Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Bu haftanın kaçak içki salgın raporu(!)

16.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

SON BİR HAFTADA İZMİR’DE 21 KİŞİ EV YAPIMI RAKIDAN HAYATINI KAYBETTİ. SUÇLULARI KİM Mİ?

Azmettiren ÖTV+KDV; öldüren kaçak imalatçılar!..

51 kişi hayatını kaybetti

Ne uğruna?

Biraz keyif, biraz günlük sıkıntıları unutmak ya da alışkanlıktan…

Bu insanların azmettireni, katili kim?

Kim olacak; azmettiren, anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getiren ÖTV+KDV, tetiği çeken ise kaçak imalatçılar.

*

Sahte ya da ev yapımı içki ölümleri 9 Ekim’de Kırıkkale’de başladı.

‘Lord’ marka alkol bazlı ev dezenfektanı, etil alkol ve diğer karışımlarla hazırlanan sahte içkiyi içtikten sonra hastaneye başvuran 8 kişiden 7’si hayatını kaybetti.

1 kişi ise yoğun bakımda, ölümle pençeleşiyor.

*

Ancak daha beteri İzmir’de yaşandı.

Sahte içkiden ölenlerin sayısı 21’i buldu, 23 kişi ise halen tedavi görüyor.

*

Bu hale nasıl geldik?

Çok basit… İçki alımına erişimin kısıtlanması (satış saatlerinin azaltılması, tekel büfelerine yazılan astronomik cezalar, cami yakınlarına tekel açılmasının yasaklanması vb.) ve elbette içkilere ödenen gereksiz yüksek fiyatlar birçok tüketiciyi kendi evinde alkollü içki üretmeye teşvik etti. 

20 liraya alınan evsel kullanım amaçlı etil alkolle 70 cc'lik rakı kolay bir şekilde elde edilebiliyordu. O sırada 70’lik rakının fiyatı (60 TL’si vergi olmak üzere) 93 TL’ydi.

*

İktidar baktı ki olmuyor, zararsız şekilde devam eden ev yapımı üretimi engellemek için marketlerde satılan saf alkole zehir katma yolunu seçti!..

Yanlış okumuyorsunuz devlet ev yapımı rakı içmesinler diye "market alkolü"nün her 100 litresine 1,2 gram "denatonyum benzoat" katılarak ambalajlanması şartı getirdi.

*

Dr. Ozan Bingöl’ün bugünkü durumu; “Fazla vergi sadece vergiyi değil, insanı da öldürüyor” sözüyle eşleştiriyor.

*

Doğru söze ne denir ki? 

Dikkatinizi çekerim; son 10 yılda alkollü içeceklerden alınan ÖTV; rakıda yüzde 443, birada ise yüzde 365 arttı. 

1 litre rakıda 2010'da 51.48 lira olan ÖTV tutarı, 3 Temmuz'da yüzde 6.89 artırılarak 279.29 liraya çıktı. Böylece son 10 yılda vergi artışındaki oran yüzde 443 oldu.

Bunlara bir de yüzde 18 KDV ekleyin, işte tablo bu…

Yapılmaya çalışılan şu:

Paran varsa iç, yoksa sahtesi iç ve öl!..

 

Milletten 10 lira dilen, yandaşa milyarlar ver!..

Resmi Gazete’de hangi şirketin ne büyüklükte gelirinin vergiden istisna tutulduğu yayınlandı.

En büyük istisna açık ara farkla; Milangaz’ı, Total ve M-Oil’i, baba Erdoğan Demirören’in vefatından sonra OYAK’a satan; Hürriyet-Milliyet-Posta-CNN’in sahibi Yıldırım Demirören’in dünürü, ATV ve A Haber’in sahibi Kalyon İnşaat’a tanındı.

Vergi istisna tutarı, yapım bedeli 9 milyar 449 milyon lira olan, “BANDIRMA-BURSA-YENİŞEHİR-OSMANELİ DEMİRYOLU HATTI” yapım bedelinin toplamı kadar.

