbaratının görevlendirdiği Binbaşı Lawrence ve Binbaşı Noel’in Osmanlı topraklarındaki, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki inanç ve etnik ayrımcılık çalışmaları incelenmeli, günümüze yansımaları analiz edilmelidir. Günümüzde ABD’nin PKK’ya ve FETÖ’ye desteği de bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. Bunlardan ders alınmamakta, alınması gereken önlemler hiç gündeme getirilmemektedir.

Son günlerde Uşşaki Tarikatının başındaki (bunun gibilerden bahsederken “Lider” unvanı kullanılıyor ama bence bu yanlıştır. Liderlik böyle kolay kazanılacak bir unvan değildir. Liderde başta doğruluk, dürüstlük ve temiz ahlak olmak üzere pek çok yüce özellik olmalıdır) Fatih Nurullah isimli adamın 12 yaşındaki kız çocuğuna yaptıklarıyla tarikat ve cemaatlerin yarattığı tehdidin bir başka yönü (toplumsal ahlaki değerlerimizde yarattığı tahribat) ortaya çıkmıştır. Yıllardır bu tür tarikat ve cemaatlerin muhtaç insanlarımızın çocuklarını topladıkları yurtlarında, kurslarında, dergahlarında yaşanan benzer olaylardan da hiç ders alınmamış, üzerine gidilmemiştir. Öyle ki adam “Ben mehdiyim, Allah benim nefsimi 12 yaşındaki bir çocukla sınadı” diye kendisini savunmakta, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere aklı başında birisi çıkıp da “Nasıl olur? İnsana şah damarından daha yakın olan Yüce Allah senin ne mal olduğunu bilmez mi de 12 yaşındaki bir masumu senin önüne atar?” diyememektedir.

Bu olaydan sonra televizyonlara çıkarılarak (başka fikir sahibi yokmuş gibi) fikrine başvurulan İsmailağa Cemaatinden Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı şahsın söyledikleri de pek çok yönden oldukça vahimdir. Cübbeli Ahmet Hoca, bazı tarikat ve cemaatlerin silahlanmış olduğundan bahsetmektedir. Bu iddianın doğruluğu kuvvetle muhtemeldir. Devleti dönüştürmeyi amaç edinmiş dış destekli odakların silah kullanmadan bunu başarması mümkün değildir. FETÖ kalkışması bunun en bariz örneğidir. Bir başkasının aynı yöntemi kullanmayacağını kimse garanti edemez. Devletin istihbarat birimleri bu iddianın üzerine gitmeli, sonucu hakkında kamuoyu samimi olarak bilgilendirilmelidir. Bu iddia aynı zamanda tarikat ve cemaatlerin birbirlerini suçlayarak karşı karşıya gelecekleri bir ortamın da ilk habercisidir. Zamanında gerekli önlemler alınmadığı taktirde ülkemiz bir de tarikat ve cemaatler arası çatışma alanına dönüşecek, iç güvenlik tehdidi bir başka boyuta daha taşınacaktır. Devlet tarafından denetlenmeyen, kontrol edilmeyen bu tür örgütlenmelerin zamanla tehdit haline gelmesi kaçınılmazdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test