Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Tek ve mutlak olan demokrasi ile bağdaşmaz

25.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çağdaş demokrasinin varlık ve etkinliğinin iki temel koşulu özgürlük ve çoğulculuktur. Bu iki koşulun karşıt kategorileri tekillik ve mutlakçı zihniyettir. Tek kişi egemenliği ve tek bir ideolojik yaklaşım ile bunu mutlaklaştıran zihniyetler, despotluk ve diktatörlüklere yol açar. Tarih bunların örnekleriyle doludur. Gerek tarım toplumunun kaba kuvvete dayalı mutlakçı kral ve padişahları; gerekse sanayi toplumunun faşist, nasyonel sosyalist ve komünist diktatörlükleri bunların açık örnekleridir. Çağdaş demokrasiler ise mutlak güç yoğunlaşmasını önlemek için, yasama ve yargıyı, yönetimin dışında ve bağımsız olarak düzenlemiştir. Yasama ve yargının işlevi yönetimin mutlak iktidarını önleme ve kontrol etmeye yöneliktir. Ayrıca bununla yetinmeyip, demokrasinin tabanda yaşam bulması için, birden çok siyasi parti ve toplumdaki farklı gruplar ile meslek örgütlerinin sivil toplum kuruluşu olarak öğütlenmesini vazgeçilmez ve zorunlu kurumlar olarak yaşama geçirmiştir. Böylece toplumda, tek adam veya tek ideolojinin egemen olmasının önüne aşılmaz setler çekilmiştir. Oysa otoriter yönetimlerde tek bir yönetici tek bir ideoloji rotasında mutlaklaştırılır. Buna karşı çıkan herkes hain ve düşman olarak, günah keçisi ilan edilir ve mutlak biçimde susturulur. Üstelik bu günah keçisi, tüm toplumu tehdit eden bir korku unsuru olarak sunulur. Kitleleri buna inandırmak için tüm iletişim kanalları da tek bir kanaldan yönetilir. Bu unsurların hepsi hem Hitler yönetiminde hem de komünist diktatörlüklerde açıkça yaşandı.

Türkiye'nin bugünkü yönetim uygulaması ne yazık ki; demokrasi ile otoriter yönetim arasında kalan tehlikeli bir bölgede gezinmektedir. Zira getirilen “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”, en azından uygulamada, yasama ve yargıyı etkin ölçüde kontrol eden ve yönlendiren bir mekanizma durumuna dönüşmüştür. Sivil toplum örgütleri ve medya, ya kontrol edilmekte ya da baskı altında tutulmaktadır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan Muhalefet Partileri, sürekli terör örgütleri ve dış güçlere hizmet eden kuruluşlar olarak ilan ediliyor ve ötekileştiriliyor. Siyasette iktidarın söylemi ne yazık ki, düşmanlık tezi üzerine kurulu ve toplumu kutuplaştırıcı işlev görüyor. Ayrıca medyanın çok büyük bir kesiminin iktidarın kontrolü yönünde dizayn edilmesi ve kullanılması üzerinden; iktidarın tabanı bağnaz bir zihniyetle kutuplaşmaya yönleniyor. Bir başka olgu olarak, İktidarın tabanında güçlü bir tarikatlar desteğinin varlığı bunu kolaylaştırıyor. Zira tarikatlar kapalı, kişi egemenliğine dayalı ve kendi tarikat zihniyeti dışında her türlü düşünceyi batıl kabul eden kuruluşlardır. Eğer iktidar sadece kendi iktidarını mutlaklaştırmak istiyor ise bu yanlış sularda gezinmeye devam eder. Yok eğer; kavgasız, bütünleştirici, çatışmasız, uzlaşmacı, çağdaş, çoğulcu ve özgürlükçü ve ekonomik refah düzeyi yüksek bir toplum istiyor ise rotayı tez elden, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı demokrasiye kırmak ve tehlikeli sulardan uzaklaşmak zorundadır.

Yaşanan olumsuz tablonun bir çözümü, iktidar grubunun aklıselim içinde çağdaş toplum ve demokrasi değerlerine yönelen bir rota değişikliğine gitmesidir. Bunun İçin olay ve olgulara ideolojik ve popülist bakış açısı yerine; onlara zor da gelse; akıl, mantık ve çağdaş değerlerin bakış açısı ile bakmasından geçer. Muhalefetten gelecek bir çözüm ise yeni stratejiler gerektiriyor. Muhalefet, son dönemde demokrasi ve güçlendirilmiş parlamenter sistem yönünde bütünleşmiş gözüküyor. Ancak bu tek başına yetmez. Muhalefetin sivil toplum örgütleri ile daha bütünleşik ve işbirliğine dayalı; toplumla bütünleşen, tabana inen strateji ve projelere ihtiyacı bulunuyor. Bu uygulamanın muhalif medyada resim çektirmek ötesine geçmesi ve organik bütünleşmede süreklilik olması gerekiyor. Muhalif partilerin, politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik alanlarda daha etkin ve işlevsel konseptler oluşturması ve bunu tabana iletebilmesi gerekiyor. İktidarın kavga ve ötekileştirme tuzağına düşerek onun peşinden gitmek yerine; ülke gündeminin önünde aktif ve yönlendirici olmalı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test