Böylece Kalyon İnşaat hem 21/B usulüyle kapalı bir ihaleye davet edilip milyarlık ihaleyi almış, hem de elde ettiği gelirden vergi ödeme yükümlülüğünün kaldırılmasıyla “çifte kavrulmuş” kazanç elde etmiş oldu.

*

Resmi Gazete’de sadece yandaş Kalyon İnşaat’a tanınan vergi istisnası yer almıyor.

Toplam 128 adet gelir kaleminin bulunduğu listede, Ethem Sancak’ın BMC’si de sadece Eylül ayı içinde 98 milyon 750 bin liralık vergi istisnasına sahip oldu.

*

Ekonomik krizde, asgari ücretli maaşlarından vergi kesen, millete SMS gönderip 10 lira isteyen zihniyet, nedense açık ihale yapmayıp, kanununu onlarca kez değiştirdiği ihalelerle, özellikle bu yandaş şirketleri seçip, vergi aflarıyla devletin kasası hazineden yandaş trilyonerler yaratıyor.

Devlet malı deniz de; nedense bu denizde yüzenler sadece yandaşlar!..

 

Yeni hedef Anayasa Mahkemesi mi?

Yeni gündemimiz; Anayasa Mahkemesi’nin verdiği sınırlı da olsa özgürlüğü genişletici kararlardan duyulan rahatsızlık.

Bu tespit, yüksek mahkemenin gösteri yürüyüşlerinin karayollarında da yapılabileceğine ilişkin kararı ve Enis Berberoğlu hakkında hak ihlali kararıyla zirve yaptı.

Tıpkı TBMM’nin ve medyanın denetim yetkisinden duyduğu rahatsızlık gibi…

Meslek büyüğüm Fikret Bila’nın dediği gibi; TBMM’nin denetim yetkisini işlevsiz kılan ve medyayı da büyük ölçüde kontrolü altına alan iktidarın hedefinde şimdi Anayasa Mahkemesi var.

İktidar, Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirir ve yetkilerini tırpanlarsa, sistemde yürütme gücünü denetleyebilecek kurum kalmayacak.

Oysa demokrasi bir denge-denetleme rejimidir. Hiç bir demokratik sistemde yürütme erki denetim dışında değildir.

Anayasal denetim organlarının ortadan kaldırılması ve yetkilerinin büyük ölçüde geri alınması Türkiye’nin demokratik, laik, hukuk devleti niteliklerini ortadan kaldırır.

Bu da bardağı taşırır…

 

Bir fıkra ile noktalayalım…

Adamın biri pejo marka bir minibüs alır.

Ertesi gün yolcu taşımaya çıkar. Minibüs tıklım tıklım, tutar kasabanın yolunu ve gittikçe hızlanır.

Yolculardan biri:

"Kaptan yavaş… Bir yere çarpacaz!" der.

Şoför: "Sen Pejo'yu biliyon mu?" der.

Yolcu: "Hayır!" der.

Şoför: "O zaman susacan" der ve devam eder.

Minibüs hızlanmaya devam eder.

Bir yolcu daha seslenir:

"Oğlum ben hastayım, biraz yavaş!"

Şoför yine sorar: -"Sen Pejo'yu biliyon mu?"

Amca ne bilsin, "Hayır!" der.

"O zaman susacan der" şoför.

Sonunda arkadan kızgın bir ses tonuyla bir genç seslenir:

"Yavaş git kardeşim, öldürcen bizi !!!"

Şoför yine sorar:-"Sen Pejo'yu biliyon mu?"

Genç: "Biliyorum lan, ne olacak?" der.

Şoför: "O zaman çabuk söyle, bunun freni nerde?"...

*

Bugün devletin hali pejo minibüsten beter

Freni nerde bunun; acaba bileniniz var mı?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test